İsrail'in Gazze'ye saldırılarında can kaybı 72 bin 126'ya yükseldi

İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 72 bin 126'ya ulaştı.

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdürüyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten beri devam eden saldırılarında, yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Açıklamada, son 24 saatte 3 Filistinlinin cenazesi ile 4 yaralının Gazze'deki hastanelere getirildiği belirtildi.

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 641 kişinin öldürüldüğü, 1711 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 755 cenazenin çıkarıldığı ifade edildi.

İsrail'in Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başladığı saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 126'ya, yaralı sayısının 171 bin 809'a yükseldiği bildirildi.

Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.

İsrail, Ekim 2023'ten bu yana 700 Filistinli kadını gözaltına aldı

Filistin Esirler Cemiyeti, Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti ve Zamir Esirleri Koruma Kurumu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle ortak yazılı açıklama yayımladı.

Açıklamada, "İsrail, Gazze'ye soykırım başlatmasından bu yana Filistin topraklarında 700 kadını gözaltına aldı. Bunlardan 72'si hala hapishanede; çoğunluğu da Damon Hapishanesinde tutuluyor." ifadesine yer verildi.

Ayrıca hapishanedeki Filistinli kadınların 19'unun hasta, 32'sinin anne olduğu ve 3'ünün ise henüz reşit olmadığı bilgisi verildi.

Filistinli kadınlardan 17'sinin herhangi bir suçlama yöneltilmeden "idari tutuklu" olarak hapsedildiği kaydedilen açıklamada, 16 kadının provokasyon iddiasıyla tutulduğu, 5'inin ise farklı suçlamalarla itham edildiği aktarıldı.

Gözaltıların üniversite öğrencisi, aktivistlerin yanı sıra ev hanımı ya da doğrudan siyasi faaliyeti olmayanları da kapsadığı belirtildi.

Filistinli kadınların çoğunun, gözaltı anında fiziksel, psikolojik ve cinsel saldırılara maruz kaldığına dikkat çekildi.

Açıklamaya göre, gözaltı ve hapishane sürecine tanık olanlar, Filistinli kadınların taciz, çıplak arama ve tecavüz tehdidine maruz kaldığını ifade ediyor.

Ortak açıklamada, hapishanelerin sürekli soykırım suçunun işlendiği alanlardan biri haline geldiği, işkence kamplarına dönüştüğüne işaret edilerek Filistinli tüm kadınların, hiçbir koşul veya kısıtlama olmaksızın serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria'da 11 Filistinli aileyi yerinden etti

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde sürdürdükleri saldırılarla 11 Filistinli aileyi yerinden ettiği bildirildi.

Filistin merkezli El-Baydar İnsan Hakları Örgütü'nden yapılan açıklamada, İsrailli grupların işgal altındaki Batı Şeria'da sivillere yönelik devam eden saldırılarına dikkat çekildi.

İsraillilerin Nablus kentinin doğusunda artırdıkları saldırılar nedeniyle Filistinli vatandaşlar için bölgenin güvenli olmadığına işaret edilen açıklamada, bölgede 11 aileden oluşan 60 Filistinlinin bölgeden kaçmak üzere evlerini boşaltmaya başladıkları ifade edildi.

İşgal edilmiş Filistin topraklarında inşa edilen yerleşim yerlerindeki İsrailli grupların tekrarlanan saldırıları dolayısıyla Filistinli aileler için hayat koşullarının zorlaştığına işaret edilen açıklamada, İsrail'in sürekli olarak Filistinlilerin hem topraklarına hem de evleri ve canlarına kastettiklerine vurgu yapıldı.

İsrail'den Batı Şeria'nın ilhakına zemin hazırlayan yeni kararlar

İsrail Güvenlik Kabinesi 8 Şubat'ta, işgal altındaki Batı Şeria'da hukuki ve sivil yapıda köklü bir değişiklik yapmayı ve bölge üzerindeki işgali güçlendirmeyi amaçlayan bir dizi yeni kararı onaylamıştı.

İsrail'in ilhak adımlarını sıklaştıran kararlar arasında Yahudilerin işgal altındaki Batı Şeria'da gasbedilmiş Filistin arazilerini satın almasını kolaylaştıracak düzenlemeler de bulunuyor.

Alınan kararlar arasında, izinsiz inşaat, su sorunları, arkeolojik ve çevresel alanlara verilen zararla ilgili ihlaller bahanesiyle, İsrail'in denetim ve uygulama yetkilerinin Oslo Anlaşmaları kapsamında "A" ve "B" olarak sınıflandırılan bölgeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi yer alıyor.

Bu durum, Filistin Yönetimi'nin idari ve güvenlik kontrolü altındaki bölgelerde bile Filistinlilere ait mülklerin yıkılmasına ve el konulmasına olanak tanıyor.

Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1995'te imzalanan "İkinci Oslo Anlaşması" çerçevesinde Batı Şeria, "A", "B" ve "C" bölgelerine ayrılmıştı.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın yüzde 18'ini kapsayan "A bölgesi"nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik "B bölgesi"nin idari yönetimi Filistin'e, güvenliği İsrail'e devredilirken yüzde 61'ini kapsayan "C bölgesi"nin idaresi ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ederken İsrail'in Yahudi yerleşim faaliyetleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı sayılıyor.