Sosyal medyaya yönelik bilimsel bir araştırma, kısa video paylaşım platformları TikTok, Instagram Reels ve YouTube Shorts'ta gezintinin beyin çürümesine (beyinde geri dönüşü olmayan zarara) yol açabileceğini ortaya koydu. Çalışmada 98 bin 299 katılımcının verileri analiz edildi. Bulgulara göre kısa videoların yoğun tüketimi dikkat süresini kısaltıp, stres ve anksiyete seviyesini artırıyor.
Avustralya merkezli Griffith Üniversitesi'nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği "Beslemeler, Duygular ve Odaklanma: Kısa Video Kullanımının Bilişsel ve Ruh Sağlığı İlişkilerini İnceleyen Sistematik Bir İnceleme ve Meta-Analiz" başlıklı çalışma, Amerikan Psikoloji Derneği bülteninde paylaşıldı.

Yoğun kısa video tüketiminin bilişsel becerileri zayıflattığını aktaran makalede şu detaylara yer verildi:
- Olumsuz ilişki, özellikle dikkat süresi ve dürtüleri kontrol etme yeteneği olan engelleyici kontrol alanlarında zirveye ulaşıyor. Bu, kısa videoları sık tüketen kişilerin, uzun soluklu okuma, problem çözme veya derin öğrenme gibi çaba gerektiren görevlere odaklanmada zorlandığı anlamına geliyor.
- Kısa videolar, başlangıçta eğlenceye yönelik olsalar da, giderek artan bir şekilde eğitim, siyasi kampanyalar, reklamcılık ve tüketicilik alanlarında kullanılıyor. 'Sonsuz kaydırma' tasarımları, bağımlılık ve olumsuz sağlık etkileri konusunda endişelere yol açtı.
- Araştırmacılar, bu bilişsel gerilemeyi alışkanlık (habituation) ve duyarlılık (sensitization) adı verilen ikili bir mekanizma ile açıklıyor. Sürekli hızlı tempolu içeriğe maruz kalmak, beyni daha yavaş ve yorucu görevlere karşı duyarsızlaştırırken (alışkanlık), algoritmalar tarafından sunulan anlık, öngörülemez ödüller ise anlık tatmin arayışını pekiştiriyor ve dürtüsel etkileşim kalıplarını güçlendiriyor (duyarlılık).

- Artan kısa video kullanımı, genel olarak daha zayıf ruh sağlığı ile ilişkilendirildi. Bu olumsuz ilişki, özellikle stres ve anksiyete semptomlarında belirginleşiyor.
- Uzmanlar, SFV'lerin beynin dopamin ödül sistemini aşırı uyararak kullanıcıların platformdan kopmasını zorlaştırdığını ifade ediyor. Bu sürekli etkileşim döngüsü, bazı kullanıcıların çevrimdışı ortamlarda duygularını düzenlemede zorluklar yaşamasına ve gerçek dünya etkileşimlerini pasif dijital etkileşimlerle değiştirerek yalnızlık hissinin artmasına yol açıyor.
- Gençlerin günde ortalama 6,5 saat çevrimiçi olduğunu gösteren araştırmada yüzde 74'ü Asya'da, yüzde 11'i Kuzey Amerika'da, yüzde 11'i Avrupa'da, yüzde 3'ü Afrika'da ve yüzde 1'i Orta Amerika'da yaşayan internet kullanıcılarının durumları analiz edildi.
Araştırmacılar, bulguların platform tasarımcıları, halk sağlığı yetkilileri ve eğitimciler için kritik bilgiler sunduğunu belirtiyor. Kısa videoların günlük yaşamdaki baskın rolü göz önüne alındığında;
Dengeli Kullanımı Teşvik Etmek için araştırmaya dayalı yaklaşımların geliştirilmesine,
Özellikle bilişsel sağlık ve fiziksel sağlık gibi az çalışılmış alanların gelecekteki araştırmalara öncelik verilmesine
Kullanıcıların dikkat kapasitelerini ve ruh sağlıklarını koruyacak şekilde platformlarla daha sağlıklı etkileşim kurmalarına rehberlik edilebilmesinin önemi vurgulanıyor.