

Daha fazlası için Instagram’dan takip edin
İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AYBİR) Başkanı Prof. Dr. Ebubekir Ceylan, Batılı ülkelerde akademik camiaya yönelik siyonist baskının, özgür düşünceyi ve meşru eleştiri hakkını tehdit eden ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti.
Ceylan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Batı akademisinde İsrail yanlısı baskı mekanizmalarını ele aldı.
Üniversiteler ve akademik ortamların ifade özgürlüğünün en önemli merkezleri olması gerektiğini vurgulayan Ceylan, ancak Batılı ülkelerde özellikle İsrail konusunda ifade özgürlüğünün tanınmadığı ve her türlü kısıtlamanın yapıldığını söyledi.
Akademik dünyada, İsrail’in Filistin’i işgaline ve soykırımına karşı duran gerek öğrencilerin gerekse akademisyenlerin ifade özgürlüğünü baskılamak amacıyla farklı mekanizmaların kullanıldığının altını çizen Ceylan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının ve özellikle soykırımın, antisemitizm kavramının bir silah olarak kullanılmasını da büyük ölçüde etkisizleştirdiğini aktardı.
Ceylan, şunları kaydetti:
"İsrail ve Yahudi lobisi bugüne kadar büyük bir anlatı oluşturarak, İsrail istisnacılığı ve 'seçilmiş millet' kavramı üzerinden Filistin’deki işgaline yönelik algıları yönetebildi. Gazze’deki soykırım bu maskeyi büyük ölçüde düşürdü. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Birçok Batı ülkesinde meşru eleştiri hakkınızı bile kullanamıyorsunuz. İsrail’in yaptığı savaş suçlarına karşı, insanlık suçlarına karşı, soykırım suçuna karşı herhangi bir şiddet içermeyen, şiddete çağrı olmayan çok masum eleştirileri bile insanlar dile getirmekten korkuyorlar."
Bugün gelinen noktada Batı'daki üniversitelerde öğrenci ve akademisyenlerin baskı ve cezalandırılmayı göze alarak Filistin halkının yanında durduğuna dikkati çeken Ceylan, öğrenci kulüp başkanlarına mobbing yapılması, öğrenci vizelerini iptal etme girişimi gibi pek çok baskı mekanizmasının Filistin destekçisi öğrencilere karşı kullanıldığını anımsattı.
Ceylan, bazı ülkelerde Filistin lehine yapılan her türlü eylemin ve hatta Filistin bayrağı açmanın bile yasaklanmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu belirterek, "Birçok mekanizmayla bir bastırma ve sindirme söz konusu. Sürecin başında ABD'nin en prestijli üniversitelerinde öğrenci ve akademisyenlerin maruz kaldığı muameleyi şaşkınlıkla izledik." diye konuştu.
Akademisyenler ve rektörler sorguya çekildi
Batılı akademisyenlerin İsrail yanlısı baskı dolayısıyla susturulduğu veya mağdur edildiğini ve bunun en prestijli üniversitelerde yaşandığını kaydeden Ceylan, yakın zamanda Emory Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Noelle McAffe'nin ilerlemiş yaşına rağmen polis tarafından tartaklanarak gözaltına alındığını hatırlattı.
Ceylan, ABD'de üniversitelere devlet mekanizmaları kullanılarak baskı yapıldığını, bazı üniversite rektörlerinin senatörlerin huzurunda "yes-no question" tarzında sorguya çekilmesini ve istenilen cevabı vermeye nasıl zorlandıklarını bütün akademik dünyanın hayretle izlediğini aktardı.
Harvard Üniversitesi gibi prestijli okulların İsrail'e destek vermemeleri nedeniyle fonlarının kesilmesiyle tehdit edildiğini dile getiren Ceylan, bu cezalandırmanın ise özgür düşünce bahanesiyle verildiğine dikkati çekti.
Ceylan, üniversitelere ve akademik dünyanın önemli unsurları olan öğrenci ile öğretim görevlilerine yönelik baskıların, ABD’deki üniversite sistemini sarsabilecek bir dönüm noktası olabileceğini vurgulayarak, şunları söyledi:
"İki taraftan da sanki bilinçli tercihler söz konusu. Batı'da bir yandan devlet eliyle yapılan baskılar, diğer yandan öğrencilerin bu baskıya rağmen Filistin’in yanında durması. Gerçekten bilinçli tercihler. Filistin davasına sahip çıkılması bağlamında, Batı kampüslerindeki öğrenci etkinlikleri Türkiye’deki kampüslere nazaran çok daha renkli ve dinamikti. Hatırlarsanız İngiltere’den Amerika’ya kadar kampüslerde çadırlar kuruldu, kamplar kuruldu. Çok diri bir kampüs havası vardı. Harvard ve benzeri üniversitelerde, Gazze’de şehit edilen insanların isimlerinin metrelerce uzun kağıtlara yazılması gibi çok etkili protesto mekanizmalarına, günümüz gençliğinin yaratıcı zihniyetiyle örtüşen eylemlere şahit olduk. Ama ABD, bu konuyu çok net bir şekilde bir kırmızı çizgi olarak gördüğü için çadırlar, kamplar dağıtıldı, öğrenciler kelepçelendi, vizeler iptal edildi."
Gazze'de yaşananları tarih kitaplarına farklı geçirmek istiyorlar
Batı'daki siyonist baskı nedeniyle mağduriyet yaşayanlar arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu kaydeden Ceylan, Massachusetts eyaletindeki Tufts Üniversitesi'nde doktora eğitimi alan Türk öğrenci Rümeysa Öztürk'ün adeta bir suç işlemiş gibi yüzleri maskeli 6 ICE görevlisi tarafından gözaltına alınış şeklinin Türk kamuoyunda da büyük infiale neden olduğunu hatırlattı.
Ceylan, Harvard’da Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nin direktörü olarak görev yapan ünlü Osmanlı tarihçisi Prof. Dr. Cemal Kafadar'ın, İsrail’i destekleyen açıklamalar yapmadığı gerekçesiyle idari görevlerinden uzaklaştırıldığının altını çizerek, şöyle devam etti:
"Gazze lehine bir ifadesi dahi olmamasına rağmen önemli bir tarihçiye sadece İsrail'i desteklemediği için bu yapıldı. Bir başka örnek de mühendislik ve kriptoloji alanında dünyadaki sayılı isimlerden birisi olan Çetin Kaya Koç. Filistin lehine yaptığı bir paylaşımdan dolayı kurucusu olduğu akademik derginin yönetiminden çıkarıldı. Bu örnekler bize yalnızlaştırma, marjinalleştirme ve ifade özgürlüğünü tamamen kısıtlama mekanizmalarının nasıl işlediğini gösteriyor."
Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, Gazze kurbanlarının tarihte yer almaması gerektiğini ve İsrail yanlısı bir tarih yazımı yapılması gerektiğini açıkça söylediğini anımsatan Ceylan, bölgeyi yüzyıllar boyunca yönetmiş bir millet olarak Türkiye’de yaşayan akademisyenlerin, siyonist tarih yazımının kavramlarıyla değil, kendi kavramlarıyla bir anlatı üretme sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.