İsrail ordusu, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki insan hakları ihlalleri, istismar vakaları ve sivil ölümlerine karşı oluşan uluslararası baskıyı hafifletmek amacıyla 'göstermelik iç soruşturma' süreçleri yürütüyor. İsrail'in sözde soruşturmaları, faillerin yargı önüne çıkarılması yerine dosyaların zamana yayılarak takipsizlikle kapatılması taktiğini uyguluyor.
Nablus Kavşağı'ndaki katliamın sorumluluğu Gazzelilere yıkıldı
İsrail ordusu, 7 Ekim 2023 sonrasında, işgal altında tuttuğu Gazze ve Batı Şeria'da dünyanın hafızasına kazınan çok sayıda savaş suçu işledi.
29 Şubat 2024 tarihinde Gazze'nin kuzey ve güney şeridini birbirine bağlayan Reşid Caddesi'nde insanı yardım tırlarına ulaşmaya çalışan 110'dan fazla Filistinli açılan ateş sonucu hayatını kaybetti ve 760'dan fazlası yaralandı. İsrail Ordusu Sözcüsü Daniel Hagari, askerlerin izdihamı engellemek için havaya ateş açtıktan sonra bölgeden çekildiğini öne sürdü.
O tarihte Nablusi Kavşağı’na ait uydu fotoğrafları ile İsrail ordusunun paylaştığı drone görüntülerini inceleyen Anadolu Ajansı (AA) Teyit Hattı, Gazzelilerin un konvoyuna ulaşmaya çalıştığı esnada İsrail tanklarının birkaç metre ileride konuşlandığını ortaya koydu.

Hagari'nin iddia ettiğinin aksine, ölümlerin izdihamla açıklanamayacak kadar geniş bir alana yayıldığı anlaşıldı. Tırlardan metrelerce uzakta onlarca ceset ve yaralının olduğu belirlendi. Gazze'de görev yapan AA muhabirlerinin fotoğrafladığı cenazelerde mermi yaraları belirlendi ve görgü tanıkları da İsrail askerlerinin bulunduğu bölgeden yoğun ateş altında kaldıklarını anlattı.

Yaşanan katliamın ardından, İsrail ordusu bir inceleme raporu yayımladı. Can kayıplarının büyük çoğunluğunun izdiham ve araçların altına kalma sonucu meydana geldiği, İsrail askerlerinin ateş açması sonucu en fazla 10 Filistinlinin hedef alınmış olabileceği savunuldu. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü ve benzer durumların yaşanmaması için çözüm arandığı bildirilse de aradan geçen iki yıla rağmen herhangi bir İsrail askeriyle ilgili işlem yapılmadı.
Yedi gönüllünün öldürüldüğü olay sonrası ordu mensupları sadece "kınandı"
Gazze'nin Deyr el-Belah bölgesine 1 Nisan 2024'te düzenlenen hava saldırısında World Central Kitchen’ın (WCK) 7 çalışanı hayatını kaybetti. İsrail ordusunun bu saldırısında Avustralya, Polonya, İngiltere, Filistin ile ABD-Kanada vatandaşları yaşamını yitirdi.
Saldırı sonrası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Savaşlarda bu tür olaylar olur, bunu sonuna kadar araştıracağız. İlgili hükümetlerle iletişim halindeyiz ve bunun yeniden yaşanmaması için her şeyi yapacağız." açıklamasında bulundu. İsrail devleti resmi X hesabından, konuyla ilgili yetkililer tarafından konuyla ilgili gerekli soruşturmanın yürütüleceğini bildirdi.
İsrail ordusunun, bir süre sonra yayımladığı iç soruşturmaya ait raporunda yardım görevlilerinin öldürüldüğü saldırıda askerlerin çok sayıda kural ihlali yaptığı kabul edildi. Bölgeyi takip eden bir komutanın, silahlı kişiler gördüğünü gerekçe göstererek depodan ayrılan araçları bombalama emri verdiği ve yedi masum çalışanın öldüğü belirtildi.
Ancak uluslararası kamuoyunun baskısını hafifletmek amacıyla saldırıyı gerçekleştiren askerlere sadece bir dizi idari yaptırım uygulandı. Tugay ateş destek komutanı olan bir binbaşı ile tugay kurmay başkanı olan bir yedek albayın görevlerinden uzaklaştırıldığı bildirildi. Ayrıca tugay komutanı, 162. Tümen komutanı ve olaydaki genel sorumluluğu bulunan Güney Komutanlığı komutanı hakkında sadece resmi kınama cezası verilmekle yetinildi.

Filistinli esirlere tecavüz eden askerlerin davası düşürüldü
Gazze Şeridi'nde alıkonulan Filistinlilerin tutulduğu ve İsrail'in Guantanamosu olarak bilinen Sde Teiman askeri üssü uzun zamandır insanlık dışı muamele, ağır işkence ve istismar olaylarıyla gündemdeydi. İsrail medyası Temmuz 2024'te bir Filistinli esiri kameralardan gizlemeye çalışarak toplu cinsel işkenceye ve tecavüze maruz bıraktığı anların güvenlik kamerası görüntülerini yayımladı.
İsrail askeri savcılığı, işkence ve istismara karışan 9 askerin gözaltına alınması için girişimde bulundu. Ancak askerlere destek veren aşırı sağcı milletvekilleri ve beraberindeki kalabalık askeri üssü basarak gözaltı işlemlerini engellemeye çalıştı.
İsrail Parlamentosu Knesset'de konuşan İsrailli Milletvekili Milwidsky, yaşananlar için "Her şey meşru. Gazze'den çıkarılan bir teröristse yapılan her şey meşru." ifadesini kullandı.
Görüntülerin basına sızmasından sorumlu tutulan dönemin İsrail Askeri Başsavcısı Yifat Tomer-Yerushalmi, gelen baskıların ardından görevinden istifa etti ve hakkında soruşturma başlatıldı. Cinsel istismar olayına doğrudan karıştığı tespit edilen 5 yedek asker hakkındaki dava, Mart 2026'da askeri başsavcılık tarafından tamamen düşürüldü. Mağdur Filistinlinin Gazze'ye geri gönderilmesi ve teknik usulsüzlükler gerekçe gösterilerek dosyalar kapatılırken, yargılanmaktan kurtulan bu askerlerin İsrail televizyonlarına çıkarılması tepkilere neden oldu.
IDF, beyaz bayrak taşıyan İsrailli rehineleri de öldürdü
Gazze’nin Şucaiye mahallesinde Hamas’ın elinden kaçmayı başaran Alon Shamriz, Yotam Haim ve Samer Talalka adlı üç İsrailli rehine, 15 Aralık 2023'te üzerlerinde kıyafet olmadan ve ellerinde beyaz bayrak sallayarak İsrail askerlerine doğru ilerledikleri sırada yine İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldü. İsrail ordusu (IDF), rehinelerin kendi askerleri tarafından hedef alındığını resmi olarak kabul etti.

IDF Raporuna göre, olaydan bir gün önce insansız hava araçlarıyla bölgede "SOS" ve "Yardım, 3 rehine" yazılı tabelalar tespit edildi. 10 Aralık'ta bir binaya gönderilen ve öldürülen Oketz" K-9 birimine ait köpeğin üzerindeki kamera kaydı sonradan incelendiğide rehinelerin binadan yükselen İbranice yardım çığlıklarının duyulduğu, İsrail askerlerinin bunu bir aldatmaca olarak değerlendirdiği yazıldı. 15 Aralık'taki saldırı anında ise iki rehine vurulduktan sonra tabur komutanının "ateşi kesin" emirlerine rağmen, iki asker binadan çıkan beyaz bayraklı üçüncü rehineyi de vurarak öldürdü.
İsrail Genelkurmay Başkanlığı yayımladığı raporda, rehinelerin hiçbir tehdit oluşturmadığını ve ellerinde beyaz bayrak olduğunu kabul etti. Buna karşılık Genelkurmay Başkanı, askerlerin o anki durum karşısında ellerinden gelenin en iyisini yaptığını ve olayda kötü niyet bulunmadığını belirtti. Yaşananları yoğun baskı altındaki operasyonel ortama ve komuta kademesi arasındaki iletişim eksikliğine bağlayan ordu yönetimi, rehineleri kurtarma görevinde başarısız olunduğunu ve üzüntü duyulduğunu ifade etmekle yetindi.

İNSANLIK SUÇU VE İHLALLER 7 EKİM ÖNCESİNE DAYANIYOR
İsrail ordusunun, Gazze ve Batı Şeria'da gerçekleştirdiği sistematik insanlık suçu, ihlaller ve istismarlar 7 Ekim 2023 öncesine dayanıyor.
Gazze sınırında 1 Haziran 2018'deki "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterileri sırasında yaralılara tıbbi yardım sağlayan 21 yaşındaki gönüllü hemşire Rezzan en-Neccar'ın İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili iddiaları inceleyen İsrail Askeri Başsavcılığı, yürütülen askeri polis soruşturmasının ardından olayda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını açıklayarak dosyayı kapattı.
Soruşturma kapsamında IDF tarafından ateşlenen tüm mermiler ve olası senaryolar incelendiği ancak Rezzan en-Neccar yönelik standart operasyon prosedürlerine aykırı bir ateş açıldığına veya kesin ölüm koşulları ile ateş edenin kimliğine dair ceza hukuku standartlarında bir kanıt bulunamadığı ileri sürüldü. Elde edilen bulguların ordudan herhangi bir kişinin suç işlediğini ortaya koymadığını belirten askeri başsavcı, bu sonuca rağmen olayla ilgili daha fazla cezai veya disiplin işlemi yapılmaksızın dosyanın kapatılmasına karar verdi.
Batı Şeria’nın Jiljilya köyünde 12 Ocak 2022'de bir kontrol noktasında durdurulan 78 yaşındaki Filistin asıllı ABD vatandaşı Ömer Esad, Netzah Yehuda Taburu askerleri tarafından kelepçelenip gözleri bağlanarak açık alanda bırakılmasının ardından hayatını kaybetti. Olayla ilgili bir iç soruşturma yayımlayan İsrail ordusu, yaşananları "ahlaki bir kusur ve kötü karar alma" olarak nitelendirerek Netzah Yehuda Taburu Komutanı'nın Merkez Komutanlığı Başkanı tarafından kınanacağını, ayrıca ilgili manga komutanı ve bölük komutanının görevlerinden alınarak iki yıl boyunca komuta görevlerinde bulunmayacaklarını duyurdu. Haziran 2023'te kararını açıklayan Askeri Başsavcılık, ölümün doğrudan askerlerin eylemlerinden kaynaklandığının kesin olarak kanıtlanamadığını belirterek hiçbir asker hakkında cezai dava açılmayacağını bildirdi ve dosyayı kapattı.

İşgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Cenin mülteci kampındaki bir askeri baskını takip eden Al Jazeera muhabiri Filistinli-Amerikalı gazeteci Şirin Ebu Akile, 11 Mayıs 2022'de üzerinde basın yeleği bulunmasına rağmen İsrail askerleri tarafından başından vurularak hayatını kaybetti. Olayın ardından Eylül 2022'de iç soruşturma raporunu yayımlayan İsrail ordusu, Ebu Akile'nin "yüksek ihtimalle yanlışlıkla bir İsrail askeri tarafından vurulmuş olabileceğini" kabul etti.
Raporda ayrıca, mermi kovanının durumunun çok kötü olması nedeniyle balistik bir inceleme yapılamadığı belirtildi. Nihai kararı açıklayan Askeri Başsavcı ise kapsamlı bir inceleme yapıldığını ifade ederek, olayın koşulları altında bir Askeri Polis soruşturması açılmasını haklı çıkaracak bir suç şüphesi bulunmadığı sonucuna vardı ve dosyayı kapattı. Ebu Akile'nin Kudüs'te gerçekleştirilen cenaze töreni de İsrail askerlerinin saldırısına uğradı.