Teyitçi kimdir? Ne yapar, nasıl yapar?

Ömer Faruk GÖRÇİN / 18.07.2022

Bir görünüp bir kaybolan sosyal medya hesapları… Sahte kimliklerin arkasına gizlenmiş içerik bombardımanları… Kerameti kendinden menkul uzmanlar… Siyasetçiler, şirketler, sivil toplum kuruluşları tarafından fonlanan troll orduları… Ve karşılarında, onlarla mücadele edecek bir kişi: TEYİTÇİ! Kimdir bu TEYİTÇİ? neler yapar, nasıl yapar, hangi yöntemleri kullanır?


'Teyit', yahut dünyada daha çok bilinen tabiriyle "fact-checking" (doğruluk-kontrolü), aslında gazeteciliğin başlangıcından beri aktif olarak sürdürülen bir yöntem. Yazı işlerinde çalışan editörlerin başlıca görevlerinden biri doğruluk-kontrolü yapmaktır. Muhabirlerden ve sahadan gelen haberleri bir doğrulama cetveline tabi tutmaktır teyitçilik. Tutarsız bilgileri ayıklamak, şüphe uyandıran ifadeleri düzenlemek, çelişkili verileri netleştirmek gibi müdahaleler, mesleğin ilk dönemlerinden beri bu editörler tarafından yapılagelmiştir.

'Teyit' kelimesinin kaynağına indiğimizde, Arapça'da 'pekiştirme, güçlü kılma ve onaylama' anlamlarına gelen bir kökten türediğini görüyoruz. Kelimenin doğasından da anlaşılacağı üzere, teyit prosedürünün amacı, içerikteki 'eksikleri ve yanlışları gidermek' olarak özetlenebilir.


Meseleye tüketici açısından baktığımızda ise internetin hayatımıza girmesi, habere ve bilgiye ulaşma konusundaki alışkınlıklarımızı ciddi biçimde değiştirdi. Hele ki 2010'lu yıllardan itibaren dünyayı kasıp kavuran sosyal medya fırtınası hemen hepimizi etkisi altına aldı. Birçoğumuz, etrafı bilgi çöplükleriyle bezenmiş hakikat çöllerinin ortasında bulduk kendimizi. Etrafımız çarpıtıcı bilgi kırıntılarıyla, daha büyük soru işaretlerine kapı açan sorularla, manipüle edilmiş görsellerle, bağlamından koparılmış istatistiklerle ve düpedüz kötü niyetle dolaşıma sokulmuş yalan haberlerle doluydu.

Birilerinin bunları temizlemesi, bu kirlilikle uğraşması gerekiyordu. Böylelikle ilk bağımsız teyit birimleri ABD'de 2000'li yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Siyasilerin kullandığı ifadelerden, bilimsel safsatalara kadar birçok konuyu mercek altına alan bu kurumlar zamanla yayıldı. 2010'lu yıllardan itibaren aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkelerde de teyit birimleri görülmeye başladı.

Fakat gerçekle örtüşmeyen bir iddianın sahteliğini ortaya koyup, kamuoyunun buna inanmasını ve bundan sonra gerçeklere göre hareket etmesini beklemenin, dünyanın vahşi gerçeklerine karşı çok naif bir ümit olduğu da ortaya çıktı.

'Fact-check'çiler yanıldı.


Birçok örnek; Fransa'da aşırı sağcı lider Marine Le Pen veya ABD'nin eski başkanı Donald Trump'ın mitinglerde sarf ettiği ifadelerin, yalanlanmış olmasına rağmen kamuoyundaki etkilerini yitirmediklerini gösterdi. Bir başka deyişle; teyit ekipleri ne yaparsa yapsın bireylerin bir kısmı, inanmayı uygun gördüğü şeylere inanmayı sürdürmeyi tercih etti.


Fakat bilimsel araştırmalar; dezenformasyonla parça parça mücadele etmek, yanıltıcı içeriğin niçin dolaşıma sokulduğuna dair açıklamalarda bulunmak, meselelerin en güncel halini okuyucuyla buluşturmak veya yalan bilgi henüz yayılmadan gerçekleri dolaşıma sokmak gibi yöntemlerin, kamuoyunun bilinçlenmesinde işe yarayan etkiler doğurduğunu da ortaya koyuyor.

BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ

Tüm bunları göz önünde bulundurarak bir Facebook hesabı açmanın, Twitter'da etkili bir mesaj göndermenin, Instagram'da ya da Tiktok'ta bir paylaşım yapmanın ne kadar kolay olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Herhangi bir hesap sahibi, doğruluğuna dair hiçbir yorum yapmadan paylaştığı bir içerikle milyonlara ulaşıp, aynı hızda kayıplara karışabiliyor.

Bu durum da teyitçinin işini zorlaştıran başlıca sorunlardan biri. Bir tarafta okuyucusuna hesap vermek zorunda olan ve gazetecilik etiğine bağlı bir çalışma sergilemekle yükümlü teyit birimi çalışanı, öte yanda bir görünüp bir kaybolan sahte içerik üreticileri…

Kısaca özetlemek gerekirse bir 'fact-checker' (doğrulayıcı) yahut 'teyitçi', ‘ana-akım ya da sosyal medyada gördüğü tüm yanıltıcı içerikle mücadele etme görevini üstlenen ve bu görevi ifa etmek için her defasından yepyeni, yaratıcı ve etik sınırlar içinde yöntemler kullanmak zorunda olan bir hakikat savaşçısıdır’ diyebiliriz.