Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına her koşulda karşı olduklarını yineledi.
Al-Kheetan, AA muhabirinin "İsrail Meclisi, Filistinli esirler için idam cezası yasasını onayladı. Bu karara tepkiniz nedir? Bu adımın uluslararası hukuka nasıl zarar vereceğini düşünüyorsunuz?" sorusunu yazılı yanıtladı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün, ocakta bu yasa tasarısını yürürlüğe koyma planlarından vazgeçmeleri yönünde İsrail yetkililerine çağrıda bulunduğu ve önerilerin birçok düzeyde uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiği yönündeki açıklamasını hatırlatan Al-Kheetan, "Yüksek Komiserin çağrısını ve BM'nin her koşulda idam cezasına karşı duruşunu yineliyoruz." ifadelerini kullandı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Avrupa Birliği
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar Al Anouni, Brüksel'deki günlük basın toplantısında AA muhabirinin, AB'nin idam yasasının İsrail'de kabul edilmesinin ardından bu ülkeyle Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması için somut adım atıp atmayacağı sorusunu yanıtladı.
Filistinli esirleri hedef alan tartışmalı "idam yasasının" İsrail Meclisinde kabul edilmesi nedeniyle AB'nin "çok endişeli" olduğunu belirten Al Anouni, bunun Tel Aviv'in insan haklarına saygı gösterme yükümlülüğü açısından "olumsuz adım" anlamına geldiğini ifade etti.
Al Anouni ayrıca, "Yasanın kabul edilmesinin ardından İsrail'de çeşitli seslerin yükseldiğini ve şu anda Yüksek Mahkemeye temyiz başvurusunun yapıldığını da belirtmek gerekir." dedi.
AB'nin her durum ve koşulda idam cezasına karşı olduğunu aktaran Al Anouni, "Çünkü idam cezası yaşam hakkının ihlalidir ve bu AB için temel bir değerdir." diye konuştu.
Al Anouni, İsrail'in bölgede uzun zamandır idam cezası konusunda "örnek ülke" olduğunu öne sürerek, "Bununla birlikte bu yasanın onaylanması, İsrail'in geçmişte kendisinin de ifade ettiği bu önemli uygulama ve yaklaşımdan ciddi bir geri adım anlamına gelir." ifadesini kullandı.
İsrail'i "daha önceki ilkeli duruşuna", uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine ve demokratik ilkelere olan bağlılığına uymaya çağıran Al Anouni, AB yetkililerinin İsrailli mevkidaşlarıyla temas halinde olduklarını aktardı.
Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius yaptığı yazılı açıklamada kararı üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, "İdam cezasının reddi Alman siyasetinin temel bir ilkesidir. Hükümet ayrıca, böyle bir yasanın muhtemelen sadece Filistin topraklarındaki Filistinlilere uygulanacağından endişe duymaktadır." ifadelerine yer verildi.
Azınlık sol koalisyon hükümetinin haftalık olağan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hükümet Sözcüsü, Kapsayıcılık, Sosyal Güvenlik ve Göçmenler Bakanı Elma Saiz, İsrail'in Filistinli esirlere idam cezası getirmesine ilişkin "Uluslararası hukukla örtüşmeyen bu kararı kınıyoruz." ifadesini kullandı.
İsrail Meclisinin aldığı kararın "bu ülkenin radikal bir sürüklenmeden geçtiğinin bir göstergesi" olduğunu söyleyen Saiz, İspanya hükümetinin bu tip girişimlere karşı her zaman tutarlı olduğunu ve kararlılıkla kınadığını vurguladı.
Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı.
Meinl-Reisinger, "İdam cezası insanlık dışıdır ve yaşam hakkı ile insan onuruyla bağdaşmaz." ifadelerini kullandı.
Avusturya'nın, yıllardır dünya genelinde idam cezasının kaldırılması için çaba gösterdiğini belirten Meinl-Reisinger, idam yasasının İsrail için gerileme olduğunu ve bunun kabul edilmesini kararlılıkla reddettiklerini vurguladı.
İrlanda
McEntee, yaptığı yazılı açıklamada, "İrlanda, İsrail Parlamentosu tarafından ölüm cezasının kapsamını genişletmek ve İsrail ile işgal altındaki Filistin topraklarında yeniden uygulanmasını başlatmak amacıyla kabul edilen yasayı kınıyor." ifadelerini kullandı.
Yaşam hakkının en temel insan hakkı olduğunu ve İrlanda'nın her şart ve ortamda ölüm cezasına karşı çıktığını vurgulayan McEntee, "Yasanın Filistinliler açısından fiili ayrımcılık niteliğinde olmasından dolayı özellikle endişe duyuyorum." değerlendirmesinde bulundu.
McEntee, İsrail hükümetini ve Knesset'i bu yasayı uygulamamaya çağırdı.
Uluslararası Af Örgütü
İngiltere merkezli örgütün Küresel Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Direktörü Guevara-Rosas, yaptığı yazılı açıklamada, Knesset'te alınan kararın ayrımcılık, canilik ve insan haklarına saygısızlığın açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Dünyada ölüm cezalarının kaldırılırken İsrail'de kapsamının genişletildiğini vurgulayan Guevara-Rosas, "Bu yasa, aynı zamanda yaşam hakkının keyfi biçimde ortadan kaldırılmasını önlemeye ve adil yargılanma hakkını korumaya yönelik temel güvenceleri ortadan kaldırmakta, Filistinlilere karşı çok sayıda ayrımcı yasayla sürdürülen İsrail'in apartheid sistemini güçlendirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Guevara-Rosas, onaylanan kararın, İsrail'in Filistinlileri insanlıktan çıkarmaya çalışan girişimlerinin ulaştığı noktayı gösterdiğine işaret ederken, yasaya "evet" oyu verenler arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yakalama kararı bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yer aldığını aktardı.
İsrail'de uzun yıllardır Filistinlilerin yargısız infaz edildiğinin altını çizen Guevara-Rosas, zanlıların ise dokunulmazlığa sahip olduğuna dikkati çekti.
Yasa, pratikte Filistinlileri hedef alacak biçimde tasarlandı
Guevara-Rosas, idam yetkisinin, karşılarına çıkan Filistinli sanıkları yüzde 99 oranında mahkum eden askeri mahkemelere verildiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Usule ilişkin güvenceleri ile adil yargılanma ilkelerini göz ardı etmesiyle bilinen askeri mahkemelere fiilen zorunlu ölüm cezaları verme ve nihai karardan yalnızca 90 günde infazı gerçekleştirme yetkisi tanıyarak İsrail, Filistinlileri idam etmek için kendisine açıkça sınırsız yetki vermekte ve en temel adil yargılanma güvencelerini ortadan kaldırmaktadır."
Bu yasa kapsamında verilecek herhangi bir ölüm cezasının, yaşam hakkının ihlali olacağına dikkati çeken Guevara-Rosas, şunları kaydetti:
"İşgal altındaki Filistin topraklarından Filistinlilere karşı uygulanması durumunda savaş suçu teşkil edebilir. Uluslararası toplum, İsrailli yetkililer üzerinde bu yasayı derhal yürürlükten kaldırmaları, ölüm cezasını tamamen kaldırmaları ve Filistinlilere karşı apartheid sistemine katkıda bulunan tüm yasa ve uygulamaları ortadan kaldırmaları için azami baskı kurmalıdır."
Açıklamada, yasada ideolojik bir niyet şartı bulunduğu, bu nedenle yasanın pratikte Filistinlileri hedef alacak biçimde tasarlandığı vurgulandı.
Ürdün
Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Meclis'te kabul edilen idam yasasının en sert şekilde kınandığı kaydedildi.
Ürdün'ün, uluslararası hukuk kurallarına aykırı olan bu ırkçı, ayrımcı ve gayrimeşru yasaya karşı olduğu aktarıldı.
Bu adımın, İsrail'in Filistin halkına ve onun "kendi kaderini tayin etme ve bağımsız devlet kurma" gibi devredilemez haklarına karşı sistematik politikasının bir parçası olduğuna işaret edildi.
Açıklamada, uluslararası toplumdan hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesi ve İsrail'in bu kanunu uygulamasına engel olmak için derhal harekete geçmesi istendi.
Mısır
Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu yasanın en sert şekilde kınandığı ve bunun, ayrımcı yaklaşımı ve apartheid sistemini güçlendirdiği ifade edildi.
Açıklamada, bu yasanın, uluslararası insancıl hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri'ni açık şekilde ihlal ettiği, adil yargılanma hakkını ciddi biçimde zedelediği belirtildi.
İsrail mevzuatının Batı Şeria'daki Filistinlilere uygulanamayacağına dikkati çekilen açıklamada, bu yasanın işgal altındaki Filistin topraklarındaki mevcut hukuki statüyü açık şekilde ihlal ettiği kaydedildi.
Bölgede tırmanan askeri gerilimin gölgesinde İsrail'in Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde gerçekleştirdiği ciddi ihlallerinin göz ardı edilmemesi uyarısında bulunuldu.
İsrail'in bu adımının Filistin toprakları üzerindeki etkisinin risklerine dikkati çekilerek, Kahire'nin Tel Aviv'in tek taraflı uygulamalarını kesin bir dille reddettiği yinelendi.
Açıklamada ayrıca uluslararası topluma, "bu ihlallerin durdurulması, Filistin halkının korunması ve meşru haklarının güvence altına alınması konusunda sorumluluklarını üstlenme ve kararlı adımlar atma" çağrısı yapıldı.
Ezher'den yapılan yazılı açıklamada da idam yasasının İsrail Meclisinde kabul edilmesine tepki gösterildi.
Açıklamada, uluslararası hukuk sisteminin İsrail Meclisinde Filistinli esirlere dönük "idam yasasının" kabul edilmesini engellemekten aciz olduğu ve bundan üzüntü ve büyük hoşnutsuzluk duyulduğu belirtildi.
Bu kararın suç işlemekle kalmayıp bunları yasalaştırmaya ve sahte bir meşruiyet kazandırmaya çalışan işgal yönetiminin kanlı yüzünü bir kez daha ortaya çıkardığı vurgulanan açıklamada, İsrail'in Filistinlilerin öldürülmesini meşrulaştırmak için çıkardığı tüm kararlar kesin bir dille reddedildi.
Açıklamada, bu yasanın İsrail'in vahşetini ve yozlaşmasını ortaya koyduğu ifade edilerek, uluslararası toplum ve insan hakları kurumlarına, uluslararası hukuku ve normları hiçe sayan bu eylemlere karşı ahlaki ve hukuki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısı yapıldı.
Pakistan
Pakistan İnsan Hakları Komisyonu (HRCP) Başkanı Asad Iqbal Butt, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı açıklamada İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan "idam yasasına" tepki gösterdi.
Yasanın uygulanması halinde bunun diğer ülkeleri aynı yolu izlemeye teşvik edeceğini ifade eden Butt, yasanın uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na aykırı olduğunu vurguladı.
Butt, yasanın yürürlükten kaldırılması talebinde bulunarak "Eğer ülkeler başka ülkelerin esirlerini idam etmeye başlarsa bu yeni savaşlara neden olabilecek ciddi diplomatik karmaşaya yol açar." ifadesini kullandı.
Arap Parlamentosu
Arap Parlamentosu Başkanı Muhammed Ahmed el-Yemahi, söz konusu yasanın onaylanmasını sistematik bir soykırım suçu şeklinde nitelendirerek kınadı.
Parlamentonun ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yapılan paylaşımda, Yemahi'nin konuya ilişkin açıklamasına yer verildi.
Yemahi, bu ırkçı yasanın ağır bir suç ve tutuklu ile esirlere zarar verilmemesini garanti eden Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere tüm uluslararası yasa ve sözleşmelerin açık bir ihlali olduğunu vurguladı.
Yasanın, İsrail'in Filistin halkı aleyhinde izlediği sistematik öldürme politikası kapsamında tehlikeli bir tırmanış teşkil ettiğini, tam anlamıyla bir savaş ve insanlığa karşı suç olduğunu belirten Yemahi, böyle bir yasanın İsrail'in intikam ve tasfiye üzerine kurulu politikalarının gerçek yüzünü ve bölgedeki uluslararası barış çabalarını küçümseyen tavrını ortaya koyduğunu ifade etti.
Yemahi, uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni, insan hakları örgütlerini, Kızılhaç'ı, "işgalci oluşumun liderlerinin işledikleri suçlardan sorumlu tutulması için caydırıcı önlemler almaya ve Filistinli esirler için acil uluslararası koruma sağlamaya" çağırdı.
Ayrıca Yemahi, bölgesel ve uluslararası parlamentolara, İsrail Meclisinin başta Parlamentolar Arası Birlik (PAB) olmak üzere uluslararası parlamento mahfillerindeki üyeliğinin askıya alınması için acil uluslararası eylem çağrısı yaptı.
Hamas
Hamas, Telegram hesabından, İsrail'de onaylanan idam yasasına ilişkin Türkçe, Farsça, Kürtçe ve Endonezce gibi dillerde basın açıklaması yayımladı.
Açıklamada, "İsrail meclisinin 'Filistinli esirlerin idamına' imkan veren sözde yasa teklifinin nihai olarak onaylaması, işgalin kanlı doğasını ve cinayet ile terör üzerine kurulu yaklaşımını yansıtmakta; aynı zamanda medeniyet ve insani değerlere bağlılık yönündeki tekrarlanan iddialarının sahteliğini ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.
"Bu faşist yasanın, kana susamış suç çetesi zihniyetini somutlaştırdığı ve işgal hapishanelerindeki esirlerin hayatını tehdit eden tehlikeli bir emsal teşkil ettiği" değerlendirmesinde bulunulan açıklamada, bu kararın "İsrail ve liderlerinin uluslararası hukuku, tüm insani norm ve sözleşmeleri yok saydığını bir kez daha teyit ettiği" vurgulandı.
Uluslararası topluma, dünyanın özgür insanlarına ve Birleşmiş Milletler ile Kızılhaç başta olmak üzere insani kuruluşlara, Filistinli esirleri "işgalin zulmünden korumak" için acilen harekete geçme çağrısı yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Halkımızın içte ve dıştaki tüm bireylerini, fraksiyonlarını ve güçlerini; kahraman esirlerimize destek olmak amacıyla siyasi, hukuki ve medya alanlarının tümünde ve her düzeyde harekete geçmeye davet ediyoruz. Siyonist düşman ve suçlu liderleri, işledikleri bu faşist politikaların sonuçlarına katlanmalıdır; bu politikalar, suçun büyüklüğüne denk bir karşılıkla karşılanacaktır."