Dezenformasyonun başlıca sebebi: Üretken yapay zeka

Çağdaş Çetindemir / 06.06.2024

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Yapay Zeka ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Müdürü ve İTÜ Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazım Kemal Üre, Anadolu Ajansı Teyit Hattı'na konuştu.

İTÜ'deki tüm yapay zeka çalışmaları, 2018'den bu yana bu merkez tarafından koordine ediliyor. Bölüm ise 2020'de açıldı. Savunma teknolojileri ve otonom sistemler üzerine çalışan Üre,  İTÜ'de Türkiye'deki yapay zeka mühendisi ihtiyacını kapatacak mühendisler yetiştiğine dikkati çekiyor.

Türkiye'deki yapay zeka çalışmalarına değinen Üre, son Milli Güvenlik Kurulu (MGK) bildirisinde ilk kez yapay zekayla ilgili bir maddeye yer verilmesini ve Cenevre'de geçen gün düzenlenen İyilik İçin Yapay Zeka Küresel Zirvesi'ne mesaj gönderen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in "Herkesin erişebileceği, güvenli ve kapsayıcı bir yapay zeka oluşturmak için küresel koordinasyona ihtiyaç var." açıklamasını değerlendirdi. Üre, özetle şunları söyledi:

TÜRKİYE'DE DURUM: (Başta savunma olmak üzere bankacılık, finans, e-ticaret dünyasında ivme kazandığını belirterek) Türkiye'de yapay zeka çalışmalarında son 4-5 sene öncesine göre inanılmaz bir ilerleme ve ivme var. Savunma sanayi bunu başta çeken sektörlerden bir tanesi. Türkiye'de şu an en çok kullanılan sektörlerden birinin savunma olduğunu söyleyebilirim. Hemen hemen bütün şirketler yapay zekaya çok büyük yatırımlar yapıyorlar çünkü özellikle otonom sistemlerin çok daha ileri seviyede ve etkin şekilde kullanılabilmesi için yapay zeka artık anahtar teknolojilerden bir tanesi haline geldi. Benzer şekilde veri işlemesi, siber güvenlik gibi konularda da çok kritik bir teknoloji yapay zeka.

MGK BİLDİRİSİ: Cumhurbaşkanlığının yayınladığı dokümanda da bu net şekilde gözüküyor. Özellikle bunda ana rol, son 4-5 senedir yapılan yapay zeka projelerinden büyük verim alınmasıyla başladı. Eskiden çok daha hantal veya düşük doğrulukla ilerleyen süreçlerin yapay zekayla çok daha iyi hale getirilebileceği anlaşıldı. Bunun sadece Türkiye’de değil tabii bütün dünyada olduğunu görüyoruz. Bu yüzden yapay zekanın ne kadar kritik bir teknoloji olduğu artık devlet tarafından da benimsenmiş durumda.

DEZENFORMASYONUN SEBEBİ ÜRETKEN YAPAY ZEKA

SAHTECİLİK: Dezenformasyon, son 1-2 senedir oldukça tartışılan bir konu haline geldi. Bunun da başlıca sebebi, üretken yapay zeka dediğimiz yapay zeka araçları. Bu araçları kullanarak yapay zekaya bir yazı yazdırmak veya resim yaratmak oldukça kolay hale geldi. Eskiden çok iyi grafik tasarım bilmeniz gerektiren işler artık sadece klavyeden bir iki komut yazarak yapılabilir. Böylece sahte resim, sahte yazı, sahte video ve sahte ses kaydı üretme çok daha erişilebilir oldu, bunun da dezenformasyona büyük etkisi var. Özellikle etkilemek istediğiniz bir kitle varsa, oraya yanlış yönlendirecek resimler veya bilgiler yaratabilirsiniz.

SOSYAL MEDYA: Bu konuda özellikle sosyal medyada kötü işaretler almaya başladık. Bir yandan da böyle bir tehlikenin var olduğu, uzun süredir biliniyordu araçları geliştiren insanlar tarafından.

ÖNLEYİCİ GÜÇ: Bunu önleyecek teknikler ve teknolojiler de çok hızlı şekilde gelişmeye başladı. Mesela sosyal medya platformlarında görüyorsunuz; çok kışkırtıcı bir içerik olduğunda hemen bunun doğrulamasının yapılması, teyit edilmesi üzerine de ekstra bilgiler görmeye başlıyorsunuz. Benzer şekilde “Bu imaj sahte midir?” veya “Bu ses kaydı sahte midir?” bunu anlayacak yapay zeka algoritmaları veya genel anlamda sistemler de gelişmeye başladı.

FAYDA ZARARDAN FAZLA: Henüz düşündüğünüz kadar kötü ve kötücü bir etkisi olmadı üretken yapay zekanın. Tabii ki bu şekilde dolandırılanlar veya yanlış yönlendirilen insanlar var fakat bu teknolojilerin getirdiği yararların yanında çok çok daha az. Bu araçlar sayesinde örneğin yazı yazmak, doküman işlemek, çok çok kolay hale geldi. Benzer şekilde eskiden saatler alan grafik tasarım işlemleri, çok daha hızlı yapılabilir hale geldi. Dolayısıyla bütün teknolojilerde olduğu gibi iyi tarafların zamanla kötü taraflarına üstün geleceğini düşünüyorum. Teknikler ilerledikçe de hem güvenli hem de faydalı bir teknoloji olarak devam edecektir.

KÜRESEL KOORDİNASYON: Küresel bir anlaşı içerisine girilmesi, biraz zor gibi görünüyor. Çünkü yapay zekanın kullanımıyla ilgili Avrupa’nın Amerika’nın ve Asya’nın yaklaşımı çok çok farklı birbirinden. Avrupa şu an biraz daha “Biz işin geliştiricisinden çok kullanıcısı olalım, bunu regüle eden taraf olalım.” peşinde. Amerika ve Çin ise tam tersine daha işin ticari yönüne fayda sağlayacak yönüne odaklanmış durumdalar. Dolayısıyla yakın zamanda böyle bir küresel uzlaşı içine girilir mi o konudan emin olamıyorum açıkçası, o konuyla ilgili net bir şey söyleyemiyorum.

REGÜLASYON: Fakat şöyle bir gerçek var; bu teknolojiler ilerledikçe, hayatımıza daha da fazla girmeye başlayacak birçok sistem artık otomatik olarak yapay zeka tarafından denetlenir olacak. Ne zaman otomatik bir sisteme geçtiğinizde yani sistemin kontrolünü insandan çok makineye vermeye başladığınızda tabii ki bazı regülasyonların ve güvenlik sisteminin olması gerekiyor. Bunu bugüne kadar bütün teknolojilerde gördük, yaşadık.

İYİMSER TAHMİN: Havacılık teknolojisi, nükleer enerji teknolojisi… Bunlar çok güzel örnekler. Bunlar tabii ki düzgün regüle edilmezlerse, düzgün testlerden geçirilmezlerse çok ölümcül olabilir teknolojiler fakat nasıl bu teknolojileri zarar verecek kısımlarını anlayıp bunları regüle etmeyi başarıp insanlığa büyük bir refah ve ekonomik değer kazandırdıysa zaman içinde yapay zekada da aynısı olacaktır. Regülasyonlar ve testler gelişecektir diye düşünüyorum, yine ben iyimser tarafından bakıyorum olaya.

FİKRİ SINAİ HAKLAR: Etik kısmında ise şöyle: Oradaki en büyük tartışmalardan biri yapay zekayı eğitmek için kullanılan verilerin işte fikri sınai hakları üzerine çok büyük tartışmalar var. Üretken yapay zekada yani mobilin iyi çalışabilmesi için bir sürü gelişik yazı üzerinden ve resim üzerinden insanların çizdiği yarattığı şeyler üzerinden eğitmeniz gerekiyor ve bir de aslında bu modeller o tarzı taklit ediyor, direkt yeni bir şey aramaktan ziyade… Burada bu resimleri çizenler, bu yazıları yazanlar, aslında bunların emeğini kopyalıyor yapay zeka… Burada bir telif ihlali yok mu? Bu konu şu an hararetli tartışmalardan bir tanesi.

MEDYA-AI ŞİRKETLER KARŞI KARŞIYA: Birçok basın yayın kuruluşuyla yapay zeka şirketleri karşı karşıya gelmiş durumda. Bu durumla devam eden büyük davalar var. Eninde sonunda bunda da bence uzlaşı içerisine varılacaktır diye düşünüyorum. Varılması da zorunlu çünkü bu veriyi yaratan insanlar olmadan, bu modellerin kalitesi sürdürülebilir olmayacaktır. Dolayısıyla veri yaratan, içerik yaratan sanatçılara-yazarlara da bence dil bir uzlaşı içerisinde verilecek ve onlar da yapay zekayı besleyerek daha iyi modellere gidecektir. Ama buranın anlaşılmasına biraz daha vakit var çünkü hem yapay teknoloji tarafında hem de sanat ve içerik üretenler tarafında daha teknolojinin limitleri yeterince anlaşılmış değil. Bu süreç ilerledikçe bu anlaşmalarda da oturacaktır.

SONSÖZ: (Akademide verinin epey çalışıldığını ancak yapay zekanın henüz yaygın biçimde çalışılmadığını değerlendirdikten sonra…) Çok heyecan verici bir geçiş zamanından geçiyoruz. Sürekli olarak tartışılıyor şu an; “Yapay zeka daha da mı büyüyecek, doğal sınırları bu mu?” diye. Son 10 yıl gösterdi ki; bu teknoloji aslında biraz dipsiz kuyu, yani her “Tükendi tamam, artık bundan sonra bu heyecan ölecek, çok abartılıyor” denildiğinde 1-2 sene sonra bambaşka bir teknoloji çıktı. Bundan 4 sene önce bu üretken yapay zekanın hayatımıza bu kadar gireceğini kimse hayal etmiyordu. Bundan 10 sene önce yapay zekanın insanların yaptıkları birçok işi onlardan daha iyi yapacağını kimse hayal etmiyordu yani şu an bence bu heyecan büyüyerek devam edecek. O yüzden dolayı hem bu alanda çalışan insanların hem de herhangi bir işte çalışan insanların artık yapay zekadan kaçma ya da yapay zekadan habersiz olma gibi bir şansı yok. Nasıl bilgisayar teknolojileri tüm hayatımızı, iş yapış şeklimizi değiştirdi, bence yapay zeka teknolojileri de iş yapış şeklimizi değiştirecek. Bugün nasıl bilgisayar kullanmayı bilmeyen bir insanın İş bulamayacağını hayal ediyorsak bundan belki 10-15 sene sonra da bu yapay zeka araçlarını kullanmayan birinin iş yaptığını hayal edemiyor olacağız.

GENİŞ YAPAY ZEKA: Şu anki yapay zeka dediğimiz şey, aslında çok geniş bir konu, birçok alt disiplini var. Günümüzde yapay zeka deyince söylemek istediğimiz şey, makine öğrenmesi dediğimiz yöntem. Makine öğrenmesi dediğimiz yöntemin yaptığı şey, veri üzerinden buradaki paternleri (model) bulup onları taklit etmek, bu verideki paternleri… Dolayısıyla verinin olmadığı bir yerde şu anki mevcut yapay zeka teknolojilerinin pek bir şey yapabilmesi mümkün değil ama bunun üzerine de çok uğraşılar var. Bir de şu anki yapay zeka modelleri, “dar yapay zeka” dediğimiz, belirli bir görevi yapmak üzere tasarlanmış modeller. Bunun ötesinde bir şey yapmaları mümkün değil, bunu da bilmediğinden bazen toplumda yanlış anlaşılabiliyor. Bu yapay zeka işte “Ele geçirecek mi?”, “Kötü bir şey yapacak mı?” diye … Şu anda bütün yapay zeka modellerinin sınırlarını insanlar olarak biz çiziyoruz, biz programlıyoruz. Yani onun bizim tanımlamadığımız bir görevi yapabilme kapasitesi yok. Aynı bilgisayarın bizim “Çalıştırma” dediğimiz bir programı çalıştıramaması gibi… Fakat daha ütopik bir vizyon, ileride (gerçekleşebilecek), “geniş yapay zeka” dediğimiz, belirli bir göreve bağlı kalmayan, herhangi bir veriyi işleyip herhangi bir görevi yapabilecek olan, adeta bir insan gibi öğrenen ve yaşayan, yapay zeka modelleri... Henüz bundan çok çok uzağız, dolayısıyla “Yapay zekanın yapamayacağı bir şey var mı?” derseniz, şu anki yapay zeka bunu -geniş yapay zekayı- yapamıyor. İleride neler olur onu bilmiyoruz, onu göreceğiz.