

Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (SODİGEM) Müdürü Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt, kişilerin dijital kumar sarmalına, cep telefonlarının sağladığı "erişilebilirlik ve mekansızlık" özellikleri nedeniyle sanal ortamda çok daha kolay dahil olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt, AA muhabirine, sanal bağımlılığın "çağın kanseri" olarak adlandırıldığını belirterek, dijital kumarın ciddi bir kesimi etkileyen bir sarmal olduğunu söyledi.
Dijital kumar bağımlılığının, kişiyi bağımlı olduğu hissine kapılmasına izin vermeden sarmala dahil ettiğine dikkati çeken Kurt, şöyle devam etti:
"Dijital kumar, fiziksel kumarın yerini alarak sanal ortamda erişilebilirlik ve mekansızlık özellikleri sayesinde çok daha kolay ulaşılabilir hale geliyor. Cebimizdeki 'casino' olarak adlandırılıyor. Çünkü biz buna cep telefonları aracılığıyla çok rahatlıkla erişebiliyoruz. Fiziksel bir ortam gerektirmiyor. O fiziksel ortama ulaşmak için ekstra bir çaba gerektirmiyor. Anonim kalabiliyorsunuz. Kimliğiniz ortaya çıkmıyor. İçerisinde sunmuş olduğu oyunlaştırma öğeleriyle birlikte sürecin içerisinde sizin aktif olarak kalmanızı sağlıyor. Başlangıçta masum bir davranış gibi gözükerek sarmalın içine sizi alan bir süreçten bahsediyoruz."
Kurt, yakın zamanda yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, Yeşilay Danışmanlık Merkezi'ne (YEDAM) sanal kumar bağımlılığı nedeniyle başvuran yaklaşık 14 bin kişinin verileri üzerinden ortaya çarpıcı sonuçların çıktığını vurguladı.
YEDAM'a başvuran bireylerin yaklaşık yüzde 85'inin bir iş sahibi olduğunu aktaran Kurt, "Eğitim seviyesine baktığımızda da yüzde 86'sı lise ve üstü mezun. Bu yüzde 86'nın içinde de yüzde 24'ü üniversite ya da yüksek lisans mezunu bireylerden oluşuyor. En çarpıcı bulgu ise araştırmanın, cinsiyet bağlamındaki dağılımı. Ezici bir çoğunluk, yüzde 97 oranında erkeklerin daha çok bu sarmalın içinde olduğunu söylemek mümkün." bilgisini verdi.
"Bireyde kontrolün kendisinde olduğu hissi yaratılıyor"
Prof. Dr. Kurt, dijital kumar bağımlılığının başlangıçta özellikle spor müsabakalarıyla ilgili "kupon yapma" gibi basit bir gerekçe olarak görüldüğünü dile getirdi.
Sanal kumarın "kupon yapma" bağlamında, "Ben takımı iyi tanıyorum. Skorlarını biliyorum. Kendi stratejilerimi de geliştiriyorum" diye geliştiğine değinen Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bireyde kontrolün kendisinde olduğu hissi yaratılıyor. Bu kupon yapma sonucunda maç skorunun belirlenmesi, o skoru doğru tahmin eden kişilerin beklenmesi ve alınacak ödülün buna göre belirlenmesi nedeniyle bekleme sürecini içeren bir yapısı var. Bu da bireydeki ödül beklentisiyle ilişkili dopamin salgısını biraz geciktiriyor. Başlangıçta böyleyken dopamin salgısı bireye yeterli gelmiyor. Daha hızlı, kolay bir biçimde sıcak para akışını beklediği için daha farklı oyunlara yöneliyor. Burada 'casino oyunları' dediğimiz oyunlar mevcut. Başvuranların yüzde 54'ü bu oyunlardan muzdarip olduğunu dile getiriyor."
Adile Aşkım Kurt, dijital kumar bağımlılığına ilişkin başvuru yapanların yüzde 58'inin bu sürece arkadaş çevresi etmeniyle başladığına dikkati çekti.
Dijital kumar bağımlılığında farklı boyutlarda, istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabildiğini vurgulayan Kurt, şunları kaydetti:
"Ailenin maddi olanaklarını kullanmak, sürekli olarak çevresine bu konuda yalan söylemek, cep telefonunu gizleyerek kendi başına kaldığı ortamlar yaratmaya çalışmak, evdeki değerli eşyaların bir müddet sonra yok olması gibi. Kişi tarafından çevresine sürekli yalan söylendiği için olayın dijital ortamdaki boyutu fiziksel boyuta da taşınabiliyor. Başvuran kişiler bağımlılığın genellikle şiddet eğilimiyle sonuçlandığını bildiriyorlar."
Kurt, geçen yıl öğrencileriyle yaptığı görüşme tekniğinin kullanıldığı çalışmadaki sonuçlara ilişkin, şunları paylaştı:
"Maalesef gençler de bu sarmalın içerisine düşmüş durumdalar. Çünkü hedefleri, günümüzün zor ekonomik koşullarını iyileştirmek adına daha kolay yoldan hızlı para kazanma ve bunu da bir anlamda statü atlama olarak görmeleri olarak ifade edilebilir. Çünkü bireyler bulunduğu süreçten ya da ortamdan memnun değiller. Daha iyisini istiyorlar. Beynimizdeki dopamin salgısı da bunu destekliyor."
Dijital kumar bağımlılığının önlenmesi için aileye çok önemli görevler düştüğüne işaret eden Kurt, "Aile, çocuklarının ya da aile bireylerinden birisinin davranışında farklılık görüyorsa, sürekli yalan söylediğini tespit ediyorsa, 'gizli' dediğimiz birtakım süreçlerin içerisinden geçtiğini düşünüyorsa, maddi durumuyla ilgili sürekli yalan söylediğini fark ediyorsa ya da kredi kartlarında bilinmeyen kurumlara, kuruluşlara ödemeler mevcut ise burada aileler için bir tehlikenin olduğunu söylemek mümkün. Esas iş bireyde bitiyor." diye konuştu.
"2024 yılında yaklaşık 375 bin web sitesi erişime engellendi"
Kurt, dijital bağımlığının önlenmesine yönelik farklı yaptırımların gerekli olduğunu belirterek, "Bilgi Teknolojileri Kurumu bu tür sitelerin ya da web sayfalarının yayımlanmasını engellemeye çalışıyor. 2024 yılında yaklaşık 375 bin web sitesi bu bağlamda erişime engellendi. Kapatılmak da çözüm olmuyor. Nedenine gelince başka isimler altında çok hızlı bir biçimde tekrar sayfa güncellenebiliyor." dedi.
Dünyada bu tür bağımlılıkları önlemek adına farklı örnekler olduğunun bilgisini veren Kurt, şu ifadeleri kullandı:
"Almanya'da bir ay süre içerisinde belirli bir limitte oynayabiliyorsunuz. O limiti aştığınız zaman sistem sizin kumar oyunları oynamanıza izin vermiyor. İngiltere'deki 'Gamstop' şeklinde devletin düzenlemiş olduğu bir sistem var. Bütün bahis ortamları ya da sanal kumar hizmeti veren organizasyonlar buraya kayıt olmak durumundalar. Kayıt olmadığınız zaman yasal olarak sizin bu işlemleri yapmanıza izin vermiyor. Eğer birey bu sisteme kayıt olarak 'ben buradan herhangi bir şekilde oyun ve benzeri sanal kumar tarzı yapıların bana ulaşmasını istemiyorum' dediği anda sisteme girişi merkezi olarak engellenmiş oluyor."