İsrail ile ABD, İran’a yönelik saldırılarında pek çok savaş suçu işlemekle suçlandı

Halil İbrahim Medet
12.03.2026
İstanbul

İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında okullar, hastaneler, spor tesisleri ve sivil altyapı hedef alındı. Saldırılarda pek çok sivil yapı zarar görürken tarihi eserler tahrip oldu, çevresel felaket riski ortaya çıktı.

Daha fazlası için Instagram’dan takip edin

 

İsrail ile ABD’nin, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılarda kısa süre içerisinde pek çok sivil yerleşim yeri hedef alındı.

İran Kızılayı’nın yaptığı açıklamaya göre ABD-İsrail saldırılarında 14 bin civarında sivil birim hasar gördü. Hedef alınan yerler arasında 65 okul ve 13 Kızılay tesisi bulunuyor. Ayrıca saldırılarda 30’dan fazla hastanenin ve sağlık tesisinin zarar gördüğü iddia ediliyor.

İranlı yetkililer ve uluslararası insan hakları kuruluşları, İsrail ile ABD'yi savaş suçu işlemekle suçladı.

İran devlet televizyonu, saldırıların başladığı gün ABD ve İsrail’in Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki kız ilkokuluna düzenlediği saldırıda 175 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Yine 28 Şubat’ta başlatılan saldırıların önemli hedeflerinden biri de başkent Tahran’daki işlek meydanlar oldu.

İranlıların buluşma noktalarından İnkılap Meydanı’nda yer alan polis merkezine ait bina yerle bir olurken, çevredeki birçok ev ve ofiste de hasar oluştu.

Söz konusu saldırılarda Şehit Mutahhari Hastanesi, Gandi Hastanesi dahil pek çok hastane, acil yardım merkezleri ve sivil altyapı hedef alındı.

Saldırılar devam ederken hedef alınan sivil yerleşim sayısı giderek artıyor.

İran Kızılayı’nın yaptığı açıklamaya göre ABD-İsrail saldırılarında 14 bin civarında sivil birim hasar gördü. Hedef alınan yerler arasında 65 okul ve 13 Kızılay tesisi bulunuyor. Ayrıca saldırılarda 30’dan fazla hastanenin ve sağlık tesisinin zarar gördüğü iddia ediliyor.

Tarihi yapılar da zarar gördü


İsrail ve ABD’nin İran’ın başkenti Tahran’a yönelik saldırılarında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan tarihi Gülistan Sarayı’nın bazı kısımları tahrip oldu.

İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Abbas Salihi, UNESCO’dan İran’a derhal bir uzman heyeti göndermesini isterken, Gülistan Sarayı Müdürü Aferin İmami ise gazetecilere yaptığı açıklamada gözyaşlarını tutamayarak, “Bu saraydaki objeler benim çocuğum gibi. Yılların emeği vardı buralarda. Eşsiz yer ve tavan döşemeleri harap oldu. Halbuki biz Aynalı Salon’da tadilat yapalı henüz bir hafta olmuştu.” ifadelerini kullandı.

Hava saldırılarında, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Çehel Sütun Sarayı da büyük hasar aldı. Safevi döneminin en eşsiz mimari örneklerinden biri olan tarihi saray, İran’ın köklü sanat ve mimari geleneğinin önemli sembollerinden biri olarak biliniyor.

Spor tesisi hedef alındı

İran’ın güneyinde bulunan Lamerd kentinde bir spor salonuna düzenlenen saldırı sonucunda yaklaşık 20 voleybolcu da hayatını kaybetti. Fars eyaletindeki Lamerd şehrine toplam dört füze isabet ettiği ve olay sonucunda yaklaşık 100 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Olayın ardından Asya Voleybol Federasyonu (AVC) Başkanı Ramon Suzara, AVC Yönetim Kurulu üyelerine bir mektup göndererek başsağlığı dileklerini iletti.
Ramon Suzara, mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Bu mektubu, Körfez ve İran’da devam eden krizi sizlerle paylaşmak için yazıyorum. Tüm AVC adına, bu son derece zor durumdan etkilenen herkese en derin endişelerimizi ve başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Bu zor zamanlarda voleybol camiamızın daha da kenetlenmesi gerekiyor. AVC, Körfez bölgesindeki ve İran’daki üye federasyonlarını her türlü şekilde desteklemeye her zaman hazırdır. Bu zorlu dönemi atlatmanıza yardımcı olmak için yanınızda olmaya kararlıyız.”

Saldırılarda özellikle Tahran’daki büyük spor kompleksleri hedef alındı. Yerel kaynaklara göre özellikle Azadi kompleksindeki 12 bin kapasiteli kapalı spor salonunda büyük yıkım meydana geldi.
İran milli futbol takımının 78 bin kapasiteli ana stadı olan Azadi Stadı da hava saldırılarında ağır hasar aldı.

Ayrıca Azadi kompleksindeki 12 bin kapasiteli kapalı spor salonunda da büyük yıkım meydana geldi.

Saldırılar çevre felaketine yol açıyor


İsrail tarafından düzenlendiği bildirilen hava saldırılarında özellikle kentin kuzeyindeki büyük yakıt depoları ve enerji altyapısı vuruldu.

Saldırılar sonrası depolarda büyük yangınlar çıktı ve kentin üzerinde günlerce süren yoğun siyah duman bulutları oluştu. Yetkililer ve sağlık kurumları, petrol ürünlerinin yanmasıyla havaya karışan kimyasallar nedeniyle bazı bölgelerde “siyah yağmur” olarak tanımlanan kirli yağışların görüldüğünü bildirdi.

Yangınların ardından ortaya çıkan yoğun dumanın milyonlarca kişinin yaşadığı bölgelerde hava kalitesini ciddi biçimde düşürdüğü belirtiliyor. Uzmanlara göre yanan petrol depolarından atmosfere hidrokarbonlar, kükürt oksitleri ve diğer toksik bileşikler karıştı. Dünya Sağlık Örgütü de bu durumun solunum yolu hastalıkları, göz ve cilt tahrişi gibi sağlık risklerini artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Aynı dönemde İran, Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası’nda bulunan bir tuzlu su arıtma tesisinin ABD-İsrail saldırılarında vurulduğunu iddia etti. İran Dışişleri yetkilileri, saldırı sonucu tesisin devre dışı kaldığını ve en az 30 köyün su temininin kesildiğini açıkladı. ABD ise sivil hedeflerin kasıtlı olarak vurulduğu iddiasını reddetti.

Su arıtma tesisleri sivil yaşam için kritik altyapı olarak kabul edildiği için bu tür saldırılar uluslararası insancıl hukuk açısından tartışma konusu oluyor.

"Silahsız gemileri vurmak savaş suçu"

ABD Deniz Kuvvetleri’ne ait bir nükleer saldırı denizaltısı, İran Donanması’na bağlı IRIS Dena adlı fırkateyni Hint Okyanusu’nda, Sri Lanka’nın güneyinde uluslararası sularda torpido ile batırdı. ABD Savunma Bakanlığı saldırıyı doğrularken geminin bir MK-48 ağır torpidosu ile vurulduğunu açıkladı.

Yetkililere göre yaklaşık 180 mürettebatın bulunduğu gemi saldırıdan sonra birkaç dakika içinde battı. Sri Lanka Navy tarafından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında 32 denizci kurtarılırken en az 80’den fazla mürettebatın hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin kayıp olduğu bildirildi. İranlı yetkililer, geminin Hindistan’da düzenlenen bir uluslararası deniz etkinliğinden döndüğünü ve aktif bir muharebe görevi yürütmediğini savundu.

İran tarafı ayrıca geminin silahsız olduğunu ve uluslararası sularda seyir halindeyken vurulduğunu öne sürerek saldırıyı “yasadışı” ve "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendirdi.