Ankara'da bir otelde düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Muhammed Nur, YTB Başkanı Abdulhadi Turus, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya, milletvekilleri, büyükelçiler, rektörler ve birçok davetli katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren gönül coğrafyasından gelen gençlere ilim ve irfan kapılarını ardına kadar açan Türk devletinin, ikili kültür anlaşmalarıyla pek çok uluslararası öğrenciyi bu topraklarda muhabbetle misafir ettiğini söyledi.
Bugün dünyanın dört bir yanına yayılan ve sayıları 160 bine yaklaşan büyük Türkiye Mezunları ailesinin, asırlara sari devlet geleneğinin ve köklü eğitim diplomasisinin en olgun, en nadide meyvesi olarak herkese gurur verdiğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin, son 20 yılda yükseköğretim alanında çok büyük bir değişim yaşadığını ifade etti.

Cevdet Yılmaz, bugün itibarıyla 129'u devlet, 79'u vakıf olmak üzere toplam 208 üniversitede yaklaşık 7 milyon öğrencinin eğitim-öğrenim gördüğünü, akademisyen sayısının ise 187 bine ulaştığını bildirdi.
"Geldiğimiz aşamada üniversitelerimizi nicelik anlamından daha ziyade niteliksel olarak geliştirmeye, kalitelerini artırmaya yoğunlaşmış durumdayız" diyen Yılmaz, dijital teknolojilerin artık her alanı derinden etkilediğini, son 2 yılda yapay zeka ve bilişim temelli çok sayıda yeni programı yükseköğretim sistemine kazandırdıklarını kaydetti.
Yılmaz, "2024 yılında 20 üniversitede, 17 farklı türde olmak üzere toplam 72 yeni yapay zeka ve bilişim temelli program açılmış, 2025 yılında bu programlara 27 yeni program daha ilave edilerek sayı 100'ün üzerine çıkarılmıştır." bilgisini paylaştı.

Yükseköğretimde elde edilen bu gelişimin, uluslararasılaşma anlamında da önemli sonuçlar ortaya koyduğuna işaret eden Yılmaz, "Ortak araştırma projeleri, çift diploma, ortak derece programları, akademik personel değişim mekanizmaları ve kurumsal ortaklıklar yoluyla çok boyutlu bir işbirliğini gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Asya-Pasifik bölgesi başta olmak üzere farklı coğrafyalardan üniversitelerle güçlü bağlar geliştiriyoruz." diye konuştu.
Bugün Türkiye'de 362 bini aşkın uluslararası öğrencinin öğrenim gördüğünü aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin çok daha yüksek sayıda uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapacağına yürekten inanıyoruz. Bu öğrenciler bize büyük bir değer katıyorlar. Kendi kültürlerinden, ülkelerinden tecrübelerini aktarıyorlar. Türkiye'de Türkçeyi öğreniyorlar, dil öğreniyorlar. Kültürümüzü daha yakından tanıyorlar, ilişkiler geliştiriyorlar. Biz bunun çok büyük bir bereket oluşturduğuna inanıyoruz. Ülkelerimiz arasında hem toplumsal diyaloğun ve kaynaşmanın gelişmesi bakımından hem de ekonomik açıdan; ticaretin, yatırımların ve turizmin gelişmesi bakımından çok büyük katkılar sunduğuna inanıyoruz.
Bu öğrencilerimize Türkiye'de sadece eğitim-öğretim imkanı değil, farklı hizmetler de sunma perspektifi içindeyiz. İşte oturum hakkı, belli bir süre çalışma hakkı dahil olmak üzere öğrencilerimize becerilerini geliştirme, aldıkları üniversite eğitimiyle iş hayatı arasındaki ilişkiyi güçlendirme noktasında da her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu öğrencilerimize biz büyük bir zenginlik olarak bakıyoruz. Ülkelerine döndüklerinde aynı zamanda bu Türkiye ailesinin bir parçası olarak dönüyorlar. Böyle bakıyoruz ve böyle bakmaya devam edeceğiz."

Gazze'de yaşananların, sadece kuru bilgi ve teknolojiyle bir yere varmanın mümkün olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, "Gazze'de bu zulümleri yapanlar gayet iyi eğitim almış insanlar, teknolojide de oldukça ileri toplumlar. Ama buna rağmen insanlık tarihinin en büyük zulümlerinden birini yaptılar, soykırım suçunu işlediler. Demek ki sadece bilgi ve teknoloji yetmiyor, sadece kuru eğitim yetmiyor. Bunu ahlak, adalet, merhamet ve hukukla buluşturmamız gerekiyor." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, meşruiyetten yoksun, çıplak gücün sürdürülebilir olmadığını, hiçbir zulmün sonsuza kadar sürmediğini belirterek, "'Ben güçlüysem istediğim her şeyi yapabilirim' zihniyetine hiçbir şekilde prim vermememiz lazım. Hem güçlü olmamız lazım hem haklı olmamız lazım. İkisini bir arada başardığımızda dünya farklı bir dünya olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin vizyoner bakış açısının bir yansıması olarak 2012'de başlatılan Türkiye Bursları Programı'nın ilk döneminde 42 bin başvuru aldığını anımsattı.
Aradan geçen yıllar içinde bu programın yalnızca bir burs sistemi değil, Türkiye'nin dünyaya açılan eğitim ve gönül köprüsü haline geldiğini kaydeden Ersoy, "Bugün geldiğimiz noktada, 174 ülkeden 188 binden fazla başvuruya ulaşan Türkiye Bursları, milletimizin eğitimdeki iddiasını, dost ve kardeş ülkelere sunduğu fırsatları ve küresel ölçekte yükselen itibarını gururla temsil etmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin tarih boyunca bilgiyi paylaşmanın, farklılıkları zenginlik olarak görmenin ve insanı merkeze alan medeniyet anlayışının taşıyıcısı olduğunu belirten Ersoy, Türkiye Bursları Programı'nın da bu anlayışın en güçlü tezahürlerinden biri olduğunu vurguladı.

Bakan Ersoy, şunları kaydetti:
"Türkiye Burslarıyla bugün itibarıyla toplamda 148 ülkeden 15 bini aşkın öğrencimiz, 74 şehrimizde ve 136 üniversitemizde eğitim hayatına devam ediyor. Her yıl yaklaşık 5 bin öğrenciye sunduğumuz bu imkan sayesinde Türkiye, sadece bilgi üreten değil, bilgiyi paylaşan, insan yetiştiren ve ortak gelecek inşa eden bir ülke olmayı sürdürüyor. Bu törende ise 110 farklı ülkeden 2 bin 800 öğrencimizi mezun etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir. Bu rakamlar, Türkiye'ye duyulan güvenin, Türkiye'nin yükseköğretim alanındaki gücünün ve ülkemizin küresel ölçekte kurduğu insani bağların en somut göstergesidir."
Bakan Ersoy, küresel ölçekte yaşanan gerilimlere, savaşlara ve krizler karşısında dünya insanının bugün her zamankinden daha fazla birbirini tanımaya, anlamaya ve farklılıklarını hoşgörüyle karşılamaya ihtiyacı olduğunun altını çizdi.
Ersoy, mezun olacak öğrencilere hitap ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sizlerin ülkemizde kurduğu dostluklar ve kardeşlik bağları, tüm ön yargıları ortadan kaldıracak, dünyanın dört bir yanından gelen gençlerin ortak değerler etrafında bir araya gelebileceğini tüm dünyaya gösterecektir. Çünkü kalıcı barışın ve insanlığın ortak geleceğinin yolu, ön yargılardan değil, karşılıklı anlayıştan ve gönüller arasında kurulan köprülerden geçmektedir. Sizler, kilometrelerce uzaklardan, farklı dillerden, kültürlerden ve geleneklerden yola çıkarak ortak bir hayalle Türkiye'ye geldiniz. Bugün artık yalnızca birer mezun değilsiniz. Türkiye'de edindiğiniz bilgiyle, dostluklarla ve hatıralarla, ülkeleriniz ile Türkiye arasında kurulan gönül köprülerinin en güçlü temsilcilerisiniz. Bizler sizleri hiçbir zaman yabancı öğrenci olarak görmedik. Sizleri bu ülkenin misafiri değil, dostu, kardeşi ve gelecekteki paydaşı olarak gördük. Bugün ülkelerinize dönerken yanınızda yalnızca bir diploma götürmüyorsunuz. Türkiye'de edindiğiniz dostlukları, paylaştığınız hatıraları ve birlikte inşa ettiğimiz ortak gelecek idealini de götürüyorsunuz."
Ersoy, bu programdan mezun olan gençlerin ülkelerinde bakan, diplomat, akademisyen ve kanaat önderi olarak önemli görevler üstleneceklerini belirtti.
Bakan Ersoy, öğrencilerin bugün kep atarken aslında bir vedayı değil, yeni bir başlangıcı kutladıklarını ve Türkiye'nin kapılarının öğrencilere daima açık olacağını da dile getirdi.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını tebrik eden Ersoy, bu programla okuyan gençlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da ideali olan barış ve huzur dolu bir dünya için elinden gelen her türlü adımı atacağını sözlerine ekledi.
YTB Başkanı Turus, konuşmasında, 15. Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni ve 3. Türkiye Mezun Ödülleri Programı'nı düzenlediklerini söyledi.
Turus, öğrencilere "Yıllar süren emeklerinizin ardından diplomalarınızı alıyor, Türkiye Burslusu birer öğrenciyken büyük Türkiye Mezunları ailesinin yeni mensupları oluyorsunuz." şeklinde seslendi.
Bu yıl bu törenin çok daha özel olduğunu belirten Turus, "Türkiye Mezunları ailesine katılan gençlerimizle, yıllar önce çıktıkları bu yolculuğu başarılarıyla taçlandıran kıymetli mezunlarımızı aynı salonda buluşturduk. Bugün, aynı hikayenin iki farklı yönünü bir arada ağırlıyoruz." dedi.
Turus, mezun öğrencilerin derslerde, laboratuvarlarda, kütüphanelerde, hastanelerde ve atölyelerde emek verdiklerini dile getirdi.

Türkiye Bursları’nın anlamının sunduğu maddi imkanların çok ötesinde olduğuna işaret eden Turus, şu ifadeleri kullandı:
“Her yıl yaklaşık 5 bin uluslararası gencimize Türkiye Bursları kapsamında yükseköğrenim imkanı sunuyoruz. Bugün 148 ülkeden 15 bin 500’ü aşkın öğrencimiz, Türkiye’nin 74 şehrindeki 136 üniversitede eğitimine devam ediyor. Bu yıl ise 110 farklı ülkeden yaklaşık 2 bin 800 öğrencimizi Türkiye Mezunları ailesine uğurluyoruz.”
Turus, bu sayıların her birinin, bir gencin hayalini, bir ailenin ümidini, bir toplumun geleceğine yapılan yatırımı ve Türkiye’nin yarınki dostlarını ifade ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün dünyaya ilan ettiği "daha adil bir dünya mümkün" çağrısını hatırlatan Turus, bunun kendileri için hem bir hedef hem de geleceğe dair büyük bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Turus, Gazze başta olmak üzere, dünyanın farklı coğrafyalarında süren zulümlerin insan hayatını, hakkı ve hukuku her şartta üstün tutacak vicdanlı ve nitelikli insanlara duyulan ihtiyacı bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Biz, bütün bu karanlığa rağmen ümidimizi kaybetmiyoruz. Dünyanın üzerine çöken karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bu karanlığın dağılacağı günler yakındır. Gözü olana gün ışımıştır. Sizler, insanlığın özlemle beklediği o güzel yarınların ayak seslerisiniz. Türkiye Bursları vizyonu, Cumhurbaşkanımızın çizdiği küresel bir adalet çağrısı ve hamlesidir. Bizim temel gayemiz; bu çağrının paydaşı olacak ve kendi alanında daha adil bir geleceğin inşasına katkı sunacak nitelikli insan kaynağını yetiştirmektir.”
Turus, YTB'nin mezunlarının birbiriyle ve Türkiye ile kurdukları bağı canlı tutmaya, hayatlarının her döneminde yanlarında olmaya devam edeceğini söyledi.
"Bugün, 31 ülkede faaliyet gösteren 35 Türkiye Mezunları Derneğimiz; mezunlarımızı aynı çatı altında buluşturuyor, tecrübe paylaşımından akademik ve mesleki işbirliklerine, kültürel faaliyetlerden sosyal dayanışmaya kadar geniş bir alanda önemli çalışmalar yürütüyor." diyen Turus, bütün mezunları "Türkiye Mezunları derneklerine üye olmaya ve çalışmalarına aktif biçimde katkı sunmaya" çağırdı.

2026 Mezunlarını temsilen Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun olan Gazzeli Sameh Alnabih, yaptığı konuşmada, Gazze'den 5 yıl önce Türkiye'ye geldiğini söyledi.
"Türkiye’ye basit bir hayalle geldim. Gazetecilik ve medya okumak, hikayeler anlatmayı öğrenmek istiyordum ama kendi hikayemin, bir gün anlatmaya çalışacağım en zor hikayelerden biri olacağını bilmiyordum." diyen Alnabih, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında hayatının en kötü günlerini yaşadığını, aklının sürekli ailesinde olduğunu belirtti.
Alnabih, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında sadece ailesinden 20'den fazla kişiyi kaybettiğini anlattı.
İsrail saldırılarında kardeşini kaybettiğini dile getiren Alnabih, "Kardeşimin bana vasiyet ettikleri arasında mezun olmam vardı ve bugün, işte buradayım. Mezun oldum, nasıl istediyse hayalini gerçekleştirdim ama hiçbir diplomanın dolduramayacağı bir boşluk var içimde. Keşke bugün aranızda otursaydı, gülümsediğini görebilseydim ve bana, 'Başardın Sameh' dediğini duyabilseydim." diye konuştu.
Alnabih, annesinin dileğini yerine getirerek Türkiye'de evlendiğini de söyledi.
3. Türkiye Mezun Ödülleri Programı kapsamında, "Bilimsel ve Akademik Çalışmalar Ödülü" KKTC'den Prof. Dr. Ali Övgün'e, "Ekonomi ve Girişimcilik Ödülü" Endonezya'dan Budy Sugandi, "Medya ve İletişim Ödülü" Filistin'den Lamis Samer Alsoradi, "Kültür ve Sanat Ödülü" Lübnan'dan Prof. Dr. Khaled Tadmori, "Yaşam Boyu Onur Ödülü" Japonya'dan Ord. Prof. Tadashi Suziki, "Vefa Ödülü" Malezya'dan Tuğgeneral Dr. Amran Amir Hamzah'a ve "İlişkilere Katkı Ödülü" Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Muhammed Nur'a verildi.
Ödülün ardından teşekkür konuşması yapan Nur, zor zamanlarda ülkesinin yanında olan Türkiye'ye teşekkür etti.

"Sayın Serdar Bey (Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam) ve Hadi (YTB Başkanı) Bey, Somali için çok emek verdiler, onlara özellikle teşekkür ediyorum. O gün verdiğiniz emek sayesinde bugün başka bir Somali'yi konuşuyoruz." diyen Nur, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonuna emek veren tüm yetkililere de şükranlarını sundu.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.









