Dünya

Siyasi analistler, 27 yıl önce imzalanan Oslo Antlaşmasının artık 'ölü' olduğuna dikkati çekiyor

Filistinli siyasi analistler, Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında 27 yıl önce imzalanan Oslo Anlaşması'nın artık "ölü" olduğunu ve anlaşmanın Filistinlilerin barış veya devlet hayallerini gerçekleştirmediğini ifade ediyor.

Nour Mahd Ali Abu Aisha,Halime Afra Aksoy   | 13.09.2020
Siyasi analistler, 27 yıl önce imzalanan Oslo Antlaşmasının artık 'ölü' olduğuna dikkati çekiyor

Gazze

Filistinli siyasi analistler, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında 13 Eylül 1993'de imzalanan Oslo Anlaşması'nın üzerinden geçen 27 yılın ardından anlaşmanın artık geçerli olmadığını, Filistinlilerin barış veya devlet hayallerini gerçekleştirmediğini belirtiyor.

İsrail ile Filistin üst düzey temsilcilerinin ilk kez yüz yüze görüştüğü ve anlaşma çabası olarak tarihe geçen Oslo Anlaşması'ndan 27 yıl sonra Filistin sorunu hala çözülemedi ve işgal devam ediyor.

Norveç'in başkenti Oslo'da imzalanan anlaşmaya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan yazar ve siyasi analistler, bu anlaşmanın artık "ölü" olduğunu, halihazırda sadece taraflardan İsrail'in çıkarlarına hizmet eder hale geldiğini kaydetti.

İsrail'in ayrıca Kudüs, mülteciler ve yerleşim birimleri gibi Oslo'da yer alan nihai statü müzakerelerinde gündeme getirilecek olan dosyaları sona erdirmek istediğini ifade eden uzmanlar buna karşın FKÖ'nün hala Oslo Anlaşmasını Filistin devleti hayalinin gerçekleşmesine yol açan barış sürecine bir giriş noktası olarak görmeye devam ettiğini belirtti.

"Anlaşma değil dikte"

Filistinli yazar ve siyasi analist Ömer Caara, Oslo Anlaşması'nın ilki güçlü olan İsrail, ikincisi daha zayıf olan Filistinliler olmak üzere iki taraf arasında imzalandığını aktararak, "Güçlü ve zayıf iki taraf arasında imzalanan herhangi bir anlaşma, anlaşma değil diktedir. Bu nedenle İsrail'in anlaşma şartlarından kurtulmaya çalıştığını, kendi güvenliği ve ekonomisine hizmet etmeyecek şartlarına uymadığını görüyoruz." dedi. 

Caara, Oslo müzakerelerindeki Filistinli heyet başkanı Ahmed Kari'nin televizyon kanalına (Al Jazeera belgesel kanalı) verdiği röportajda, "bu anlaşmanın Filistinlilere bir zorunluluk olarak dayatıldığı" şeklindeki sözlerine işaret etti.

Oslo'nun, Batı Şeria'daki İsrail hegemonyasının arttırılması ve yerleşim birimlerinin genişletilmesi adına verimli bir zemin oluşturduğuna dikkati çeken Caara, ayrıca ABD'nin "Yüzyılın Anlaşması" olarak bilinen sözde barış planının tüm şartlarıyla uygulanması durumunda da Oslo'nun direkt ve tamamen geçersiz hale geleceğini belirtti.

"Arap gerçekliğinden kaçma girişimi"

Filistinli yazar ve siyasi analist Abdulmecid Suveylem ise Oslo Anlaşması'nı, "Filistin'in, o dönemde FKÖ'nün boğazını sıkan Arap gerçekliğinden kaçma girişimi." şeklinde değerlendirdi. 

Filistin yönetiminin, otoritenin bir devlete dönüşmesi ve İsrail'in Filistinlilerin haklarını tanıması yoluyla anlaşmanın geçici durumdan daimi hale gelmesine yol açabilecek bir barış sürecinin başlamasını ve mücadeleyi Filistin içine taşımayı istediğini kaydeden Suveylem, şunları ifade etti:

"Ancak bu girişim, bir yandan İsrail'in anlaşmaya varamamasıyla diğer yandan Filistin tarafının başarısızlığı, kötü yönetimi ve performansıyla çarpıştı."

"Yeni bir yol belirlenmeli"

Suveylem, Filistinlilerin, ABD-İsrail ittifakının bugünkü olduğu noktaya ulaşmasının, Arap ülkelerinin tutumlarının Arap Barış Girişimi kararlarından uzaklaşmasının ve Arap ülkelerinin ulusal maslahatı gözardı ederek İsrail'le ilişkilerini normalleştirmeye başlamasının ardından tehlikelerle yüzleşmek için yeni bir yol belirlemeleri gerektiğini söyledi. 

Siyasi analist, Filistinli liderlerin Oslo Anlaşması'nın geçerli olmadığı yönündeki açıklamalarının gölgesinde Filistin'in İsrail'i tanımaya devam etmesi hakkında ise tanıma meselesine ilişkin atılacak adımların Filistin yönetimini ilgilendirdiğini; yönetimin, anlaşmadan çekilmek için uygun bir zaman kollayabileceğini ya da yeni bir yol belirleyebileceğini dile getirdi.

Suveylem, halihazırdaki çıkmazdan çıkabilmek için bu aşamanın ve tecrübelerin yeniden okunması, Filistinlilerin kararlılığa ve topraklarında kalmaya dayalı yaratıcı yöntemler üretmesi gerektiği görüşünü savundu.

"Normalleşme bir sonuç"

Yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim de Oslo Anlaşmasındaki olumsuz yansımaların Arap-İsrail ilişkilerine değin uzandığını; son zamanlarda bazı Arap ülkelerinin Tel Aviv yönetimiyle ilişkilerini normalleştirmeye yöneldiğini belirtti. 

"Oslo Anlaşması, tüm bileşenleriyle Arap ülkelerini İsrail'le ilişkilerini gizlice normalleştirmeye daha sonra da bazı aleni anlaşmalara sevketti." diyen İbrahim, "Oslo, Filistin meselesi ve Arap coğrafyasının yaşadığı felaketlerin bir parçasını oluşturuyor." ifadesini kullandı.

İbrahim, "İsrail, ABD'nin desteğiyle Kudüs, mülteciler ve yerleşim birimleri gib nihai statü meselelerinden kurtulmaya çalışıyor." dedi.

Oslo Anlaşması

İki taraf arasındaki barış anlaşması çabalarının çerçevesini çizen Oslo Anlaşması, 13 Eylül 1993'de dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres ile o zaman FKÖ'nün müzakereci ismi Mahmud Abbas tarafından Washington'da imzalanmıştı.

Anlaşma töreninde dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Dışişleri Bakanı Warren Christopher, Rusya Dışişleri Bakanı Andrei Kozyrev ile daha sonra Filistinlilerle barış çabaları nedeniyle fanatik Yahudinin suikastı sonucu yaşamını yitiren İsrail Başbakanı İzak Rabin ile FKÖ Başkanı Yasir Arafat da hazır bulunmuştu.

Anlaşma gereğince Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde Filistinliler için özerk yönetim kuruldu.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Ocak 2018'de yaptığı açıklamada, Oslo Anlaşması'nın artık "öldüğünü" söylemişti.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın