Advertisement
22 Kasım 2008 Cumartesi
Ana Sayfa
Gündem
Türkiye
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Eğitim-Bilim
Çevre-Sağlık
Kültür-Sanat
AA'dan...
Fotoğraf
Foto Galeriler
Görüntülü Haberler
AA İl Bülteni-Fotoğrafları
AA Haber Paketi
Kültür-Sanat Etkinlikleri
AA Duvar Kağıtları
Tarihte Bugün
Şans Oyunları
Yılın Olayları
Basın Kanunu
Muhabirin El Kitabı
AA Eğitimleri
 Arşiv



Image

2. BİLİŞİM ŞURASI SONA ERDİ

Bilişim Şurası'nda, bilişim sektörünü, ulusal bir sektör haline getirmek üzere ulusal bir program geliştirilmesi gerektiği bildirildi.
ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde toplanan 2. Bilişim Şurası, Türkiye Zeka Vakfı Başkanı ve Şura Düzenleme Kurulu üyesi Emrehan Halıcı'nın sonuç bildirgesini açıklamasıyla tamamlandı.
Bildirgede, bilişim sektörünü, stratejik bir sektör haline getirmek üzere ulusal bir program geliştirilmesi ve Türkiye'yi bilişim alanında kendi teknolojilerini de üretebilen bir ülke haline getirecek gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği kaydedildi.
Türkiye'yi dünyadaki en rekabetçi bilgi ekonomilerinden biri haline getirebilmek ve bilgi toplumuna dönüştürmek üzere; e-Dönüşüm Türkiye Projesinin, e-Avrupa+ girişimini de içerecek biçimde başarıyla gerçekleştirebilmesi için ulusal seferberlik ilan edilmesinin gerekliliğine işaret edilen bildiride, kamunun, özel sektörün ve toplumun belirlenen politikaları ile projenin içinde yer almasının sağlanması istendi.
Sonuç Bildirgesi'nde şunlar kaydedildi:
''e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu tarafından belirlenecek Ulusal Bilgi Toplumu Stratejisi ve genel politikaları da dikkate alarak, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve araştırma kurumlarının katkılarıyla, dönüşüm projeleri, öncelikli olarak ve en kısa zamanda, belirlenmelidir.
-Kamunun iş süreçleri e-Devlet uygulamalarını başarıyla hayata geçirerek, verimliliği ve vatandaş memnuniyetini artıracak biçimde gözden geçirilip yeniden tanımlanmalıdır. Kamu Reformu ve Yerel Yönetimler Yasaları ile e-Devlet uygulamaları beraber ve koordineli bir biçimde yürütülmelidir.
-''Bilgi Toplumu'', iletişim altyapısına dayalı bir toplum olacaktır. Bu nedenle, Internet'in yaygın kullanımını sağlamak için ucuz, hızlı ve güvenli bir altyapı tüm Türkiye'de hemen hayata geçirilmelidir. İletişim sektörünün liberalleşmesi sürecinde beklenen tüm hukuki düzenlemeler hak ve sorumluluk rejimi açıklıkla belirlenerek hızla sonuçlandırılmalı, lisanslar verilmeli, gerçek ve adil bir rekabet ortamı sağlanmalı, kamu ya da özel tekelleşmenin önüne mutlaka geçilmelidir.
Bilgi Ekonomisi ve Bilgi Toplumuna geçişin hukuki altyapısının, tüm yasal ve ikincil düzenlemelerin saydam ve katılımcı bir süreç içinde, toplumsal faydayı gözeten, uygulanabilir ve sonuçları ölçülebilir bir biçimde oluşturulması sağlanmalıdır.
Kişisel Verilerin Korunması Yasası hemen çıkarılmalıdır. Bilgi Edinme Hakkı Yasası ile getirilen istisnalar yerine vatandaşların kendisi ile ilgili bilgilerin yanı sıra, her türlü bilgiye erişimin yolu açılmalıdır. Elektronik imzanın yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamak için elektronik imza yasasının rekabet hukuku ilkelerine aykırı hükümleri, yeniden düzenlenmelidir. e-Devlet uygulamalarında kullanılacak ulusal bilgi güvenliği politikaları belirlenmeli ve uygulanmalıdır.''
Türkiye'nin, eğitim sistemini, bilgi toplumu bireylerine gerekli becerileri kazandıracak, yaratıcı, yenilikçi, girişimci, esnek ve sorgulayıcı nitelikli bireyler yetiştirecek biçimde yeniden yapılandırmasının gerekliliğine dikkat çekilen Sonuç Bildirgesi'nde şu ifadelere yer verildi:
''Bu amaçla sürdürülmekte olan Milli Eğitim Bakanlığı projelerinin yanı sıra, bilgi toplumuna uygun şekilde ''yaşam boyu öğrenme'' yaklaşımı ile insan kaynakları sürekli geliştirilmeli, bilişim okuryazarlığı atılımı başlatılmalı, bilişim sektörünün ara insan gücünün yetiştirilmesi için kariyer odaklı sertifika programları uygulanmalı, harmanlanmış ve uzaktan eğitim hizmetlerinin özendirilmesi ve nitelikli yapılmasının denetlenmesi için mekanizmalar oluşturulmalıdır. Bilgi Ekonomisi ve Bilgi Toplumu'nun Ulusal Ar-Ge ve İnovasyon sistemi üzerinde yükselmesi öngörülmelidir.
Bu sistemin eksik halkaları tamamlanmalı ve bu bağlamda Türkiye Araştırma Alanı yaratılmalıdır. Türkiye Araştırma Alanının yaratılması Avrupa Araştırma Alanı ile de bütünleşmenin yolunu açacaktır.
Türkiye'nin bilişim alanındaki Ar-Ge ve inovasyonda yetkinleşebilmesi için kamunun tedarik politikasından, özellikle de savunma tedariklerinden yararlanılmalıdır.
Kamu ve TSK' da, ürün tedariki yerine ''Ar-Ge'ye dayalı tedarik'', ''teknoloji tedariki'', ''teknoloji yönetimi'' ve ''Ar-Ge yönetimi'' gibi halen eksikliği bulunan kavramların ve uygulamaların yerleşmesi için ''Ar-Ge liderleri'' yetiştirmemiz zorunludur.
-Kaynaklarımızın kullanımında öncelik Bilişimdeki Ar-Ge alanlarına yöneltilmelidir. AR-GE'nin yarattığı katma değerin giderek büyümesi için mutlaka bir ölçme, izleme ve değerlendirme döngüsü kurulmalıdır.
-Devreye giren Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (Teknopark'lar) ve ilgili yönetmeliklerle sağlanan gelişmelerin ışığında; yazılım, içerik, hizmet üretiminde ulusal sermaye yatırımlarının ve ihracatının artırılmasının yanı sıra, yabancı sermayeyi çekmesi ve teknoloji çekim merkezlerini de oluşturması sağlanmalıdır.
-KOBİ'lerin rekabetçi güçlerinin artırılması ve ihracat olanaklarının geliştirilmesi için KOBİ'lere yönelik endüstriyel çözümlerin, e-İş, e-Ticaret olanaklarının kullanımı eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin de içinde bulunacağı gelişim çözümleri gerekli düzenlemeler ile desteklenmelidir.
-Ülkemiz, bilgi toplumuna dönüşüm yolunda gerekli temel strateji, model ve fikri hazırlıkları gerçekleştirmiş olup, artık enerji ve zaman kaybına tahammülü bulunmamaktadır. Temel dönüşüm vizyonu çerçevesinde icracı bir yapılanma ile öncelikli e-Dönüşüm Türkiye projeleri bir an önce hayata geçirilmelidir.''

18:43 - 11.05.2004

 ŞENER: ''GENÇ NÜFUS BİLİŞİM ALANINDA AVANTAJIMIZDIR''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye'nin genç nüfusunun bilişim alanında uluslararası rekabette büyük avantaj olduğunu söyledi.
ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye 2. Bilişim Şurası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'un katıldığı açılış töreniyle başladı.
Törenin açılışında konuşan Şener, ulusların ve bireylerin varlığını sürdürebilmesi için değişimi yakalaması gerektiğini vurguladı. Dünyanın artık küçüldüğünü, sermayenin ve insanların dünyanın dört bir yanında hareket ettiğini anlatan Şener, bilginin temel üretim faktörü haline geldiğini belirtti.
Şener, ''Dünyanın dört bir yanında cereyan eden hadiseleri, rekabet imkanlarını, pazar koşullarını oturduğumuz yerden, bulunduğumuz konumdan ayarlayıp yönlendirme şansını yakalayamadığımız takdirde uluslararası rekabette mesafe alabilmemiz, ülke olarak varlığımızı geliştirebilmemiz, refah düzeyine erişebilmemiz mümkün değil'' dedi.
Bu nedenlerle 58. ve 59. hükümetlerin programlarında ve Acil Eylem Planı'nda ''e-Dönüşüm Türkiye Projesi'ne'' yer verildiğini anlatan Şener, Devlet Planlama Teşkilatı'nın bu kapsamdaki görevlerini ve çalışmaları anlattı. Şener, şunları söyledi:

''Genç nüfusu, Türkiye'nin bu alanda uluslararası rekabette büyük avantajlar sahibi olduğunu göstermektedir. Genç nüfusun değişime ayak uydurmada ve değişimi yönetmede de daha başarılı olduğunu düşünecek olursak, bu nüfus potansiyelinin geleceğe umutla bakmamızı sağlayacağını düşünebiliriz. Ancak, bu nüfusu geleceğin dünyası için hazırlıklı kılmaya yarayacak bütün mekanizmaları, sorumlular olarak kurmak şartıyla.''
Çelik de konuşmasında, bilgi ve iletişim teknolojisinin globalleşmeyi de beraberinde getirdiğini belirterek, bu konudaki tartışmalara değindi. Globalleşmeye ''ulusalcılık'' adına karşı çıkanlar bulunduğunu kaydeden Çelik, ''Globalleşmeyi akan bir nehre benzetiyorum. Suyun akışını durduramazsınız. Akıllı insanlar suyun akışını regüle ederler. Globalleşmenin dışında kalamayız'' diye konuştu.

Türkiye'nin genç ve dinamik insan gücü potansiyeline işaret eden Çelik, eğitimli insanın büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bilgi toplumuna geçtikten sonra artık aklın ve zekanın ön plana çıkmaya başladığını ifade eden Çelik, bilgi teknolojisi sayesinde dünyada büyük bir devrim gerçekleştiğini anlattı.
Türkçe'deki bilgi kelimesini çok kapsayıcı bulduğunu dile getiren Çelik, bilginin geniş kitlelerce paylaşılmasının önemli olduğunu, birkaç kişinin bilmesinin anlam taşımayacağını ifade etti. İletişimde ortak dilin önem taşıdığını vurgulayan Çelik, bilgisayar teknolojisi alanında da ortak dil oluşturulması gerektiğini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu alandaki çalışmalarına da değinen Çelik, 2 bin 802 okulda toplam 3 bin 888 bilgisayar teknolojisi sınıfı kurulduğunu ve 56 bin 605 adet bilgisayar alındığını bildirdi. 22 bin 854 köy okuluna bilgisayar götürüldüğünü ifade eden Çelik, böylece bilişim teknolojilerinin köylere kadar ulaştığını kaydetti.
Türk Telekom ile yapılan protokol doğrultusunda okulların hızlı internet bağlantısına kavuştuğunu anlatan Çelik, ''Bu yılın sonuna kadar okullarımızın büyük bir kısmına, 31 Ekim 2005 tarihine kadar da tamamına bu imkan sunulmuş olacaktır'' dedi.

Geçen yıl uygulamaya konulan ''MEB-İntel Gelecek İçin Eğitim Programı'' çerçevesinde öğretmenlerin bilgi teknolojisi konusunda eğitildiğini anlatan Çelik, gelecek 3 yıl içinde Türkiye çapında 50 binden fazla öğretmenin bu programa katılmış olacağını belirtti. Çelik, buna benzer bir çalışmanın Microsoft firmasıyla da başlatılması için protokol imzalandığını anlattı.
Çelik, öğretmen olmak isteyenlerin bilgisayar okur-yazarı olması şartı getireceklerini belirterek, bilgisayar bilmeyenlerin başvurularının kabul edilmeyeceğini bildirdi.
2. Bilişim Şurası Yürütme Kurulu Başkanı Emrehan Halıcı da Şura'yı büyük bir umutla düzenlediklerini belirterek, bu alanda yapılan çalışmaların sonuçlarını artık görmek istediklerini dile getirdi.
Siyasi görüşler ve diğer koşullar ne olursa olsun, bilgi toplumu hedefine ulaşabilmek için hep birlikte çalışmak gerektiğini vurgulayan Halıcı, ''TBMM, hükümet, üniversiteler, özel sektör, ve bireyler ve ulus olarak bir seferberlik başlatmalıyız'' dedi.
Türkiye'nin bilgi kullanan değil üreten bir ülke haline gelmesi gerektiğini ifade eden Halıcı, bu amaçla genç nüfus potansiyelinin iyi değerlendirilmesinin önemli olduğunu anlattı. Halıcı, ''Bu bizim imparatorluklar kuran, fetihler yapan atalarımıza, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk'e karşı bir borcumuzdur. YÖK de dahil olmak üzere eğitimle ilgili düzenlemelerde toplumsal mutabakat sağlamak ve gerginliğe yol açmamak gerektiğinin önemini burada hatırlatmak isterim'' diye konuştu.
Bu arada, Halıcı, konuşmasının ardından gazetecilerin ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut'un açılışa neden katılmadığını sormaları üzerine, ''Açılışın saati daha önce 10.30 olarak bildirilmişti. Ancak saati 12.00'ye alınınca sanırım Sayın Rektör programını buna göre ayarlayamadı. Ama Rektör Yardımcısı Ahmet Bey toplantıya katıldı'' dedi.
2. Bilişim Şurası yarın sona erecek.

11:36 - 11.05.2004

ERDOĞAN: ''BİLİŞİM ÇALIŞANLARI YETİŞTİRECEĞİZ''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bilişim çalışanları yetiştirmek için uzun ve dağınık eğitim programları yerine kısa, konuya ve üretime odaklı mükemmeliyet merkezleri ile yine üretime odaklı çok sayıda meslek yüksekokulu kuracaklarını söyledi.
Erdoğan, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen ''2. Bilişim Şurası''na katıldı.
Başbakan Erdoğan burada yaptığı konuşmada, geleneksel tarım toplumundan sanayileşmeye geçişte Türkiye'nin neredeyse 1 asır geciktiğini belirterek, bunun, planlama ve yönetim zafiyetlerinden kaynaklandığını bildirdi.
Ağır-aksak gelişen sanayileşme girişiminin tetiklediği göçle kırsal nüfusun kentlerin varoşlarına hızla yığıldığını ifade eden Erdoğan, ''Bu, Türkiye'nin geleneksel, toplumsal dokusunu bozmuş, üretime değil, tüketime yönelen, etki eden değil etkilenen bir toplum yapısına yol açmıştır'' dedi.
Küreselleşen dünyada ulusun kendine yakışır bir yer yakalaması için artık bir şeyler yapılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ''çıkış yolumuz nedir?'' sorusunun yanıtının mutlaka bulunmak zorunda olunduğunu belirtti.
Erdoğan, şöyle konuştu: ''İş gücüyle sıradan bir üretim alışkanlığı yerine, yenilikle ilerlemeyi harmanlayan bilgi ve katma değer üretme fiili sonucu ortaya çıkan çok renkli bir dönüşüm tablosu olan 'inovasyona' ihtiyaç vardır. Yani, Türkiyemiz'de tam karşılığı olmasa da en yakın tercümesiyle 'yenilik'tir. Yenilik, bilgi ekonomisinin motorudur. Unutmayalım ki bugün AB'nin kapılarını bize açacak olan yeni ekonomik düzenin adı bilgi ekonomisidir.
Bunu yaratan toplumsal yapı da bilgi toplumudur. Bundan uzak duramayız. Yeniliğe dayalı üretim kültüründe eski sanayi düzeni yerine, inovasyona dayalı bir endüstri kuracağız. Hizmet üreten, kalifiye iş gücüyle dünya pazarında yer alabilen bir topluma dönüşerek aynı orandaki çabanın daha fazla katma değer yaratabileceği bilgi toplumuna geçeceğiz. Hükümetimizin e-Dönüşüm politikasının özü işte budur. Toplumsal yapıyı tüketenden üreten bir kurguya dönüştürmek için tek çıkış yolumuz budur.''
Başbakan Erdoğan, bu geçiş sürecinin ön koşulu olarak hızlı güvenli ve ucuz teknolojik altyapı imkanı sunulduğunu belirterek, buna ''ADSL''li örnek gösterdi.

Erdoğan, yaklaşık 1 trilyon Euro'luk dünya bilişim pazarından binde 22'lik pay alabilen, 100 kişi başına 4 bilgisayar düşen, nüfusunun ancak yüzde 6'sının internete bağlanabildiği Türkiye'de, bu rakamlarla ülkenin teknoloji yarışında geri kaldığını ifade etti.
Erdoğan, bu yarışta ön sıralara geçmek, dünya pazarında yer almak için gerçekçi, uygulanabilir stratejilerinin bulunduğunu kaydetti. Bilgi toplumuna dönüşümün özünde insanın ve toplumsal yapının değişiminin yer aldığını belirterek, bu değişimin gerçekleşmesi için en önemli aracın da eğitim reformu olacağını söyleyen Erdoğan, ezberciliği değil, inovatif düşünceyi öne çıkaran üretim odaklı bir eğitim sistemine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Bilgisayar okur-yazarlığı derslerinin temel eğitimin bir parçası haline geleceğini, çocukların, ''ağaç yaş iken eğilir'' mantığıyla ilköğretimden itibaren dönüşüme hazırlanacağını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Toplumun dönüşümü için de bilgisayar okur-yazarlığı eğitimlerini gerçekleştireceğiz. Türk insanı, teknolojiye ve öğrenmeye açık ve aç. Bu motivasyonu kullanacağız.
Bilişim şirketlerinin sermayesi olan bilişim çalışanlarını yetiştirmek için uzun ve dağınık eğitim programları yerine, kısa, konuya ve üretime odaklı mükemmeliyet merkezleri, yine üretime odaklı çok sayıda meslek yüksekokullarını kurarak bilişim çalışanlarını yetiştireceğiz. Hedefimiz 10 sene içinde 500 bin kişilik bir bilişim iş gücünü yaratmak. Canlanan bilişim sektörüyle birlikte yurtdışına beyin göçünü engellemek mümkün.
Uzaktan eğitim programlarıyla da kaliteli eğitimi vatandaşın hizmetine sunacağız. Okullarımıza bilgisayar laboratuvarları ve internet erişimi sağlama seferberliğini zaten başlattık.''
Bilgi toplumuna geçişin, çok boyutlu bir süreç olduğunu dile getiren Erdoğan, bu çaba çerçevesinde yapılan icraatları anlattı. Erdoğan, elektronik İmza Kanunu çıkardıklarını, tekno-parklarda yazılım yapan firmalara 10 yıl KDV muafiyeti getirdiklerini, kurumlar ve gelir vergisi muafiyetini de 5'ten 10 yıla çıkardıklarını, SSK'nın da iş hayatına dönük avantajlar sağlayacak e-Bildirge uygulamasını da 15 Mayıs'ta tanıtacaklarını bildirdi.
SSK'ya kayıtlı 800 binin üzerinde işveren ve istihdam ettiği 6 milyon işçinin bulunduğunu anlatan Erdoğan, e-Bildirge uygulamasıyla zaman ve enerji kaybına neden olan unsurların ortadan kalkacağını ifade etti.
Erdoğan, bilgi toplumu olma yolunda yapılacak reformlar, düzenleme ve iyileştirmelerin AB yolunda da kilometre taşı olduğunu dile getirerek, her düzenlemeyle devletin daha şeffaf, daha hesap verebilir ve vatandaşına daha iyi hizmet sunabilir konuma geleceğini kaydetti. Başbakan Erdoğan, Zamanında Almanya'ya işçi olarak giden genç nüfusun, Türkiye'nin AB'ye üye olmasıyla fizik gücünü değil, beyin gücünü de bu ülkelere göndereceğini bildirdi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
''e-Devlet uygulamalarıyla Türk bilişim pazarı canlanacak, bilişim sektörü yabancı yatırımcılardan alınacak katkılarla kendi ulusal kimliğini de koruyarak momentum kazanacaktır.
Bütün bu adımlar inanıyorum ki Türkiye'nin aydınlık ve güçlü geleceğine doğru atılmış ve atılacak adımlardır. Bu adımların sıklaşacağına, bu yöndeki yürüyüş hızımızın her geçen gün katlanarak artacağına kimsenin şüphesi olmasın. Çocuklarımıza, bizim yaşadığımız yaşamdan daha iyi şartlar bırakmak, Türkiye'yi geleceğin en önemli güçlerinden biri haline getirmek istiyorsak bilgi toplumu olma hedefini canlı tutmak boynumuza borçtur.
Hükümet olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye'yi bilgi toplumuna dönüştürecek olan her adıma, her projeye, her heyecana gönülden ve tam destek olacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin hedefi artık bilgi toplumudur.''

11:34 - 11.05.2004 

 BİLİŞİM ŞÛRASI BAŞLIYOR

Bilişim Şurası'nın ikincisi, bugün ve yarın ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapılacak.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla 7 Ocak'ta yayınlanan genelge uyarınca düzenlenecek şurada; e-Türkiye, İletişim Altyapısı, Eğitim, Hukuk, Sektörün Gelişimi/Ekonomi ve Ar-Ge alt guruplarının hazırladıkları raporların yanısıra Başbakanlık Bilişim Reformu Taslağı da ele alınacak.
Şurada ulusal politikaların oluşturulması, saydam ve sürekli çalışan katılımcı mekanizmaların tespiti, planlama, koordinasyon, teşvik ve düzenlemeleri belirleyici mekanizmaların tespiti, devletin bu teknolojiler ve getirdiği değişimin ışığında yeniden yapılanmasına yönelik stratejilerin belirlenmesi, hukuki altyapının oluşturulması, değişim sürecinin somut bir takvime bağlanmış bir ''Eylem Planı''nın ve ilgili izleme mekanizmalarının kurulması, ulusal örgütlenme modelinin belirlenmesi, insan kaynakları gereksiniminin belirlenmesi ve gerektirdiği yeniden yapılanmalar için çözüm alternatiflerinin saptanması, ''e-Avrupa+'' için e-Türkiye girişiminin hedefleri ve gelişmelerin izlenmesi ve yönlendirilmesi amaçlanıyor.
Şura, Milli Eğitim Bakanlığı koordinatörlüğünde Türkiye Zeka Vakfı, Türkiye Bilişim Derneği, Türkiye Bilişim Vakfı, Bilişim Sanayicileri Derneği ve Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı tarafından yürütülecek.
Açılışı ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapılacak şura ile ilgili ayrıntılı bilgi www.bilisimsurasi.org.tr internet adresinden alınabilecek.

13:07 - 10.05.2004
 
< Önceki   Sonraki >
 



*** Cumhurbaşkanı Gül, 5811 sayılı ''Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun''u onayladı.



*** Başbakan Erdoğan, ''Şimdi yatırım yapma zamanıdır. İstihdam ve üretim yapma zamanıdır. İnanıyorum ki işte o zaman bu kriz neye dönüşecektir? O ülkeler için fırsata dönüşecektir'' dedi.



*** Dışişleri Bakanı Babacan, başkan adaylarının seçim kampanyaları sırasında Türkiye için hassasiyet taşıyan bazı konularda kullandıkları farklı söylemlere rağmen, Türkiye-ABD ilişkileri doğası gereği partiler üstü bir nitelik taşıdığını belirtti.



*** Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, enflasyona ilişkin kaygıların bütün dünyada azaldığı bu dönemde, finansal sistemdeki akışkanlığın ve kredi piyasalarının etkin biçimde çalışmasının sağlanmasının temel öncelik halini aldığını kaydetti.



*** Şiddetli lodos fırtınası nedeniyle hasar görerek yan yatan Karaköy İskelesi tamamen battı.



*** Ergenekon soruşturması kapsamında haklarında dava açılan 45'i tutuklu 86 sanığın yargılandığı davanın 17. duruşmasına dün devam edildi. Mahkeme heyeti bir sonraki duruşma tarihini 24 Kasım olarak belirledi.
Ankara İstanbul İzmir
7 °C 16 °C 16 °C
 
ABD D. 1.6570 1.6850
AVRO 2.0820 2.1250
Resim
 
İsim
Parola
 
Tarihçe
AA ve Hizmetler
AA Yönetim Kadrosu
Bürolar
Üye Olunan Birlikler
AA Kalite Yönetim Sistemi
Dosyalar
Linkler
Hediyeleriniz UNICEF'ten
Yasal Uyarı
İnternet Editörlerine
Künye
Bize Yazmak İçin...
Satın Alma İlanı
   
TS-EN-ISO 9001   
 
XML Yardım

Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü Gazi Mustafa Kemal Bulvarı 128/C Tandoğan/ANKARA
Tel: (312) 231 70 00 Belgegeçer: (312) 231 21 74