Dezenformasyonla mücadelede devletlerin durumu

Çağdaş Çetindemir / 09.05.2024

Türkiye’de enformasyon düzensizliğiyle mücadele için NATO desteğiyle oluşturulan dezenformasyon eğitimi projesinde yer alan Prof. Dr. Emel Parlar Dal, NATO'nun, örgütle ilgili çıkan yanlış bilgileri takip ettiği ve doğruladığı bir mekanizması olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Emel Parlar Dal, Galatasaray Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu. Fransa'da Paris 1 Pantheon-Sorbonne'da İşletme ve Paris 3 Sorbonne-Nouvelle Üniversitesi'nde Avrupa çalışmaları üzerine yüksek lisans yaptı. Doktorasını Uluslararası İlişkiler alanında Paris 3 Sorbonne-Nouvelle Üniversitesi'nde tamamladı.

Halen Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Çevre ve İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. Emel Parlar Dal, Prof. Dr. Emre Erdoğan'la birlikte NATO desteğiyle gerçekleştirilen "Türkiye'de Dezenformasyon Direnci İnşa Etmek: Eğitimsel Bir Yaklaşım” başlıklı projenin koordinatörlüğünü üstlenmişti.

Anadolu Ajansı Teyit Hattı'na konuşan Prof. Dr. Emel Parlar Dal, dezenformasyonla sosyal medya ve yapay zeka bağlantısı, dezenformasyon sorunuyla ilgili uluslararası çalışmalar ve birey, toplum, devlet ve medya bakımından dezenformasyonla mücadele hakkında değerlendirmelerde bulundu. İşte özetle söyledikleri:

DEZENFORMASYON: Dezenformasyon bir insana, bir gruba, bir örgüte veya bir devlete zarar vermek için kasıtlı olarak yanlış bilgiyi yaymak anlamına geliyor. Dezenformasyon aktörleri var; bunlar devletler olabilir, bireyler olabilir, troller olabilir. Burada amaç kasıtlı olarak bilginin yanlış olarak verilmesi. 

MEZENFORMASYON: Yanlış bilginin kasıtlı olarak paylaşılmamış olması. Yani bir kasıt güdülmeden, yani dezenformasyondan farkı, yayan kişinin bilginin doğru olduğuna inanıyor olması ve zarar verme amacı taşımadan bu bilgiyi paylaşması.

MALENFORMASYON: Kişisel bilgilerin, çıkar amaçlı veya bir kişi veya bir örgüt tarafından zarar verme güdüsüyle yayılması anlamına geliyor. Asıl içeriğin tarihinin, zamanının, bağlamının bilinçli olarak değiştirilmesi, bu malenformasyonun en belirleyici özelliği.

AKTÖRLER: Dezenformasyon ve türleri, bunların alt kategorileri belli aktörler tarafından yayılıyor. Burada aktör önemli. Dezenformasyonla ilgili bir diğer önemli mesele, bunların aracısız olması ve çok hızlı bir şekilde yayılıyor olması, hacminin çok yüksek olması. Bilgi düzensizliğinin, karşımıza çıkan en önemli unsurları bunlar.

7 TÜR: Dezenformasyonun 7 türü var. Biri hiciv ya da parodi. Zarar verme kastı içermeyen fakat yanıltıcı içerik olarak karşımıza çıkıyor. İkincisi yanıltıcı içerik. Bilginin bir konu ya da kişi hakkında algı oluşturma amacıyla yanıltıcı şekilde kullanılması ve karşı tarafa iletilmesi demek. Diğeri, sahte kimlikli içerik. Bu da bir kişi, kurum veya haber kaynağını taklit eden sahte hesaplar veya sahte siteler üzerinden gerçekleşen bir yanlış bilgi türü. Diğer bir yanlış bilgi, uydurma içerik.  Bu da tamamıyla yanlış ve zarar verme amacıyla üretilmiş bir içerik ve yüzde 100 yanlış bilgi içermekte. Diğer bir türü sahte ilişkilendirme. Burada da başlıklar ve görsellerin altındaki bilgilerin yanlış olduğunu görüyoruz. Yine bağlamdan koparma da bir çeşit dezenformasyon türü. Yani tamamıyla benzer fotoğraf ve benzer içerik konulabiliyor, bunların bir kısmı doğru olabiliyor bir kısmı tamamıyla bambaşka yani sana bir başlık veriliyor ama altı tamamıyla yanlış bilgi. Diğer bir tür de manipüle edilmiş içerik.

BOTNET… TROL HAVUZLARI…  Dezenformasyonun yayılması, çok hızlı oluyor. Çünkü çok çeşitli bir ağa sahip. içerisinde 'botnet'ler dediğimiz  veya trol havuzları dediğimiz birçok aktörün de işin içerisine girdiği çok karmaşık bir ağ. Ve gün geçtikçe daha da karmaşık hale gelmeye başladı.

DEEPFAKE: İşte deepfake teknolojisi olsun, yapay zeka ve derin öğrenme algoritmaları gibi birçok yeni görüntü ve seslerin oluşturularak dezenformasyonun çok daha hızlı ve komplike bir şekilde yayıldığını görüyoruz. Yani teknolojinin gelişmiş olması ve yapay zekanın gün geçtikçe hayatımıza girmesiyle birlikte bu manipüle edilmiş içerikler çok daha hızlı bir şekilde, yenilikçi yöntemlerle ve adeta sanki doğru bir bilgiymiş gibi gerçeğinden ayrılamayacak şekilde yayıldığını görüyoruz. Deepfake teknolojisi çok sıklıkla kullanılmaya başlandı ve dezenformasyonu arttırma potansiyeli daha da güçlenmiş oldu.

ETİK KODLAR: Bütün çevrimiçi ortamlarda yanlış bilgi artık çok daha hızlı bir şekilde kullanılıyor. Etik kullanım önemli. Dezenformasyonla mücadelenin anlamlı ve güçlü bir şekilde yapılması için deepfake teknolojisinin etik kodlarının belirlenmesi lazımdı.

ZELENSKİY VİDEOSU: Hatırlayalım Rusya-Ukrayna savaşının ilk çıktığı dönemde Zelenskiy'in deepfake videosu çıktı. Zelenskiy taklit edilmişti deepfake bir videoyla ve böylece Ukrayna ordusu teslim olmaya çağrılmıştı. Bu her ne kadar yanlış bir haber olsa da o dönemde savaşın ilk çıktığı dönemlerde etki yaratmadığını söylememiz mümkün değil. Bu tarz yeni yöntemler, dezenformasyonla mücadelede karşılaştığımız en önemli zorluk olarak karşımıza çıkıyor.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE NASIL OLMALI?

Prof. Dr. Emel Parlar Dal, dezenformasyon sorunuyla mücadele için eğitime işaret ediyor. Eğitimin "en zor ama en kalıcı yöntem" olduğunu düşünüyor. Ona göre; dezenformasyonla ilgili bir sürü alınabilecek önlem var. Ama sorunla mücadele, dezenformasyonu önlemekle olmuyor. Dezenformasyon, sosyal ve siyasi boyutları olan bir mesele. Medya işleyişinin de işin içine girdiği bir alan. Yani sadece fact check ile devletlerin çıkarmış olduğu yasal kodlarla ya da düzenlemelerle mücadele mümkün değil. Kreşten üniversiteye medya okuryazarlığı çok önemli ama bunun eğitimin bir parçası olması gerekiyor. Ve şimdi bir de yapay zeka var.

NELER YAPILABİLİR? Yapılabilecek çok şey var. Bunları şöyle sıralayalım isterseniz; ilk önce tabii yapay zeka. Yapay zeka, dezenformasyonu yayıyor ama yapay zekayı kullanarak bir de dezenformasyonla mücadele edebiliriz. Bu yanlış içerikleri algılayan algoritmaların güvenilir olması da önemli. Neden?

Yapay zeka teknikleri çok sofistike.

DÜZENLİ POLİTİKA: Bu konuda devletlere oldukça fazla rol düşüyor. Sivil topluma, üniversitelere, ülkelerin kendi milli eğitim bakanlıklarına … Çoklu bir cevap gerekiyor ve etik kurallar çok önemli dezenformasyonla mücadele için.

BAŞKALARINDA SORUN DEĞİLSE BİZDE NİYE SORUN? Bir tarafta dezenformasyonla mücadele edilirken, diğer tarafta propagandayı bu derece rahat, yani dezenformasyona yol açacak şekilde kullanmak da bir çeşit etik sorun. Dolayısıyla etik kuralların, dezenformasyonla mücadelede Türkiye'de medya üzerinden ciddi olarak tartışılması lazım. En iyi uygulamaların belirlenmesi lazım, diğer ülkeler nasıl yapıyor?   Başarılı olan ülkeler ne durumda? Diğer ülkelerde dezenformasyon bu kadar büyük sorun değilse bizde neden büyük sorun? İşte siyasi ortam, polarizasyon, yani kutuplaşma gibi sebepler, bütün bunlar aslında dezenformasyonu besleyen unsurlar. Sadece eğitimle de olacak bir şey değil. Bir sürü faktörün aynı anda gerçekleşiyor olması lazım uzun vadeli dezenformasyonla mücadele için.

ULUSLARARASI ÇALIŞMALAR: Küresel ölçekte dezenformasyonla mücadele ediliyor. Aynı zamanda devletler kendileri de dezenformasyonla mücadele ediyorlar. Uluslararası örgütlerin dezenformasyona karşı yapmış olduğu, birtakım kurmuş olduğu platformlar veya kendi küresel stratejik komünikasyon merkezleri var. İşte Birleşmiş Milletler'in var, Avrupa Birliği 2018'de kendi etik kod çıkarttı yanlış hatırlamıyorsam ve bir sürü teknoloji firmasıyla kendi kendini ilk defa kısıtlayan bir anlaşma yaptı etik bir kod çerçevesi üzerinden. Bunun içerisinde şu anki adıyla X de var, Google olsun, işte diğer bütün platformlarla anlaşmalar yapıldı. Kendi alanlarını uluslararası örgütlerde kısıtladılar yani kendi kendilerine etik kodlar inşa ettiler.

MÜKEMMELİYET MERKEZİ: Mesela NATO'nun bir Stratejik Komünikasyon Mükemmeliyet Merkezi var. Yine NATO'nun, NATO'yla ilgili çıkan yanlış bilgileri takip ettiği ve bunları doğruladığı bir mekanizması var. Uluslararası örgütler bu şekilde çalışıyor.

DEVLETLERİN DURUMU: Her devlet kendi kapısının önünü kendisi süpürüyor. Bazı devletler bu konuyu bu zamana kadar çok da ciddiye almadıklarını fark ettiler. Baktığım zaman bütün Avrupa'daki veya işte doğudaki Küresel Güney dediğimiz devletlerin dezenformasyonla mücadelesine şunu görüyorum: Genel olarak bilinçlenme, 2018'de, daha doğrusu pandemiyle birlikte de diyebiliriz.

İNFODEMİ: Tekrardan infodemiyle yani pandeminin-krizin yol açmış olduğu bilgi kirliliğinin o kadar çok yükselişe geçtiği bir dönem yaşadık ki!.. Pandemiyle WhatsApp gruplarında çıkan, dönen yanlış bilgileri ve bunların hepimize ulaşmasını hepimiz hatırlarız. Aynı şekilde sosyal medya platformlarında çıkan yanlış bilgi ve bunların hepimizin hayatının merkezine bir anda oturmasını da…

DAHA YENİ YENİ … Her devletin farklı farklı yöntemleri var. Mesela Japonya’da bu çok sonradan gelişmiş bir bilinç olarak karşımıza çıktı. Doğudaki geleneksel toplumlar, dezenformasyonla mücadeleyi daha yeni yeni bir toplumsal gereklilik olarak görmeye başladılar. Japonya son dönemde dezenformasyonla mücadele için özellikle yapay zekayı kullanan yeni bir "test course" oluşturma girişimi içerisinde.

ÖZEL GÜÇ: Kanada’nın özellikle Ukrayna savaşından sonra tekrardan yeni bir dezenformasyonla mücadele için bütün aktörleri birleştiren, devletin bütün bakanlıklarını birleştiren, özellikle iletişim bakanlığı çerçevesinde yeni bir 'special force' (özel güç) oluşturduğunu gördüm.

HEPSİ BAKANLIKLARA BAĞLI: Avustralya'nın da buna benzer bir çalışması var. Yeni birtakım kuruluşlar kurulabiliyor, dezenformasyonla mücadele için. Bunların hepsi bakanlıklara bağlı olarak…

MEMORANDUM: Güney Kore'nin, İtalya'nın, ABD, İngiltere ve Kanada’nın bütün demokrasilerin ortak bir çerçevede dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadelesini içeren yasal bir çerçeve ürettiğini gördük. Ve bütün bu çerçeveye paydaş olmak isteyen devletlerin bu memorandumu imzaladığı bir sürece şahit olduk.

KENDİNE ÖZGÜ YOLLAR: Her devlet kendi algıladığı dezenformasyona bağlı olarak kendi  toplumunun yaşamış olduğu sıkıntıları dikkate alarak biraz daha angaje veya daha az angaje politikalar izliyor. Mesela İtalya; özellikle pandemi döneminde İtalya'nın yaşadığı sıkıntılar dikkate alınırsa dezenformasyona karşı biraz daha artan bir bilinç oluştu İtalya'da. Hemen bu ABD'yle olan memorandumu imzaladığını görüyoruz.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ: Uluslararası örgütler de çeşitli mücadele kurumları oluşturuyor. Örneğin Dünya Sağlık Örgütü, Kovid-19’da veya bundan sonra ortaya çıkabilecek her türlü sağlık krizi veya başka krize karşı dezenformasyonla mücadele kurumu oluşturdu kendi bünyesinde.

SAVAŞ HASSASİYETİ: Almanya'da federal hükümetin özellikle Rusya-Ukrayna savaşından sonra "Bütün bakanlıklar arasında yeni bir dezenformasyon kampanyasına karşı neler yapılabilir, bu hibrit güvenlik tehditleri nasıl yok edilebilir" amacıyla toplandığını ve yeni bir bakanlıklar arası bir çalışma grubu kurduğunu takip ettim. Türkiye'nin de benzer birtakım çalışmaları var.

SOĞUK SAVAŞ: Yeni bir yazıda özellikle İsveç'in bu Rusya-Ukrayna savaşından sonra sanki Soğuk Savaş dönemine dönülecek şeklinde bu fake news dediğimiz yani yanlış haberlerle mücadele için psikolojik bir savunma kuruluşu kurduğunu, bunu yeniden rehabilite ettiğini okudum. Ve bunun medyasında birazcık da eleştirildiğiyle karşılaştım.

BATI İÇİN DE YENİ: Dolayısıyla Batı demokrasileri açısından da çok çok önceden fark edilmiş bir mesele değil. 2018 diyelim Avrupa Birliği açısından… Bütün etik kodların oluşturulduğu dönem. Pandemiyle birlikte çok daha hızlı bir şekilde hızlandı.

TEYİT SİTELERİ: Bizim coğrafyamızda da mesela Gürcistan'da benzer birtakım çalışmalar var. "Acaba bu teyit şirketlerinin hangisi dıştan besleniyor? Hangisi dıştan yardım alıyor?" şeklinde kendi basınlarında birtakım tartışmalar olduğunu takip etmiştim.

UZUN VADELİ STRATEJİ: İngiltere'nin de yeni bir çalışması var. Bu da online medya okuryazarlığı stratejisi belgesi. İngiltere, böyle bir belge yayınladı. Dolayısıyla bütün devletler aslında kendi dezenformasyon ya da bilgi ekosistemini temizlemek amacıyla veya işte onu daha dayanıklı hale getirmek amacıyla bunu aynı zamanda demokrasiye zarar vermeyecek şekilde bir yöntemle dezenformasyonla mücadele etmeye çalışıyor ama benim anladığım kadarıyla bunun çok uzun vadeli ve çok boyutlu olduğunu biliyorlar. Mesela İngiltere'deki strateji belgesine baktığım zaman şunu gördüm; çok paydaşlı bir strateji bu.  İçerisinde ta ilkokul öğretmenlerinden tut da kütüphanecileri de kapsayan, bütün toplumu eğitmeye çalışan, ta ilkokuldan işte bütün üniversite dahil olmak üzere bütün çerçeveyi eğitimin bütün dönemlerini kapsayan şekilde düzenlenmişti. Dolayısıyla uzun vadeli bir strateji peşinde olduğunu düşünüyorum ben özellikle Batı demokrasilerinin.