Birleşmiş Milletler (BM) ve bağlı altı kuruluşun ortak girişimiyle, 'İnterneti Herkes İçin Nasıl Daha Güvenli Hale Getirebiliriz?' başlıklı bir analiz yayımlandı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (UNSDG) internet sitesinde paylaşılan çalışmada; nefret söylemi, dezenformasyon ve yanlış bilginin toplumları kutuplaştırarak şiddete zemin hazırlaması, yapay zekanın gerçeklik algısını bozması ve içerik üreticilerinin doğrulama süreçlerini ihmal etmesi gibi temel sorunlara dikkat çekilerek beş stratejik çözüm yolu önerildi.
Dezenformasyon sorunu, yapay zeka-deepfake’in gerçekliği bozması ve nefret söylemi gibi sorunların ele alındığı analize, RCO (BM Yerleşik Koordinatörlük Ofisi), UNDP (BM Kalkınma Programı), UNESCO (BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü), UNICEF (BM Uluslararası Çocuk Acil Durum Fonu), UNWOMEN (BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birliği) ve UNODC (BM Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi katkı sundu. Analizde 162 ülkede gerçekleştirilen saha çalışmalarından hareketle 5 temel yol önerildi. Bu öneriler genel olarak şöyle sıralanabilir:

Analizin giriş bölümünde yirmi yıl önce kısıtlı bir hızla yayılan yanlış bilginin, günümüzde stratejik bir silaha dönüştüğü vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
- 20 yıl önce, dünyanın birçok yerinde yanlış bilgi, dedikodu gibi yavaşça yayılıyordu. Ağızdan ağıza yayılıyor, yanlış bir gazete manşeti olarak ortaya çıkıyor veya tuşlu telefonda beceriksizce yazılmış bir mesaj olarak geliyordu. Genellikle yerel, sınırlı ve düzeltilmesi nispeten daha kolaydı.
- Ancak zaman değiştikçe, yanlış bilgi, dezenformasyon ve nefret söylemi, toplulukları birbirinden ayırmak için kullanılan silahlara dönüştü. Viral hale gelen içerik çoğu zaman zehirleyici oluyor. Yapay zeka, giderek gerçekliği çarpıtıyor ve yerel ve küresel anlatıları şekillendiriyor.

Analizde BM Küresel Risk Raporu kapsamında 130'dan fazla ülkede 1000'den fazla uzmana göre 2024 itibariyle dezenformasyonun/yanlış bilginin üçüncü en ciddi küresel risk olarak listelendiğine yer verildi. Analizde şu bilgiler paylaşıldı:
- 16 ülkede internet kullanıcılarının yüzde 67'si çevrimiçi nefret söylemine tanık oldu. Bu oran, 35 yaşın altındakiler için yüzde 74'e yükseldi. (UNESCO ve IPSOS analizi)
- Çevrimiçi olan 6 milyar insanın bir parçası olarak, kadınlar, çocuklar ve marjinalleştirilmiş topluluklar da dahil olmak üzere, dijital alanları bugün ve her gün daha güvenli hale getirmede hepimizin bir rolü var.

Analizde, BM'nin 162 ülke ve bölgedeki saha çalışmalarına dayanarak, "herkese daha güvenli internet" için önerdiği 5 temel yol paylaşıldı.
1) Erken eğitim ve medya okuryazarlığı
Okullarda ve topluluklarda erken başlayın: Çocukları ve öğretmenleri nefret söylemini, yanlış bilgiyi ve dezenformasyonu tanıma, bunlara karşı çıkma ve bildirme konusunda donatma.
- BM ekibi, Peru’da, 900+ öğrencinin medya ve bilgi okuryazarlığı hakkında daha fazla bilgi edinmesini sağladı. Eğitim odaklı bu yaklaşım, UNICEF’in yaklaşık bin 200 öğretmen ve 4 bin 700 ebeveyni olumlu disiplin konusunda eğittiği Sri Lanka'da da merkezi bir rol oynadı. Bu sayede 10 bin+ ortaokul öğrencisi nefret söylemiyle mücadele girişimlerine katıldı.
2) Teyit kültürünü yaygınlaştırma
Gazetecileri, içerik üreticilerini ve teknoloji şirketlerini gerçeklik kontrolüne dahil edin: Gazeteciler ve içerik üreticileri, bilgi bütünlüğü ve medya okuryazarlığı için kararlı müttefikler olmaya devam etmeli.
- UNESCO, 2024'te 45 ülkeden 500 içerik üreticisiyle anket yaptı. Yüzde 60'tan fazlası, izleyicileriyle paylaştıkları bilgileri doğrulamadığını itiraf etti.
-BM Sri Lanka ekibi, 12+ medya kurumuna etik habercilik yönergeleri oluşturma konusunda destek verdi ve nefret söylemi ve yanlış bilgilendirmeyle mücadele etmek için 350 gazeteciyi cinsiyete duyarlı habercilik konusunda eğitti.
- Etiyopya'da, BM Nefret Söylemi Görev Gücü, BM Etiyopya Derneği ve Etiyopya Medya Konseyi ile birlikte gençler, medya kuruluşları ve doğruluk kontrolü yapan örgütler eğitildi. Nefret söylemine karşı yapay zeka, yasal çerçeveler ve yanlış bilgilendirmeyle mücadele için en iyi uygulamalar konusunda tartışmalar teşvik edildi.
-Kenya, bilgi bütünlüğünü sağlamak için medya platformlarıyla çalışarak doğruluk kontrolü alanında bir yenilikçi olarak ortaya çıktı. RCO, özel sektör ortaklarını da içeren ve son teknoloji ürünü bir erken uyarı sistemi aracılığıyla yanlış bilgilendirmeyi izleyen yüksek teknolojili bir konsorsiyumun oluşturulmasını desteklemek için bir araya getirme gücünü kullandı.

3) Çevrimiçi ve çevrimdışı diyalog alanı yaratma
Çevrimiçi ve çevrimdışı diyalog ve dayanışma alanları oluşturun: Çevrimiçi nefret söylemi modern bir sorun olsa da BM, gerçek dünyadaki dayanışmayı dijital alana taşımak için sanat ve okul katılımı da dahil olmak üzere denenmiş ve kanıtlanmış yöntemlerden yararlanıyor.
- Sırbistan'da her 4 kişiden 1'i, nefret söylemi de dahil olmak üzere bir tür dijital şiddete maruz kaldı. BM, gençler ve karar vericiler arasında daha fazla kamuoyu diyaloğunu teşvik etmek için 'Hoşgörü Kampanyası' başlattı. Belgrad'da büyük bir duvar resmiyle kapsayıcılık ve topluluk mesajı verildi.
4) Teknoloji temelli şiddete karşı farkındalık
Kadınlara ve çocuklara karşı teknoloji tabanlı şiddet hakkında farkındalık oluşturun: Dünya Bankası'na göre, ülkelerin yüzde 40'ından azı kadınları siber taciz ve siber takipten koruyan yasalar kabul etti.
- Farkındalığı artırmak amacıyla, UNWOMEN ve UNDP, Bangladeş genelinde 480 binden fazla kişiye, izleyicilerin çevrimiçi şiddete maruz kalan kadınların hayatlarına adım attığı interaktif bir film olan 'Safetyforher.Net'i tanıttı. Proje, kamuoyunda diyaloğu teşvik ederek, çevrimiçi zararı azaltmak için çevrimdışı güvenli alanlar oluşturmayı amaçladı.
- Anlamlı diyalog, Tayland'da da sergilendi; yüzlerce aile Benjakitti Parkı ve Tayland-Belçika Köprüsü'nde bir araya gelerek kadın ve kız çocuklarına yönelik dijital şiddeti sona erdirmek için destek sözü verdi.
- Solomon Adaları'nda dijital okuryazarlık müfredatın bir parçası olmadığı için, BM destekli Spotlight Girişimi, gençleri çevrimiçi güvenlik konusunda daha iyi anlamaları için eğitiyor ve onları çevrimiçi şiddeti ve siber zorbalığı tanımaya ve bunlarla mücadele etmeye teşvik ediyor.
5) Daha güçlü politika daha güçlü yasa
Çevrimiçi güvenliği önceliklendiren daha güçlü politikaları savun: Sahada çalışmak, değişim yaratmanın önemli bir parçası ancak eylemi koordine etmek, sürdürülebilir bağlılığı sağlamak ve rehberlik sunmak için genel çerçevelere ihtiyaç bulunuyor. Politika ve uygulama aynı farenin iki düğmesi.
- Gana, somut eylemi üst düzey stratejiyle birleştirmenin bir örneği. UNODC Siber Suçlar Küresel Programı'nın desteğiyle, Ganalı gençler dijital güvenlik, inovasyon ve dijital etiği kutlamak için Ulusal Siber Güvenlik Yarışması'nda yarıştı. Sadece birkaç gün sonra Gana, sınır ötesi işbirliğini, kanıt paylaşımını ve siber suçlarla mücadele yasalarını geliştirmek için BM Siber Suçlara Karşı Sözleşme'yi imzaladı.

Analize göre Daha Güvenli İnternet Günü, internet güvenliğinin herkesin sorumluluğu olduğunu kabul ediyor. BM, yerel toplulukları ve ulusal politika yapıcıları harekete geçiriyor. İster ulusal hükümetlerle politika taslakları hazırlamak, ister yerel topluluklarla etkileşim kurmak olsun BM ekipleri, hiç kimsenin dezenformasyonun kurbanı veya kasıtsız faili olmamasını sağlamak için çalışıyor.
Daha fazla bilgi daha güvenli internet
Analizin son kısmında "Herkese açık bir internet" başlığıyla şu değerlendirme yer aldı: "Dijital gürültünün ortasında, avatarların, yorumların ve emojilerin arkasında gerçek insanlar olduğunu unutmak kolaydır. İnternetin kamusal alanında, güvenilir otoriteleri sahtekarlardan ayırt edebilecek güce sahip olmalıyız. Yanlış bilgiyi tanıyarak, nefret söylemini bildirerek ve teknoloji tabanlı şiddet hakkında daha fazla bilgi edinerek, dünya çapındaki internet gerçekten de tüm dünya için daha güvenli bir yer olabilir."