İsrail'in idam yasası uluslararası hukuka aykırı

İsrail Meclisinin (Knesset) Filistinli esirlerin idam edilmesinin önünü açan tartışmalı yasası, uluslararası hukuka aykırılık ve ayrımcı yönüyle tepki çekerken temel hukuk metinlerinde idamı yasaklama gelişmelerin geriye gitmesi anlamını taşıyor.

İsrail Meclisi'nin, 48 hayır oyuna karşı 62 evet oyuyla kabul ettiği idam cezası insan hakları, uluslararası ceza hukuku ve insancıl hukuka aykırılık teşkil ediyor.

Söz konusu yasa ile idam cezası verilen Filistinlilere temyiz hakkı tanınmazken idam kararının verilmesi için hakimler arasında oy birliği yerine basit oy çokluğu yeterli görülüyor.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

İsrail Meclisinde kabul edilen yasa, ölüm cezasının Yahudilere uygulanmaması için metindeki ifadelerin özenle seçildiği görülürken sadece kasten öldürme değil, taksirle öldürme durumlarında da Filistinlilerin idam edilmesinin önünü açıyor.

Yasa sadece Filistinlileri hedef alıyor

Yasanın ifadelerinin münhasıran Filistinlilere yönelik olduğu ve Yahudi terörist faaliyetleri gibi diğer şiddet biçimlerini kapsamadığı belirtiliyor. Yasayı destekleyen Knesset üyeleri, idam cezasının Yahudi teröristlere asla uygulanmaması yönündeki amaçlarını açıkça ifade ederken Filistinlilerin öldürülmesi nedeniyle ömür boyu hapis cezası çeken az sayıdaki Yahudi mahkuma da uygulanmasının beklenmediği kaydediliyor.

Yasada idam cezası verilecek kişilerin "İsrail Devleti'ne ve Yahudi halkının topraklarındaki varlığına zarar verme niyeti" taşıması gerektiği ifadesi, İsraillilerin Filistin topraklarındaki varlığına karşı direnişi de bu yasa kapsamında cezalandırmaya çalışma olarak değerlendiriliyor.

Yasanın ifadeleri, sadece Filistinlileri idam etmeyi hedeflerken aynı zamanda sadece Yahudilere karşı işlenen fiilleri yasaklıyor. Benzer hatta daha ağır fiillerin Filistinlilere karşı işlendiği durumlarda Yahudi radikallerin ve teröristlerin idam cezasıyla cezalandırılmayacağı öngörülüyor.

Özellikle Filistinli sanıklar için yüzde 99’un üzerinde mahkumiyet oranına sahip İsrail mahkemeleri tarafından verilecek cezaların adaletsizliği göz önüne alındığında, bu düzenlemenin uluslararası insan hakları hukukunda idamın kaldırılmasına yönelik gelişmelerin tersine bir adım olduğu yönünde eleştiriler dile getiriliyor.

İnsan hakları hukukunda idam

Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin (ICCPR) 6. maddesi, sınırlı durumlarda idam cezasının kullanılmasına izin verse de aynı zamanda "bu maddedeki hiçbir hüküm, söz konusu sözleşmeye taraf herhangi bir devletin idam cezasını kaldırmasını geciktirmek veya önlemek için kullanılamaz" hükmünü içeriyor.

1984'te BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi, idam cezasıyla karşı karşıya kalanların haklarının korunmasını garanti eden güvenceleri kabul ederken İsrail’in tarafı olmadığı ICCPR'a İkinci İhtiyari Protokol'ü de idam cezasını yasaklıyor.

BM Genel Kurulu’na 2007 yılında sunulan bir raporda, dönemin BM Yargısız veya Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Philip Alston, "idam cezasının zorunlu olarak verilmesini öngören mevzuatın uluslararası insan hakları hukuku kapsamında yasak olduğunu" belirtti.

Alston, idamın kaldırılmasının "dünyadaki hemen hemen her yargısal veya yarı yargısal insan hakları organı tarafından benimsenen yaklaşımla ve çok çeşitli ulusal mahkemelerin içtihadıyla genel olarak tutarlı olduğunu" ifade etti.

BM Genel Kurulu, 2007, 2008, 2010, 2012, 2014, 2016 ve 2018 yıllarında kabul edilen bir dizi kararla devletleri, idam cezasıyla karşı karşıya kalanların haklarını koruyan uluslararası standartlara saygı göstermeye, kullanımını aşamalı olarak kısıtlamaya ve idam cezası ile cezalandırılabilecek suçların sayısını azaltmaya çağırıyor.

AB Temel Haklar Şartı'na aykırılık

Avrupa Birliği (AB) Temel Haklar Şartı'nın 2. maddesi, "Hiç kimse ölüm cezasına çarptırılamaz veya idam edilemez" ifadeleriyle idam cezasını açıkça yasaklarken bunun yaşam hakkını ihlal ettiği ve insan onuruyla bağdaşmadığını vurguluyor.

İsrail’in idam yasası, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın "insan haklarına ve demokratik ilkelere saygıya dayanacağını" belirten 2. maddesine de aykırılık teşkil ederken Avrupalı parlamenterler bu madde sebebiyle AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınmasını talep ediyor.

İdam cezasının suça karşı etkili bir caydırıcı işlev görmediği ve adaletin yanlış uygulanmasını geri döndürülemez hale getirdiğini belirten AB düzenlemelerinin yanı sıra yasalarda veya uygulamada idam cezasının kaldırılması Avrupa Konseyi üyeliği için bir ön koşul olarak ileri sürüyor.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılık

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) ek 6 No'lu Protokol, barış zamanında idam cezasının koşulsuz olarak kaldırılmasını öngören ilk bağlayıcı belge olurken İsrail’in idam cezası öngören yasası Avrupa Konseyi üyesi 46 devlet tarafından onaylanan protokolle bağdaşmıyor.

2002'de Avrupa Konseyi, idam cezasının her durumda, başka bir deyişle savaş zamanında veya yakın bir savaş tehdidi durumunda da kaldırılmasına ilişkin AİHS'ye ek 13 No'lu Protokol'ü kabul etti. Protokol'e çekince ve bundan sapmalara izin verilmiyor. Protokol 1 Temmuz 2003'te yürürlüğe girdi. Bugüne kadar 45 üye devlet tarafından imzalandı ve onaylandı.

Avrupa Konseyi, idam cezasını savaş zamanı dahil her durumda, yasaklayan AİHS'ye ek 13 No'lu Protokol'ü 2002'de kabul ederken bu Protokol'e çekince konulmasını yasaklayarak idam cezasının koşulsuz kaldırılmasını istiyor.

İnsancıl hukuka aykırılık

Uluslararası insancıl hukuk veya silahlı çatışma hukuku da idam cezasının uygulanmasını çok ciddi şekilde kısıtlıyor.

Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 64. ve 65. maddelere uygun olarak çıkarılan ceza hükümleri, korunan bir kişiye ancak kişinin casusluk, işgalci gücün askeri tesislerine karşı ciddi sabotaj eylemleri veya bir veya daha fazla kişinin ölümüne neden olan kasıtlı suçlardan suçlu olması durumunda idam cezası verebilir hükmü içerirken, 68. madde idamın 18 yaşın altındakilere, küçük çocukları olan ve hamile annelere, "korunan" statüsü altındaki sivil, yaralı, savaşmayan kişilere uygulanmasını yasaklıyor.

Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 75. maddesi ölüm cezasına çarptırılanlara af, erteleme veya temyiz talebi hakkı verirken İsrail’in af imkanı getirmeyen yeni yasası insancıl hukuka aykırılık teşkil ediyor.

Sözleşmenin 75. maddesi Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin idam cezasını onaylayan nihai karardan haberdar edilmesi ve en az altı ay geçmeden hiçbir idam cezası infaz edilmemesi kuralı getirirken İsrail'in yasası ise 90 gün içinde idamın infazını öngörmesiyle insancıl hukuka açıkça aykırı.

Öte yandan, UAD'nin Filistin ile ilgili 2004 yılındaki duvar, 2024 yılındaki işgal ve 2025 yılındaki UNRWA danışma görüşlerinin hepsinde savaş hukukunun yanı sıra insan hakları hukukunun da aynı anda savaş ortamında uygulandığını belirtmesi, insan haklarına aykırı olan idamın savaş sırasında uygulanmasını da engelliyor.

Uluslararası ceza mahkemesinde idam yok

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan ilk uluslararası ceza mahkemelerinde idam cezası Nazi liderlerine karşı uygulanırken 1990'larda başlayarak hem Yugoslavya ve Ruanda hem de Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) idamın sistematik bir şekilde reddedilmesi ve Roma Statüsü'nden çıkarılması önemli bir uluslararası gelişme olarak kaydediliyor.

İsrail’in idam düzenlemesinin, uluslararası ceza hukukunda Nuremberg Trials’e yöneltilen, idamın ve hukukun Nazi yönetimine karşı intikam amacıyla kullanıldığı yönündeki eleştirileri yeniden hatırlattığı ve söz konusu düzenlemenin ayrıca uluslararası hukukta idam cezasının kaldırılması yönündeki gelişmeler açısından geriye gidiş anlamı taşıdığı ifade ediliyor.