• 23.07.2014 ÇARŞAMBA
  • ALTIN 88.4900
  • EUR 2.8240
  • USD 2.0970

Mısır'daki idam cezaları büyük bir cinayet

25 Mart 2014 12:17 (Son güncelleme 25 Mart 2014 18:52)
Siyasiler, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, Mısır'da darbe karşıtı 528 kişiye "şiddete teşvik" suçlamasıyla idam cezası verilmesine tepki gösterdi.

ANKARA

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Mısır'da darbe karşıtı 528 kişiye "şiddete teşvik" suçlamasıyla idam cezası verilmesine ilişkin, "Bu büyük bir cinayet bence. Bu kişilerin idamına karar verilmesi demokrasinin olmadığını, diktatörlük rejiminin olduğunun göstergesi. Mısır'daki yöneticiler için büyük bir ayıp. Tarihe büyük bir ayıp ve büyük bir rezalet olarak geçecektir" dedi.

Yerel seçim çalışmaları kapsamında geldiği Afyonkarahisar'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Eroğlu,"İnşallah Mısır Hükümeti bu kararından döner. Mısır'daki üst yönetim bunun farkında ancak şunu ifade edeyim, Batı'nın bu konuda sessiz kalması, Türkiye dışında hiçbir gür seda olmaması esas üzüntü o. Batı her zaman kendi menfaatlerini düşünüyor. İnsan haklarıyla ilgili hiçbir teşebbüsü yok." şeklinde konuştu.

Arınç: "Büyük bir nefretle lanetliyorum"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Mısır’daki gelişmeleri büyük üzüntüyle izlediğini söyledi.

Tüm darbelerden sonra benzer süreçler yaşandığını ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

"Türkiye de bunu yaşadı. Siyasetçiler suçlanır, birtakım üzerlerine suç atılır ve bu hayali suçlarla yargılanır ve mahkum edilir. Aynen Mısır'da da öyle oldu. Hayali suçlamalarla, iftiralarla gözden düşürmek ve itibarsızlaştırmak için ve darbeyi yapanları yükseltmek ve güçlendirmek için her zaman yaptıkları gibi davalar açtılar, tutukladılar ve onları beyaz elbiseleriyle sorguya çektiler. Görüyoruz ki bugün 26 kişiyi 1 dakikada idama mahkum edecek kadar trajik bir gerçekle karşı karşıyayız. Bundan büyük bir üzüntü duyuyorum, bunu büyük bir nefretle lanetliyorum. Bu, dünyanın hiçbir yerinde bundan sonra görülecek bir olay değildir. Adil bir yargılama olmamıştır daha işin başından bu yana."

Atalay: "Mısır için üzülüyoruz"

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Mısır'daki idam cezalarına ilişkin, şöyle konuştu:

“Orada tam bir diktatörye oluştu, bir askeri ihtilal ve ihtilal yönetimi. Bu şekilde bizde de olmuş zamanında, ihtilal dönemleri biliyorsunuz, yargının böyle keyfi kararlar verdiği... Bunlar, bunlara hiçbir şey kazandırmaz, geri teper. O yönetim bundan sonra daha da zorlanır. Yani o yönetim bu şeylerle ayakta duramaz, bu tavrı ve tutumuyla. Yazık, Mısır için üzülüyoruz.”

İşler: Demokrasinin beşiği ülkelere ithaf ediyorum

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, bir gazetecinin Mısır’da 528 kişinin idama mahkum edilmesini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, “Çok üzücü bir olay, kaygı verici bir gelişme olarak değerlendiriyorum” diye konuştu.

Mısır’da Mübarek rejiminin yıkılmasının ardından demokrasiye geçiş yaşandığını ancak seçimlerden 1 yıl gibi kısa bir sürede darbe olduğuna dikkati çeken İşler, Türkiye haricinde kimsenin buna darbe demediğini, AB ülkeleri ve gelişmiş ülkelerin tavırlarının kaygı verici olduğunu söyledi.

İşler, “Bundan cesaret alan askeri yönetim, şu an 528 kişiyi idama mahkum etti ve bunlar darbeye karşı çıkan insanlar. 'Darbeye karşı çıktılar' diye idama mahkum edildiler” dedi.

“Türkiye olarak darbelerden çok çekmiş bir milletiz. Darbeye her yerde, her zeminde karşıyız” diyen İşler, milli iradenin her yerde hakim olmasını düşündüklerini kaydetti. İşler, şöyle konuştu:

“Özellikle Arap baharının yaşandığı ülkelerde demokrasiye bu şekilde müdahaleleri kabul etmemiz mümkün değil. Biz bunu yaparken ilkeli davranıyoruz. İktidarda kim olursa olsun, seçimlerle iş başına gelmiş kim olursa olsun ona bir darbe yapılırsa, fikri, zikri ne olursa olsun biz darbeye prensip olarak karşı olduğumuzu ifade ediyoruz. Darbeden sonra bir sürü katliam yaşandı, binlerce insan öldürüldü. Şimdi utanmadan dünyanın gözünün içine baka baka, bütün dünyayla dalga geçerek bu idam kararlarını da verdiler. Doğrusu ben bu kararları Avrupa Birliği’ne ve sözde demokrat olan, demokrasinin beşiği olan ülkelere ithaf ediyorum. Bu ayıbın öncelikle onların ayıbı olduğunu düşünüyorum.”

Çavuşoğlu: Kamuoyunun ayağa kalkması lazım

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu ise askeri darbeden bu yana Mısır'da demokrasi, insan hakları dışında uygulamaların yaşandığını söyledi.

Darbeye, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramları savunan ülkeler tarafından göz yumulduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bu ülkelerin Mısır'da yaşananlara karşı sessiz kalmasını utanarak izlediklerini ifade etti.

Demokratik kurumların tüm ülkelerde idam cezasının kalkması yönünde tavır sergilediklerini ancak bazen uygulamalarda çifte standartlar yaşanabildiğini anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"İdama mahkum edilmiş kişileri kurtarabilmek için İran'da olduğu gibi tüm kamuoyunun ayağa kalkması lazım. Eğer içimizde vicdan kaldıysa insani duygular kaldıysa hala yaşama hakkının en temel insan hakkı olduğuna inanıyorsak, tüm kamuoyunun hukuksuzluğa karşı, bu katliama karşı ayağa kalkması lazım. Mısır'daki darbe harekatına 'yeter artık' demesi lazım."

Bozdağ: Hukukun katli yönünde bir karar

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da Yozgat'ta gazetecilerin sorusu üzerine, Mısır’daki mahkeme kararını kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirtti.

Hukuk devletlerinde insanların savunma hakkını kullandığını ve mahkemelerin hukukun gereğine göre karar verdiğini ifade eden Bozdağ, şunları söyledi:

"Mısır’da yaşananlar bütün dünyanın gözü önünde oldu. Adeviye Meydanı’nda ve sokaklarda onlarca, yüzlerce insan hayatını kaybetti. Ve görüyoruz ki mahkeme hayatını kaybedenlerin sayısını az görmüş olacak ki bir de mahkeme kararıyla 528 kişinin hayatına son verecek bir adım atmış oldu. Esasında bu, Mısır’daki hukukun durumunu göstermesi bakımından ibret vericidir. Mahkemelerin bu yönde karar vermesini bir hukukçu olarak, Adalet Bakanı olarak kabul etmek, anlamak mümkün değildir. Hukukun da katli yönünde bir karardır bu."

Yılmaz: Uluslararası camia konuya çok daha fazla eğilmeli

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Mısır'daki idam kararlarının darbe hukuku döneminde alındığını belirterek, bu dönemlerdeki yargılamaların adil olmadığını söyledi.

Darbe hukukunun, evrensel hukuk ile temel haklara saygı göstermediğine işaret eden Yılmaz, şöyle konuştu:

"Bu tür dönemlerdeki hukuka maalesef çok güven olmuyor, evrensel hukuka uygun kararlar çıkmıyor. Son idam kararlarını da ben böyle görüyorum. Bunlar hiçbir şekilde hak edilmiş kararlar değil. BM maalesef bu konularda yine bizim arzu ettiğimiz ölçüde aktif olmuyor. Uluslararası camia başından beri Mısır'daki gelişmelere hak ettiği değeri, önemi maalesef vermiyor. Biz Türkiye olarak bunları hep dile getirdik, dile getirmeye devam edeceğiz. Ama ümit ederim ki, önümüzdeki dönemde uluslararası camia da bu konuya çok daha fazla eğilsin ve daha fazla acının yaşanmasının önüne geçilsin."

Müezzinoğlu: Demokrasi ayıbı

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da Mısır'da darbe karşıtı 528 kişiye "şiddete teşvik" suçlamasıyla idam cezası verilmesine ilişkin, ''Demokrasi ayıbı, insanlık ayıbı, ümit ederim ki demokrasiden, insan haklarından bahsedenler bu tür hadiselere seyirci kalmaz'' dedi.

Müezzinoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Bence demokrasinin büyük bir ayıbı bu. Hukuk devleti ve insan hakları anlamında büyük bir ayıp. Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Birliği'nin ve ABD'nin bu tür hadiseler seyirci kalmasını anlamıyorum. Demokrasi ayıbı, insanlık ayıbı. Ümit ederim ki demokrasiden bahsedenler bu tür hadiselere seyirci kalmaz'' diye konuştu.

Işık: Kararlarının derhal durdurulması en temel insan hakkıdır

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ise gazetecilere yaptığı açıklamada, adil yargılanmanın bir insanın en temel haklarından biri olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkı olmadan verilen hiçbir kararın ne toplum vicdanını ne de hukuku memnun etmesinin mümkün olmadığını söyledi. 

Işık, şöyle devam etti:

" Mısır hükümetinin behemehal bu yargılamaların adil olarak yapılması noktasında ehemmiyet göstermesi, verilen mahkumiyet kararlarının,idam kararlarının derhal durdurulması en temel insan hakkıdır. Şuanda Mısır'da olağan bir rejim yok, bir darbe rejimi var. Maalesef Batının çıkarları dolayısıyla göz yumduğu, görmezden geldiği hatta örtülü olarak desteklediği bir darbe dönemi yaşanıyor Mısır'da. Bu dönemde verilen hiçbir kararın toplumun vicdanını, dünya insanlığının vicdanını tatmin edeceğini düşünmüyoruz. En doğru olan, kesinlikle bu kararların uygulanmaması ve adil yargılanma yolunun açılmasıdır."

İslam: "Demokratik anlayışa sığacak bir durum değil"

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam da Mısır'daki idam kararlarına ilişkin soru üzerine, kararların çok acı olduğunu söyledi. 

İslam, bunun demokratik anlayışa sığmayacağını belirterek, "Darbeye karşı çıkanların yargılandığı, 'darbe olmasın' diyenlerin idama mahkum edildiği süreç, hiçbir demokratik anlayışa sığacak bir durum değil. Hiçbir özgürlük anlayışının hoş karşılayacağı bir şey değil. Dakikada bir idam kararı verildiğini görüyoruz" dedi.

Mısır'ın bir an önce demokrasiye dönmesini istediklerini vurgulayan İslam, ülkenin yanlış yoldan vazgeçmesini arzu ettiklerini kaydetti.

Yazıcı: İnsan vicdanının kabul edebileceği bir tasarruf değil

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da Rize'de bir gazetecinin "Mısır'da verilen idam kararlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusunu şöyle cevapladı:

"Bir şeyi hukuksal, demokratik ölçülere göre değerlendirebilmeniz için en azından görsel olarak o mekanizmaların var olması gerekir. Görsel olarak var olur, kurumsal olarak var olur, uygumalarda hatalar varsa bunları değerlendirirsiniz. Maalesef Mısır'daki hem kurumsal görüntü hem yargıyı gerçekleştirecek mekanizmalar itibariyle hep kaygı duymuşuzdur. Nitekim bu kaygılarımız doğrulandı ve elbetteki beş yüzü aşkın kişinin bir çırpıda birkaç saat içerisinde toplanıp, hapis cezasına, idam cezasına mahkum edilir olmaları insan vicdanının kabul edebileceği, izah edebileceği bir tasarruf değildir. Mısır üzüntü kaynaklarımızdan birisidir. İnsan önemli insan. Kişilerin iradesi beklentileri değil, bizatihi insan önemli. Görüyoruz ki verilen bu kararların arkasında insana verilen değerin kırpıntıları bile yok."

Elvan: Meşru ve hukuki bir karar değil

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, 528 kişinin idam cezasına çarptırılmasının kabul edilebilir, meşru ve hukuki bir karar olmadığını dile getirdi.

Elvan, şunları kaydetti:

"Mısır'daki darbe yönetimi tarafından alınan bu kararın derhal kaldırılması konusunda uluslararası toplumun harekete geçmesi gerekir. Bu devirde idam cezası vermek çağ dışı ve insanlık dışı bir hadisedir. Mısır halkının sağduyusu ve uluslararası toplumun baskısıyla, bu insanlık dışı karardan vazgeçilmesini ve Mısır'ın tekrar hukuk, demokrasi ve insan hakları ekseninde hareket etmesini temenni ediyorum."

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de karara ilişkin, "Darbeci bir rejimden ne beklersiniz, şaşırmadım. Kendilerine yakışanı yapıyorlar" dedi.

Zeybekci: İnsanlık katliamı olsa gerek

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Mısır'daki idam cezalarına ilişkin, "Orada gösterilerde binlerce vurularak öldürülen insanlardan sonra bir de insanları görüşlerinden dolayı idam etmeye kalkmak, herhalde bir insanlık suçu olsa gerek, insanlık katliamı olsa gerek" dedi.

Zeybekci, insanların siyasi görüşlerden, inançlarından, savunduğu fikirlerinden dolayı mahkum edilmesi veyahut idam cezasına çarptırılmasının, düşünülmesinin bile mümkün olamayacağını vurguladı. 

"Yargı adına tiyatro oynanıyor"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem de Mısır'daki idamları insanlık adına kabul edilebilir bulmanın mümkün olmadığını söyledi.

Erdem, "Bu bir cinayet, tam manasıyla maskaralık" diyerek, şöyle devam etti:

"Mısır'da yargı adına bir tiyatro oynanıyor. Binlerce sayfalık iddianameyi okuyacak kadar zamanı bile kullanmayan bir mahkemenin verdiği karar, ne kadar hukuka uygundur bunu tartışmak bile abes diye düşünüyorum. İnsanlığın da burada suskun kalmasına anlam veremiyorum. Bu bir insanlık ayıbıdır, insanlık dramı yaşanıyor. Vicdanı olan herkesin buna gereken tepkiyi göstermesi ve Mısır'daki bu maskaralığa son verilmesi için elinden gelini yapması gerekir diye düşünüyorum."

"Kahredici bir müsamere sergileniyor"

AK Parti Dışilişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay ise idam kararlarının "insanlık karası" olduğunu belirtti.

Diktatörler ile darbelerin akılla değil, güçle hareket edip güç şımarıklığına kapıldığına işaret eden Aktay, "Bu da birçok masum insanın hayatına mal olabilir. Diktatörlükler eninde sonunda döktükleri kanda boğulur ama diktatörlerin döktükleri kanda boğulması, dünyanın verdiği imtihanını aklamıyor. Hiçbir şey, dünyanı seyirci kalmasını hafifletmez. Dünyanın gözünün önünde kahredici bir müsamere sergileniyor. Bunun doğru düzgün bir strateji ile alakası yok" dedi.

"Yargı kararı görüntüsü adı altında katliam"

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, 21. yüzyılda Mısır'da yargı kararı görüntüsü altında katliam yapıldığını belirterek, "Nasıl ki bir balina buzullara sıkıştığında dünya seferber oluyorsa, burada da dünyanın seferber olması ve bu idamlara karşı tepkisini en yüksek dereceden dile getirmesi gerekir" dedi.

Loğoğlu: "İdam cezasına herkesin karşı çıkması gerekir"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu da CHP'nin, prensip olarak idam cezasına karşı olduğunu söyledi. 

Mısır'ın ayrı bir özelliği bulunduğuna işaret eden Loğoğlu, çok sayıda insanın aynı anda idam cezasına mahkum edilmesinin olağandışı bir durum olduğunu belirtti. 

Loğoğlu, siyasi suçlar açısından idam cezasına herkesin karşı çıkması gerektiğini ifade etti. Loğoğlu, siyasi suç nedeniyle idam cezalarının, Türkiye dahil o toplumlarda büyük yaralar açtığını, bu yaraların onarılmasının da hiç mümkün olmadığını söyledi.

Kamalak: "Ne hukukla ne vicdanla ne de insanlıkla alakası var"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ise Mısır'da darbe karşıtı 528 kişiye idam cezası verilmesi kararının insanlık dışı olduğunu belirtti.

Kararı, tarihin asla affetmeyeceğini ifade eden Kamalak, şöyle devam etti:

"Bir hukukçu olarak söylüyorum, bu idamların, ne hukukla ne vicdanla ne ahlakla ne de insanlıkla alakası vardır. Bu karar, gün gelir kararı verenlerin boyunlarına dolanır çünkü hiçbir mazlumun ahı yerde kalmaz. Türkiye geçmişte bunun acı örneklerini yaşamıştır. Darbecilerin astığı insanların anıtları dikilmiş, millet tarafından her daim hayırla anılmışlardır ancak onları asan darbecilerin bugün adları bile hatırlanmamakta, hatırlandığında ise beddua ile anılmaktadır. Mısır'daki darbeciler de bu insanlık dışı kararın hesabını ne tarih önünde ne de insanlığın vicdanı karşısında veremezler. Tekrar ediyorum, bir an evvel bu vahim hatadan geri dönülmeli, Mısır normalleşmelidir."

Ünal: "Kardeşlerimizin uğradığı haksızlığın takipçisi olacağız"

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da AA muhabirine yaptığı açıklamada, sokağın iradesinin hiç bir zaman sandıkta, demokratik meşru bir şekilde ortaya çıkan iradenin yerini alamayacağını söyledi.

Mısır'da bir hukuksuzluğun sürdürdüğü ifade eden Ünal, şöyle konuştu:

"Mısır'da maalesef hem yargılama biçimiyle hem 528 kişiye verdiği idam cezasıyla, hukuksuzlukla, bu işin meşruiyet sorunuyla birlikte yeni bir tartışmayı da önümüze koydu. Burada acı olan dünyanın Suriye'de olanlara sessiz kaldığı gibi Mısır'da olanlara da sessiz kalmasıdır. Türkiye olarak uluslararası alanlarda diplomatik yollardan Mısır'daki kardeşlerimizin uğradığı bu haksızlığın takipçisi olacağız."

Yıldırım: Türkiye uluslararası mekanizmaları harekete geçirmeli

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım ise Mısır'da darbe karşıtı 528 kişiye, "şiddete teşvik" suçlamasıyla verilen idam cezası kararının son derece ciddiyetsiz bir yargılama sonucunda alındığını dile getirerek, Türkiye'nin uluslararası mekanizmaları harekete geçirmesi gerektiğini söyledi. 

Bülent Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, idam kararlarının son derece haksız şekilde alındığını ifade ederek, "Bütün dünya burada imtihanını verecek" dedi.

Türkiye'nin Mısır halkının her zaman haklı taleplerinin yanında yer aldığını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Halkın bir kısmı dış güçler tarafından dolduruluyor ve sokaklara çıkıyorsa, Türkiye bunu da çok iyi irdeledi. Bu farkındalığı da ortaya koydu. Mısır'da meşru bir yönetim vardı ve meşru yönetime darbe yapıldı. Türkiye meşru yönetim yanında yer aldı. Bu idam kararlarıyla ilgili Türkiye, uluslararası mekanizmaları harekete geçirmeli, bu mahkemenin ciddiyetini sorgulatmalı. İdam kararlarının bir an önce kaldırılması ve tekrar meşru hükümetin göreve gelmesi için, bugüne kadar yaptıklarını çok daha net yapmalı. Hatta Türkiye, çok açıktan, Mısır'da zulme uğrayan muhaliflerin Türkiye'de bu çalışmaları yapmalarını resmi olarak kabul etmeli ve ilan etmeli diye düşünüyorum."

"Karar sözün bittiği yerdir"

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar da Mısır'da gerçekleşen darbeden sonra direnişin hala devam ettiğini anlatarak, konu basında yeterince yer almasa da Mısır'da darbe karşıtlarının hala sokaklarda olduğunu söyledi. 

İnsanların Mısır sokaklarında barışçıl taleplerini sürekli dile getirdiklerini belirten Sarıyaşar, darbe rejiminin halkın barışçıl direnişini başka yerlere çekmek için bu tür kararları verdiğini, aynı durumun Bangladeş'te de söz konusu olduğunu ifade etti. 

Sarıyaşar, Mısır'da yönetimin Gazze ile ülkeyi bağlayan ve Gazze halkının adeta nefes damarları olan tünelleri kapatıp bombalayarak, İsrail'in bile yapmadığını hayata geçirdiğinin altını çizdi. 

Darbe yönetimlerinin klasik olarak bir yandan askerle bir yandan da hukukla halkı katlettiğini söyleyen Sarıyaşar, "Bu karar, sözün bittiği yerdir, hukukun katledildiğini resmidir. Bunlar tiyatral mahkemelerdir. Buralarda tiyatro gösterisi yapılıyor" diye konuştu.

"Uluslararası örgütlerin bu kararlara karşı çıkmalı"

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ise yaptığı yazılı açıklamada, Mısır'da masum ve mazlum insanların hukuki ve meşru taleplerine silahlarla, baskılarla, zindanlarla cevap veren darbecilerin bir hukuk komedisine daha imza attıklarını belirtti.

Arslan, dünyanın bu gidişata "dur" demesi gerektiği uyarısında bulunarak, açıklamasında şunları kaydetti:

"Mısır'ın toplumsal dokusunun bozulmasına izin verilmemeli, siyasi çıkarlar uğruna bir toplum, bir ülke feda edilmemelidir. Mısır'ın ihtiyacı olan daha fazla demokrasi ve daha fazla hukuktur. Darbelerin demokrasi ve hukukla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Mısır'da bugün 'yargılama' adı altında yaşananların da hukuk komedisinden başka bir anlamı ve hukuki geçerliliği olmadığı anlaşılmaktadır. Dünyanın, uluslararası örgütlerin bu kararlara karşı çıkması ve Mısır'da yaşanan insanlık dramına karşı bir ses vermesi gerekmektedir. Batı dünyasının hakim unsurlarının Mısır'da yaşanan darbeye karşı gösterdiği çifte standardı, yaşanan bu hukuk katliamı ve insanlık dramı karşısında göstermemesini umut ediyoruz."

Karar Müslüman Kardeşler'in "belini kırmak için" verildi

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, konuya ilişkin olarak AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Mursi devrildikten sonra Müslüman Kardeşler'in etkinliğini kırmak gerekiyordu. İsrail'e düşman olmayan yönetim getirdiler. Müslüman Kardeşler'in belini kırmak için idamlar söz konusu ediliyor" dedi.

Haklarında idam kararı verilen kişilerin kimler olduğunun bilinmediğine işaret eden Halaçoğlu, "Ben, bu kişilerin beyin takımı olduğunu düşünüyorum. İdamına karar verilenler Müslüman Kardeşler'in önde gelen kişileriyse büyük darbe vurur. Bu kararla yine de Müslüman Kardeşler'in tamamen bitmesi söz konusu olmaz" değerlendirmesinde bulundu.

"Tarihte benzeri görülmemiş bir skandal"

Uluslararası Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, Mısır'da darbe karşıtı 528 kişinin idam mahkum edilmesinin insanlık tarihi adına büyük bir utanç olduğunu söyledi.

Minya Ceza Mahkemesi'nin, 545 sanıklı davada, binlerce sayfa evrakı dakikalar içinde inceleyerek hızlıca karar verdiğine dikkati çeken İşbilir, "Mahkeme, toplam yargılama süresinde, kimlik tespiti ve iddiaların sanıkların yüzüne okunması için gerekli zamanı bile hesaba katmadan dünya tarihinde görülmemiş bir şekilde dakikada 26 idam kararı vermiştir. Ne şahitler dinlenmiş ne de avukatların savunma yapmasına izin verilmiştir. Bu şekilde tek duruşmada 528 darbe karşıtı için idam kararı verilmiştir. Bu, tarihte benzeri görülmemiş bir skandaldır" diye konuştu.

"Utanç verici bir karar"

Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) Rehberlik Konseyi Üyesi Dr. Cemal Hışmet de Mısır'da her şeyin tersine döndüğünü, ordunun, polisin görevini yapmak yerine insanları katlettiğini söyledi. 

İdam kararına çok şaşırdığını belirten Hışmet, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, utanç verici bir karar. Mısır yargısı halkın sırtında bir yüktür. Masum insanlar hapse atılıyor. Halkı ve devleti soyanlar dışarı çıkarılıyor. Yargı kendi halkına karşı hükümler veriyor. Hapiste bulunan çocuklara, kadınlara ve erkeklere işkence yapılıyor. Geçenlerde savcılığın himayesinde 37 genç hapse götürülürken öldürüldü. Mısır'da 528 kişi hakkında idam kararı alındı. Dava için 140 bin dosya var. Avukatlar hiçbir belgeye ulaşamadı. Duruşma bile yapılmadı. Savunmalar alınmadı. Bu davanın vefat eden iki sanığı için bile idam kararı alındı." 

"İnsan hakları ülkelere göre farklı yorumlanamaz"

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Avukat Necati Ceylan ise Mısır'da "yargı komedisi" adıyla bir tiyatro oynandığını belirtti.

Mısır'da yaşam hakkının yargı eliyle ihlal edildiğine dikkati çeken Ceylan, "Mahkeme sadece 20 dakikada 528 kişinin ölüm kararını vererek yarışma yapmıştır. Bu bir komedidir. Uluslararası kurumlar seyrediyor. Bu, onların iki yüzlülüğünü gösteriyor. Uluslararası camianın sorumluluğu büyüktür. İnsan hakları ülkelere göre farklı yorumlanamaz. Bu bir vahşettir. Bu vahşeti durdurmak gerekir" diye konuştu.

Mahkeme tarafsız değil

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Necati Ceylan, Mısır'da 528 kişinin idama mahkum edilmesine ilişkin, "Yargılamayı yapan mahkeme bağımsız, tarafsız değildir. Yargılama şeffaf olmamış, duruşmalar aleni yapılmamıştır. Kısaca adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir" değerlendirmesinde bulundu.

Kabul edilemez

HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkcü, Mısır'daki idam kararlarını bir toplu katliam kararı olarak nitelendirerek, kabul edilemez olduğunu söyledi. 

Avrupa Konseyi'nden kınama

Avrupa Konseyi Sözcüsü Daniel Höltgen ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, idam cezalarını kınadıklarını söyledi.

Avrupa Konseyi’nin, dünyanın dört bir yanında idam cezasının tamamen kaldırılması konusundaki kararlığına dikkati çeken sözcü, ‘’İdam cezası nerede verilirse verilsin kınıyoruz’’ ifadesini kullandı.

47 devletin üye olduğu Avrupa Konseyi, kuruluşa üyelik ve ortak üyelik başvurularında, idam cezasının tamamen kaldırılmış olmasını önemle şart koşuyor.

AB'den tepki

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ise darbe karşıtı 528 kişinin idama mahkum edilmesinin "son derece endişe verici olduğunu" belirterek, ölüm cezasına karşı duruşunu tekrarladı.

Ashton, yazılı açıklamasında, hangi suçtan hüküm giyilirse giyilsin idam cezasının asla meşru gösterilemeyeceğini vurguladı.

Catherine Ashton, "AB her şartta idam cezasına karşıdır. Ölüm cezası gaddarca ve insanlık dışıdır, caydırıcılıkta başarısızlıktır ve insan haysiyeti ve bütünlüğünün kabul edilemez bir inkarıdır" ifadesini kullandı.

Yüksek Temsilci Ashton, Mısır'daki geçiş hükümetinden uluslararası standartlara uygun, sanık haklarına saygılı, bağımsız ve hakkaniyetli soruşturmalara dayalı ve tutukluluk sürelerini uzatmadan yargılamalar yapılabilmesinin güvence altına alınmasını istedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ise idam cezasının verildiği duruşmaya çoğu sanığın katılamadığını ve yeterli düzeyde temsil edilemediği yönündeki haberlerini ayrıca derin endişe yarattığını kaydederek, "Mısırlı yetkilileri, sanıkların haklarına tümüyle saygı duyulmasını sağlamaya çağırıyoruz ve bu kabul edilemez cezayı gözden geçirmelerini umuyoruz. Her koşulda prensip gereği idam cezasına karşı olmak Majestelerinin hükümetinin uzun süredir yürüttüğü politikadır" ifadelerini kullandı.

İnsan haklarına aykırı

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, yaptığı yazılı açıklamada, idam cezalarından derin kaygı duyduğunu belirterek, “Mahkeme sürecinde yaşananlar ve açıklanan hüküm, hukuk devleti konusunda uluslararası standartlara ve insan haklarına aykırıdır. Bu standartlar ve ilkeler konusunda Mısır da taahhütte bulunmuştur" ifadesini kullandı. 

Almanya'nın idam cezasını "insanlık dışı bir ceza" olarak gördüğünü ve buna karşı çıktığını hatırlatan Steinmeier, "Mısır makamlarına bu yargı kararlarını iptal etmeleri ve sanıklara adil yargılama imkanı vermeleri çağrısında bulunuyorum. Diğer kitlesel yargılamaların da durdurulması gerekir" dedi.

Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier, açıklanan son mahkeme kararının Mısır’daki siyasi bölünmeyi daha da derinleştireceği kaygısını ifade ederken, "Mısır’da istikrarsızlığı önlemek için ihtiyaç duyulan, herkesi kapsayan bir siyasi sürecin bir an önce başlatılması, ulusal uzlaşma ve anlayış siyasetinin başlatılmasıdır" sözlerini kaydetti.

Avusturya Dışişleri Bakanı Kurz: Mısır'ı infazları önlemeye davet ediyorum

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz da yaptığı yazılı açıklamada, Darbe karşıtlarının idama mahkum edilmesini eleştiren Kurz, Mısır'daki ölüm cezalarını en güçlü şekilde kınadıklarını bildirdi.

Yargılamaların tarafsız ve temel insan haklarına uygun olması gerektiğini vurgulayan Kurz, "Toplu cezalandırma yöntemi olarak ölüm cezasının empoze edilmesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bu yüzden Mısır'ı adil yargılanma hakkını garanti altına almaya, yanlışları düzeltmeye ve infazları önlemeye davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Cezalar zaman geçirmeksizin bozulmalı''

İnsan Hakları İzleme Örgütü internet sitesindeki açıklamada ise son yıllarda dünya genelinde en fazla idam cezası kararının verildiği davanın, sanıkların büyük çoğunluğunun yokluğunda 1 saatten daha az sürdüğü anımsatıldı.

Soruşturma süresince önemli deliller toplamasına rağmen savcılığın, sanıkların bireysel kanıtlarını mahkemeye sunmadığı bildirilen açıklamada, mahkemenin, sanık avukatlarının, tanık çağırma veya durumlarını açıklama haklarını engellediği ifade edildi.

Açıklamada, örgütün insanlık dışı ve acımasız bir ceza olan idam kararlarına her koşulda karşı olduğuna vurgu yapıldı.

Örgütün Orta Doğu Direktörü Sarah Leah Whitson da Mısır'ın politik açıdan karışık bir dönemden geçtiği süreçte, kendilerini savunmak için bir fırsat sunulmaksızın 528 kişi hakkında idam kararının verilmesinin, "dehşet verici" olduğunu belirterek  ''Minya ceza mahkemesi, en temel görevi olan her sanığın suçluluğunun bireysel değerlendirilmesinin yerine getirilmesi konusunda başarısızlığa uğrayarak, en temel adil yargılanma hakkını ihlal etmiştir. Bu idam cezaları, zaman geçirmeksizin bozulmalı'' ifadelerini kullandı.

Whitson, idam kararlarının alındığı davanın, her gün Mısır genelinde görülen yığınla davadan biri olduğunu belirterek, ciddi adli hataları yansıtan davada, yargılama sürecinin ihlal edilerek zalimce tutuklamaların yaşandığına dikkati çekti.

Savunma avukatlarından Ahmed Shabib ise mahkemenin birçok savunma avukatının duruşmaya katılmasını engellediğini ifade etti.

Sırbistan İslam Birliği'nden kınama

Sırbistan İslam Birliği (ISS),  Mısır'da 528 kişinin idama mahkum edilmesini kınadı.

ISS'den yapılan yazılı açıklamada, Mısır'da darbe karşıtı 528 kişi hakkında çok kısa süre içinde idam kararı verilmesinden endişe duyulduğu ifade edildi.

Şentop: Belli ki talimat alan bir mahkeme

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop da Mısır'da 528 kişinin idama mahkum edilmesine ilişkin, "20 dakika içinde 528 tane mahkumiyet kararı veriyorlar. Belli ki talimat alan bir mahkeme" dedi.

Şentop, Çerkezköy ilçesinde, Hacı Bektaşı Veli Derneği Ehli Beyt Dergahı'nı ziyaret etti, Alevi dedesi Seyyid Sinan Boztepe ile bir süre görüştü.

Ziyaretteki konuşmasında, Mısır'da darbe karşıtı 528 kişinin "şiddete teşvik" suçlamasıyla idam cezasına mahkum edilmesine de değinen Şentop, Mısır'da halkın temsil ettiği, halka dayanan bir yönetiminin olmadığını söyledi.

Mısır'da, askeri darbeyle gelmiş bir devlet başkanı ve onun talimatıyla çalışan bir yargı olduğunu ifade eden Şentop, şöyle konuştu:

"Müslüman Kardeşler, Mısır'ın tarihi boyunca hatta bağımsızlığında toprak bütünlüğünün sağlanmasıyla 1920'lerden bu yana olan bir harekettir. Böyle bir hareketin mensuplarının idam ile yargılanması ve mahkum edilmesi çok enteresan. 20 dakika içinde 528 tane mahkumiyet kararı veriyorlar. Belli ki talimat alan bir mahkeme. Mısır'ın kendi kanunlarına saygılı olması gerekir, kendi vatandaşına ve halkına saygılı olması gerekir. Bu kararın gözden geçirileceğini ümit ediyorum. Yoksa Mısır'ın demokrasi ve hukuk bakımından zaten bir itibarı kalmadı. Bunu geri dönülmez bir biçimde iyice tescil ettirmiş olacak.''

Mısır Adalet Bakanlığı'ndan açıklama

Mısır Adalet Bakanlığı, uluslararası kamuoyunda tepkiyle karşılanan 528 darbe karşıtı hakkında verilen idam kararlarına müdahale etmenin "yargı bağımsızlığının ihlali" anlamına geldiğini belirtti.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Demokrasinin temel ilkelerinden biri olan kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yargı bağımsızdır. Yürütme organının yargıya müdahalesi ya da alınacak kararlarda ülke içinden ve dışından müdahale söz konusu olamaz. Aksi halde yargının bağımsızlığı zarar görür" denildi. 

Açıklamada, "Sanıklar olağanüstü mahkemlerde değil, tabii bir hakim tarafından tabii bir mahkemede yargılanıyor. Duruşmada müftü ile istişare amaçlı ön karar alınmıştır. Dosyalar mahkemeye tekrar ulaştığında ise mahkeme, ret ya da onay hakkını kullanarak hüküm verecektir. Öte yandan sanıklar hatta Başsavcılık kararı temyize götürebilir" ifadesine yer verildi.

"Mısır'ın imajına zarar veriyor"

Bu arada, Mısırlı siyasi analistler, 528 kişi hakkındaki idam kararının, Mısır'ın imajına zarar verdiğini belirtiyor.

El-Ehram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı olan, aynı zamanda 3 Temmuz'daki askeri müdahaleye destek veren darbe sürecinin önemli aktörlerinden Ulusal Kurtuluş Cephesi  (UKC) üyesi Vahid Abdulmecid, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Hükmün siyasi olması mümkün değil zira hüküm, şu anki Mısır yönetimi aleyhinde kanaat oluşmasına neden oldu. Mısır yargısına uluslararası kınamalar için fırsat yarattı" dedi.

Abdulmecid, "Bu garip hüküm, uygulama konusunda açıkça yanlışlığa ve sanıkların anayasal haklarından mahrum kalmasına yol açacaktır. Eğer hakim bu durumdaki yanlışlığı idrak edemiyorsa bu bir hatadır. Eğer yanlışlığın farkındaysa bu daha büyük bir hatadır" diye konuştu.

Siyaset Sosyolojisi Profesörü Said Sadık, "şiddetli hüküm" olarak nitelendirdiği kararın, siyasi olamayacağını savundu. Sadık, "Kararın siyasi eğilimli olması beklenemez çünkü hüküm, yalnızca hakimin profiline zarar vermekle kalmadı, bunun yanında Mısır ve yargısı hakkında olumsuz imaj oluşturuyor. Bu nedenle hakimlerin psikolojisi incelenmeli" dedi.

Adınız:
E-posta adresiniz:
Göndereceğiniz kişinin eposta adresi:
Mesajınız:
63