Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, emlak piyasasını canlandırmak amacıyla 'konut satışı karşılığı vatandaşlık' verileceği iddiaları, sosyal medyada ve haber sitelerinde tartışma konusu oldu.
ARKA PLAN VE İDDİALAR
ABD merkezli sosyal medya platformu X’te "150 bin dolarlık konut alan Türk vatandaşlarına KKTC vatandaşlığı verilecek" iddiası gündem oldu.
Dolaşıma giren içeriklerde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetinin Koronavirüs salgını sonrası gayrimenkul sektöründe yaşanan durgunluğu aşmak amacıyla yeni bir düzenlemeye gittiği öne sürüldü.
Bu kapsamda en az 150 bin dolar değerinde konut satın alan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, KKTC vatandaşlığı alma hakkına sahip olacağı iddia edildi.

BULGULAR
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanlığı, 150 bin dolarlık konut alımı karşılığında vatandaşlık verileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Türk Ajansı Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre Başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bu iddiaların Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer'in mülakatına dayandırılarak gündeme getirildiği belirtildi.
Açıklamada, "Hükümetimizin 150 bin dolar tutarındaki konut alımına karşılık KKTC yurttaşlığı verilmesine yönelik herhangi bir çalışması, kararı ya da gündemi bulunmamaktadır. Bu yönde bugüne kadar ortaya konmuş bir hükümet politikası olmadığı gibi, ilgili kurumlar nezdinde yürütülen herhangi bir hazırlık da söz konusu değildir." ifadelerine yer verildi.
Hükümetin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin hukuku siyasallaştırarak KKTC ekonomisini hedef alan faaliyetleri karşısında, inşaat sektörünün ve genel ekonomik yapının güçlü kalmasını sağlamak amacıyla sektör temsilcileri ve ekonomik örgütlerle sürekli istişare halinde olduğu kaydedilen açıklamada, ülke gerçekleri ve kamu yararı doğrultusunda yol haritası oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdüğü vurgulandı.
Açıklamada, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla 16 Ocak'ta düzenlenen Ekonomik Örgütler Değerlendirme Toplantısı'nda da Yılmaz ile Başbakan Ünal Üstel tarafından bu yönde herhangi bir teklif veya önerinin dile getirilmediği, yalnızca ekonomik örgütlerin talep ve önerilerinin dinlendiği belirtildi.