1868 ile 1924 yılları arasında alıkonulan 63 Khoisan yerlisine ait kalıntıların geçen hafta Güney Afrika’ya iadesi ve düzenlenen defin töreni, sömürgeciliğin ırkçı ve insanlık dışı uygulamalarını yeniden gündeme taşıdı.
Afrika’nın en kadim yerli halklarından Khoisanlar, tarih öncesinden bu yana Güney Afrika, Botsvana ve Namibya’da yaşayan en eski insan toplulukları arasında kabul ediliyor.
Ancak 1652’de Hollandalıların Ümit Burnu’na yerleşmesiyle birlikte bu topluluklar topraklarından edildi, emekleri sömürüldü ve sistematik şiddetin hedefi haline geldi.
Direnişler “komando” birlikleriyle bastırıldı; erkekler öldürüldü, kadın ve çocuklar zorla çalıştırıldı. Uzmanlara göre bazı bölgelerde yaşananlar “soykırım” olarak nitelendirilebilecek boyuta ulaştı.
Avrupalı bilim insanlarının Khoisanları insanlık hiyerarşisinin en altına yerleştiren yaklaşımı, bu kalıntıların Avrupa’ya taşınmasını ve sözde bilimsel çalışmalarda kullanılmasını meşrulaştırdı.
Bugünkü iade süreci onarıcı adalet açısından sembolik bir adım olarak görülse de, Avrupa’daki çok sayıda Khoisan kalıntısı hala geri getirilmeyi bekliyor.