"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 11'inci duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 11'inci duruşması tamamlandı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmanın başında konuşan Mahkeme Heyeti Başkanı Selçuk Aylan, uyarılara rağmen ısrarla salon içerisinden görüntü çekildiğini ve sosyal medyada paylaşım yapıldığını belirtti.

Aylan, bu tutuma devam etmemeleri konusunda milletvekillerine ve izleyicilere uyarıda bulundu.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Bu esnada söz alan, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Mahkeme esnasında bizlerin olduğu bu ortamda çekilen fotoğraflar bize de zarar vereceği için ister milletvekili ister izleyici olsun herkesin özenli davranmasını, dikkat etmelerini istiyoruz. Bu sadece mahkemeye değil, bize de zarar veriyor." ifadelerini kullandı.

Daha sonra duruşma, dün akşam savunmasını tamamlayan Mehmet Murat Çalık'a çapraz sorgu yapılmasıyla devam etti.

Mahkeme Başkanı Aylan, Çalık'a, "Adem Soytekin ile ilgili detaylı bir anlatımınız olmadı. Bu konuyla alakalı detaylı ifadenizi verir misiniz?" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine Çalık, Soytekin'le bir toplantıda tanıştığını belirterek, "Toplantıda bir ortağı da vardı. 2014'ten beri tanıdığım bir iş insanıdır. Yaşça benden küçük olması nedeniyle bana 'ağabey' derdi. Adem'le tanışıklığımız vardır. Zaman zaman Trabzonspor'un maçlarına birlikte gitmişliğimiz, yemek yemişliğimiz var. Birçok müteahhidin taşeronluğunu yapmıştır. İşini de iyi yapar. Yakinen tanırım, ailesini, evlatlarını tanırım. Ancak, 'Adem Soytekin'e şunu verin, bunu verin.' diye bir talimatım olmamıştır." cevabını verdi.

Sanık İmamoğlu, bu sırada söz alarak, 2019 yılında İBB Başkanlığı adaylığı kesinleştikten sonra Çalık'a Beylikdüzü Belediye Başkanlığı adaylığını teklif ettiğini, Çalık'ın bu teklifi başta reddettiğini ancak ısrarları sonucunda kabul ettiğini aktararak, Çalık'a "Size, 'Herhangi bir kişiyi belediye başkan yardımcısı, müdür, danışman, yönetici yapacaksın.' gibi bir talimatım olmuş mudur?" diye sordu.

Çalık, "Kesinlikle olmamıştır. Beylikdüzü'nden İBB Başkanı olmak için yola çıktığınızda hiç tereddütsüz belediyedeki herkes İBB'ye gitme arzusu içindeydi. Sizinle gidenler de oldu ama gitmeyenlerin de aklı sizinle birlikte İBB'ye gitti. Bu adamlara Beylikdüzü'nde yeniden motivasyon sağlamakta ilk aylarda çok zorlandım. Sizin bana herhangi bir talimatınız olmadığı gibi bir de böyle bir zorluk yaşadım." şeklinde yanıt verdi.

İmamoğlu'nun, "Beylikdüzü'nde 2013'te seçim taahhüdü olarak hazırladığımız ne varsa yüzde 90'a yakınını 12 yıl içinde başardık. Tek bir menfaat ilişkisi üzerine bir toplantı yaptık mı, bununla ilgili bir masada oturduk mu? Herhangi bir iş insanı veya taşeron firma ile ilgili size usulsüz bir teklifte bulundum mu?" sorusunu ise Çalık, "Bununla ilgili herhangi bir masa toplantısında bulunmadım, bu şekilde bir şahitliğim de yoktur. Sizden usulsüz bir teklif almadım." diye cevapladı.

Sorularının ardından İmamoğlu, mahkeme heyetine "Bizler çok ağır bir yük taşıyoruz. Millet sizden adaletli bir karar bekliyor. 'Asrın yolsuzluğu' diye tariflenen bir işin içindeyiz. Lütfen bundan imtina edin. Asrın yolsuzluğu değil asrın hukuksuzluğuyla mücadele veriyoruz. Demokrasi mücadelesi veriyoruz." diyerek yerine geçti.

Sorgunun tamamlanmasının ardından Çalık'ın avukatının beyanı dinlendi.

Daha sonra savunması alınan, tutuklu sanıklardan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in yeğeni ve İSPER AŞ çalışanı, tutuklu sanık Murat Keleş, kimlik tespitinde tutukluluk durumu sebebiyle aylık gelirinin sıfır lira olduğunu ifade etti.

Amcası Fatih, babası Zafer ve kuzeni Mustafa'nın da tutuklu olduğunu belirten Keleş, yasa dışı hiçbir eyleme karışmadıklarını savundu.

Tutuksuz sanıklardan Ahmet Sari'nin "rüşvet parası olan 169 milyon 500 bin TL'yi farklı tarihlerde Florya'da bulunan Başkanlık Konutu'nda Keleş'in ağabeyi Zafer Keleş ve yeğeni olan Murat Keleş'e teslim ettiği" iddiasına ilişkin Keleş, şunları söyledi:

"Sari'nin hatırlayamadığı detaylar sebebiyle aylardır tutukluyum. Bana yöneltilen başka suçlama da yok. Ahmet Sari'yle hiç görüşmedim. Kendisi amcama 17 kere para gönderdiğini, paraların benim veya babam tarafından teslim alındığını iddia etmiş. Yalandır. Kendisinden hiçbir şekilde para almadım. Amcam da dahil kimseye para götürmedim. Kendisine şunu sormak isterdim, kendisinden bırakın parayı herhangi bir hediye, iğne dahi almışlığım var mıdır? Bırakın para alıp teslim etmeyi, bu kadar parayı hayatımda hiç görmedim."

Keleş'in avukatları da iddiaları reddederek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmada daha sonra Kirazlı-Halkalı Metro Hattı yapım işi ihalesine fesat karıştırdığı iddiasıyla yargılanan İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar savunma yaptı.

Mühendis olduğunu ve aylık gelirinin 70 bin lira olduğunu beyan eden Avşar, ifadesinde Yenikapı-Otogar arasında faaliyet gösteren M1B metro hattının ilk ihalesinin Mart 2017'de yapıldığını kaydetti.

İhaleyi MİKA, MAKYOL, İÇTAŞ, Kalyon ve Astur ortak girişim grubunun aldığını anlatan Avşar, "Bu grup işlere ve imalatlara başlıyor fakat Eylül 2018'e gelindiğinde projede yalnızca yüzde 4 fiziki ilerleme olduğu görülüyor ve proje durduruluyor. Raylı sistem projelerinin işlerine eksiksiz devam edebilmesi için teknik kriterler kadar finansal sürekliliğin de sağlanması gerekiyor. Fakat projenin ne ihale hazırlıklarının yapıldığı 2016-2017 dönemlerinde ne de 2017-2018 dönemlerinde herhangi bir finansman temini gerçekleşmiyor. 2019 sonrasında o dönemde İstanbul'da durmuş birçok raylı sistem hattı gibi bu hatta da bir kredi finansman arayışı çalışmalarına başlanılıyor." diye konuştu.

Avşar, Mayıs 2022'de bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıktığını, yüklenici firmalara ilerleyişi yüzde 15'i geçmediyse tek taraflı fesih hakkı verildiğini ve projeyi yapan iş ortaklığı grubunun bu haklarını kullanarak tasfiye talebinde bulunduklarını, Ağustos 2022'de Hazine ve Maliye Bakanlığının bu talebi onayladığını vurguladı.

Söz konusu projeye Eylül 2022'de dahil olduğu bilgisini veren Avşar, o dönem metronun ilerlemesi konusunun gündeme alındığını, ihalede kullanılması düşünülen projeleri incelediklerinde ciddi manada ihtiyaç fazlası tasarım gerçekleştiğini gördüklerini, böylece proje revizyonu süreci başlattıklarını anlattı.

Revizyonla projede tasarruf yapabileceklerini fark ettiklerini ve 14 milyar 850 milyon liralık bir tasarruf kalemi oluşturduklarını dile getiren Avşar, savunmasına şöyle devam etti:

"Öncelikli olarak kaba inşaat işleri tamamlanamayan M1B uzatması Kirazlı ve Halkalı Üniversite kısmında bir ihale hazırlığına çıktık. İnşaat işleri ihalesini gerçekleştirdikten sonra, sistemin kalan projeleri tamamlandığında bir bütün halinde tekrar ihale edilme gerekliliğini gördük ve o dönemde çıkan başka bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bu ihalenin iptalini gerçekleştirdik. Bütün halde tekrar ihale kararı aldık. Bu karara itirazlar oldu, Kamu İhale Kurumu'nda, idare mahkemelerinde ve Danıştay'da karara bağlandı. Danıştay'ın nihai kararıyla, ilk yaptığımız inşaat işleri ihalesinin iptali kesinlik kazandı. Bu karar sonrasında hattın bütüncül bir şekilde ihale hazırlıklarına başladık. İhaleyi pazarlık usulü yapmaya karar verdik, yaklaşık maliyet hazırlama sürecine geçtik. Ardından davet edilecek firmaların seçimi sürecine geçtik, 6 kişilik bir davet listesi hazırladık. İlk ihalemizi 26 Eylül 2024'te yaptık. Davet ettiğimiz 2 firma teklif vermedi, 2 firma KKTC firması da dahil ederek iş ortaklığı teklifi sundu, bir firma tek başına katıldı. Davet ettiğimiz diğer firma ise yanına 2 ortak alarak bir iş ortaklığı şeklinde teklif sundu."

Avşar, ihalenin ikinci turunda iki firmanın teklifinin geçerli sayıldığını belirterek, ihale sürecini mevzuata uygun yürüttüklerini ancak gelen tekliflerin yaklaşık maliyete çok yakın kalması ve yeterli rekabetin oluşmaması nedeniyle ihaleyi iptal ettiklerini söyledi.

İhale komisyonunun sadece usul denetimi yaptığını, nihai sorumluluğun kendisinde olduğunu vurgulayan Avşar, piyasayı ve projeyi iyi bildiği için fiyatı yüksek bulduğunu, iptal kararının ciddi risk içerdiğini ancak mühendislik hesaplarına, metrajlara ve piyasa koşullarına güvenerek bu riski aldığını ifade etti.

Avşar, ikinci ihalede daha fazla firmadan teklif alarak rekabeti artırdıklarını, geçersiz teklifleri açıkça elediklerini ve ilk ihalenin sadece sınırlı kaba inşaat işlerini kapsadığını, ikinci ihalenin ise tüm sistemleri ve mevcut hatların revizyonunu içerdiğini, fiyat farkının da doğal olduğunu ileri sürdü.

Hakkındaki suçlamaların büyük bölümünün iddianamede "ihbar eden" sıfatıyla yer alan Ogün Kuzu'nun beyanlarına dayandığını aktaran Avşar, yaklaşık maliyetin sızdırıldığı iddialarını reddetti.

Sektörde bu büyüklükteki işlerin maliyetinin uzmanlarca öngörülebileceğini, tekliflerin yaklaşık maliyete yakın olmasının tek başına suç sayılamayacağını öne süren Avşar, kendisine yöneltilen ihaleye fesat ve kamu zararı iddialarının teknik açıdan hatalı ve gerçeklikten uzak olduğunu, tüm süreçte kamuya büyük tasarruf sağladıklarını savundu.

Duruşma, tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 30 Mart Pazartesi gününe ertelendi.

Bu arada, bugüne kadar duruşmada toplam 15 tutuklu sanığın savunması tamamlanmış oldu.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.