Avrupa Parlamentosu'nun (AP), Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasında varıldığı açıklanan ticaret anlaşmasının onay sürecini süresiz olarak askıya alması, sosyal medyada kafa karışıklığına yol açtı. Gelişmenin doğruluğu sorgulanırken, söz konusu kararın ne anlama geldiği ve olası etkileri merak konusu oldu.
- ABD ve AB arasındaki ticari anlaşma neydi?
ABD Başkanı Donald Trump, Temmuz 2025'te İskoçya'da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Trump, AB ile ticaret anlaşması görüşmelerinin tamamlandığını duyurdu.
Trump, anlaşma kapsamında AB ülkelerinin ABD menşeli ürünlere gümrük tarifesi uygulamama taahhüdünde bulunduğunu, ABD'nin ise AB ürünlerine yüzde 15 oranında gümrük tarifesi uygulayacağını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı doğrultusunda, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) ABD menşeli ürünlere uygulanan birçok AB gümrük vergisinin kaldırılmasını öngören yasama teklifleri gündeme geldi. Ancak, bu tekliflerin yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Parlamentosu'nun yanı sıra AB üyesi ülkelerin de onayı gerekiyor.
- Avrupa Parlamentosu neden ticaret anlaşmasının onay sürecini süresiz olarak askıya aldı?
AP Uluslararası Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, ABD merkezli sosyal medya platformu X'te yaptığı açıklamada, AP'nin AB-ABD ticaret anlaşmasına ilişkin onay sürecini süresiz olarak askıya aldığını duyurdu.
AP'nin resmi internet sayfasında yayımlanan açıklamada, ABD'nin AB üyesi bir ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliğini tehdit eden söylemleri ile gümrük tarifelerini baskı aracı olarak kullanmasının, AB-ABD ticari ilişkilerinde istikrarı ve öngörülebilirliği zedelediği vurgulandı.
Açıklamada, AP Uluslararası Ticaret Komitesi'nin gölge raportörlerinin de Danimarka ve Grönland'ın egemenliği ile toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz bağlılığı yinelediği belirtildi. Grönland, Danimarka ve Avrupa'daki müttefiklere yönelik, özellikle gümrük vergileri üzerinden dile getirilen ve giderek artan tehditler karşısında, ABD'nin iş birliği yerine çatışmayı tercih eden tutumunu sürdürmesi nedeniyle, Turnberry'de uzlaşılan iki yasama teklifine ilişkin çalışmaların askıya alınmasından başka seçenek kalmadığı ifade edildi.
Açıklamaların resmi makamlar tarafından yapılmasına rağmen, ticaret anlaşmasının onay sürecinin süresiz olarak askıya alınması sosyal medyada kafa karışıklığına yol açtı. Bazı kullanıcılar gelişmenin doğruluğunu sorgularken, kararın ne anlama geldiği ve olası etkileri merak konusu oldu.
Anadolu Ajansı (AA) Teyit Hattı, anlaşmayla ilgili detayları TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. A. Talha Yalta'ya sordu.
- Bu karar, hukuki bir iptalden ziyade siyasi bir fren
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) AB-ABD ticaret anlaşmasının onay sürecini askıya almasının ne anlama geldiğini açıklayan Yalta, söz konusu kararın hukuki açıdan bir "iptal" anlamına gelmediğine dikkat çekti. Basına yansıyan bilgiler çerçevesinde değerlendirmede bulunan Yalta, burada AP Genel Kurulu'nun nihai bir iptal kararı almadığını, sürecin Parlamento’nun Uluslararası Ticaret Komitesi (INTA) nezdinde "bir sonraki bildirime kadar dondurulmasının" söz konusu olduğunu belirtti.
Bu nedenle anlaşmanın hukuken tamamen iptal edilmediğini vurgulayan Yalta, kararın siyasi etkisine işaret ederek, bunun “yakın vadede ilerleme ihtimalinin ciddi şekilde zayıfladığına dair güçlü bir sinyal" olduğunu ifade etti. Yalta, bu durumu "hukuki bir iptalden ziyade siyasi bir fren" olarak nitelendirdi.
AP'nin bu tür kapsamlı ticaret anlaşmalarında veri koruma, rekabet politikası ve düzenleyici egemenlik gibi başlıklarda daha temkinli bir yaklaşım benimsediğini hatırlatan Yalta, askıya alma kararının da bu genel tutumla uyumlu olduğunu dile getirdi.
- Türkiye'ye etkileri çok daha dolaylı olacak
Kararı küresel ticaret dengeleri ve Türkiye ekonomisi açısından da değerlendiren Yalta, bu tür gelişmelerin küresel ticaretin yönüne dair daha geniş bir tabloya işaret ettiğini söyledi. Yalta, küresel ticaretin büyük kapsamlı serbest ticaret anlaşmalarından ziyade, "daha parçalı, jeopolitik gerilimlere duyarlı ve sektör bazlı düzenlemelere dayalı bir yapıya kaydığını" ifade etti.
AB ile ABD arasında kapsamlı bir çerçeve anlaşmanın bulunmamasının, özellikle dijital ekonomi, sanayi sübvansiyonları ve karbon düzenlemeleri gibi alanlarda transatlantik düzenleyici ayrışmayı derinleştirebileceğini vurguladı.
Söz konusu gelişmelerin Türkiye'ye etkilerinin ise daha çok dolaylı olacağını belirten Yalta, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği içinde bulunması nedeniyle, AB'nin ticaret politikasındaki her değişimin Türkiye'nin dış ticaret koşullarına da yansıdığını hatırlattı. Yalta, AB-ABD hattında belirsizlik ve ayrışmanın artması halinde, Türkiye'nin bazı sektörlerde ticaret sapması ve rekabet gücü kaybı riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
Öte yandan bu sürecin yalnızca riskler barındırmadığına da işaret eden Yalta, iki taraf arasındaki düzenleyici boşlukların Türkiye için ara üretim ve tedarik zincirlerinde yeni fırsatlar yaratabileceğini de belirtti. Yalta, "Etkilerin büyüklüğü, anlaşmanın kapsamı, sektör bazlı taahhütler ve AB-ABD ilişkilerinin jeopolitik seyri gibi faktörlere bağlı olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.