Depremlerle sarsılan Türkiye'de felaketin ilk anından itibaren öne çıkan en temel ihtiyaç, "doğru habere ulaşabilmek" oldu. Bu ihtiyaç, depremle eş zamanlı olarak hızla yayılan dezenformasyondan kurtaracak tek yoldu.

GAZETECİ TOPLUMA KARŞI SORUMLU
Gazeteci, topluma ve gerçeğe karşı sorumludur. Toplumun doğru haber alma ve bilgi edinme hakkını gözetir. İşini, mesleki ilkeler çerçevesinde ve toplum yararına en iyi biçimde yapması gerekir. Haberi, basılı veya dijital ortamda yazılı, görüntülü ve sesli olarak topluma aktarır.
Gazeteci, toplumu ilgilendiren tüm gelişmeleri araştırmalı, hukuka, doğruluğa ve tarafsızlığa bağlı, savunma ya da cevap hakkına saygılı olmalıdır. Haberlerinde 5N1K kuralını (Ne, nasıl, nerede, neden, ne zaman, kim) işletmeli, iddiaları belgelemeli, özel alana ve hassasiyetlere özen göstermelidir.
Tüm zamanlarda yüklendiği görev ve sorumlulukla hareket etmesi beklenen gazeteci, kriz süreçlerinde ise majör misyona sahiptir. Felaketin sıcak anlarında ve sonrasında yine en çok tartışılan konulardan birinin "krizde gazetecilik faaliyeti" olması bundandır. İhtiyaç büyüdükçe beklenti büyür.

ZAMAN BASKISI DEZENFORMASYONU BESLİYOR
Peki bir gazetecinin kriz anlarında takınacağı doğru tavır nedir? Burada ilk sorun, zaman baskısı. Toplumun en doğru bilgiyi en hızlı şekilde öğrenmek istediği sıcak anlar, bir gazetecinin yanlış yapma riskinin tavan yaptığı anlardır. Çünkü habercilik zamanla yarışır.
Ve yine felaket gibi olağanüstü şartlarla karşı karşıya kalındığı zaman, gazeteci kendini mesleki sınırları zorlayan kararlar vermeye mecbur hissedebilir. Bölgeden çok hızlı haber vermesinin, o bilginin haber değerinin ötesinde birileri için hayati önem taşıyabileceğini düşünün.
Böyle bir durumda ulaşılabilen ya da teyit edilebilen en net bilgiyi en yalın halde ve en hızlı şekilde toplumla paylaşmak, eğer haberde bir eksiklik ya da hata payı varsa, bunu da topluma açık seçik aktarmak gerekir. Gazeteci topluma karşı dürüst olmalıdır.

MERAK SOSYAL MEDYAYA KAYDI
Yaşanan son felaketin ardından geleneksel medyanın habercilik tarzına yönelik sorgulamalar ortaya çıktı. Ana akım medyanın toplumun bilgi ihtiyacı karşısında doyurucu olamadığı, bu nedenle toplumun zamanı görece iyi kullanan sosyal medyaya aktığı değerlendirildi.
Yeni medya ortamı YouTube platformundaki bireysel-serbest gazetecilik faaliyetine olan ilgiyi büyüten buydu. Başta Twitter olmak üzere TikTok, Instagram, Facebook, Ekşisözlük gibi platformlarda etkileşimi yoğunlaştıran da... Bazı YouTube kanallarında bazı gazeteciler canlı bağlantılar ve çeşitli içeriklerle afet bölgesinde yaşananlara ilişkin bilgi aktardı. Çünkü vatandaş gazeteciliğini önceleyen yeni medya, bilgiye erişimde alternatif bir kaynak yarattı. Ancak bu kaynaktan akan bilgi ne kadar sağlıklıydı? Temiz miydi? Kirli mi?

SOSYAL MEDYADA HERKES GAZETECİ
Dijital dünyada herkes gazeteci oldu. Sosyal medyada isteyen istediğini yazıyor. Yeni medyanın toplum için yarattığı büyük faydanın yanında, doğurduğu güvensiz bilgi sorununu da görmek gerekiyor. Gazeteciliğin disiplini ve kriterleri olduğunu, bir gazeteciymiş gibi bilgi veren herhangi birinin sadece bir haber kaynağı sayılabileceğini ve verdiği bilginin bir gazetecilik faaliyeti olarak doğruluk kontrolüne muhtaç olduğunu, unutmamalı.
Aksi taktirde sosyal medyadaki bilgi kirliliği, zaman zaman organize ve sistematik bir dezenformasyona dönüşen haliyle, kriz yönetimini daha da güçleştiriyor.

DOĞRU HABER AYAKKABISINI GİYENE DEK…
Sonuçlar ortada ve çağdaş gazeteciye yeni bir sorumluluk yüklüyor. Gazeteciliğin hafızası Babıali'den kalma bir söz vardır; "Doğru haber ayakkabısını giyene dek, yalan haber ülkeyi iki kez dolanır." diye… Artık gazeteci doğruya çok hızlı ulaşmak zorunda. İşini, mesleki standartlarını koruyarak en hızlı şekilde yapabilmesi için de, birey, toplum ve devlet kurumlarıyla dayanışmaya, güvenli ve saygın ilişki kurmaya ihtiyacı var. Dezenformasyon, sadece gazetecinin kendi performansını artırmasıyla altından kalkılabilecek bir sorun değil, topyekün bir seferberlik gerekiyor.