Euro
6.44
Dolar
5.81
BIST 100
108,786.10
Altın
1,461.60
Analiz, Muhammed Mursi

İran medyası Mursi'nin vefatını şaşı gördü

İran medyasında Muhammed Mursi’nin vefat haberi bazı kesimlerce görmezden gelinirken, bazılarının ise ilgili haberi "Mursi'nin hataları" şeklinde ele alması, "iç siyasete mesaj" olarak değerlendirildi.

Mustafa Melih Ahıshalı   | 20.06.2019
İran medyası Mursi'nin vefatını şaşı gördü

İstanbul

İran medyasında Muhammed Mursi’nin vefat haberi bazı kesimlerce görmezden gelinmesi "Mursi ile Tahran yönetimi arasındaki ihtilafları" akla getirirken, bazıları ise ilgili haberi "Mursi'nin hataları" şeklinde ele alması, "iç siyasete mesaj" olarak değerlendirildi. 

 

    Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvan) siyasi kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi’nin Başkanlığını da yapan Mursi, Mısır’da 2011 yılında gerçekleşen 25 Ocak Devrimi’nin ardından, Haziran 2012'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 51,73’ünü alarak ülkenin seçimle iş başına gelen ilk cumhurbaşkanı oldu. Mursi, 30 Temmuz 2012'de yemin ederek göreve başladı.

    Milli Mezhebi Hareketi Şura Üyesi Rahmani: İran Mursi'nin vefatını onun Tahran'daki açıklamaları üzerinden gördü. Halbuki Mısır'da seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı olarak değerlendirilmesi gerekirdi

    Mursi, dönemin Savunma Bakanı Abdulfettah es-Sisi tarafından 3 Temmuz 2013'te gerçekleştirilen askeri darbeyle görevinden uzaklaştırıldı ve şehadetine kadar sürecek 6 yıllık tek kişilik hücre hapsi başlamış oldu. 67 yaşındaki Mursi, pazartesi günü çıkarıldığı mahkeme salonunda hayatını kaybetti.

    Muhammed Mursi'nin vefat haberi İslam ülkeleri medyasında Türkiye, Katar ve Malezya hariç "ikinci sayfa haberi" olarak görüldü. Her ne kadar İran Dışişleri Bakanlığı tarafından bir taziye mesajı yayınlansa da reformistlere yakınlığıyla bilinen medya sükut etti. Muhafazakarlar ise Mursi'yi eleştirme yolunu seçerek vefat olayını iç siyaset malzemesi yapmaktan çekinmedi.

    Tahran yönetimi, Dışişleri Bakanlığı seviyesinde taziye mesajı yayınladı fakat henüz ülke lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'den herhangi bir açıklama yapılmadı.

    Devrim muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı, Telegram hesabından, "İran devrim liderinin (Ali Hamaney) İslami uyanış hareketi hakkında açıklaması ve Mursi'nin bu harekete ihaneti" başlığıyla bir video yayınladı. Hamaney'in Arap Baharı ve söz konusu hareketin akamete uğramasında bazı liderlerin Batı'ya itimatları eleştirilirken Mursi'yi ihanetle suçlayan bir ifadenin yer almıyor olması dikkati çekti.

    Reformistlere yakınlığıyla bilinen İranlı siyaset uzmanı Alicani: Sorun, Mursi'nin İran yönetimini 'büyük abi' olarak kabul etmemesinden kaynaklıydı. İran'daki muhafazakar çevrenin yaklaşımını bu zaviyeden görmek mümkündür

    "Mısır'ın Musaddık'ı"

    İran'da muhafazakar medyanın önde gelen gazetelerinden Keyhan, "Mursi, Amerika'ya itimadın son kurbanı" başlıklı haberinde, "Mursi'nin en büyük hatası ABD'ye güvenmek oldu." ifadesini kullandı.

    Yine aynı cenaha yakınlığıyla bilinen Muhammed Hasan Aliniya, SNN haber sitesinde "Mursi'nin İran yardımını reddetmesi ve ABD'ye itimat etmesi. Mısır'ın Musaddık'ı" başlıklı makalesinde, Mursi'yi ABD'ye güvenmekle suçladı ve 1953 yılında İran'da darbeyle başbakanlık görevinden indirilen Muhammed Musaddık'a benzetti.

    AA muhabirine konuşan Milli Mezhebi Hareketi Şura Üyesi Taki Rahmani, vefatı sonrası Mursi'yi ABD'ye itimat etmekle suçlayan muhafazakarların, mesajlarını ülkedeki iç siyaset malzemesi olarak değerlendirdi.

    "Mursi'nin Suriye çıkışı İran'la arasını açtı"

    Reformistlere yakınlığıyla bilinen Rahmani, "İran Mursi'nin vefatını onun Tahran'daki açıklamaları üzerinden gördü. Halbuki Mısır'da seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı olarak değerlendirilmesi gerekirdi. Mursi, Mısır demokrasisi adına ilk tecrübeydi. Ona bu yönden bakılmalıydı." ifadelerini kullandı.

    Muhafazakarların hali hazırdaki eleştirilerini iki bölümde ele alan Rahmani, İran yönetimiyle Mursi arasındaki ihtilafın 30-31 Ağustos 2012 tarihinde başkent Tahran’da düzenlenen Bağlantısızlar Hareketi’nin 16'ncı Zirve Toplantısına dayandığını söyledi.

    Rahmani, "Mursi, Tahran'da düzenlenen Bağlantısızlar Hareketi toplantısındaki konuşmasında diplomatik teamülleri gözetmemişti. İran'ın hassasiyetlerini dikkate almaksızın, konuşmasına mezhebi farklılıkları hatırlatacak bir tarzda başlamıştı. Ayrıca Suriye çıkışı ve Beşşar Esed karşıtı söylemleri Tahran yönetimiyle arasının açılmasına sebep oldu." ifadelerini kullandı.

    Milli Mezhebi Hareketi Şura Üyesi Rahmani, Muhafazakarların Mursi'yi "ABD'ye itimat etti, sonu bu oldu" şeklinde eleştirmelerinin ardında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in Batı'yla ilişki kurma çabalarına gönderme olduğunu kaydetti.

    Sözü edilen toplantıda Mursi konuşmasına, Peygamberi ve Ehli Beyti'nin yanı sıra Raşit halifelerin Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali'nin isimlerini zikrederek başlamıştı. Suriye konusunda halkın direnişinden övgüyle söz etmesi tercümanın bocalamasına yol açmış, Mursi'nin "Suriye halkı devrimi" şeklindeki ifadelerini "Bahreyn halk devrimi" olarak değiştirmesi skandal olarak değerlendirilmişti. Suriye heyeti salonu terk etmiş, bazı İranlı yöneticiler Mursi'yi diplomatik acemilikle suçlamıştı.

    "İran'daki muhafazakarlar dünyayla iletişim sorunu yaşıyor"

    İsminin verilmesini istemeyen muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen uluslararası ilişkiler uzmanı ise, İran'daki muhafazakarların dünyayla iletişim sorunu yaşamalarından kaynaklı, Mursi ve Müslüman Kardeşler hareketini anlamakta zorluk çektiğini söyledi.

    O günlerde Mısırlı Şiilerin "manevi babası" olarak kabul edilen din adamı Hasan Şahate'nin öldürülmesinin İran'daki mutaassıp Şiilerin tepkisine yol açtığını belirten uzman, olayın Mursi ve İhvan taraftarlarıyla ilişkisi olmadığı halde İran kamuoyunu olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.

    "İran yönetimi, Mursi ve İhvan'dan beklediğini bulamadı"

    Reformistlere yakınlığıyla bilinen İranlı siyaset uzmanı Rıza Alicani ise İran yönetiminin İslam dünyasının abiliğine soyunduğunu Mursi ve İhvan hareketinden beklediğini bulamadığını söyledi.

    Alicani, "Mursi, 2012 yılında Bağlantısızlar Hareketi Zirvesi için Tahran'a geldiğinde Hamaney'le görüşmedi. Zirvedeki konuşmasında mezhebi bir kinayede bulunduğu değerlendirildi. Suriye konusunda İran'dan farklı düşündüğünü ortaya koydu. Bunlar Tahran yönetiminin kızgınlığına yol açtı." dedi.

    İran'ın dış siyaset sıralamasındaki önceliklerini ABD ve İsrail düşmanlığı, "Şii ve velayeti fakih içerikli" din yorumu ile rejimin bekası olarak sıralayan Alicani, "Sorun; Mursi'nin İran yönetimini 'büyük abi' olarak kabul etmemesinden kaynaklıydı. İran'daki muhafazakar çevrenin yaklaşımını bu zaviyeden görmek mümkündür." ifadelerini kullandı.

    Ülkedeki reformistlerin Mursi'yi ele alışlarına gelince Alicani, İran'daki söz konusu yönelişin Mursi'yle, Tunus'ta Nahda Hareketi Lideri Raşid el-Gannuşi'yi kıyasladıklarını söyledi.

    Reformistlerin Gannuşi'yi İslam anlayışındaki modern yaklaşımları ve uygulamaları konusunda başarılı bulduklarını, Mursi'yi devlet yönetimi tecrübesi olmaması ve Mısır'daki siyasi çeşitliliği dikkate almamakla suçladıklarını belirtti.

    Alicani şunları kaydetti:

    "İran'daki reformistler tek tip değiller fakat genel olarak, Mısır ihvan Hareketi yerine Tunus İhvan Hareketi'ni tercih etmektedirler. İran'daki İslam devleti adıyla yanlış uygulamalardan kaynaklı tecrübeleri, Mursi'nin Mısır'ı dini esaslara göre yönetme mesajlarını eleştirmelerine neden olmuştur."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın