Dolar
8.89
Euro
10.42
Altın
1,748.00
ETH/USDT
2,902.40
BTC/USDT
42,446.00
BIST 100
1,384.68
Analiz

Tunus'un uzlaşı kültürü siyasi krizin aşılmasını sağlayacak mı?

Tunus’un Arap devrimlerinde görece başarılı bir örnek kabul edilmesinde bu uzlaşı kültürü ve siyasi sorunların, aktörlerin sağduyulu duruşları neticesinde çözüme kavuşturulması büyük rol oynamıştı.

Doç. Dr. İsmail Numan Telci   | 29.07.2021
Tunus'un uzlaşı kültürü siyasi krizin aşılmasını sağlayacak mı?

İstanbul

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz’da aldığı ve yasama, yürütme, yargıyla ilgili birçok yetkiyi elinde topladığı kararlarla birlikte Tunus, 2011’deki devrimden bu yana en ciddi siyasi krizini yaşıyor. Ülkede durumun endişe verici bir boyuta ulaşmasının arkasındaki en önemli neden, devrimden bu yana siyasete müdahil olmama konusunda dikkatli bir tutum içerisinde olan ordu ve diğer güvenlik birimlerinin Said’in kararlarının uygulanmasında kendisine olan desteği olarak gösterilebilir. Her ne kadar bu desteğin boyutu ve arkasındaki motivasyon net değilse de parlamentonun kapatılması ve milletvekillerinin meclise girmesinin engellenmesi gibi olaylarda güvenlik birimlerinin rol oynaması Tunus’ta devrimden bu yana gerçekleştirilen demokratik kazanımların ortadan kalkabileceği endişesini doğuruyor.

Tunus’un Arap devrimlerinde görece başarılı bir örnek kabul edilmesinde bu uzlaşı kültürü ve siyasi sorunların aktörlerin sağduyulu duruşları neticesinde çözüme kavuşturulması büyük rol oynamıştı.

Halbuki devrimin ardından Tunus, birkaç kez demokratikleşme sürecini baltalayabilecek krizlerle karşılaşmış ancak tüm bu durumlarda ülkedeki siyasi aktörlerin uzlaşmacı tutumları sayesinde bir çözüm bulunmuş ve demokratik kurumların işler halde kalması sağlanabilmişti. Tunus’un Arap devrimlerinde görece başarılı bir örnek kabul edilmesinde bu uzlaşı kültürü ve siyasi sorunların aktörlerin sağduyulu duruşları neticesinde çözüme kavuşturulması büyük rol oynamıştı.

Kışkırtıcı politikalar uzlaşı çabalarını baltalıyor

Esasında günümüzde yaşanan krizde de Tunus’taki siyasi aktörlerin büyük çoğunluğu uzlaşı kültürü çerçevesinde bir araya geldiler ve Kays Said’in kararlarına ortak tepki gösterdiler. Ülkedeki en geniş toplumsal desteğe sahip gruplardan olan ve muhafazakâr kimliğiyle ön plana çıkan Nahda Hareketi, liberal ideolojiye mensup kitleleri temsil eden Tunus’un Kalbi Partisi, sosyal-demokrat ideolojiye sahip Demokratik Akım Partisi ve İslami kimliğiyle öne çıkan el-Kerame (Onur) Koalisyonu, Kays Said’in kararlarını kabul etmediklerini ve ülkede yetkilerin tek bir elde toplanmasının kabul edilemez olduğunu ifade ettiler. Parlamentoda temsil edilen tüm büyük partilerin cumhurbaşkanının kararlarına tepki göstermeleri Tunus’ta demokratik yapının korunmasında ideoloji fark etmeksizin tüm tarafların birlikte hareket ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum bir yönüyle de Kays Said’in kararının devrimin kazanımlarını ortadan kaldırma tehlikesi bulunduğunun ve bu nedenle devrim sonrası siyasi aktörlerinin bu kararları kabullenmeyeceğinin bir başka göstergesi.

Mecliste sadece 17 sandalyeyle temsil edilen bu parti siyasi çizgisini Nahda Hareketi karşıtlığı üzerinden şekillendirirken, parti lideri Musi’nin gerek Nahda ofislerine saldırı düzenlenmesi gerekse de devrimi destekleyen kitlelere karşı kendi tabanını kışkırtması gibi ülkede ciddi bir kaos ortamının doğmasına neden olabilecek hamleleri Tunus’taki tüm demokratik kesimlerin tepkisini çekiyor.

Öte yandan bazı yerel unsurlar Kays Said’in kararlarına destek veriyorlar ve özellikle Nahda Hareketi karşıtı söylemleriyle ön plana çıkıyorlar. Ülkedeki siyasi uzlaşı kültürüne ciddi biçimde zarar veren ve kaotik bir ortamın oluşmasını arzulayan bu aktörler arasında en dikkat çekeni Abir Musi’nin liderliğini yaptığı Özgür Anayasa Partisi. Mecliste sadece 17 sandalyeyle temsil edilen bu parti siyasi çizgisini Nahda Hareketi karşıtlığı üzerinden şekillendirirken, parti lideri Musi’nin gerek Nahda ofislerine saldırı düzenlenmesi gerekse de devrimi destekleyen kitlelere karşı kendi tabanını kışkırtması gibi ülkede ciddi bir kaos ortamının doğmasına neden olabilecek hamleleri Tunus’taki tüm demokratik kesimlerin tepkisini çekiyor.

Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilebilmesi için mecliste 145 yerine 131 oyun yeterli olmasını öngören anayasa değişikliği, demokrasinin tesisi adına kritik önem arz ediyordu. Aynı zamanda halihazırda çok sayıda partinin temsil edildiği mecliste mahkeme üyelerinin uzlaşıyla seçilebilmesi de bu demokratikleşme sürecini teşvik ediyordu.

Kays Said’in kararları, küçük de olsa ülke gündemini fazla meşgul eden bir kesimin desteğini aldığı için kamuoyunu etkileyebilecek kapasitede. Esasında cumhurbaşkanının kararı parlamentoda temsil edilen siyasi partilerin büyük çoğunluğu tarafından reddedildi. Fakat Said’in elini güçlendiren unsurlar, kamuoyunu etkileme gücü fazla olan bazı marjinal siyasi grupların desteğini alması ve yine ülkedeki iktidar odakları arasında en ciddi güce sahip olan ordu tarafından desteklenmesidir. Buna ilaveten devrim sonrası ortadan kaldırılan ve 2014 yılında kurulması kararı alınmış olmasına rağmen bir türlü yeniden kurulamayan Anayasa Mahkemesi’nin olmayışı da Said’in bu kararı kolayca alabilmesi ve uygulayabilmesinin önünü açtı. 2014-2019 yılları arasında Tunus Parlamentosu kendisine verilen yetki doğrultusunda Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek üzere 7 kez toplanmış ancak sadece bir üye seçebilmişti. 2019’dan sonra ise parlamento üyeleri Anayasa Mahkemesi’ni kurabilmek adına anayasa değişikliği önerisinde bulunmuş fakat Cumhurbaşkanı Said, 2021’in Nisan ayında bu öneriyi reddetmişti. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilebilmesi için mecliste 145 yerine 131 oyun yeterli olmasını öngören anayasa değişikliği, demokrasinin tesisi adına kritik önem arz ediyordu. Aynı zamanda halihazırda çok sayıda partinin temsil edildiği mecliste mahkeme üyelerinin uzlaşıyla seçilebilmesi de bu demokratikleşme sürecini teşvik ediyordu.

Buna rağmen iktidarının kısıtlanacağından endişe eden Said’in Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşunu engelleme konusunda ısrarcı olması birçok kişinin cumhurbaşkanının motivasyonlarından endişe duymasına neden oldu. Nitekim gelinen nokta itibarıyla Said, parlamentoyu fesih kararını, bir cumhurbaşkanı olarak aldığı kararların anayasal denetimden uzak olması sayesinde alabildi ve ülkedeki siyasi krizin daha da derinleşmesine neden oldu. Said, kararını Anayasanın 80. maddesine dayandırırken, uzmanlar kendisinin bahse konu maddeyi usulüne uygun olmayan bir şekilde yorumladığı görüşünde. Anayasal denetimin mümkün olmadığı bir ortamda Said, güçler ayrılığı ilkesini tamamen göz ardı ederek yetkileri tek elde toplayabildi ve bu durum, ülkede devrimden bu yana gerçekleşen demokratik kazanımları kritik biçimde riske attı.

Krizin bölgedeki muhtemel etkileri

Tunus’ta Kays Said’in kararlarını, yaratacağı olumsuz etkilerin farkında olmadan ideolojik kaygılarla destekleyen kesimlerin, ülkede otoriter bir siyasi yapının ortaya çıkmasıyla hak ve hürriyetlerinden nasıl mahrum kalacaklarını zamanla göreceklerini söylemek yerinde olacak. Sivil bir girişim gibi görünmekle birlikte güvenlik kurumları tarafından desteklendiği için bir yönüyle askeri bir nitelik de taşıyan Kays Said’in bu girişimi, ülkede demokratikleşme sürecinin ciddi biçimde yara almasına neden olacak. Tunus, Mısır örneğinde olduğu gibi otoriter uygulamaların kademeli olarak artacağı bir döneme girme riskiyle karşı karşıya ve bu durum ülkedeki siyasi ve ekonomik krizleri daha da ciddi boyutlara taşıyabilir. Eksikleriyle de olsa devam eden demokratikleşme serüveninde yaşanacak kesinti, Arap devrimlerinin tek başarılı örneği olarak kalabilmiş olan Tunus’un bu vasfını kaybetmesine yol açabilir.

Libya’daki istikrarsızlığı ulusal bir tehdit olarak değerlendiren Cezayir, bu yönde bir senaryonun hayata geçmemesi adına Tunus’ta siyasi düzenin mevcut statüko çerçevesinde devam etmesini ve başta Nahda Hareketi olmak üzere tüm sivil aktörlerin demokratik bir sistem içerisinde siyaset sahnesinde yer almasını tercih ediyor.

Bölgesel güvenlik açısından da ele alındığında birçok risk barındıran bu durumun Cezayir ve Libya gibi ülkelerdeki siyasi dinamikleri etkilemesi muhtemel. Tunus’ta olası bir istikrarsızlık Avrupa Birliği ve Türkiye gibi aktörlerin bölgesel politikalarına da etki edebileceği gibi, Tunus’taki politik yönelimlerden doğrudan etkilenecek Libya’daki meşru yönetimin zayıflamasına da neden olabilir. Bu ise Halife Hafter güçlerinin Libya’daki mevcut nüfuzunun artmasıyla sonuçlanabilir. Libya’daki istikrarsızlığı ulusal bir tehdit olarak değerlendiren Cezayir, bu yönde bir senaryonun hayata geçmemesi adına Tunus’ta siyasi düzenin mevcut statüko çerçevesinde devam etmesini ve başta Nahda Hareketi olmak üzere tüm sivil aktörlerin demokratik bir sistem içerisinde siyaset sahnesinde yer almasını tercih ediyor. Nitekim Kays Said’in kararlarının ardından ülkeye ilk ziyareti Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra gerçekleştirdi. Cezayirli bakanın ziyaretini, Tunus’taki siyasi krizin kendi ülkesine olası etkileri bağlamında gerçekleştirdiği ifade edilebilir.

Ancak cumhurbaşkanının Tunus’un istikrarı ve çıkarları için ülkenin siyasi uzlaşı kültürüne yeniden şans vererek tarafları demokrasi mekanizmalarına dahil etmesi büyük önem arz ediyor. Aksi takdirde ülkedeki kaos ortamı derinleşebilir ve Tunus, hangi yöne evrileceği belli olmayan siyasi bir çıkmaza sürüklenebilir.

Öte yandan bölgede karşı-devrim girişimlerinin savunucusu konumundaki Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa, Tunus’un demokratikleşme sürecinden uzaklaşmasını başarı olarak görecekler ve ülkede otoriter ve kendi güdümlerinde bir yönetim kurulması için çaba sarf etmeye çalışacaklardır. Kays Said’in Tunus’un demokratik mücadelesine cephe alan bu aktörlerle ne derece ilişkisi olduğu net değil. Ancak cumhurbaşkanının Tunus’un istikrarı ve çıkarları için ülkenin siyasi uzlaşı kültürüne yeniden şans vererek tarafları demokrasi mekanizmalarına dahil etmesi büyük önem arz ediyor. Aksi takdirde ülkedeki kaos ortamı derinleşebilir ve Tunus, hangi yöne evrileceği belli olmayan siyasi bir çıkmaza sürüklenebilir.

[Orta Doğu siyaseti, Arap devrimleri, Mısır’daki devrim süreci ve Körfez siyaseti konularında uzman olan Doç. Dr. İsmail Numan Telci Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Orta Doğu Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta ve aynı zamanda ORSAM Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir]​​​​​​


Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın