Euro
10.09
Dolar
8.29
BIST 100
1,444.87
Altın
1,837.76
Tarihin Aynası Kültürel Servet

Son 10 yılda yurt dışındaki 2 bin 712 kültür varlığı yurda getirildi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun, son 10 yılda yurt dışındaki 2 bin 712 kültür varlığının Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.

Yasemin Kalyoncuoğlu   | 11.04.2021
Son 10 yılda yurt dışındaki 2 bin 712 kültür varlığı yurda getirildi Fotoğraf: Güven Yılmaz / AA

Ankara

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun, bakanlığın yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadesine yönelik çalışmalarına ve müzecilik faaliyetlerine ilişkin AA muhabirine, başkentin tarihe tanıklık eden Cumhuriyet Müzesi'nde açıklamalarda bulundu.

Tarihi eser kaçakçılığının insanlık tarihi kadar eskiye dayandığını belirten Coşkun, bilinen ilk devlet nizamları oluştuğunda savaşta galibiyetini ilan eden devletlerin, mağlup ettikleri devletin kıymetli eserlerini bir zafer nişanesi olarak ülkelerine götürmeye başladıklarını ve bu uygulamanın uzun süre devam ettiğini söyledi.

Özellikle 17, 18 ve 19'uncu yüzyılda Anadolu coğrafyasından fazlasıyla tarihi eser kaçakçılığı yapıldığına işaret eden Coşkun, "Dünyanın bugün bilinen en büyük müzelerinin, en gösterişli vitrinlerinin arkasında kaçakçılığın karanlığı yatıyor. Bazen tamamı bize ait olan eserleri müzede teşhir edilirken, özel koleksiyonlarda, bazen müzayedelerde görebiliyoruz." dedi.

"Müzayedeci 'Türkiye başımıza bela olur' diyor, böyle bir ortam oluşturduk"

Devletin çok eski zamanlarda yurt dışına kaçırılmış eserleri geri getirmeye çalıştığını, bu gayretin her geçen gün arttığını ve teknolojinin imkanlarını kullanarak çok iyi takibat yaptıklarını anlatan Coşkun, şunları kaydetti:

"Dünyadaki bütün müzayedeleri takip ediyoruz. Arkadaşlarımız tek tek dünyadaki bütün müzayedelerin kataloglarını inceliyor. Bu kataloglarda Anadolu kökenli bir eser var mı, eserlerin içerisinde rivayet silsilesinde eksik olan var mı, herhangi bir zaman kaçakçılığa konu olmuş, tespitinde, tescilinde bir eksiği olan var mı, hepsine tek tek bakıyor. Konusunda uzman hocalarımızla irtibata geçiyoruz. O eserlerin ait olduğunu düşündüğümüz illerdeki müzelerimizle irtibata geçiyoruz. Müze koleksiyonlarına soruyoruz ve kapsamlı dosya hazırlıyoruz. Müzayedeye 'Satmaya çalıştığı eser bizim, bu ülkeden çıkmış bir eser.' diyoruz ve onları durdurmaya çalışıyoruz. Bazen çok eksik olduğunu düşündüğümüz dosyalarda bile şerhimizi düşüyoruz. Dünyadaki müzayedelerde kataloglar oluşturulurken içinde Türkiye kökenli bir eser ve bu eserin rivayet silsilesinde bir problem varsa müzayedeciler, 'Arkadaş bunu koyma buraya, Türkiye başımıza bela olur.' diyorlar. Böyle bir ortam oluşturduk ve ülke olarak her bir eserimizin tek tek peşine düşüyoruz."

2021'de eser iadesi için 70 dosya takipte

Kültür varlıkları kaçakçılığının önüne geçmek için yurt içinde de her bir ihbarı tek tek değerlendirdiklerini vurgulayan Coşkun, Emniyet, İçişleri Bakanlığı, Jandarma ve Interpol ile çok iyi ilişkileri olduğunu, her bir ihbarın ve ihtimalin tek tek değerlendirildiğini ifade etti.

Mart ayında Macaristan'dan 413 parçalık eser grubunu yurda getirdiklerini, ülkeye eser kazandırma bakımından 2021 yılının nitelik ve nicelik olarak iyi başladığını, takip ettikleri 70 dosyanın içerisinde çok yakın zamanda neticelendirebileceklerini düşündükleri dosyaların da olduğunu aktaran Coşkun, "Bu yıl itibarıyla takibi yapılan 70 dosyamız var, geçen yıl bu sayı 65'ti. Bu dosyaların her biri bir eser demek değil, her bir dosyada bazen onlarca, yüzlerce eser olabiliyor. Bazen sadece tek bir eserle irtibatlanmış bir dosya da olabiliyor." bilgisini verdi.

ABD ile anlaşma yurda eserleri döndürecek

Yakın zamanda ABD ile yapılan eser iadesi anlaşmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Coşkun, anlaşmanın 24 Mart 2021 itibarıyla yürürlüğe girdiğini, bu anlaşma ile ABD'de bulunan pek çok Türk kültür varlığının yurda kazandırılacağını düşündüklerini dile getirdi.

Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun, ABD ile eser iadesi noktasında eskiden beri iyi ilişkilerin sürdürüldüğünü, bu ilişkiler ışığında en son Afyonkarahisar'dan kaçırılan Kibele heykelinin ABD iç güvenlik biriminin de desteklediği bir çalışmayla yurda getirildiğini, bunun da ikili ilişkilerin getirdiği aşamalardan bir tanesi olduğunu belirtti.

Her bir eser hürmete ve özene layıktır

Bu topraklarda üretilmiş her bir esere, büyük ya da küçük, en eskisinden en yenisine kadar her birine aynı ihtimamla baktıklarını, her bir eserin hürmete ve özene layık olduğunu vurgulayan Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son 10 yılda, 2011'den bugüne kadar 2 bin 712 eserin iadesini sağlamış durumdayız. Bu topraklara ait olan ama muhtelif zamanlarda, muhtelif sebeplerle yurt dışına çıkmış 2 bin 712 eserimiz son 10 yılda ait oldukları yere yani ülkemize döndüler. Anadolu genelini ilgilendiren bir eser olduğunda Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzemizde sergiliyoruz. En son Macaristan'dan gelen 413 eserimizin tasnifini yapıyoruz. Eserlerin hangi şehre ait olduğu düşünülüyorsa oralara göndereceğiz, böylece 4-5 müzemize birden göndermiş olacağız. Bir eser hangi topraklarda üretilmişse o toprağın bilgisini, becerisini, tecrübesini, hikmetini taşıyor demektir ve o toprağın ürünüdür. Biz de olabildiğince ait olduğu toprağın müzelerine gönderiyoruz."

İsviçre ile eser iadesi anlaşması yakında

Almanya, İtalya, İspanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki kültür varlıklarının iadesine yönelik ABD ile yapılan eser iadesi anlaşmasına benzer anlaşmaların şu an için söz konusu olmadığını belirten Coşkun, zaten halihazırda geçerli olan 1970 tarihli UNESCO Sözleşmesi'ne taraf olan bütün ülkelerle iş birliğine devam ettiklerini ve ikili ilişkileri geliştirerek eser iadesini sağlayabildiklerini ifade etti.

Bazı ülkelerin ikili anlaşmalarla eser iadesini yürütmeyi tercih ettiklerini, ABD'nin bunlardan biri olduğunu kaydeden Coşkun, "İsviçre ile eser iadesi anlaşmasının sonuna geldik. Çok yakın zamanda tamamlayacağımızı umut ediyorum. Hem Dışişleri Bakanlığımız hem Bakanlığımızdaki teknik arkadaşlarımız kanalıyla ve Büyükelçilikler nezdinde çalışmayı sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Müzelerimize ziyaretçilerimizi bekliyoruz, kapılarımız açık"

Coşkun, salgın öncesinde müze ziyaretçi sayılarının tarihi zirveye çıktığını, 2020 mart ayı itibarıyla salgın başladıktan sonra müzelerin 74 gün kapalı kaldığı bir süreç yaşadıklarını, bu arada müzelerdeki eksikleri tamamladıklarını, salgın için gerekli tüm önlemleri aldıklarını anlattı.

Müzelerin sadece muhafaza etmek ve teşhir etmekten ibaret olmadığını, müzeleri ziyaretçiyi eserin içerisine çekebilmenin, öğrenme biçimlerini çeşitlendirmenin bir aracı ve eğitim müessesi olarak gördüklerini aktaran Coşkun, salgın bittiğinde çocukların müzelerde eğitim görebileceği faaliyetlere devam edeceklerini söyledi.

Nitelikli turizmin en önemli parçasının kültür turizmi olduğunu, nitelikli turistin ilk uğrak yerinin müze ve ören yeri olması için gayret gösterdiklerini vurgulayan Yahya Coşkun, "33 müzemiz 'sanal müzele' uygulamasıyla gezilebilir durumda. 15 milyona yaklaştı sanal müze ziyaretçi sayısı. İnsanlar, 'pandemi dolayısıyla bu müzeyi sanalda gördüm, ilk fırsatta gidip fiziki olarak da göreceğim' diye yorumlar yapıyor. Ziyaretçilerimizi bekliyoruz, şu anda kapılarımız açık. Herkesin sağlık içerisinde, rahat rahat ziyaret ettiği günleri bekliyoruz. Çünkü müzelerimizden çocuk cıvıltısı eksik olmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Müze Envanter Sistemi yakın zamanda tamamlanacak

Müzelerdeki eserlerin donanımlı bir şekilde kayıt altına alınmasını sağlayan Müzeler Ulusal Envanter Sisteminin (MUES) tüm müzelerde tamamlanması için çalışmaların devam ettiğin anlatan Coşkun, Osmanlı'dan bugüne gelen bir envanterin olduğunu, müze envanterinin, eserlerin her yıl artması ile parça parça tamamlandığını söyledi.

Yahya Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şöyle düşünün, bir heykelin bir kolu geliyor ve numara verilerek envantere alınıyor. Sonra başı ve gövdesi geliyor. Ardından bunlar laboratuvarda birleştiriliyor ve yeni bir envanter numarası veriliyor. Müzecilikte envanter işi hiç bitmeyecek bir iştir. Ama bu yeni envanter sistemiyle envanterimizi aynı zamanda dijitalleştiriyoruz. MUES, her bir eserimizin ebadı belli olacak şekilde fotoğraflandığı, eserin hangi döneme ait olduğu, ne zaman bulunduğu, hangi yolla bulunduğu, kazıdan mı alındığı yoksa satın alma yöntemi ile mi geldiği, ne zamandır müzemizde bulunduğu, hangi döneme ait olduğu gibi birçok soruya cevap veren mütekamil bir sistem. İstanbul Arkeoloji Müzemizde 1 milyona yakın eser var. Onun tamamlaması biraz vakit alacaktır. Mesela Ankara'da Cumhuriyet Müzemizin envanteri tamamladı. Biz bunları tek tek kontrol ediyoruz, takibini yapıyoruz ve bütün arkadaşlarımıza da ısrarla hatırlatıyoruz. En yakın zamanda tamamlamayı planlıyoruz."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.