|
|
Konferans Koordinatörü ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa GÜR tarafından açıklanan SONUÇ BİLDİRİSİ 22 Aralık 2003
Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı, Cumhuriyetimiz ve Çağdaş Demokrasi ortak paydasında 1997 yılından beri düzenlenmekte olup, iki yıldır hazırlıkları sürdürülen beşinci konferans illerin valileri, belediye başkanları, üniversite rektörleri, sanayi-ticaret odaları başkanları ve ilgili diğer kişi ve kuruluşların tam katılımıyla 19-22 Aralık 2003 günlerinde Ankara'da gerçekleştirilmiştir.
Konferansın başarı ile gerçekleştirilmesinde İçişleri Bakanlığının destekleri, Türk İdareciler Derneğinin sekreterya hizmetleri, TRT, Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü, Anadolu Ajansı, Türk Belediyecilik Derneği, Sosyoloji Derneği, Tiyatro, Opera ve Bale Oyuncuları Vakfı, Ziraat Mühendisleri Odası ve diğer kişi ve kurumların karşılıksız ve gönüllü destekleri çok önemli rol oynamıştır.
Konferansta, Cumhuriyetimizin 100.yılı 2023 hedefi dikkate alınarak illerimizin ve ülkenin mevcut durum, hedefler ve öncelikli projeleri 7 bölgesel, 7 sektörel oturumlarda, önemli ulusal ve uluslar arası konularda genel oturumlarda kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
Konferans sürecinde kararlılıkla ve ittifakla ortaya konulan konular ışığında hazırlanan aşağıdaki görüşlerin açıklanması benimsenmiştir.
1-Cumhuriyetimizin 80.yılını coşku ve onurla kutladığımız 2003 yılında, Türkiye'nin güçlü, çağdaş, önder bir ülke olması hedefine ulaşmada yeterli potansiyele sahip olduğu, bunun için demokratik, laik, sosyal, hukuk sistemimizin ve üniter yapımızın korunarak geliştirilmesi, katılım, uzlaşma rejimi olan demokrasimizin sürekli güçlendirilmesi vurgulanmıştır.
2-Türkiye, dünyada her alandaki hızlı değişmeler ve gelişmeler karşısında rekabet gücünü ve refahını artırmak zorundadır. Günü kurtarmanın ötesinde, geleceği planlamanın hazırlığı içinde olmalıdır. Toplum kültürü ile devlet yapısının uyumunu gözeten iyi yönetim güçlendirilmelidir.
3-Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefi desteklenmekte olup, adaylık sürecinde diğer aday ülkelere uygulanmayan kriterlerin Türkiye'ye uygulanmasının kabul edilemez olduğu vurgulanmıştır.
4-KKTC Türkiye'nin geleceği ile doğrudan ilgili ve Türkiye'nin en öncelikli ulusal konusu olduğu belirtilmiştir. Kıbrıs'ta çözüm eşitlik, adalet ve Türkiye'nin ulusal çıkarları gözetilerek sağlanmalıdır.
5-Kalkınma çabalarında insan odaklı; çevre, yoksulluğun azaltılması, adalet, fırsat eşitliği, eğitim kalitesi, ARGE, sağlık, çağdaş sosyal güvenlik alanlarına öncelik verilmelidir.
6-Kamuda ve özelde her alanda verilen hizmetlerde kalite, etkinlik, verimlilik, saydamlık, hesap verebilirlik ilkeleri uygulanmalıdır.
7-Dünyamızın doğu-batı, güney-kuzey, zengin-fakir, uygarlıkların ve ekonomilerin yeni bir sentez, yeni bir denge arayışı içinde olduğu ve bunun için çatışmaların, çok yönlü işbirliği ilişkilerinin yoğunlaşmakta olduğu bölgemizde, Türkiye bu süreçten olumsuz etkilenen olmak yerine, bu yeni süreci doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Bu kararlılığın, ülkenin tüm dinamiklerince benimsemesi daha büyük etki ve sinerji yaratacaktır.
8-Dünyada petrol, kömür, doğalgaz ve uranyum gibi yenilenemeyen enerji kaynakları rezervi hızla azalmakta olduğu ve azaldıkça talep baskısı ile fiyatlarda önemli ölçüde istikrarsızlıkların yaşanabileceği dikkate alınarak; güneş, rüzgar, su, dalga vd. yenilenebilir biyokütlenin enerji amaçlı kullanımına önem verilmelidir. Doğalgaz yaygınlaştırılmalıdır.
9-Yatırımcının önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır. Yatırımla ilgili işlemler azaltılmalı ve etkili bir şekilde koordine edilmelidir. Yatırımlardaki teşvikler kademeli olarak ve ürüne veya temel çıktıya göre verilmelidir. Üniversite-sanayi işbirliği geliştirilmeli ve kurumsallaştırılmalıdır. Teknopark bölgeleri kurulmalıdır. İhtisas sanayi bölgeleri kurulmalıdır. Sınır ticaretinin geliştirilmesi, yeni sınır kapıları açılması ve mevcut alanların modern hale getirilmesi gereklidir. Stratejik madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve ihracı sağlanmalıdır.
10-Limanlarımızın kapasiteleri geliştirilmeli ve liman işletmeciliği modern hale getirilmelidir. Bilgi otoyolları ve bunların erişim bantları programlı bir şekilde geliştirilmelidir. Bu kapsamda TÜBİTAK tarafından hazırlanan 'Vizyon 2023' çalışmadaki ulaşım ve bilişim alanlarına öncelik verilmelidir. Her ilde her türlü kentsel bilgiyi içeren bir bilgi veritabanının oluşturulması ve bunların güncellenmesi ile ulusal bilgi sistemine entegre olması sağlanmalıdır.
11-Arkeolojik, tarihi, kültürel ve doğal değerlerimizi ortaya çıkarmak, kültür ve sanatta yaratıcı, koruyucu, tanıtıcı ve teşvik edici çalışmalarla ülkemize yönelik turizm talebi artırılmalıdır. Turizm çeşitlendirilmeli ve yıla yayılmalıdır.Çağdaş sanat faaliyetleri ulusal kültür ve çağdaş anlayışa uygun olarak yürütülmelidir.
12-Arazinin verimli kullanılması sağlanmalı, arazinin parçalanması ve amaç dışı kullanımı önlenmelidir. Ülkemizde sulama ve drenaj sorunları giderilmelidir. Toprak yasası çıkarılmalı, arazi toplulaştırılması sağlanmalıdır. Organize tarım ve hayvancılık bölgeleri kurulmalı ve geliştirilmelidir. Toprak analizlerine göre gübre kullanımı sağlanmalıdır. Tarım-sanayi entegrasyonu sağlanmalı, tarımda katma değer artırılmalıdır. Biyoteknolojik çalışmalara ağırlık verilmeli, ulusal gen kaynakları korunup geliştirilmelidir. Organik tarım teşvik edilmelidir. Her köy bir işletme olarak ele alınmalıdır.Tarım sigortaları geliştirilmelidir.
13-İlköğretimde öğrencilerin yetenek ve başarıları doğrultusunda yönlendirilerek zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmalıdır. Eğitimde kalite yükseltilmeli ve fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
14-Koruyucu sağlık hizmetlerinin herkese karşılıksız bir şekilde tam olarak verilmelidir. Okullarda ve kuruluşlarda sağlık eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır. Sağlık hizmetlerinde ülkedeki tüm kapasitenin kullanılması ve rekabet sağlanmalıdır.
15-Sağlık ve sosyal güvenlik bilgi sistemi kurulmalıdır. Herkes zorunlu sağlık sigortası kapsamına alınmalıdır. Sosyal güvenlik ve sosyal yardım ve hizmetler çağdaş normlara ulaştırılmalı, bu amaçla; adaleti, toplumsal uzlaşmayı, etkinliği ve mali sürdürülebilirliği esas alan yeni bir sosyal güvenlik sistemi kurulmalıdır.
Bölgesel konular
16-Ülke genelinde yapılan planlama çalışmalarında Bölgesel Planlama anlayışı esas alınmalıdır. Marmara Bölgesi'nin Coğrafi Bilgi Sistemi eksikliği giderilerek deprem konusunda bir 'Bölgesel Master Plan' hazırlanmalıdır. Çanakkale Bölgesinin ve İstanbul'un tarihi-kültürel potansiyeli dikkate alınarak bu bölgenin açık hava müzesi haline dönüştürülmesi projesi özel bir önem taşımaktadır.
17-Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) öncülüğünde başlatılan Bölgesel Gelişim Projesinde, Üniversite-İş Dünyası işbirliğinin itici bir güç oluşturması gerektiği ve Üniversiteler arası bir işbirliği örgütünün kurulması, bölgesel gelişme çalışmalarında başta TÜBİTAK olmak üzere tüm kuruluşların yürüttükleri projelerden de yararlanılması (VİZYON 2023 vb.), bölgenin bilgi çağının gerektirdiği ileri teknolojilere ve AR-GE'ye dayalı bir gelişme perspektifi benimsemesi, sektör içi işbirliği ve ortaklaşa rekabetin desteklenmesi, (İşbirliğine dayalı sinerjiden yararlanarak küresel rekabette liderliği yakalamak) özellikle jeotermal rüzgar esintisi, güneş enerjisi ve benzeri yenilenebilir enerji potansiyellerinin etkin kullanımı için projeler geliştirilmesi, ulaşımda demir yollarının etkinliğinin artırılması, kaynak israfını önlemek üzere illerin belirli sektörlerde yoğunlaşması gerektiği üzerinde görüş birliğine varılmıştır.
18-Karadeniz bölgesi karayolu ağının bölge iç hinterlandını da içerecek şekilde bir bütün olarak tamamlanmalıdır. Karadeniz illerinden İstanbul'a hızlı deniz yolu alternatifi değerlendirilmelidir. Ankara'dan Samsun'a doğrudan bağlanan ve sahil şeridini izleyerek Sarp sınır kapısına ulaşım sağlayan demiryolu gerçekleştirilmelidir. Yeni girişimcileri ortaya çıkaracak ve teşvik edecek, rekabet edebilir alanlar için bilgi teknolojileri ile donanmış insan gücü yetiştirecek teknoloji merkezlerinin sanayici ve üniversiteler işbirliği ile geliştirilerek bölgenin insan gücünü verimli kılacak ileri teknoloji aşamasına geçilmesi ortak bir hedef olarak ortaya çıkmıştır. Alternatif turizm doğaya uygun bir şekilde geliştirilmelidir.
19-Bölge illerinin öne çıkan özellikleri ve projelerinin en etken bir biçimde değerlendirilmesi için bölgede yer alan altı üniversitenin işbirliği ile Akdeniz Bölgesi Gelişme Planı hazırlanması; göçün olumsuz etkilerinin giderilmesi, Samandağ'dan Kaş'a kadar olan sahil bandında entegre bir turizm gelişmesinin sağlanması, tüm bölge içinde ve diğer bölgelerde bağlantı kuran gelişmiş bir ulaşım ağının gerçekleştirilmesi ve özellikle bölgedeki tarımsal ve sınai potansiyelin değerlendirilmesi vurgulanmıştır. Çarpık kentleşmeyi önlemek için uygulanan Adana modeli tüm iller için örnek gösterilmiştir.
20-Güneydoğu Anadolu Bölgesinde en önemli kalkınma potansiyeli tarım, hayvancılık, tarıma dayalı sanayi, inanç ve kültür turizmi, il bazında değil bölgesel olarak değerlendirilmelidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde mevcut sulanabilir tarım topraklarının 1/5 'inin sulandığı, GAP idaresinin sulama konusunda kaynak yetersizliği nedeniyle projelerini geciktirdiği, bu yüzden büyük ölçüde ürün ve ekonomik kayıplar meydana geldiği tespit edilmiştir. Sulama projelerine öncelik verilmelidir. Bölgede yer alan 9 ilin 4'ünün sınır ticareti yapmaya uygun potansiyel taşıdığı, yapılacak düzenlemelerle 'Sınır İlleri Ticaret Merkezleri'nin oluşturulması benimsenmiştir.
21-Ülkemizde mevcut bölgesel dengesizlikler sadece bölge bazında değil, aynı zamanda gelişmiş sayılan bölgelerin il ve ilçe bazında da ele alınmalıdır. İç Anadolu Bölgesi bölgesel olarak ülke ortalamasının üstünde gelişmiş görülmesine rağmen, örneğin Kırşehir, Sivas, Niğde, Yozgat, Aksaray illeri ülke ortalaması altında gelişmişlik rakamlarına sahiptir. Bu durum Karadeniz, Akdeniz gibi diğer bazı bölgelerde de gözlenmektedir. İç Anadolu Bölgesinde doğal dengeyi koruyan tarım ve hayvancılık kalkınma projeleri, sanayi projeleri, stratejik madenlerin değerlendirilmesi projeleri uygulanmalıdır.
22-Doğu Anadolu Bölgesinde, medeniyetler turizmi ve kış turizminin geliştirilmesi, Kars-Tiflis demiryolu projesi, sanayi elektriğindeki yetersizliklerin giderilmesi, canlı hayvan ithalatının durdurulması, eğitim-sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerin giderilmesi ve DAP projesine işlerlik kazandırılması vurgulanmıştır.
SEÇİLEN İLK 10 PROJE
Bölgesel Projeler
1- Akdeniz Bölgesi : Akdeniz Bölgesel Gelişme Planı
2- Doğu Anadolu Bölgesi : Hakkari İli Enerji Vadisi Projesi
3- Ege Bölgesi : Ege Bölgesi Gelişme Projesi
4- G.doğu Anadolu Bölgesi : Bölgesel Kültür-Tarih Turizmi Projesi
5- İç Anadolu Bölgesi : Kızılırmak Orta Anadolu Kalkınma Projesi
6- Karadeniz Bölgesi : Yeşilırmak Havza Gelişim Projesi
7- Marmara Bölgesi : Sakarya Nehri Ulaşım Projesi
Sektörel Projeler
8-Doğal Kaynaklar-Enerji : Biyokütlenin enerji üretiminde değerlendirilmesi projesi
9-Sanayi-Teknoloji ve Ticaret : Tek Masa İş Kurulu yatırım, danışma ve girişimciliği geliştirme projesi
10-Ulaştırma, iletişim ve bilişim : Yalova e-dönüşüm projesi
HABERLER
-SEZER: ''TÜRKİYE SORUNLARINI UZLAŞARAK AŞACAKTIR''
ANKARA (A.A) - 19.12.2003 - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye'nin sorunlarını tartışarak ve uzlaşarak aşacağını ve geleceğe yöneleceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı'' dolayısıyla Türk İdareciler Derneği Genel Başkanı Abdülkadir Sarı'ya mesaj gönderdi.
Cumhurbaşkanı Sezer mesajında, ileri görüşlü bir yaklaşımın ürünü olan konferansın, ülkenin yararına ışık tutacak bir girişim olduğunu belirterek, bu yöndeki çalışmaları desteklediğini bildirdi.
Konferansın, sorunların saptanmasına, çözüm önerilerinin geliştirilmesine, toplumun ''demokratik, laik, çağdaş niteliklerinden ödün vermeden gelişen, büyüyen, mutlu, huzurlu ve güçlü Türkiye'' ortak paydasında buluşmasına katkıda sağlayacağını ve ülke olarak Cumhuriyet'in 80. yılında gelinen düzeyin değerlendirilmesine de olanak vereceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Sezer, şunları kaydetti:
''Geleceğin bugünden planlanması, stratejiler oluşturulması ve saptanan vizyon doğrultusunda gelişme çabalarının kararlılıkla sürdürülmesi, ülkemizin çağdaşlaşma tasarısının en ileri aşamalara ulaştırılması yönünden büyük önem taşımaktadır. Türkiye, Cumhuriyet'in ilanının ardından büyük bir kalkınma atılımı başlatmış, özkaynaklarını en iyi biçimde değerlendirmeye yönelerek, her alanda gurur verici başarılara ulaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, bugün kimi olumsuz koşullara ve sıkıntılara karşın, bölgesinin ve dünyanın önemli devletlerinden biridir.
Bununla birlikte, ülkemizin gerek yerel, gerek ulusal, gerekse uluslararası düzeyde önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunun da bilincindeyiz. Türkiye sorunlarını tartışarak ve uzlaşarak aşacak ve geleceğe yönelecektir.''
-TÜRKİYE'NİN SAYGIN ÜLKE DURUMUNA GELMESİ-
''Temel amacımız, Türkiye'nin evrensel değerler ışığında gelişen, sorunlarını çözüme kavuşturabilen, hukuk devleti ilkesini yaşama geçirmiş, demokratikleşme sürecini tamamlamış, gönenç düzeyi yüksek, herkese fırsat eşitliğini sağlamış, bilgi toplumu düzeyine ulaşmış, geleceğe güvenle bakan, uluslararası alanda saygın bir ülke durumuna gelmesidir'' diyen Cumhurbaşkanı Sezer, şu ifadelere yer verdi:
''Türkiye'nin, genç ve dinamik nüfusu, girişimcileri, köklü kurumları ve sivil toplum örgütleriyle, zengin kaynaklarını, birikimlerini ve olanaklarını akılcı bir biçimde değerlendirerek, 21. yüzyılda çok daha iyi bir düzeye ulaşabileceğine inancımız sonsuzdur.
Toplumumuzun geniş kesimlerinin Türkiye'yi çağdaş dünyada etkin bir ülke olarak öne çıkaracak adımlar üzerinde görüş birliği içinde olması, bu inancımızı ve umudumuzu güçlendirmektedir. Önümüzdeki 20 yılda çağdaş Türkiye vizyonuna uygun dönüşümleri gerçekleştirerek, Cumhuriyet'in 100. yılını daha büyük gururla kutlayacağımıza yürekten inanıyorum.
Türkiye'nin Geleceği konulu konferansın başarılı geçmesi dileğiyle, tüm katılımcılara esenlikler diliyorum.''

AKSU: ''MERKEZİYETÇİ HANTAL YAPIMIZDAN VAZGEÇMEK ZORUNDAYIZ''
ANKARA (A.A) - 19.12.2003 - İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Türkiye'de merkezi yönetiminin zamanla birçok hizmeti bünyesinde toplayarak aşırı büyüdüğünü, yerel yönetimler tarafından yürütülmesi gereken birçok görevi üstlendiğini kaydetti.
Aksu, ''Çözüm üretemeyen merkeziyetçi hantal yapımızdan ve geleneksel bürokratik direnç noktalarımızdan süratle vazgeçmek zorundayız'' dedi.
İçişleri Bakanlığı, illerin valilikleri, belediye başkanlıkları, rektörlükleri, ticaret, sanayi odası başkanlıkları, sivil toplum kuruluşları, Anadolu Ajansı, TRT, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE), Türk İdareciler Derneği, Türk Belediyecilik Derneği, Sosyoloji Derneği, TOBAV ile Ziraat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı'nın 5'incisi Türkiye'nin Geleceği adlı 4 günlük toplantı TODAİE Konferans Salonu'nda başladı.
Toplantının açılışında konuşan İçişleri Bakanı Aksu, Türkiye'nin artık olay ve gelişmelere stratejik pencereden bakmak zorunda olduğunu kaydetti. Türkiye'nin sanayi ötesi bilgi toplumuna doğru hızla ilerleyen bir dünyada daha fazla vakit kaybetmeden adımlarını hızla ve cesaretle atmasının kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu belirten Aksu, şöyle konuştu:
''Değişimi ve dönüşümü, hızlı, istikrarlı, dengeli ve ulusal çıkarlarımıza ve kalkınmamıza uygun bir şekilde yönetmek zorundayız. İnsan onuru, özgürlüğü, hakları, güvenliği, kişilik ve değerlerinin gelişimi, insanın kendini yönetimde ifade etmesi, gelişmeye ters düşen eski alışkanlık ve yapıları cesaretle sorgulayıp değişim yönünde yol alması ile mümkün olacaktır. Bunun için, çözüm üretemeyen merkeziyetçi hantal yapımızdan ve geleneksel bürokratik direnç noktalarımızdan süratle vazgeçmek zorundayız.
Bir ülkenin hızla kalkınabilmesi, kalkınma düşüncesi ve amacının, yalnız merkezi yönetim ve onun taşra birimleri tarafından değil, aynı zamanda, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve bireylerin benimsemesi ve üzerinde birleşilerek uygulamaya konulmasıyla mümkün olabilecektir. Diğer bir ifadeyle, devletin yanı sıra, özel şahısların, diğer kurum ve kuruluşlarla sivil toplum örgütlerinin, girişimcilik ve teşebbüs güçlerinin harekete geçirilmesi de son derecede mühimdir.''
-''MERKEZİ YÖNETİM AŞIRI BÜYÜMÜŞTÜR''-
Yerel yönetimlerin yörelerine ilişkin karar ve uygulamalarda etkili ve yetkili kılınmasının yerel temsilciler aracılığıyla halkın katkı ve desteklerinin sağlanmasının ayrı bir önem taşıdığına işaret eden Aksu, bu anlayışla hükümet olarak Türk idari yapısını geleceğe hazırlamaya devam ettiklerini kaydetti.
Aksu, ''Ülkemizde merkezi yönetim, zamanla bir çok hizmeti bünyesinde toplayarak aşırı büyümüş, yerel yönetimler tarafından yürütülmesi gereken birçok görevi üstlenmiştir'' dedi.
Bu aşırı büyüme nedeniyle sınırlı kamu kaynaklarının verimsiz şekilde ve halkın gerçek ihtiyaçlarını dikkate almadan savurganca harcanmasının söz konusu olduğunu ifade eden Aksu, bu olumsuzluklara çözüm bulunması için etkin ve verimli çalışamayan kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasının daha önceki hükümetler döneminde de birçok kez gündeme geldiğini, ancak bu reformların bir türlü gerçekleştirilemediğini söyledi.
Aksu, hükümetin kapsamlı bir kamu yönetimi reformunun hayata geçirilmesi için yoğun bir çalışma yürüttüğünü ve önemli mesafe alındığını kaydetti. Yapılan çalışmaların her aşamasında çoğulcu demokratik anlayışla toplumsal mutabakatın oluşturulması yönünde azami gayret sarfedildiğini belirten Aksu, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı'nın Bakanlar Kurulu'nda kabul edildiğini, en yakın zamanda da TBMM'ye sevkedileceğini ifade etti.
Tasarının hem merkezi yönetimi hem de yerel yönetimleri yeniden düzenlediğini kaydeden Aksu, merkezi yönetimin yürüttüğü görev ve işlevlerden önemli bir kısmının yerel yönetimlere devrine ilişkin çok köklü düzenlemelerin de tasarıda yer aldığını hatırlattı.
-KATILIMCI KAMU YÖNETİMİ-
Tasarıyla katılımcı, açık ve etkin bir kamu yönetiminin kurulması, kamu hizmetlerinin kaliteli, süratli, etkili, adil ve ekonomik şekilde halka sunulması ve devletin düzenleyici işlevinin güçlendirilmesinin amaçlandığını vurgulayan Abdülkadir Aksu, şöyle konuştu:
''Kanun tasarısıyla katılımcı, açık ve etkin bir kamu yönetiminin kurulması, kamu hizmetlerinin kaliteli, süratli, etkili, adil ve ekonomik bir şekilde halka sunulması, devletin düzenleyici işlevinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkili, kaldırılması, merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin teşkilat, görev, yetki ve kaynak dağılımı ile bunlar arasındaki ilişkilerin esas ve usulleri, yeniden bir düzenlemeye tabi tutulmaktadır.
Yapılan yeni düzenlemelerle mahalli idarelerin görev ve yetkileri, geleneksel olarak kanunda belirtilen sistemin dışında, yeniden bir tanımlamaya tabi tutulmaktadır. Kanunlarla açıkça başka bir kurum ve kuruluşa verilmeyen yerel nitelikli her türlü hizmetin yerel yönetimler tarafından yürütülmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda, eğitim, sağlık, kültür ve turizm, bayındırlık, tarım, gençlik ve spor, sosyal hizmetler gibi birçok hizmetin yerel yönetimlere devredilmesi planlanmaktadır.''
Aksu, yetersiz kamu kaynaklarının verimli bir biçimde kullanılması için, yatırım alanlarının ayrıntılı bir şekilde önceden planlanmasının gerektiğini sözlerine ekledi.
Türk İdareciler Derneği Genel Başkanı ve Hatay Valisi Abdulkadir Sarı da, mülki idarenin düzenleyici, emredici yönlerinin ötesinde koordinatörlük işlevinin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Sarı, ''Her bölge her şeyi istemeyi bir yana bırakıp başta sektörleri belirleyerek o alanda kalkınmayı sağlamalıdır'' dedi.
Konferans Koordinatörü Mustafa Gür ise dünyada artık farklı kesimler arasındaki diyalogun ön plana çıktığını belirterek, insanı kalkınma sürecine katan modellerin benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
-ERCAN: ''TÜRKİYE'NİN YÖNETİM BOYUTLARI FARKLI''
ANKARA (A.A) - 20.12.2003 - Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. Dursun Ali Ercan, Türkiye'nin çok problemli bir coğrafi alanda bulunduğunu belirterek, ''Bu nedenle Türkiye'nin yönetim boyutları bir Avrupa ülkesi ile eş tutulamaz'' dedi.
Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı''nın ikinci gününde Genel Konular Oturumu düzenlendi.
Oturumda, ''Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında İkilemler'' başlıklı sunumu gerçekleştiren Ercan, Türkiye'nin yönetimi konusundaki düşüncelerini aktardı.
Her toplumda ilkel anlamda da olsa bir yönetim kavramının olduğunu ifade eden Ercan, geri kalmış ülkelerdeki tipik yönetimin ise ''kötü yönetim'' olduğunu söyledi.
Haksızlık ve savurganlığın da kötü yönetimin iki önemli özelliği olduğunu vurgulayan Ercan, savurganlığın kıtlığa, kıtlığın korkuya yol açtığını anlattı. Ercan, korkudan yalancılık, yalancılıktan da yalakalık doğduğunu kaydetti.
Ercan, yönetimin ''kötü yönetim'' şeklinde olmaması için en iyi yolun, yönetimlerin iyi yönetimlere doğru yönlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Türkiye'nin jeopolitik önem bakımından dünyanın en önemli bölgelerinden birinde yer aldığını ve çok problemli bir coğrafi konumda bulunduğuna işaret eden Ercan, bu nedenle Türkiye'nin yönetim boyutlarının bir Avrupa ülkesi ile eş tutulmaması gerektiğini dile getirdi.
-EMEKLİ GENERAL ŞİMŞEK-
Oturumda ''Türkiye'nin Ulusal Güvenlik Sorunları'' konusunda konuşan Haliç Üniversitesi İnkılap Tarihi Öğretim Üyesi ve emekli general, Dr. Halil Şimşek, bugük güçlük ve fedakarlıklarla kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin 3 önemli ilkesinin ''bağımsızlık, milli katılım ve laiklik'' olduğunu söyledi.
Türkiye'nin güvenliği için milli gücün mutlak suretle gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret eden Şimşek, bunun unsurlarını ise ''coğrafi, ekonomik, politik, insan, askeri ve teknolojik güç'' olarak sıraladı.
Şimşek, dünyanın en istikrarsız ve sorunlu ülkelerinin bulunduğu bir bölgede yer alan Türkiye'nin saygın bir askeri gücü bulunduğunu, fakat ekonomik ve siyasi bağımsızlığını kaybetmekle karşı karşıya kalmış bir ülke konumunda bulunduğunu kaydetti. Sayıştay Genel Sekreter Yardımcısı Erol Akbulut da Sayıştay'ın denetimi konusunda bilgiler verdi.
Akbulut, yolsuzlukla mücadele konusunda önemli bir rol oynayan Sayıştay'ın tamamen bağımsız bir kurum olduğunu vurguladı.
-BASINDA ÇIKAN ''UYUMA'' FOTOĞRAFLARI-
Bu arada Konferans Koordinasyon Üyesi, Oturum Başkanı ve Ankara Üniversitesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Anıl Çeçen, konferansın dünkü açılış oturumuyla ilgili bugünkü gazetelerde çıkan fotoğrafları görünce çok üzüldüğünü belirtti.
Basında çıkan fotoğraflarda konferansı izleyen tüm kişilerin uyuyor gibi gösterildiğini ileri süren Çeçen, şöyle konuştu:
''Türk basınını daha duyarlı davranmaya davet ediyorum. Birinin gözü kapandıysa, bu, buraya gelen tüm insanların uyuduğu anlamına gelmez. Umarım bizi bugün de izliyordur Türk basını. Ve umarım sadece gözü kapalı izleyicileri değil, bu konferansta konuşalanları da Türk kamuoyuna sunar. Türkiye'nin geleceğini bize kimsenin empoze etmeye hakkı yoktur, umarım Türk basını bu konuda da duyarlı davranır.''
-KONFERANSTA ÇEŞİTLİ SEKTÖRLERİN SORUNLARI TARTIŞILDI
ANKARA (A.A) - 22.12.2003 - ''Türkiye'nin Geleceği'' konulu Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı'nda, ''çevre ve orman'', ''doğal kaynaklar ve enerji'', ''eğitim, sağlık, çalışma ve sosyal güvenlik'', ''kültür ve turizm'' sektörlerine ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı.
Valilikler, belediye başkanlıkları, rektörlükler, ticaret ve sanayi odası başkanlıkları, sivil toplum kuruluşları, Anadolu Ajansı, TRT, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE), Türk İdareciler Derneği, Türk Belediyecilik Derneği, Sosyoloji Derneği, TOBAV ile Ziraat Mühendisleri Odası tarafından TODAİE Konferans Salonu'nda düzenlenen konferansın son gününde, sektörel oturumların sunuşları yapıldı.
''Çevre ve Orman'' konulu Oturum Başkanı Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, çevre bilincinin oluşmasında eğitimin önemine işaret etti.
Durak; doğalgaz, rüzgar, güneş enerjisi kullanımının yaygınlaştırılması, delta ve sulak yerlerin yönetim planlarının hazırlanması, gürültü ve görüntü kirliliğinin önlenmesi gerektiğini anlattı.
Türkiye'deki göç olgusuna değinen Durak, konuşmasını, Adana'daki göç ve kentleşmeye yönelik sinevizyon gösterisi eşliğinde gerçekleştirdi.
Güneydoğu dahil, Anadolu'nun değişik kırsal kesimlerinden her yıl 30 bin ailenin kentlere göç ettiğini kaydeden Durak, bu ailelerin, belediyelerin uygun göreceği alanlarda devlet desteği ile konut sahibi yapılması gerektiğini belirtti.
''Doğal Kaynaklar ve Enerji'' konulu oturumun başkanı Karaman İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Coşkun Atayeter de, dünyadaki kömür rezervinin 100-110 yıl sonra, petrolün rezervinin ise 20-25 yıl sonra tükeneceğini söyledi.
Türkiye'de güneş, rüzgar ve su kaynağının bol olduğunu ancak yokluk çekildiğini vurgulayan Doç. Dr. Atayeter, ''Jeotermal Yasası''nın çıkarılması, hidroenerjik kaynakların artırılması, Maden Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi ve ar-ge birimlerinin artırılması önerilerinde bulundu.
-ÇALIŞANLARA HİZMET İÇİ EĞİTİM-
''Eğitim, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik'' konulu oturumun başkanı İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Kılıç da, eğitimin eksikliklerini, ''derslik, finansman, teknik donanım ve fiziki altyapı yetersizlikleri, sınıf mevcutlarının kalabalığı, okullaşma oranın düşüklüğü, okul öncesi eğitime gerekli önemin verilmemesi'' olarak sıraladı.
Sağlık hizmetlerinin eşitlik ve hakkaniyet içinde, halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun, kaliteli, ulaşılabilir ve verimli şekilde verilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Kılıç, sağlıkla ilgili kuruluşların tek elde toplanması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Kılıç, aile hekimliği uygulamasına geçilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin kapasitelerinin geliştirilmesi, tıp fakültelerinin kontenjanlarının yeniden belirlenmesi, özel sağlık yatırımları ve gönüllü sağlık kuruluşlarının teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti.
Çalışma hayatındaki sorunların, yerli ve yabancı kayıtdışı işçiliğin bulunması, yabancı kaçak işçi çalıştırılması, çocuk işçi istihdamı, iş kazaları ve meslek hastalıkları olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, çalışanlara hizmet içi eğitim verilmesi, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması, işgücü niteliklerinin artırılması için Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği sağlanması, illerde istihdam kurullarının kurulması gerektiğini vurguladı.
-TURİZM-
''Kültür ve Turizm'' konulu Oturum Başkanı Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Jale Akmel de, turizme yönelik önerilerini şöyle sıraladı:
''Turizmin yıl boyunca ve ülke çapında yapılabilmesi için gerekli çabaların harcanması, bunun için turizmin çeşitlendirilmesi, bölgelerin potansiyelinin değerlendirilerek ülke çapında yaygınlaştırılması, kültür ve turizme ayrılan kaynakların artırılması, yeni kaynakların yaratılması, kültür varlıklarının onarımı için onarım fonu oluşturulması, çağdaş müzecilik anlayışının geliştirilmesi, yöresel sanatların geliştirilmesi ve pazarlanması.''
-DEMİREL: ''SEÇİMLER İKTİDAR ÇIKARMALI TEMSİLDE ADALET SAĞLAMALI''
ANKARA (A.A) - 22.12.2003 - 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, seçimlerin, hem iktidar çıkarması, hem de temsilde adaleti sağlaması gerektiğini belirterek, ''Yüzde 35 oyla yüzde 66 milletvekili olmaz, temsilde adalet olmaz. Bu çarpıklığın sıkıntılarını devlet idaresinde çekersiniz'' dedi.
Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) salonunda 19 Aralık'tan bu yana süren ''Türkiye'nin Geleceği'' konulu Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı'nın beşincisi sona erdi.
Demirel, illerin valilikleri, belediye başkanlıkları, rektörlükleri, ticaret, sanayi odası başkanlıkları, sivil toplum kuruluşları, Anadolu Ajansı, TRT, TODAİE, Türk İdareciler Derneği, Türk Belediyecilik Derneği, Sosyoloji Derneği, TOBAV ile Ziraat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen konferansın son oturumuna başkanlık etti.
Devletlerin sorunlarının bitmediğini, sorunlar çözüldükçe yenilerinin geldiğini ifade eden Demirel, cehalete ve yoksulluğa karşı mücadele ile medeni imkan ve vasıtalara kavuşturma mücadelelerinin önemli olduğunu söyledi.
Bir millet ve toplumun, daha iyisini özlemiyorsa, daha iyisi için gayret sarf etmeyeceğini ifade eden Demirel, yoksulluğu kader gören toplumların daha iyisini özlemesi gerektiğini belirtti.
Demirel, Türkiye'nin sorunlarının sürekli düşünüldüğünü ancak bunun devlet katında olduğunu, vatandaşların ise daha çok ''şikayet şeklinde'' düşüncelerini dile getirdiğini kaydetti.
Türkiye'nin tarımdaki nüfusunu, sanayi ve hizmetlere aktarması gerektiğini, bunun sanayiyi geliştirmekle mümkün olduğunu vurgulayan Demirel, Avrupa'daki nüfusun yüzde 10'unun tarımla uğraştığını anlattı. Demirel, Türkiye'nin tarım nüfusunun 30 milyon olmasına karşın, 375 milyonluk Avrupa nüfusunun ancak 30 milyonunun çiftçi olduğunu dile getirdi. Demirel, tarıma bağlı kalındığı müddetçe zenginleşmenin mümkün olmadığına işaret etti.
Demirel, Türkiye'nin en önemli başarılarından birinin 8 yıllık temel eğitim olduğunu, bunu 11 yıla çıkararak, eğitimde kaliteye dönülmesi gerektiğini kaydetti.
Süleyman Demirel, Türkiye'nin, eğitim, sağlık, sanayileşme, köye ve köylüye medeniyetin nimetlerinin tümünü götürme başarısı gösterdiğine dikkat çekti.
-''HELENİZM, KIBRIS'IN PEŞİNDE''-
Demirel, 1831 yılından beri Helenizm'in Kıbrıs'ın peşinde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''(Verin kurtulun...) Helenizm'i biz icat etmedik. Avrupa'nın eseridir. Yunan devletinin kurulmasını sağlayan olaydır. Bugün yine onunla uğraşıyorsunuz. Kıbrıs'ta seçim oluyor, kim giriyor seçime' Seçime, CTP, Rum idaresi, Yunanistan, AB, ABD giriyor. Bu tarafta da 40 senedir bu işin kahramanlığını yapan tek adam. Akdeniz'de 1800 ada var. 1799'u Yunanlılar'ın elinde. 1800'ü Osmanlı'nın idaresindeydi. Bir tek ada var; Kıbrıs.''
-''DAR BÖLGE''-
Demirel, Türkiye'nin birinci sorununun istikrar olduğunu, istikrarın da siyasi ve ekonomik boyutunun bulunduğunu anlattı.
Cumhuriyet'in 80. yılına 59. Hükümet ile girdiğini, bunun 1.5 yıla 1 hükümetin düşmesi anlamına geldiğini, sık hükümet değiştirmenin istikrarsızlık olduğunu vurgulayan Demirel, ''Hiç olmazsa 4 yıla bir hükümet düşmeli'' dedi.
Siyasi sistem iyi işliyorsa devletin de güçlü olduğunu vurgulayan Demirel, bir ülkede siyasi partiler ve siyasetçiler muteberse o ülkede devletin işlediğini ifade etti. Demirel, devletin gücü ve güçsüzlüğünün buna bağlı olduğunu dile getirdi.
''Askeri müdahalelerin, siyasi partileri çok ezdiğini'', 12 Eylül müdahalesiyle CHP'nin, AP'nin kapatıldığını belirten Demirel, ''Bunlar kapatılmasaydı sağda 3-4 parti, solda 3-4 parti bölünmez, bugünkü ya da dünkü sıkıntılar doğmazdı'' dedi. Demirel, şöyle konuştu:
''Siyasi sistemde istikrar için dar bölgeyi zaruri görüyorum. Bir ilden 4 milletvekili çıkacaksa, 4 dar bölgeye bölün. Halk kimi seçtiğini bilsin. İstanbul'daki 69 milletvekilini, Ankara'daki 29 milletvekilini Ankaralı ve İstanbullu tanımıyor. Siyaset düzeltilmedikçe, sorunları önüne katıp götürür.
Seçimler, hem iktidar çıkarmalı, hem de temsilde adalet sağlamalıdır. Yüzde 35 oyla yüzde 66 milletvekili olmaz, temsilde adalet olmaz. İktidar çıkmıştır; tamam. Şekli istikrar da vardır; tamam. Bu çarpıklığın sıkıntılarını devlet idaresinde çekersiniz.''
Demirel'in ardından, bölgesel ve sektörel oturumların başkanları birer konuşma yaptı.
| |
|
|
| |
 *** Cumhurbaşkanı Gül, 5811 sayılı ''Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye
Kazandırılması Hakkında Kanun''u onayladı.  *** Başbakan Erdoğan, ''Şimdi yatırım yapma zamanıdır. İstihdam ve üretim
yapma zamanıdır. İnanıyorum ki işte o zaman bu kriz neye dönüşecektir? O ülkeler
için fırsata dönüşecektir'' dedi.  *** Cumhurbaşkanı Gül, İstanbul'un 2020 Olimpiyatlarına aday olmaya
hazırlandığını belirterek, ''Olimpiyatlara ev sahipliği yapmak için tüm
imkanlarımızı seferber edeceğimizden emin olabilirsiniz'' dedi.  *** Dışişleri Bakanı Babacan, başkan adaylarının seçim kampanyaları
sırasında Türkiye için hassasiyet taşıyan bazı konularda kullandıkları farklı
söylemlere rağmen, Türkiye-ABD ilişkileri doğası gereği partiler üstü bir nitelik
taşıdığını belirtti.  *** Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, enflasyona ilişkin kaygıların bütün
dünyada azaldığı bu dönemde, finansal sistemdeki akışkanlığın ve kredi
piyasalarının etkin biçimde çalışmasının sağlanmasının temel öncelik halini
aldığını kaydetti.  *** Konya'da düzenlenen ve ''Final'' adı verilen operasyon çerçevesinde
nöbetçi mahkemeye çıkarılan ve aralarında Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Okudan'ın da bulunduğu 17 kişi tutuklandı.  *** BM Kalkınma Programı Başkanı Derviş, küresel finans krizinin gelecek
aylarda kötüleşeceğini belirterek, dünya ülkelerinin krize karşı birlikte
mücadele etmeleri ve ticarette korumacılık yoluna sapmamaları çağrısında bulundu.  *** Ergenekon soruşturması kapsamında haklarında dava açılan 45'i tutuklu 86
sanığın yargılandığı davanın 17. duruşmasına dün devam edildi. Mahkeme heyeti bir
sonraki duruşma tarihini 24 Kasım olarak belirledi.  *** Avrupa Olimpiyat Komiteleri Birliği'nin 37. Genel Kurul Toplantısı,
İstanbul'da başladı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|