Bir otelde düzenlenen forumun açılışı, Kadın Parlamenterler Bürosu Başkanı Cynthia Lopez Castro tarafından yapıldı.
Oturuma, PAB Başkanı Tulia Ackson ve PAB Genel Sekreteri Martin Chungong ile çok sayıda parlamenter katıldı.
Forumun 41'inci oturumunun başkanlığına seçilen AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, verilen görev için teşekkür etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmanın, parlamentolar arası diyaloğu güçlendireceğini ve ortak sorunlara çözüm üretme iradesini ortaya koyacağına inandığını dile getiren Aksal, "Kadınların siyasetteki temsili ve karar alma süreçlerine etkin katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, demokratik sistemlerin niteliğini belirleyen temel unsurlardan biridir." dedi.
Kadınların aktif rol aldığı siyasetin daha kapsayıcı, dengeli ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurgulayan Aksal, "Unutmamalıyız ki daha adil, daha barışçıl ve daha kapsayıcı bir dünya kadınların karar alma süreçlerinde güçlü biçimde yer aldığı toplumlarla mümkün olacaktır." diye konuştu.
PAB Başkanı Ackson, konuşmasında ev sahibi Türkiye'ye teşekkür etti.

Kadın Parlamenterler Forumu oturumuna dikkati çeken Ackson, "Bu bir tesadüf değil. Planlanmış bir şey ama aynı zamanda kadın ve erkeklerin, kadınların sesini duyurma ve kadınları yüceltme çağrısına birlikte cevap verebileceklerini hissetmeleri ilerleme kaydettiğimiz anlamına da geliyor. Bu yüzden birlikte çalışmalıyız." ifadelerini kullandı.
Ackson, milletvekilleri olarak dünyada bir fark yaratmak ve aynı zamanda cinsiyet eşitliğine olan bağlılığın küresel olarak ilerletilmesini sağlamak için çalışmanın önemini vurguladı.
Bu forumun diyalog, dayanışma ve ortak ilerleme için kilit bir alan olduğuna işaret eden Ackson, PAB Genel Sekreteri Martin Chungong'a kuruluşta toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemli bir destekçisi olduğu için teşekkür etti.
Kadın Parlamenterler Bürosu Başkanı Castro, savaşta ölen kadınlara saygılarını sunarak, "Bugün şiddet, yerinden edilme ve korkuya maruz kalan tüm kadınlara ve kız çocuklarına içten dayanışma duygularımızı ifade etmek istiyorum. Savaş, onların geleceğini engelliyor." ifadelerini kullandı.

Castro, savaşlarda hiçbir kadının hayatını kaybetmemesi için mücadeleyi sürdüreceklerini aktardı.
Parlamentolardaki kadın vekillerin oranının yüzde 25 olduğunu paylaşan Castro, "Bugün dünyada parlamentosunda cinsiyet eşitliğini sağlamış 7 ülke var. Bunun için, Andorra, Bolivya, Küba, Nikaragua, Ruanda, Birleşik Arap Emirlikleri ve tabii ki sevgili ülkem Meksika'yı tebrik etmek istiyorum." açıklamasında bulundu.
PAB Genel Sekreteri Chungong, 12 yıldır sürdürdüğü görevi doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi konularına katkı sunmayı kendisine görev edindiğini ifade etti.

PAB'ın bu alandaki başarısının kolektif bir çabanın sonucu olduğunu aktaran Chungong, kuruluşun bünyesinde toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki ilerlemenin kolektif bir çabanın ürünü olduğunu belirterek, bu başarının tüm üyelerin kararlılığı ve örgüt içindeki güçlü liderlikten kaynaklandığını ifade etti.
PAB'da cinsiyet eşitliği gündemini öne çıkaran isimlerden biri olmaktan gurur duyduğunu dile getiren Chungong, kadınların karar alma süreçlerinde yer almadığı bir demokrasinin meşru kabul edilemeyeceğini sözlerine ekledi.
Nepal'den milletvekili Anjan Shakya da Kadın Parlamenterler Forumu'nun alt oturumunda yaptığı konuşmada, ülkede kadınların siyasette temsil oranının arttığını ve karar alma mekanizmalarındaki rolünün güçlendiğini söyledi.
Shakya, anayasal düzenlemeler kapsamında parlamentoda kadınlar için yüzde 30 kota getirildiğini hatırlatarak, bu oranın şu anda yüzde 30'un üzerine çıktığını aktardı.
Kadınların güçlendirilmesine yönelik adımların eğitim ve kamu istihdamına da yansıdığını kaydeden Shakya, kadın okuryazarlık oranının yüzde 70'e yükseldiğini, kamu hizmetlerinde kadın istihdamının ise yüzde 25'e ulaştığını ifade etti.
Shakya, yapılan bir araştırmaya göre, dünyada kadın parlamenterlerin yüzde 76'sının çeşitli türlerde şiddete maruz kaldığına dikkati çekerek, kadınların özellikle dijital ortamda siber zorbalık gibi yeni risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Uluslararası ticaretin yoksulluğun azaltılmasında rol oynadığına değinen Shakya, "Hep birlikte, saf ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için çağrıda bulunmak istiyorum." dedi.
Finlandiya Parlamento Üyesi Anne Kalmari, Finlandiya'nın kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk ülkelerden olduğunu hatırlatarak, halihazırda parlamentoda görev yapan kadın temsilinin yüksek seviyelere ulaştığını belirtti.
Finlandiya'nın vergi tabanının daralması konusunda yaşadıkları soruna işaret eden Kalmari, küresel ölçekte bir finansal işlem vergisinin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
Kalmari, bu verginin tek bir ülke ya da bölge tarafından uygulanmasının mümkün olmadığına işaret ederek, bunu hayata geçebilmesi için tüm ülkelerin ortak taahhüde bulunmaları gerektiğini vurguladı.
Doğu Afrika Kanun Yapıcılar Meclisi Parlamento Üyesi Gladness Salema, 8 ortak Afrika ülkesinden oluşan bir yapı içinde faaliyet gösterdiklerini belirterek, temel sorumluluklarından birinin ticari politikalar arasında uyumluluğu artırmak olduğunu söyledi.
Salema, sadeleştirilmiş ticaret rejimleri sayesinde kadınların sınırları daha rahat geçebildiğini ve ticari faaliyetlerini daha dostane bir ortamda sürdürebildiğini aktardı.
Buna rağmen kadınların küresel ticarete katılımının halen sınırlı olduğuna işaret eden Salema, yeterli veri ve veri izleme sistemleri olmaması nedeniyle özellikle gayri resmi sektörde faaliyet gösteren kadınları tespit etmeye yönelik çalışmaların yetersiz kaldığı değerlendirmesinde bulundu.
Salema, parlamentoların ve parlamentolar arası platformların daha kapsayıcı politikalar geliştirmesi gerektiğine dikkati çekerek, bu alandaki uluslararası işbirliğinin önemini vurguladı.
Maldivler Halk Meclisi Üyesi Anara Naeem, kadınların ekonomik statüsünün artırılmasının hayati olduğunu ifade ederek, hükümetlerinin kadın girişimcilere ve engelli kadınlara 100 milyon değerinde bir kredi tahsis ettiğini açıkladı.
Naeem, Maldivler meclisindeki kadınların oranının sadece yüzde 4,6 seviyesinde olduğuna işaret ederek, "Bu da bizi dünyanın en düşük sıralarına getiriyor." dedi.
Söz konusu kredilerle kadınların güçlendirilmesi konusunda çalışmalar yürüttüklerini bildiren Naeem, "Şimdi bu ilerlemeyi yasama düzeyine getirmeliyiz ki seslerimiz duyulsun ve ülke yasalarımız bu şekilde yapılabilsin."
Samoa Yasama Meclisi Başkan Yardımcısı Leone Masame, ülkelerindeki kadınların genelde tarım, balıkçılık gibi küçük ölçekli ve kayıt dışı ticaret işlerinde çalıştığını ifade etti.
Kadınların mali politikalar ve iklim krizlerinden etkilendiklerine dikkati çeken Masame, "Kanıtlar şunu gösteriyor ki, özellikle bütçe ve ticaret söz konusu olduğunda kadınların omuzlarındaki yükün azaltılması gerekiyor, onlar için istihdam ortamı yaratılması gerekiyor." ifadesini kullandı.
Masame, küresel ticaret sistemlerinde kadınların ön planda olması, mali politikalardaki eşitsizliklerin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.
Kadınların ekonomik büyümenin lokomotifi konumuna gelmesinin önemine dikkati çeken Masame, "Kadınlar güçlü olduğu zaman uluslar güçlü olur." dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, çatışmaların giderek daha sık ve karmaşık hale geldiğini ifade ederek, “Kurallara dayalı uluslararası düzen giderek işlevini yerine getirememekte ve günümüzün zorluklarını çözmede çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla, haklı olanın güçlü olduğu bir dönemden ziyade, güçlünün haklı olduğu bir döneme giriyoruz.” dedi.

Göka, bu gelişmelerin, özellikle kadınlar ve kız çocukları için kırılganlıkları derinleştirdiğine dikkati çekerek, kadın, barış ve güvenlik gündemi ile ilgili uluslararası taahhütlerin olduğunu ancak sahadaki duruma bakıldığında ortaya farklı bir tablo çıktığını söyledi.
Bu konudaki güçlü küresel çerçevenin uygulama noktasında güçlü bir gerçeklik ifade etmediğini aktaran Göka, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye için bu, teorik bir gözlem değildir. Bu nedenle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik yaklaşımımız üç temel öncelik etrafında şekillenmiştir. Birincisi koruma, sağlık hizmetlerine ve eğitime erişimin sağlanması ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı koruma. İkincisi, kadınların ekonomik ve sosyal yaşamın aktif katılımcıları olarak kabul edilmesi anlamına gelen güçlendirme. Üçüncüsü ise kadınların barış süreçlerine ve karar alma süreçlerine dahil edilmesini sağlamak anlamına gelen katılımdır.”
Göka, kadınların çatışmalardan en çok etkilenen gruplar arasında yer almasına rağmen barış süreçlerinde en az temsil edilen kesim olmaya devam ettiğini vurguladı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Petra Bayr, kadın konusunda sistematik bir başarısızlıkla karşı karşıya olunduğunun altını çizerek, “Çatışmalar küresel ölçekte arttıkça kadın ve kız çocuklarının hakları sadece bunlardan etkilenmekle kalmıyor, bu hakların aslında altı boşaltılıyor ve bunu birçok alanda aynı örüntülerle görüyoruz.” diye konuştu.
Bunların, kadınların bedenlerini, seslerini, haklarını kontrol etmek için bir güç aracı olarak kullanıldığını söyleyen Bayr, bu gerçeğe rağmen kadınların hala barış müzakerelerinin dışında tutulduğunu kaydetti.

Bayr, kadınların barış süreçlerinin dışında tutulduğunda güçsüzleştiklerini belirterek, “Stratejik önceliklerimizin olması lazım. Öncelikle uygulama ihtiyacımız var. Tekrarlara ihtiyacımız yok. Herhangi bir yeni tarihe ihtiyacımız yok. Zaten halihazırda söylediklerimizi, duyduklarımızı yapmaya ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Çatışma bölgelerindeki kadınların çoğu zaman kurban gibi, mağdur gibi gösterildiğine dikkati çeken Bayr, “Aslında onlar aynı zamanda müzakereci, ara bulucu, ilk müdahale edenler ve topluluk liderleri. Bu noktada soru artık kadınlar liderlik etmeye hazır mı değil, siyasi liderler gücü paylaşmaya hazır mı olmalı.” değerlendirmesini yaptı.
Luque de çatışmalar artarken kadınların ve kız çocuklarının haklarındaki düşüşün gözardı edilemeyecek düzeyde olduğunu söyledi.
Uluslararası çerçevelere ve taahhütlere bakıldığında eksiklikler ve boşluklar olduğunu aktaran Luque, 2023'te 170'ten fazla silahla çatışmanın dünya genelinde 600 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunu etkilediğini kaydetti.
Kadına karşı şiddet ve de cinsiyet eşitsizlikleri karşısında yapılabilecek en önemli şeyin ilk olarak bunların ortaya çıkmasını önlemek, bu yolda çalışmak ve barışçıl çözümlere yönelmek olduğunu ifade eden Luque, bu anlamda parlamentoların devletlerin çok önemli mekanizmaları olarak ön plana çıktığını dile getirdi.
ICRC Hukuk Danışmanı Richard ise, silahlı çatışmaların eşitsizlikleri artırdığının altını çizerek, kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerin nesiller boyunca artarak devam ettiğini ifade etti.
Çatışma ortamında kadınların doğum yaparken bile hayatını kaybettiğini kaydeden Richard, kız çocuklarının okuldan uzak kaldığını ve erkek çocuklarına oranla çok daha fazla etkilendiğini aktardı.
Richard, uluslararası kuralların devletlere savaş suçlarının yargılanması sorumluluğunu da getirdiğini ve bu suçların içerisinde cinsel şiddet suçlarının da yer aldığını söyledi.
Kadınların çözüm süreçlerine katılımının sonradan eklenecek bir şey olmadığını, en başta düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Richard, “Karar alma süreçlerinde kadınların en iyi ihtimalle azınlık olduğunu görüyoruz. Bazen savaşın getirdiği acil durumların içerisinde kadın meselesinin yeri olmadığı düşünülebiliyor.” dedi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
