Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerde 53 bin 697 kişi yaşamını yitirdi. 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, Türkiye'de yol açtığı büyük yıkımın yanı sıra kriz anlarında ortaya çıkan bilgi kirliliğiyle de hafızalara kazındı. Doğrulanmamış bilgiler, yanlış başlıklar ve manipülatif içerikler, arama-kurtarma süreçlerinden toplumsal psikolojiye kadar pek çok alanda olumsuz etkilere yol açtı.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hediyetullah Aydeniz, depremin 3. yıl dönümünde, kriz dönemlerinde habercilerin sorumluluklarını Anadolu Ajansı Teyit Hattı için değerlendirdi.
Prof. Dr. Aydeniz, afet haberciliğinin müstakil bir alan olduğunu belirterek, savaş anındaki bir kriz haberciliğiyle, afet anındaki bir kriz haberciliğinin aynı olmayacağını söyledi.
Afet haberciliği bağlamında öncelenmesi gereken temel unsurlardan bir tanesinin de kelime tercihleri olduğuna dikkati çeken Aydeniz, Türk medyasının bu alana özgün bir terminoloji üretmesi gerektiğini dile getirdi.
Medya Okuryazarlığı Araştırmaları Dergisi tarafından hazırlanan, kendisinin de koordinatörlüğünü üstlendiği Afet Haberciliği Rehberi'ni anımsatan Aydeniz, sektöre çağrıda bulunacak bir acil eylem planı kapsamında bazı ilkeler yayınladıklarını, depremin ilk 15 gününü bu gözle takip edip olumsuzlukları, eksikleri not ettiklerini paylaştı.
- Türkiye'de afet haberciliği
Afet sonrası yayınlanan ilk haberlerle ilgili konuşan Aydeniz, "İlk andan itibaren ve sonraki süreci kapsar şekilde biz o afetzede haline gelmiş insanların haysiyetin koruyucu bir habercilik yapma sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Burada da ana unsurlardan bir tanesi mahremiyet. İnsanların afet anındaki o afetzede olmuş hallerini, beden bütünlüklerinden başlamak üzere o acı durumlarını kalıcı bir hafızaya dönüştürecek şekilde göstermemiz gerekir." ifadelerini kullandı.
Aydeniz, Türkiye'nin afet tecrübesine vurgu yaptı:
"Türkiye'de biz 1999 depreminden bu yana AFAD gibi bir birim kurduk ama iletişim fakültelerinde eğitim verirken, sektörde habercilik mesleğini icra ederken buna uygun bir uzmanlaşmaya, buna uygun bir bilgi birikimine yönelemedik. Eksiklikleri görmek ve eleştirmekle yetinen bir reflekse sahibiz. Olumsuzluklar ortaya çıktıktan sonra, reaktif, tepkisel bir tutumla, o anda kriz meselesi olarak afet haberciliğini görmekten kaynaklı bir sorunumuz var. Halbuki bir afet ülkesi olan Türkiye'de afet haberciliği meselesi öncesi, sırası ve sonrasıyla beraber bütünlüklü olarak görülmesi gerekiyor."
1999 depreminde haber kaynaklarının sadece profesyonel haberciler olduğunu kaydeden Aydeniz, orada profesyonellerin olup biteni derleyip, haberleştirip, doğrulama mekanizmalarından geçirerek okurlarına, izleyicilerine, dinleyicilerine aktardığını anlattı.
Aydeniz, dezenformasyonun kaydettiği hıza vurgu yaparak, "Haber profesyonelleri ve habercilik sektörü bu alanda sorumluluklarını yerine getirdiğinde aslında insanın hayatını riske edecek, paniğe yol açabilecek haberlerin dolaşıma girişinin önüne geçilmiş olurdu. Ama enformasyon düzensizliği, infodemi kavramlarını gündeme getiren şey şu, şu anda biz habercilerden daha fazla, milyarlarca insanın en az bir haberci gibi içerik ürettiği dijital ortama sahibiz. Sosyal medya haberciden daha fazla içerik üretip, gerçek zamanlı neredeyse habercilik dediğimiz bir enformasyon ekosisteminin içerisindeyiz." değerlendirmelerinde bulundu.
- "Biz 2026 yılı ve sonrasında ise yeni bir meydan okumayla karşı karşıyayız"
Aydeniz, dijital alanda yaşanan gelişmelerle ilgili olarak ise, "Biz 2026 yılı ve sonrasında ise yeni bir meydan okumayla karşı karşıyayız. Üretken yapay zeka diye bir problemimiz var ve dolayısıyla teyit edilmemiş verileri haberleştirirken şimdiye kadar kullandığımız teyit mekanizmalarının dışında yeni mekanizmalara ihtiyaç duyacak yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız." dedi.
Gazetecilerin temel hizmetlerinin haber ve yorum olduğunu dile getiren Aydeniz, konuşmasına şöyle devam etti:
"Doğu ve güncel haber can kurtarır, doğru ve güncel olmayan haber ise öldürür. Biz korona sürecini geçirdik ve Dünya Sağlık Örgütü, bir virüsle mücadele etmek kadar bir de enformasyon salgınıyla mücadele etmemizi gerektirecek başka bir pandemiden söz etti. İnfodemi yani enformasyon ve pandemi kelimelerinin bir araya geldiği kavramsal durum. Şimdi en az koronavirüs kadar tehlikeli olabilecek, yanlış, çarpıtılmış, bağlamından kopartılmış veya imal edilmiş enformasyonların, haberlerin, içeriklerin sadece haber profesyonelleri tarafından değil, 5 milyarın üzerinde internet kullanıcısının da içerik ürettiği bir enformasyon ekosistemindeyiz."
Türkiye'de teyit hizmetinin ayrı bir editörlük olarak kurulmasının, sektörün giderek artan bir ihtiyacına karşılık geldiğini belirten Aydeniz, "Karşı karşıya kaldığımız enformasyon düzensizliği, enformasyon krizi, infodemi habercilerin sunması gereken bir hizmet alanı üretti ama habercilik zaten böyle bir şeydi. Haber dediğimiz şey zaten teyit mekanizmalarından geçerek aslında doğrulanmış veriydi. Yani olayların en az iki kaynaktan doğrulanarak olup bitenin haberleştirilmesi habercilik mesleğinin doğası gereğiydi zaten." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Aydeniz, Anadolu Ajansı'nın Teyit Hattı'nı kurarak medyada dezenformasyon alanına karşılık verir şekilde bir re-organizasyona girdiğini gösteren bir örnek olduğunu söyledi.