NATO, kuruluşunun 77. yıl dönümünde, en güçlü üyesi ABD'nin ayrılma riskiyle karşı karşıya

Kurulduğu günden bu yana hiçbir üyesini kaybetmeden genişlemeyi sürdüren Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 77. yılında en güçlü üyesi ABD'nin ayrılma ihtimalinin tartışıldığı kritik bir süreçten geçiyor.

AA muhabiri, NATO'nun genişleme sürecinin aşamaları, Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılım sürecinde yaşananları ve ABD ile NATO arasında yaşanan sürtüşmeleri derledi.

NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) Avrupa'da genişlemesini engellemek amacıyla 4 Nisan 1949'da ABD'nin başkenti Washington'da kuruldu.

Merkezi Belçika'nın başkenti Brüksel'de bulunan NATO, kuruluşundan bu yana hiçbir üyesini kaybetmeden genişlemesini sürdürüyor.

Başlangıçta ABD, Kanada, Belçika, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz olmak üzere 12 ülkeyi bir araya getiren ittifak, uyguladığı "açık kapı" politikası sayesinde geride bıraktığı 77 yılda 32 üyeye ulaştı.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

NATO'nun genişlemesi

Türkiye, 1950'de Kuzey Kore'nin Güney Kore'yi işgal etmesiyle başlayan Kore Savaşı'na 4 tugay asker göndermesinin ardından, 18 Şubat 1952'de Yunanistan ile aynı tarihte NATO'ya üye oldu.

Almanya'nın 1955'te, İspanya'nın 1982'de üye olduğu NATO'ya 1999'da Çekya, Macaristan ve Polonya, 2004'teki gelişmede ise Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya katıldı.

Doğu Avrupa'daki sınırlarını genişleten NATO, yönünü Balkanlara doğru çevirerek 2009'de Arnavutluk ile Hırvatistan'ı, 2017'de Karadağ'ı, 2020'de ise Kuzey Makedonya'yı ittifaka dahil etti.

Şubat 2022'de patlak veren Rusya-Ukrayna Savaşı ile değişen güvenlik ortamı, askeri alanda uzun süredir tarafsızlık politikası izleyen Finlandiya ve İsveç'i Mayıs 2022'de NATO üyeliğine başvurmaya yöneltti.

İsveç ve Finlandiya'nın üyelik süreci

İspanya'nın başkenti Madrid'de 28 Haziran 2022'de düzenlenen zirvenin öncesinde, Türkiye, İsveç ve Finlandiya Üçlü Muhtıra'yı imzalayarak terörle mücadelede işbirliğini artırma taahhüdünde bulundu.

Muhtıra kapsamında, Daimi Ortak Mekanizma da kuruldu. Macaristan Meclisi ile TBMM Mart 2023'te Finlandiya'nın üyeliğine onay verdi.

Resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırı olan Finlandiya 4 Nisan 2023'te NATO'ya üye oldu.

Finlandiya'nın NATO üyelik süreci, bir yıldan daha kısa sürede tamamlanarak, en hızlı ilerleyen üyelik süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

TBMM'nin ve Macaristan Ulusal Meclisinin şubatta verdikleri onayların ardından İsveç, 7 Mart 2024'te NATO'nun 32. üyesi oldu.

Öte yandan, Bosna Hersek, Gürcistan ve Ukrayna da NATO üyeliğine yönelik isteklerini dile getirdi.

ABD'nin savunma bütçesine yönelik eleştirileri

NATO devlet ve hükümet başkanlarının 2014'te aldıkları karar uyarınca üye ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYH) en az yüzde 2'sini savunmaya harcamaları gerekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 2025'te yürüttüğü seçim kampanyasından bu yana, Avrupa ülkelerinin askeri ittifaka yaptıkları katkıyı eleştirerek NATO üyelerinin savunma harcamalarını GSYH'lerinin yüzde 5'ine yükseltmelerini istedi.

NATO savunma bütçesinde ABD'nin payının diğer müttefiklere göre daha fazla olduğunu ve bu durumun "haksızlık" olduğunu sık sık ifade eden Trump, Avrupa'yı NATO'dan çekilmekle tehdit etmeye başladı.

Trump'ın müttefik ülkelere yönelik külfet paylaşımını artırma çağrıları doğrultusunda, NATO üyeleri 2025'te savunma harcamalarını 2024'e kıyasla yüzde 20 artırdı.

Buna rağmen, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin 26 Mart'ta yayımladığı 2025 Yıllık Raporuna göre, İttifakın toplam savunma harcamalarının yüzde 60'ını ABD yaptı.

NATO üyelerinin İran saldırılarına destek vermemesi

NATO'nun temelini oluşturan ve kolektif savunma ilkesini tesis eden Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesine göre, müttefiklerden birine yapılan saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılıyor ve her üye buna karşı gerekli gördüğü şekilde karşılık verme yükümlülüğü üstleniyor.

Bu nedenle ABD Başkanı Trump, İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılarda NATO'nun ABD'ye destek vermemesini eleştirerek, yardımın "otomatik olarak" gelmiş olması gerektiğini savunuyor.

Avrupalı liderler ise saldırıların başlangıcından bu yana yaptıkları açıklamalarda sık sık "Bu bizim savaşımız değil." mesajını veriyor. ABD ve İsrail'in kendilerine danışmadan saldırılar başlatmasına tepki veren liderler, müttefikler arasında koordinasyon sağlanması gerektiğine işaret ediyor.

Ayrıca, Trump'ın tüm tehditlerine rağmen Avrupalı ülkelerin birçoğu İran'a yönelik saldırılar için üslerinin kullanılmasına izin vermedi.

Trump 28 Mart'ta yaptığı açıklamada, İran'la "savaş" sürecinde Körfez ülkelerinin kendilerine destek verdiğini ancak NATO ülkelerinin yardıma gelmediğini kaydederek "Onlar bizim yanımızda değilse, biz neden onların yanında olalım ki?" dedi.

Başkan Trump, 1 Nisan'da The Telegraph gazetesine verdiği mülakatta da ABD'nin NATO'dan çekilme ihtimalini "gözden geçirilmenin de ötesinde" olarak niteleyerek "(NATO) Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, bu arada (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin de bunu biliyor." ifadesini kullandı.

Müttefikler arasındaki Grönland krizi

Trump'ın, Kuzey Amerika ve Avrupa arasında bulunan ve Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge olan Grönland'ı almak istediğine ilişkin açıklamaları da NATO içinde sürtüşmelere neden oldu.

Ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacı olduğunu" ve bunun "inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını" ifade eden Trump, Danimarka'nın Grönland'ı "Rus tehdidinden korumak için hiçbir şey yapamadığını" savundu.

Avrupalı liderler Trump'ın bu açıklamalarına tepki göstererek Grönland'ın Danimarka'nın egemenliğinde olduğunu vurguladı.

Bunun üzerine Başkan Trump, 17 Ocak'ta, ABD'nin Grönland'ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya'dan ithal edilen mallara 1 Şubat'tan itibaren yüzde 10 tarife getirileceğini, 1 Haziran'da bu oranın yüzde 25'e çıkarılacağını duyurdu.

Trump, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomi Forumu (WEF) kapsamında yaptığı açıklamada, NATO ile anlaşma çerçevesine ulaşıldığını belirterek 1 Şubat'ta yürürlüğe girmesi planlanan tarifeleri uygulamayacağını açıkladı.