Heyet tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail makamlarının "güvenlik önlemleri alma emri" adı altında çıkardığı askeri kararların detaylarına yer verildi.
Söz konusu emirlerin hukuki olarak toprakların mülkiyetine el konulması ya da tapu kaydının Filistinli sahiplerinden devredilmesi anlamına gelmediği belirtilen açıklamada, buna karşın kararların, ağaçların ve ekinlerin sökülmesi ya da budanması yoluyla arazilerin kullanımı ve işletilmesi üzerinde geniş çaplı fiili ve yasal kısıtlamalar doğurduğu aktarıldı.
Açıklamada, bu askeri emirlerin Filistinli toprak sahiplerinin arazilerini yeniden ekmesini veya buralara serbestçe erişmesini engellediği, toprakları uzun süreli güvenlik düzenlemelerine tabi tuttuğu vurgulanarak, "Toprak resmiyette sahibinin adına kayıtlı kalmaya devam etse de kişinin bunu kullanma veya yatırım yapma gücü fiilen sıfırlanıyor. Bu durum, mülkiyetin resmen devredilmesini gerektirmeyen bir tür 'işlevsel el koyma' veya 'fiili kontrol' mekanizması oluşturuyor." ifadeleri kullanıldı.
İsrail'in bu kararları "Yahudi yerleşim birimleri, yolları, Ayrım Duvarı, kontrol noktaları ve askeri üslerin yakınındaki bölgelerde güvenlik ve askeri gereksinimleri sağlama" bahanesiyle çıkardığına dikkat çekilen açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:
“Ancak bu kararların coğrafi dağılımı ve uygulama alanları incelendiğinde, işlevlerinin geçici bir güvenlik önleminin çok ötesine geçtiği görülüyor. Bu adımlar, yerleşim birimlerinin çevresini yeniden yapılandırma, fiili kontrol alanını genişletme ve yerleşimcilerin hareket güvenliği ile varlıklarını koruma maliyetini doğrudan Filistin topraklarına ve sahiplerine yükleme aracına dönüşmüştür.”
Açıklamada, 2026 yılının ilk altı ayında çıkarılan askeri emirlerin, 2025 yılının tamamındaki verileri geride bıraktığı ortaya kondu.
Buna göre, İsrail makamları geçen yılın tamamında 1613 dönümlük alanı etkileyen toplam 47 "güvenlik önlemi emri" çıkarırken, 2026'nın yalnızca ilk yarısında 2 bin 93 dönümü hedef alan 49 emir yayımladı.
Bu verilerin, İsrail makamlarının söz konusu askeri emirlere başvurma hızında bariz bir artışa işaret ettiği, bu yöntemin sınırlı durumlarda kullanılan bir uygulamadan, Filistinlilere ait ağaçlık alanları yok etmeye, yerleşim birimleri ile askeri bölgelerin çevresindeki koruma çemberini genişletmeye yönelik sistematik ve yaygın bir araca dönüştüğü kaydedildi.
İsrail'in emirlerinin büyük bir kısmının yerleşimcilerin kullandığı yollar boyunca, yerleşim birimlerinin çevrelerinde ve Ayrım Duvarı'yla bağlantılı noktalarda yoğunlaştığı ifade edildi.
Heyetin raporunda öne çıkan en büyük kararlardan birinin "63/26" numaralı askeri emir olduğu belirtildi. Batı Şeria'nın kuzeyindeki Merda, İskaka ve Selfit bölgelerinde 164,6 dönümlük alanı hedef alan bu emirle, Ariel Yahudi yerleşim birimi çevresindeki ağaçların sökülmesinin amaçlandığı bildirildi.
Arazilerin ağaçlardan arındırılmasının, yerleşim biriminin güvenlik ve görüş alanını genişlettiği, çevre Filistin köylerine yönelik kısıtlamaları artırdığı ve köyleri tarımsal uzantılarından mekansal olarak kopardığı aktarıldı.
Ağaçların sökülmesinin veya araziye erişimin engellenmesinin bölgedeki Filistin varlığını zayıflattığı, arazilerin işlenmeyen topraklara dönüşme ihtimalini artırdığı ve İsrail'in gelecekte bu tarımsal üretim eksikliğini yeni gasp kararları için bir bahane olarak kullanacağı uyarısı yapıldı.
İsrail makamlarının eş zamanlı olarak yerleşimcilere hizmet eden yolları, altyapıyı ve güvenlik bölgelerini geliştirdiğine değinilen açıklamada, bu yüksek sayıdaki emirlerin ve geniş coğrafi yayılımın, resmi bir kamulaştırma ilanına gerek duyulmaksızın sahada doğrudan değişiklikler dayatmak için "esnek ve hızlı bir araç" olarak kullanıldığını gösterdiği belirtildi.
Politikanın tehlikesine dikkat çekilen açıklamada, "Toprak Filistinli sahiplerinin adına kayıtlı kalabilir ancak işletilmesi, erişilmesi veya yeniden ekilmesi engellenen kısıtlamalara tabi hale geliyor. Bu da mülkiyet devri olmaksızın fiili bir el koyma biçimi doğuruyor. Bu durum zamanla yolların genişletilmesi, güvenlik tesislerinin kurulması veya arazilerin fiilen yerleşim birimlerine dahil edilmesi gibi ek önlemler için bir temel oluşturacaktır." denildi.
Açıklamada, Filistinlilere ait ağaç ve tarım ürünlerinin hedef alınmasının tesadüfi veya sınırlı bir uygulama olmadığı, toprak üzerindeki kontrol sisteminin, Yahudi yerleşimin genişletilmesinin güvence altına alınmasının ve Filistin topluluklarına sunulan tarım alanlarının daraltılmasının büyüyen bir parçası haline geldiği vurgulandı.
AA muhabirine konuşan yerel kaynaklar, İsrail ordusunun Cenin kentine bağlı Zububa köyündeki tarım arazilerini tahrip edip zeytin ağaçlarını söktüğünü, bu durumun bölge halkının mülklerine büyük zarar verdiğini ve onlarca ailenin geçim kaynağını tehdit ettiğini belirtti.
Aynı kaynaklar, yaklaşık 128 dönümlük bir alandaki zeytin ağaçlarının söküleceğine dair daha önce yapılan tebligatın ardından, İsrail askerlerinin bu ay içinde köy topraklarındaki 1500'den fazla zeytin ağacını yok ettiğini aktardı.
Öte yandan Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan habere göre, İsrail askerleri Batı Şeria'nın Selfit kentine bağlı Kefr ed-Dik beldesinde 7 eve "inşaatı ve çalışmaları durdurma" ihtarı tebliğ etti.
Haberde, İsrail'in gönderdiği ihtarların El-Harika bölgesindeki evleri hedef aldığı, bu evlerden bazılarının geçen yüzyılın 70'li ve 80'li yıllarından beri var olduğu ve sahiplerinin yıllardır bu evlerde ikamet ettiği kaydedildi.
Yerel kaynaklar, Tubas kentinde ise Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Teyasir beldesinde tarlalarında çalışan Filistinli çiftçilere saldırdığını ve çalışmalarını engellediğini bildirdi.
Filistin’e bağlı Kudüs Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Kudüs'ün kuzeyindeki Meazi Ceba bedevi topluluğu yakınlarında kurulan bir hayvancılık yerleşim merkezinde genişleme çalışmaları yürüttüğü belirtildi.
Açıklamada, bu adımın çevredeki daha fazla araziyi ele geçirme ve bedevi topluluklarını baskı altına alma çabalarının bir parçası olduğu vurgulandı.
Bunun yanı sıra yerel kaynaklar, İsrail ordusuna ait iş makinelerinin, Ramallah kentinin batısındaki Deyr Kaddis ve Harbatha Beni Haris köyleri arasında zeytin ağaçlarıyla dikili yüzlerce dönümlük tarım arazisini yerle bir ettiğini aktardı.
Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre İsrailliler, El Halil'deki Mesafir Yatta bölgesinde Cubur ailesinin fertlerine saldırdı.
Olayda biri yaşlı, ikisi çocuk 7 Filistinli yaralandı. Yaralılar tedavi için Yatta Hastanesine sevk edildi.
Sosyal medyada saldırı anına ilişkin paylaşılan bazı görüntülerde, bir İsraillinin koyunlarını otlatan yaşlı Filistinli İbrahim el-Cubur'a saldırdığı görüldü. Görüntülerde, İsraillinin Filistinlinin yüzüne biber gazı sıktığı; yaşlı adamın yere düştüğü anlar yer aldı.
Filistinlilere göre, İsrail ordusunun koruması altındaki yerleşimciler tarafından neredeyse her gün düzenlenen saldırılarla Filistinlilerin topraklarını terk etmeye zorlanması ve arazilerine el konulması amaçlanıyor.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı 8 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te de İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında ciddi bir artış yaşanıyor.
Filistin resmi verilerine göre, söz konusu tarihten bu yana Batı Şeria'da 1179 Filistinli hayatını kaybetti, 13 binden fazla kişi yaralandı. İsrail güçlerinin düzenlediği saldırılarda yaklaşık 24 bin Filistinli gözaltına alınırken, 33 bin kişi de yerinden edildi.
Filistin Esirler Medya Ofisinden yapılan açıklamaya göre, İsrail güçleri, Batı Şeria'nın farklı bölgelerine baskınlar düzenledi.
Tulkerim kentindeki beldelerdeki baskınlarda bir baba ve oğulun bulunduğu 9 Filistinli gözaltına alındı.
Nablus'ta ise 1 baba ile 2 oğlunun yanı sıra 6 Filistinli evlerine düzenlenen baskınlar sonrasında alıkonuldu.
İsrail güçleri, El Halil kentinde aralarında bir baba ile oğlunun yer aldığı 3 kişiyi gözaltına aldı.
İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bir eve baskın düzenleyen İsrail askerleri, 1 Filistinliyi alıkoydu.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te de İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında ciddi bir artış yaşanıyor.
Filistin resmi verilerine göre, söz konusu tarihten bu yana Batı Şeria'da 1179 Filistinli hayatını kaybetti, 13 binden fazla kişi yaralandı. İsrail güçlerinin düzenlediği saldırılarda yaklaşık 24 bin Filistinli gözaltına alınırken, 33 bin kişi ise yerinden edildi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.







