|
|
DTP DİYARBAKIR İL BAŞKANI ATALAY:
''ÇOK EŞLİLERİN BAŞVURUSU
KABUL EDİLMEYECEK'' | Demokratik Toplum Partisi (DTP), yerel
seçimlerde belediye başkanlığı, il genel ve belediye meclis üyeliği aday adaylığı
için başvuruları kabul etmeye başladı.
DTP İl Başkanı Necdet Atalay parti binasında düzenlediği basın
toplantısında, bugünden itibaren belediye başkanlığı, il genel meclisi ve
belediye meclis üyelikleri aday adaylıkları için başvuruları kabul etmeye
başladıklarını belirterek, şöyle dedi:
''Adaylarımızı belirleyecek komisyonlarımız kuruldu. 5 Aralık'a kadar
başvuruları kabul edeceğiz. Komisyonlarımız 5-20 Aralık tarihleri arasında
başvuruları değerlendirip, adayları belirleyecek. Çok eşlilerin başvurusu kabul
edilmeyecek. Kadın kotası uygulanacak. Partimizde insanların kimin çocuğu olduğu,
ne kadar parası olduğu, ya da hangi aşiretten olduğu değil, ne kadar halka yakın
olduğu ve emekçi olduğu esastır.''
(ÖZ-EK-MHD) 20.11.2008 - 12:28:00
 |  |
YALOVA'DA ''ATATÜRK HATIRASI SATIŞ YERİ'' AÇILDI | Yalova'da, Büyük Önder Atatürk ve ''Yürüyen
Köşk'' ile ilgili hediyelik eşyaların bulunduğu ''Atatürk Hatırası Satış Yeri''
açıldı. Yalova Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu, Güzel Sanatlar Merkezi'nin
zemin katındaki satış yerinin açılış töreninde, kentte ilk kez böyle bir satış
yerinin yapıldığını söyledi. 11.11.2008 - 14:34:00
 |  |
MİLLETVEKİLİNDEN "GECE YARISI" BASIN TOPLANTISI | CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, saat
24:00'de bir taksi durağında sürücülerin sorunlarına yönelik basın toplantısı
düzenledi. Demirel, taksi sürücülerinin zor şartlarda hayat mücadelesi verdiğini
belirterek, taksi sahiplerinden araçlarını yenilerken bir kereye mahsus olmak
üzere ÖTV ve KDV alınmamasını ve güvenli araçların üretilmesini istedi. 04.11.2008 - 07:07:00
 |  |
ANAVATAN GENEL bAŞKANLIĞINA SALİH UZUN SEÇİLDİ | Anavatan Partisi 6. Olağanüstü Büyük
Kongresinde, genel başkanlığa Salih Uzun seçildi. Ahmet Taner Kışlalı Spor
Salonu'nda gerçekleştirilen kongrede, ilk iki turda salt çoğunluğun sağlanamaması
üzerine yapılan üçüncü turda 409 oy alarak genel başkanlığa seçilen Uzun, ''Hep
beraber ANAVATAN'ı Türk siyasetinin güçlü partisi haline getireceğiz'' dedi. 26.10.2008 - 07:14:00
 |  |
BAYKAL: DÜRÜST İNSANLAR BASKILARA MARUZ KALIYOR | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de
dürüst, ahlaklı, vatanını seven insanların çok ağır baskılara maruz kaldıklarını
öne sürerek, ''Sadece Edirne'de değil Türkiye'de bir tereddüt ortamı son günlerde
hızla geliştiriliyor'' dedi. 25.10.2008 - 17:35:00
 |  |
ERBAKAN: REFERANDUM YAPILSA %90 'MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜM' DER | Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan, ''mahalli
seçimlerin Türkiye'yi yeniden şekillendireceğini'' ifade etti. Erbakan, ''Bu
şekillenme esnasında 75-80 milyon insanımızın yerini iyi tayin etmesi gerekiyor''
dedi. 15.09.2008 - 01:14:00
 |  |
BAYKAL:TÜRKİYE'DE YOLSUZLUK SÖZ KONUSUDUR | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de pek
çok önemli kişinin adının geçtiği bir yolsuzluğun söz konusu olduğunu iddia
ederek, ''Ama Türkiye'de adli mekanizma, hukuk, savcılıklar ne yazık ki etkin bir
şekilde işlememiştir ve ne yazık ki Almanya çerçevesinde bu konu
aydınlatılabilmiştir'' dedi. 08.09.2008 - 15:00:00
 |  |
BAYKAL'DAN PARK AÇILIŞLARI | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Avcılar'da
park açılışları yaptı. Gümüşpala Alanı Kent Parkı ile Paşaeli Kent Parkı'nın
açılış törenlerinde konuşan Deniz Baykal, Avcılar Belediye Başkanı Mustafa
Değirmenci'nin ilçede çok büyük hizmetler gerçekleştirdiğini ve Avcılar'ın,
İstanbul'un en değerli yerleşim merkezi durumuna geldiğini belirtti. 06.09.2008 - 23:06:00
 |  |
RTÜK BAŞKANI AKMAN İLE İLGİLİ İDDİALAR | CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek ve Merkez
Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ali Kılıç, ''Deniz Feneri İddianamesi'nde kuryelik
yaptığı ve para aldığı iddiasını yalanlayan Akman'ın, kuryelik yaptığı ve para
aldığının Frankfurt Emniyet Müdürlüğünce saptandığını; Frankfurt Başsavcılığının
Akman hakkında cezai takibat başlattığını'' bildirdi. 05.09.2008 - 21:12:00
 |  |
ÖZYÜREK:CHP'LİLER ERİVAN'A GİTMEZ | CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, Erivan'da
yapılacak Türkiye-Ermenistan maçına katılımla ilgili bir soruya yanıt verirken,
"CHP'nin hiçbir milletvekili bu maça gitmez. AKP Grubu da AKP milletvekillerinin
bu maça gitmemesi konusunda bir karar almış. Ben Sayın Cumhurbaşkanının da durumu
değerlendirdiğini ve büyük ihtimalle gitmeyeceğini tahmin ediyorum" diye konuştu. 02.09.2008 - 16:42:00
 |  |
CHP: DİŞLİ'NİN İSTİFASINDAN TATMİN OLMADIK | CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, AK Parti
Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin hakkındaki iddialar nedeniyle partideki
görevinden istifa etmesinin, "CHP'nin kesinlikle tatmin olmayacağını" bildirdi ve
"Onun mutlaka milletvekilliği zırhından arınarak yargılanmasını ve mahkemenin
vereceği kararı beklemesini isteriz" dedi. Özyürek, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş'ın da istifa etmesini istedi. 02.09.2008 - 16:35:00
 |  |
DP:AĞAR DÖNEMİNDEN 5 YTL AÇIK SAPTANMADI | Demokrat Parti(DP) yazılı açıklamayla, eski
Genel Başkan Mehmet Ağar döneminde yapılan bazı harcamalarda 5 milyon YTL açık
saptandığı iddiasının doğru olmadığını bildirdi. 02.09.2008 - 16:19:00
 |  |
DİŞLİ MKYK VE MYK ÜYELİKLERİNDEN İSTİFA ETTİ | AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Sakarya
Milletvekili Şaban Dişli partisinin
MKYK ve MYK üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. 02.09.2008 - 15:48:00
 |  |
AYA'DAN GÜL'E "AÇIK MEKTUP":ERMENİSTAN'A GİTMEYİN | MHP Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yazdığı mektupta, hem Alparslan Türkeş'in Erivan'a
gittiği dönemi hem de Gül'ün "olası Ermenistan ziyareti"ni değerlendirdi. Gül'e,
"Sayın Cumhurbaşkanı; size 'Ermenistan'a gitmeyin' diyorum" diye seslenen Kaya,
"Size son olarak futbolun diliyle seslenmek istiyorum; Bu maç uğruna bir adım
daha atacak olursanız ofsayta düşeceksiniz" uyarısında bulundu. 02.09.2008 - 14:54:00
 |  |
BAKAN EROĞLU'NA FAHRİ HEMŞEHRİLİK BERATI VERİLECEK | Şanlıurfa Belediye Meclisi, Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu'na fahri hemşehrilik beratı verilmesini kararlaştırdı. 01.09.2008 - 17:51:00
 |  |
BAYKAL: TÜRKİYE'NİN TEMELİ SAĞLAMDIR | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Arguvan'da
düzenlenen Türkü Festivali'nde yaptığı konuşmada, ''Kafanızda sorunlar,
sıkıntılar olabilir ama onları fazla dert etmeyin. Türkiye'nin temeli sağlamdır.
Türkiye'nin mayasını karanlar sağlam karmışlardır '' dedi. 27.07.2008 - 07:16:00
 |  |
DTP 2. OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ BAŞLADI | Demokratik Toplum Partisi (DTP) 2. Olağan Büyük
Kongresi, çalışmalarına başladı. DTP Genel Başkan adayı Ahmet Türk ve parti
yöneticilerinin salona girişi sırasında, salonda bulunanlar terör örgütü elebaşı
için ''sayın'' ifadesinin kullanıldığı sloganlar attılar.
Kongreye katılan 916 delege parti genel başkanı ile parti meclisi ve merkez
disiplin kurulu üyelerini belirleyecek. 20.07.2008 - 10:49:00
 |  |
BAYKAL: İKTİDAR ELİNİ ERGENEKON'DAN ÇEKMELİ | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ergenekon''
soruşturmasına ilişkin olarak ''İktidarın elini bu işten çekmesi gerekmektedir.
Yargının saygın unsurlarının ağırlıklarını koyarak olayın kendi zemini içinde
değerlendirilmesi gerekir. Bu olursa ortada tahribat, kutuplaşma kalmaz'' dedi. 07.07.2008 - 07:21:00
 |  |
SEZER: RAHŞAN ECEVİT'E SAHİP ÇIKACAĞIZ | DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, ''Rahşan Ecevit,
Bülent Ecevit'in emanetidir. Oyunlara gelmeden sonuna kadar ona sahip çıkacağız''
dedi. 29.06.2008 - 07:08:00
 |  |
HAZİNE ARAMA İZNİYLE KAZI YAPIYORDU | Uşak'ta altın bulacağı hayaliyle 38 gündür kazı
yapan kişi, yasal arama izninin bitmesi nedeniyle 25 metre derinlikte çalışmasına
ara verdi. 22.04.2008 - 10:52:00
 |  |
YABANCILARA MÜLK SATIŞI İMZAYA AÇILDI | Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, yabancılara mülk
satışıyla ilgili düzenlemenin Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığını söyledi. 16.04.2008 - 13:57:00
 |  |
KARAYALÇIN: İLKE OLARAK PARTİLERİN KAPATILMASINA KARŞIYIZ | SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, AK Parti
hakkındaki kapatma davasıyla ilgili olarak, ''SHP, ilke olarak siyasi partilerin
kapatılmasına karşı'' dedi. 17.03.2008 - 16:00:00
 |  |
AYDIN: SÜZGEÇTEN GEÇİRMEMİZ LAZIM | Devlet Bakanı Mehmet Aydın, AK Parti'ye yönelik
kapatma davasıyla ilgili, ''Evvela yeteri kadar bilgi sahibi olmanız lazım. Eğer
bu konu insansa, bir insanı değerlendirmeyse, o zaman daha fazla ve daha
güvenilir bilgi sahibi olmamız lazım. İkincisi süzgeçten geçirmemiz lazım. Ciddi
bir sorumluluk duygusu içerisinde ifade etmemiz lazım'' dedi. 16.03.2008 - 07:30:00
 |  |
SOSYAL GÜVENLİK REFORMU TASARISI KOMİSYONDA KABUL EDİLDİ | TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen,
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasında değişiklik öngören tasarıya
göre, özel hastaneler; sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden,
sundukları sağlık hizmetinin yüzde 20'sine kadar ilave ücret talep edebilecek. 07.03.2008 - 07:09:00
 |  |
BAYKAL: YASA ÇIKARSA ANAYASA MAHKEMESİ'NE GİDECEĞİZ | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Yerel
Yönetimler Yasası çıkarsa, Anayasa Mahkemesi'ne gideceklerini bildirdi. 02.03.2008 - 16:40:00
 |  |
SEZER'DEN "SAĞDUYU" ÇAĞRISI | DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, ''İnsanlarımızın
dinsel inançlarını nasıl yaşayacaklarına bu Başbakan mı karar verecek? Başbakanı
ve MHP Genel Başkanını sağduyuya davet ediyorum'' dedi. 30.01.2008 - 12:58:00
 |  |
2007'NİN EN İYİ FİLMLERİ | Dünyaca ünlü sinema dergileri Empire ve
Premiere, 2007 yılının en iyi filmlerini seçti. Dergilerin internet sitelerinde
eleştirmenlerin değerlendirmelerine göre yayımlanan listelerde ilk sırayı, Paul
Greengrass'ın yönettiği, Matt Damon'un baş rolünü oynadığı Bourne üçlemesinin son
halkası olan "The Bourne Ultimatum" ile Paul Thomas Anderson'un yönettiği, Daniel
Day Lewis'in başrolünü oynadığı Altın Küre adayı "There will be blood" paylaştı. 27.12.2007 - 11:47:00
 |  |
KOÇ: DEMOKRASİ KAZANACAK | CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklayan
Samsun Milletvekili Haluk Koç, "CHP güçlü olduğu sürece Türk demokrasisi
kazanacaktır" dedi. 25.12.2007 - 07:24:00
 |  |
BAYKAL: ''MEDYA MAALESEF ÇOK CİDDİ TAHRİP OLDU'' | CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin
Antalya İl Başkanlığında düzenlenen bayramlaşma töreninin ardından partililerle
bir süre sohbet etti. Baykal, medya gruplarının baskı altında olduğunu savunarak,
''Medya, Türkiye'de maalesef çok ciddi şekilde tahrip oldu'' dedi. 21.12.2007 - 16:47:00
 |  |
ERMENİ İSYANININ TEMELLERİ ABD'DE ATILMIŞ | ABD'de 1915 olaylarına ilişkin yürüttükleri
lobicilikle dünya gündemini işgal etme çabasında bulunan Ermenilerin, Türkler
aleyhindeki faaliyetlerine yine ABD'de başladıkları ortaya çıktı.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nce yayınlanan Osmanlı belgeleri, ABD'de
kurulan çok sayıda Ermeni örgütünün Osmanlı aleyhine tahriklerde bulunduklarını,
mitingler düzenlediklerini, gazetelerde haberler yayınlattıklarını ve para
topladıklarını gözler önüne seriyor.
Bir belge, Protestan Ermenilerin bir mitingte, ''Osmanlı ülkesinde bir
ihtilal çıkararak Hristiyan milletlerin dikkatini Ermeniler üzerine çekme''
kararı aldıklarını gösterirken, bir başka belge de dönemin Washington
büyükelçisinin, ''Ermeniler Anadolu'da huzur ve asayişi yeniden ihlal ederlerse
sorumluluğun büyük kısmının bazı Amerikalılara ait olacağını'' ABD dışişleri
bakanına ilettiğini ortaya koyuyor.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nce yayınlanan iki ciltlik ''Osmanlı
Belgelerinde Ermeni-Amerikan İlişkileri'' adlı eserlerde, Ermenilerin 1839
yılından 1919 yılına kadar ABD'de Türkler aleyhine yürüttükleri faaliyetlere
ilişkin 190 belgeye yer veriliyor.
Kitaptaki 4 Ocak 1894 tarihli bir belgeye göre, dönemin ABD Başkanı Stephen
Grover Cleveland, kongrenin açılış konuşmasında Ermeni fesadı ve tabiiyet
meselesini dile getiriyor. Konuşmasında, Osmanlı Devleti'nin, Amerika tabiiyetine
geçen Ermenileri, bunu ihtilalci amaçları için kullandıkları gerekçesiyle
sınırdışı etmek istediğini, buna hakkı olduğunu ifade eden Cleveland, Amerika'da
çıkan Ermeni gazetesinin Ermenileri açıkça isyana teşvik eder tarzdaki
yayınlarının da bu gerekçenin temelsiz olmadığını gösterdiğini ifade ediyor.
Kitaptaki 1893 tarihli bir belgede ise ABD'de yayınlanan Haik Gazetesi'nin
yayınlarında, ''Ermenistan adıyla bir eyalet teşkili için Erzurum, Van ve
Diyarbakır vilayetlerinde cinayet ve mezalim yapılması arzusunun dile getirildiği
ve Amerika'ya göç eden Ermenilerin en geç beş yıl içerisinde geri dönerek
bağımsızlık için gayret göstermeleri gerektiğinin belirtildiği'' gözler önüne
seriliyor.
1 Aralık 1894 tarihli bir başka belgede de New York'ta bulunan Ermeniler'in,
Hınçakist, Tankaran, Haygaganutyun, Philarmenic, Hırımyan ve Gabrielian adlarıyla
faaliyet gösteren 6 gizli cemiyetlerinin olduğu, bu cemiyetlerin Osmanlı
hükümetine karşı tahriklerde bulunarak yardım topladıkları belirtiliyor.
1894 tarihli bir başka belge de New York, Worcester, Boston, Providence ve
Chicago gibi Ermeniler'in yaşadıkları şehirlerde Osmanlı devleti aleyhinde
faaliyet gösteren birçok cemiyet bulunduğunu, bu cemiyetlerin bir kısmının
Hınçakist fırkasına, bir kısmının da uygun bir zamanda Osmanlı Hükümetine karşı
şiddet kullanma fikri taşıyan bir fırkaya mensup olduğu kaydediliyor.
-''OSMANLI ÜLKESİNDE BİR İHTİLAL ÇIKARMAK...''-
Aynı tarihlere ait bir başka belgede de bazı Protestan rahipler tarafından
Washington'da bir Ermeni cemiyeti kurulması üzerine dönemin Washington
büyükelçisinin Amerika Dışişleri Bakanına, ''Ermeniler Anadolu'da huzur ve
asayişi yeniden ihlal ederlerse sorumluluğun büyük kısmının bazı Amerikalılara
ait olacağını'' bildirdiği belirtiliyor.
Amerika'daki protestan Ermeniler'in Worcester'da düzenledikleri mitingte,
Osmanlı ülkesinde bir ihtilal çıkararak Hristiyan milletlerin dikkatini Ermeniler
üzerine çekme kararı aldıkları bir başka belgede gözler önüne serilirken, 9 Ekim
1895 tarihli bir başka belgede de Amerika Ermenilerinin din adamlarının
desteğiyle Boston'da Osmanlı devleti aleyhinde büyük bir mitinge hazırlandıkları
ifade ediliyor.
30 Ocak 1896 tarihli bir belgede Amerika Kızılhaç Başkanı Miss Barton'un
muhtaç Ermeniler yararına Boston, Chicago ve New York'ta mitingler yaparak para
topladığı anlatılırken, aynı döneme ait bir başka belgede de ''Amerikan
parlamentosunun Ermeni meselesinden dolayı Osmanlı hükümeti aleyhinde kararlar
aldığının bildirilmesi üzerine konunun Meclis-i Mahsus-ı Vükela'da görüşülerek bu
kararların uygulamaya konulmaması için meselenin son derece itina ve metanetle
takibinin gerektiği'' bildiriliyor.
Washington Sefiri Es-Seyyid Mustafa Tahsin de 1896 tarihli yazısında,
''Yabancı vapurlarla İstanbul'a getirilen Ermeni anarşistler ile patlayıcı
maddelerin Osmanlı ülkesine sokulmaması için Ermenilerin Amerika'dan ihraçları
konusunda bazı polisiye tedbirler alınması gerektiği'' uyarısında bulunuyor.
-ABD BAŞKONSOLOSU DİCKİNSON'UN UYARISI...-
Öte yandan Osmanlı belgeleri, bazı Amerikalı yetkililerin de Ermeniler'in
davranışlarına dikkat çektiğini gözler önüne seriyor.
Dönemin Amerika Başkonsolosu Charles Dickinson'ın 26 Mart 1901 tarihli
yazısında, ''Amerikan tabiiyetine geçen Ermenilerde bir ihtilal düşüncesi
hissedildiğini bildirerek, Marsilya, İskenderiye, Batum ve Odesa'dan gelecek
Ermenilere Zaptiye Nezareti tarafından son derece dikkat edilmesini istediği''
belirtiliyor.
Dışişleri Bakanı (Hariciye Nazırı) Tevfik'in imzasını taşıyan 25 Ekim 1901
tarihli bir belgede de, Amerika Hükümeti'nin, Osmanlı hükümetinin girişimi
üzerine ''Ermeni komitelerinin faaliyetlerinin, bulundukları yerlerin izlenmesine
ve istihbarat toplamak üzere hafiye memurları tayinine karar verdiğinin,
Amerika'nın İstanbul elçisi tarafından kendilerine bildirildiği'' kaydediliyor. 26.11.2007 - 11:05:00
 |  |
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BÜTÇESİ KOMİSYONDA KABUL EDİLDİ | Kültür ve Turizm Bakanlığının 2008 yılı bütçesi,
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Bakan Ertuğrul Günay, ''(Türkiye
temizdir, Türk insanı dürüsttür) imajının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu
konuda önümüzdeki dönemde bir kampanya açacağız'' dedi. Komisyonda,
milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Günay, kültür
politikalarının amacının, birey ve toplumun yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu
söyledi. 20.11.2007 - 06:54:00
 |  |
2. ULUSLARARASI TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ SEMPOZYUMU | Emekli Büyükelçi Ömer Engin Lütem, Türkiye'nin
Ermeni sorununun kısa ve orta vadede çözüme kavuşmasını beklemenin gerçekçi
olmadığını söyledi.
Atatürk Üniversitesinde düzenlenen 2. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri
Sempozyumu'na katılan Lütem, 1915 olaylarıyla ilgili 19 ülkenin
parlamentolarında alınan kararın 17'sinin son 15 yıl içinde ortaya çıktığına
dikkat çekerek, bunun Türkiye'ye dışardan bakıldığında çok sorunu olan ve bunları
çözmekte zorlanan bir ülke imajı verilmesinden kaynaklandığını ileri sürdü.
Muhtemel gelecekteki Türk-Ermeni ilişkilerini ele alan Lütem, Türkiye'deki
Ermenilerle ilgili bilimsel araştırmaların, yabancı bilim adamları tarafından
dikkate alınmasının sağlanılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin asla soykırım iddialarını kabul etmeyeceğini ve Ermenistan sınır
kapısının da Karabağ sorunu çözümlenmedikçe açılmayacağını anlatan Lütem,
''Türkiye'nin Ermeni sorununun kısa ve orta vadede çözüme kavuşmasını beklemek
gerçekçi görünmemektedir. Önümüzdeki yıllarda bu konuda çok ciddi ve zor bir
mücadele vereceğimizi de kabullenmemiz lazım'' diye konuştu.
İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof.
Dr. Salim Çöhce ise Türk topraklarına karşı misyonerlik hareketlerinin 11.
yüzyıldan beri sürdüğüne dikkat çekerek, ''Misyonerlik hareketleri sıradan bir
din tebliği gibi görülmemelidir. Büyük bir projenin devamıdır ve Büyük Orta Doğu
Projesi dahilinde değerlendirilmelidir'' şeklinde konuştu.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Dursun
Ali Akbulut da ''Bakü'de 31 Mart Katliamı'' konulu konuşmasında, Anadolu'da
Ermenilerin yaptığı katliamların, Azerbaycan'da yaptıklarıyla benzerlikler
gösterdiğine işaret etti.
-ERİVAN'DAKİ TÜRK İSİMLERİ-
Kafkas Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cihat Göktepe panelde yaptığı
konuşmada, Ermenilerin, Hristiyan oldukları için Türkler tarafından 1. Dünya
Savaşı'nda soykırıma uğradıkları yalanlarıyla, dünya kamuoyunu yanıltmaya
çalıştıklarını ifade etti.
Erivan'daki 1728 yılındaki Türk nüfusun 183 bin olduğunu ve oradaki
insanların yüzde 73'ünü oluşturduklarına dikkat çeken Göktepe, ''20. yüzyılın ilk
yarısında Erivan'daki nüfus dengesi bakımından Türkler aleyhine müthiş değişimler
yaşanmıştır. 84 bin Ermeni bölgeye yerleştirilmiştir. 1831-1931 yılları arasında
Erivan'daki 2 bin 310 kayıtlı yer adından 2 bini Türkçe'dir'' dedi.
Azerbaycan'ın Iğdır Konsolosu Nuru Guluyev de Ermenistan'ın Karabağ'ı
işgalinde Azerbaycanlıların Ermenilere yenilmediğini belirterek, ''Ermenilerle
değil, Rus ordusuyla savaştık'' diye konuştu.
Kafkas Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haci Ali Necefoğlu ise Ermeni
diasporası gibi Türk ve Azerbaycan diasporalarının da propaganda çalışmaları
yapması gerektiğinin önemini anlatarak, ''Artık bu konuda savunmada kalmak yerine
saldırıya geçmemiz lazım. Bazı devletler soykırım tezini şantaj olarak
kullanıyorlar'' diye konuştu. 22.06.2007 - 18:48:00
 |  |
HALAÇOĞLU:''TÜRKİYE, TARİHİYLE YÜZLEŞMEYE HER ZAMAN HAZIR'' | Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf
Halaçoğlu, Ermeni soykırımı iddialarının asılsız olduğunu belirterek, ''Türkiye,
tarihiyle yüzleşmeye her zaman hazır'' dedi.
Halaçoğlu, Adana'nın Kozan ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 87. yıl
dönümü etkinlikleri kapsamında Kozan Belediye Sineması'nda düzenlenen konferansta
yaptığı konuşmada, batılı ülkelerin, Ermeni soykırımı iddialarını meclislerinden
geçirerek yasalaştırmaya çalıştıklarını, kendi tarihleriyle yüzleşmeyi kabul
etmediklerini söyledi.
Türkiye'nin tarihi arşivlerini sonuna kadar açtığını ifade eden Halaçoğlu,
''Türkiye, tarihiyle yüzleşmeye her zaman hazır. Bunu da her fırsatta
vurguluyor'' dedi.
''Türklerin 1.5 milyon Ermeni'yi katlettiği iddialarının'' asılsız olduğunu
belirten Halaçoğlu, şöyle konuştu:
''Bu kadar insan katledildiyse, mezarları nerede ve nereye gömüldüler. Toplu
mezarlar varsa göstersinler. Gösterdikleri bir tek toplu mezar oldu. 15 kişiye
ait kalıntıların bulunduğu söz konusu mezarda yapılan incelemede de mezarın iddia
edilen döneme ait olmadığı ve tam 1800 yıllık olduğu ortaya çıktı. Anadolu'da
katliama maruz kalanlar asıl Türkler.''
Konferansı, Kozan Kaymakamı Aydın Tetikoğlu, Belediye Başkanı Kazım Özgan,
Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bal, Milli Eğitim Müdürü Mutlu Canbolat ile
vatandaşlar izledi. 04.06.2007 - 20:23:00
 |  |
ALİAĞA'DA 1915 OLAYLARI KONFERANSI | Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Ermeni
Araştırmaları Enstitüsü (ERAREN) Uluslararası İlişkiler Uzmanı Mustafa Serdar
Palabıyık, uluslararası yasalara göre, ''1915 olaylarının asla soykırım
olmadığını'' bildirdi.
Palabıyık, İzmir'in Aliağa ilçesinde TED Aliağa Koleji tarafından PETKİM
Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''Gerçeğin İzinde Ermeni Sorunu'' adlı konferansta
yaptığı konuşmada, Ermeni diasporasının iddialarının bilimsel, hukuksal ve
tarihsel dayanaktan yoksun olduğunu belirtti.
Palabıyık, Ermeni sorununun tarihi, hukuki, sosyal, uluslararası ilişkiler
ve psikolojik boyutuyla bütüncül ele alınması gerektiğini kaydetti.
Mustafa Serdar Palabıyık, şöyle dedi:
''1915 olayları, asla bir soykırım olarak nitelendirilemez. Çünkü bunun çok
güçlü bir hukuki yanıtı var. Bu yanıt, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım suçunun
önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesinin 6. maddesinde gizlidir. Bu maddede,
bir olayın soykırım olarak nitelendirilmesi için yetkili bir mahkeme kararının
olması gerektiği belirtilir. 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendiren bir
mahkeme kararı günümüze kadar alınmış değildir. Dolayısıyla hukuki olarak
bakıldığında 1915 olaylarının soykırım olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Zaten günümüzde soykırım olduğunu söyleyenler bunu hukuki temelle değil,
siyaseten söylemektedirler.''
Bugüne kadar Yahudi Soykırımı, Ruanda Soykırımı ve Bosna Hersek Srebrenitza
katliamının soykırım olarak kabul edildiğini hatırlatan Palabıyık, ''1915
olaylarında, bir toplumu ortadan kaldırma amacı yoktur'' diye konuştu.
-OSMANLI'NIN DIŞİŞLERİ BAKANI ERMENİYDİ-
Balkan Savaşları'nın sürdüğü 1913 yılında Osmanlının Dışişleri Bakanı
Gabriel Noradunkyan'ın bir Ermeni olduğunu hatırlatan Palabıyık, Osmanlı'da
Ermenilerin toplumda saygınlık gören, güvenilir bir topluluk olarak kabul
edildiğini söyledi.
Darphane, baruthane gibi stratejik önemdeki kurumların Ermeni bürokratlar
tarafından yönetildiğini kaydeden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:
''1915 tehciri sırasında İstanbul'daki Ermenilere de dokunulmamış, huzurlu
şekilde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. O halde, 1915 tehcirinde Ermenileri yok
etmeye dönük bir amaç söz konusu olmadığından bir soykırımdan asla söz edilemez.
Tüm tarihi belgeler göstermektedir ki 1915 olaylarında bir topluluğu yok etme
kastı bulunmadığından, kesinlikle soykırım olarak nitelenemez. Ermeniler toplumda
zenginleşti, Osmanlı yönetiminde yüksek makamlarda görev yaptı.''
Palabıyık, Ermenilerin, 19. yüzyıldan itibaren gücünü kaybeden Osmanlılara
karşı bağımsızlık için ayaklandıklarını ve Ermeni terör çetelerinin Birinci Dünya
Savaşı'nda Rusya ve Fransa ile iş birliği yaparak Osmanlı ordusuna karşı
savaştıklarını, kurdukları çetelerle pek çok kişiyi öldürdüklerini, bunun üzerine
tehcirin gündeme geldiğini söyledi.
TED Aliağa Şubesi Başkanı Av. Akif Akça, Mustafa Serdar Palabıyık'a günün
anısına plaket verdi.
Etkinliğe, TED Aliağa Koleji Vakfı Başkanı ve Aliağa Ticaret Odası Başkanı
Adnan Saka, öğretmenler, veliler ve çok sayıda öğrenci katıldı. 25.05.2007 - 13:59:00
 |  |
İDDİALARA KONU OLAN MEZAR, AİLE MEZARI ÇIKTI | Selma Kasap - ''Ermeni toplu mezarları olduğu''
iddia edilen ve birçok spekülasyona neden olan, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı
Kuru köyündeki kayalara oyulmuş mezarların, M.Ö 257-597 yıllarında zengin
ailelerin özel olarak yaptırdıkları ''aile mezarları'' olduğu ortaya çıktı.
Ankara Üniversitesi Lüminesans Tarihlendirme Laboratuvarı, Kuru köyünde
bulunan kayalara oyulmuş mezarlardan alınan kemik parçalarına yapışmış toprağın
ve aynı mezarlardan alınan çanak-çömlek parçalarının yaşını dünyadaki en gelişmiş
bilimsel teknikleri kullanarak hesapladı.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği
Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Niyazi Meriç, Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu'nun talebi üzerine, başkanı bulunduğu çalışma grubunun
Kuru Köyündeki kaya mezarlardan alınan çömlek parçaları ve kemiklerden sıyrılan
toprak numunelerini incelemeye aldıklarını anlattı.
Lüminesans laboratuvarında, daha önce ''carbon 14'' ve diğer yöntemlerle
belirlenen yaşlandırma metotlarından daha kesin sonuçlara varıldığını ifade eden
Meriç, Nusaybin'deki çanak, çömlek ve kemik etrafından alınan toprak parçalarının
tarihlendirilmesi işlemi sonrasında toplam 4 parçadan alınan numunelerin
incelendiğini söyledi.
Meriç'in verdiği bilgiye göre, tarihlendirme çalışmaları 1 No'lu çömlek
parçasının, M.Ö 43-M.S 363 yılları arasındaki bir döneme ait olduğu, 2 No'lu
çömlek parçasının, M.Ö 53-M.S 227 yıllarına ait olduğu, 3 No'lu çömlek parçasının
ise M.Ö 63-383 yılları arasındaki bir döneme ait olduğu sonucuna varıldı.
Kemik etrafından alınan toprak parçasında yapılan Işık Uyarlamalı Lüminenas
analizleri sonucunda ise kemik parçalarının, en son ışık gördüğü süre göz önüne
alınarak değerlendirildiğinde M.Ö 257-597 yılları arasına ait olduğu hesaplandı.
Meriç, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyünde ''Ermenilere ait
olduğu'' iddia edilen toplu mezarlara ilişkin laboratuvar sonuçlarının, bu
mezarların bir nevi aile mezarlığı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Niyazi Meriç, şunları kaydetti:
''Bulgular ön Bizans dönemine ait bir dönem olduğunu gösteriyor.
Arkeologların aktardığına göre buralar kral mezarları. O dönemde yaşayan zengin
insanlar kendilerine bu tarz mezarlar yapıp tüm aile üyelerini gömüyorlarmış.
Yani bir nevi aile mezarlığı. Bizim bu tarihlendirme sonuçlarımız arkeologların
düşünceleri ile paralel.''
Bölgenin, Türkiye'nin güneydoğusunda bulunduğunu hatırlatan Meriç, ''Şehrin
kuruluşu M.Ö 4500 yıllarındadır. Bu tarihten günümüze kadar geçen sürede bölgede
birçok farklı devlet hüküm sürmüştür. Kullanılan toprak numunesi yerin 1.5-2
metre altında bulunan 2 metre yüksekliğindeki mağara mezarlardaki (nekropol)
kemiklerin üzerinden sıyrılmıştır. Çömlek parçaları ise toprağın 0.5 metre
altında nekropollerin üzerinden toplanmıştır. Oda mezarın genişliği yaklaşık 15
metrekaredir'' dedi.
Bu numunelerin ulusal çapta bir laboratuvarda incelemeye alınmasının önemli
olduğunu anlatan Meriç, şöyle konuştu:
''Bu araştırma uluslararası bir öneme sahiptir. Bunları alıp yurt dışında
incelenmesi pek uygun değildir. Yurt dışında bu tarz numunelerin incelenmesinde
bir takım risklerin bulunduğu gerçeği yadsınamaz. Bu türlü tarihlendirmeleri
Türkiye'de kendimiz yapabilmeliyiz ve o nedenle de bu laboratuvar bu tür
çalışmalarda tam teşkilatlı analizleri yapabilen tek laboratuvardır. Bir numuneyi
ölçebilmek için 20-25 gün arasında karanlık odada çalışmak zorundayız. Bütün
gelen çanak çömlek parçalarını tek tek bir iki milimetre kadar üstünü alıyoruz.
Aldıktan sonra bunları 20 mikrona kadar öğütüyoruz. Bunları aliminyum disklerin
üzerine çok ince bir tabaka halinde örtüyoruz sonra da çeşitli lüminesans
cihazlarında ölçümlerimizi yapıyoruz.''
-LÜMİNESANS ARAŞTIRMA LABORATUVARININ ÇALIŞMALARI-
Lüminesans Tarihleme Laboratuvarı Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi
Fizik Mühendisliği Bölümünde 2000 yılından beri faaliyet gösteriyor.
Laboratuvarda topraktan yapılmış seramik ve arkeolojik materyallerin OSL
(Işık Uyarlamalı Lüminenas) ve TL (termolüminesans) yöntemleri ile
tarihlendirilmesinden deprem fay hatlarının yaşının hesaplanması ve sanat
eserinin sahte ve orijinalliğinin tespitine kadar pek çok bilimsel çalışmayı
yürütüyor.
-HALAÇOĞLU VE GAUNT-
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile Institue For Historical Justice and
Reconciliation temsilcisi olarak Türkiye'ye gelen İsveç Stockholm Södertörn
Üniversitesinden Prof. David Gaunt, 23 Nisanda Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı
Kuru köyündeki mezarda incelemede bulunmuştu.
Gaunt, incelemenin ardından mezardan numune almak istememiş, Halaçoğlu ve
beraberindekiler ise toprak, seramik ve kemik örnekleri alarak Ankara'ya
getirmişti.
TTK Başkanı Halaçoğlu, 23 Mayısta düzenlediği basın toplantısıyla incelemeye
ilişkin laboratuvar sonuçlarını duyurmuştu. 25.05.2007 - 11:26:00
 |  |
BAĞIŞ: BUSH'UN SÖZLERİNDEN ÜZÜNTÜ DUYDUK | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış ilişkiler Danışmanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, ABD Başkanı George W.
Bush'un, ''Ermenilerin, çoğunun ata yurtlarından zorla kovuldukları ve dünyaya
yayıldıklarını'' iddia ettiği konuşmasından dolayı üzüntü duyduklarını bildirdi.
Anadolu topraklarının kimin ata yurdu olduğu konusunda ABD yönetiminin
talihsiz bir tartışma başlatmak istemeyeceğini düşündüklerini ifade ede Bağış,
bölgede ata yurt tartışması başlarsa Türklerin ve Türk soydaşlarımızın,
kardeşlerimizin ata yurtları konusundaki karşı tezler de gündeme gelebilir ki bu
arzu edilmeyen bir süreçtir'' dedi.
Bağış, AA'ya yaptığı açıklamada, ABD Başkanı George Bush'un 24 Nisan 2007'de
yaptığı konuşmayla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Türk-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı da olan Bağış, Bush'un
beyanlarında, ermeni soykırımı kelimesinin geçmemiş olmasını memnuniyetle
karşıladıklarını, ancak bununla birlikte bazı tespitlerine katılmadığını dile
getirdi.
Ayrıca, bazı felaket tellallarının 24 Nisan 2007 öncesi ''Ermeni
tasarısının'' ABD Kongresi'nden geçmesine kesin gözüyle bakmalarına rağmen,
Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve 3 ayrı TBMM heyetinin
ziyaretlerinin ve ilgililerin çabalarıyla bu taslağın, alt komisyonun gündemine
dahi alınmadığını kaydeden Bağış, şunları belirtti:
''Bu da kararlılıkla yürüttüğümüz atılımların nasıl netice verebileceğini
bir kez daha ortaya koymuştur.
Sayın Bush'un bu beyanı hakkındaki kanaatim ABD'deki iç siyaset nedeniyle
yayınlanmış bir 'seçmene selam' beyanı olduğu yönündedir.
Lobileri ve paralı baskı gruplarını memnun etmek için kaleme alınmıştır.
Yine de böyle tek taraflı iddiaların etkisinin hissedildiği beyanın altına dost
ve müttefikimiz ABD'nin Başkanının imza atmasından üzüntü duymaktayız.
Açıklamada soykırım teriminin kullanılmamasına Ermeni çevrelerin tepkisini
de izlemekteyiz.
Bu terimin de kullanılması, yapılan vahim hataların üzerine eklenmiş yeni
bir vahim hata olurdu. Tarihi, bilimsel ve hukuki temelden yoksun Ermeni
iddialarına Türk toplumu büyük bir hassasiyet duymaktadır.
Üstelik Türkiye Cumhuriyeti hakkındaki tek taraflı suçlamaları kabul
etmediği gibi, soykırım terimini de reddetmektedir.''
-STRATEJİK MÜTTEFİK ABD-
''Değerli ve stratejik müttefik'' diye nitelendirdiği ABD'nin Başkanı
Bush'un imzasını taşıyan bu yazıda, yine geçmişteki olaylardan söz edilirken,
''sağ kalanların çoğunun ata yurtlarından zorla kovuldukları ve dünyaya
yayıldıkları''nın iddia edildiğini kaydeden Bağış, şöyle devam etti:
''Anadolu topraklarının kimin ata yurdu olduğu konusunda ABD yönetiminin
talihsiz bir tartışma başlatmak istemeyeceğini düşünmekteyiz. Bölgede ata yurt
tartışması başlarsa Türklerin ve Türk soydaşlarımızın, kardeşlerimizin ata
yurtları konusundaki karşı tezler de gündeme gelebilir ki bu arzu edilmeyen bir
süreçtir. Bölge sınırlarının barış ve dostluk sınırları olarak kalması içten
temennimizdir.''
-ACI STRATEJİK YANLIŞLAR-
Orta Doğu tarihinin, yanlış stratejik hesaplarla başlayan maceraların yol
açtığı kan ve gözyaşının tarihi olduğunu belirten Bağış, bu talihsiz yanlışların,
süreci maalesef bugün de sürdürdüğünü kaydetti.
Bağış, şunları kaydetti:
''Türkiye Cumhuriyeti'nin dost ve komşu olarak görmek istediği Ermeni ulusu,
24 Nisanı ön yargılı ve bağnaz suçlamalarla değil, atalarının silaha sarılarak
düştükleri acı stratejik yanlışları düşünerek anmalarını dileriz. Örneğin, Başkan
Bush'un beyanında geçen 'Nagorno Karabağ çekişmesi', Azerbaycan toprağının
Ermenistan tarafından işgali ve onbinlerin sürülmesidir.
Zaman hala geç değildir. 10 Nisan 2005'de Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza
atarak, Ermenistan'a ortak tarihi komisyon kurulması önerisini götürerek
tarafların geçmişleriyle dürüst ve cesur biçimde yüzleşmeleri sürecini
hükümetimiz başlattı.
Bu araştırma süreci ABD dahil bütün ilgili üçüncü taraflara açıktır. Ayrıca,
böylesi bir araştırma, bütün ilgili ülkelerin arşivlerini de kapsamalıdır.
Türkiye arşivleri bu cesur hesaplaşma için açıktır.
Tarih karşılıklı suçlamalar ya da iç siyaset beyanlarının değil, arşivlerin
ve gerçeklerin işidir. Seçilmiş siyasetçiler geleceğe yön vermelidir, geçmişi ise
tarihçilere bırakmalıdır.
Başkan Bush'un yaşanan tarihi olayların samimi ve açık bir şekilde
incelenmesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecine
asli bir rol oynayacağı görüşüne katılıyor, ABD'nin Ermenistan'ı bu tarihi
önerimize olumlu karşılık vermesi yönünde teşvik etmeyi sürdürmesini arzu
ediyoruz.''
TBMM Türkiye-ABD Dostluk Grubu Başkanı olarak bu gözlemleri sunma görevinin
bulunduğunu belirten Bağış, Türkiye-ABD dostluğunun korunup geliştirilmesine
karşı olan ve bu dostluğa ters düşen her türlü risk faktörüne karşı uyarı yapma
sorumluluğu altında olduğunu da kaydetti.
(BİL-VİL) 26.04.2007 - 16:33:00
 |  |
DOÇ. DR. KASIM: İDDİALARINI İSPAT EDEMEDİLER | Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Kamer Kasım, Birinci Dünya savaşı yıllarında İstanbul'u işgal eden İngilizlerin,
devletin tüm imkanları ellerindeyken bile Ermeni soykırımı iddialarını ispat
edemediklerini belirtti.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kasım, Ermeni soykırımı olmadığı gibi
soykırımın varlığına işaret edebilecek delil de bulunmadığını ifade etti.
Doç. Dr. Kasım, şunları söyledi:
''Birinci Dünya Savaşı bitti, Osmanlı yenildi, İstanbul işgal edildi.
İngilizler, Ermeni olayları sırasında iş başında olan Osmanlı hanedanı
mensuplarını cezalandırmak istiyordu. İşgal ettikleri başkentte, imparatorluğun
bütün arşivleri ellerindeydi, her türlü delile rahatlıkla ulaşabilirlerdi.
İşgalciler, imparatorluğun ileri gelenlerini, Ermeni olaylarıyla ilgili olarak
suçlamak istediler ve Malta adasına sürgün ettiler. Bu insanlar yargılandılar,
suçsuz bulundular. Hatta İngilizler bu konuda ABD'den de yardım istedi. Bundan
anlıyoruz ki işgalci güçler bile devletin her türlü imkanı ellerinde olmasına
rağmen, soykırım iddialarını kanıtlamayı isterken bunu yapamadılar. Niye bu
zamana kadar Ermeniler bunu uluslararası yargıya taşımıyorlar, işte bu yüzden.''
2001-2003 arasında ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsünde kıdemli
araştırmacı olarak görev yapan Doç. Dr. Kasım, Türkiye'nin ''arşivlerimiz açık,
gelin araştırma yapın'' çağrısının, Ermeni lobisini çok zorladığını belirterek,
''Niye Ermeniler bunun araştırılmasını istemiyorlar? Ermeniler 'soykırım bir
gerçektir' diyorlar, tartışılmasını da istemiyorlar. Çünkü tartışılırsa gerçek
olarak kabul ettikleri şeyin tartışılır hale gelmesinin ellerini zayıflatacağını
düşünüyorlar. Kafalarda hatta bazı Ermenilerin de kafalarında soru işareti oluşur
diye tartışılmasını istemiyorlar'' dedi.
-''ASIL AMAÇ, BM KARARI HALİNE DÖNÜŞTÜREBİLMEK''-
Soykırım kavramının iyi irdelenmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Kamer
Kasım, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Suçlarının Önlenmesi ve
Cezalandırılmasına Dair Sözleşme'ye göre ortada objektif ve subjektif unsurların
bulunması gerektiğini anlattı.
''Osmanlının bir kusuru, kastı yok, ortada soykırım yok. Türkiye'nin eli çok
güçlü. Ermeni tarafı bir karar çıkartabileceğine emin olsaydı bu zamana kadar
uluslararası hukuku zorlardı'' diyen Kasım sözlerini şöyle tamamladı:
''Ermenilerin bir stratejisi vardı. 1973'te başlayıp 1984'te biten bir terör
dönemi vardı. Terör dönemi, Orly kabusundan (Ermeni militanların 1983'te
Paris'teki Orly Havaalanı'nda gerçekleştirdikleri, 8 kişinin ölümüyle sonuçlanan
terör saldırısı) sonra bitmek zorunda kaldı. Çünkü artık Fransa'nın da Ermenilere
bakışı değişti. Bunun ardından taktik değiştirdiler, diğer ülkelerin
parlamentolarında iddialarını kabul ettirmek istediler. Önce bunun dünyaya
tanıtılmasını sağlamak, daha sonra Türkiye'nin tanımasını temin etmek, ardından
tazminat ve toprak talebini yani ''4 T'' stratejisini uyguluyorlar. Şu anda
ulusal parlamentolarda kabul ettirme yolunu izliyorlar. Lobinin asıl amacı
bunu BM kararı haline dönüştürebilmek. Bazı ülkelere kabul ettirme konusunda
sorun yaşıyorlar. Türkiye'nin ikili ilişkilerinin bozuk olduğu ülkelerde ve
Avrupa'da Ermenilerin yoğun olduğu yerlerde başarı elde edebiliyorlar. Nitekim
Avrupa'da en fazla Ermeni nüfusun bulunduğu Fransa'da 2001'de parlamentodan tek
cümlelik karar çıkarttırabilmişlerdi. Şimdi de soykırımı reddedenlere ceza
verilmesini içeren bir karar çıktı ama onay aşamasında.'' 26.04.2007 - 10:32:00
 |  |
KONUKÇU: ''TARİHE BAKILDIĞINDA ERMENİLER'E YÖNELİK SOYKIRIM YAPILMADIĞI AÇIKÇA GÖRÜLÜR'' | Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Konukçu, ''Tarihe bakıldığında Ermeniler'e yönelik
soykırım yapılmadığı açıkça görülür'' dedi.
Konukçu, 1. Dünya Harbinde Ermeni Çetecilerin Katliamına Uğramış Mağdurlar
Derneğince Iğdır Halk Eğitim Merkezi salonunda düzenlenen ''Emperyalist Yalan:
Ermeni İddiaları'' isimli panelde, Ermeni soykırımı iddialarını değerlendirdi.
Ermenistan'ın dışında toplu Ermeni mezarı olmadığına dikkati çeken Konukçu,
şunları kaydetti:
''Ermeniler katliamı birbirlerine yapmışlardır. Kendi suçlarını örtbas etmek
için sözde soykırım iddialarını ortaya atıyorlar. ABD'de nereye gitsem 'Türkler
bize soykırım yaptı' diyorlar. 'İspat edin o zaman' diyorum. Ses yok. 'Sizlerin
ataları Alican sınır kapısında yüzlerce insanı öldürdü. İnsanları Aras Nehri'nde
boğdu. Çocukları boğazladı. Bunu neden görmüyorsunuz' diyorum. Yine susuyorlar.
'Bu topraklar bizim' diyorlar. 'İspat edin' dediğimizde yine ses yok.''
Ermeniler'in tarihi çarpıtmaya çalıştığını ifade eden Konukçu, şöyle devam
etti:
''Atatürk, 'Türk milleti ile Ermeni ulusu yıllarca birlikte kardeşçe
yaşamıştır' demiştir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde katliam yapan Adranik isimli şahıs
ne paşadır ne de asker. Haydutun birisidir. Ama Ermenistan'da kahraman gibi
görülüyor. Neden? Türkler'i öldürdüğü için.''
1. Dünya Harbinde Ermeni Çetecilerin Katliamına Uğramış Mağdurlar Derneği
Başkanı Cafer Zor da bir kere daha Ermeni yalanlarını ortaya koymak için
toplandıklarını ifade ederek, ''Ermeniler aziz vatan topraklarımızı kendi
haritaları içinde gösterme cüretini ve küstahlığını göstermekteler. Ermeniler
hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaklardır'' diye konuştu.
Panele, Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı, Belediye Başkanı Nurettin Aras
ile çok sayıda vatandaş katıldı. 22.04.2007 - 18:00:00
 |  |
PROF DR MCCARTHY: "MİSYONER RAPORLARI GERÇEK DIŞIDIR" | Amerikalı tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy, Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin misyoner raporlarının gerçek dışı olduğunu
belirterek, ''Ermeniler misyonerlere ne dedilerse misyonerler bunlara
inanmışlardır. Bunun sonucu olarak da Ermenilerden duyduklarını rapor
etmişlerdir'' dedi.
Türkiye Kültür Sanat ve Eğitim Vakfının Ankara Ticaret Odası Konferans
Salonu'nda düzenlediği Ermeni Sorunları Sempozyumu'nun ilk günü sona erdi.
McCarthy, uluslararası sempozyumdaki ''Ermeni Sorununda Bilgiye Ulaşma
Sorunu: Neden Misyonerlere Güvenilmemeli'' başlıklı sunumunda, ''Ermeni soykırımı
iddialarına ilişkin misyoner raporlarının gerçek dışı'' olduğunu söyledi.
McCarthy, misyonerlerin hiçbir zaman Ermeni isyanları hakkında
yazmadıklarını, Müslümanların ölümleri hakkında da bilgi vermediklerini belirtti.
''Misyonerler doğruyu göremeyecek ve söyleyemeyecek kadar ön yargılıydılar''
diyen McCarthy, bu ön yargının Türklere ve Müslümanlara olumsuz bakıştan
kaynaklandığını anlattı. McCarthy, misyonerlerin özellikle Türkleri ve
Müslümanları sevmemeleri konusunda eğitildiğini dile getirerek, bunlara ilişkin
örnekler verdi.
Osmanlı İmparatorluğu'na gelen misyonerlerin yalnızca Hristiyanlar ile
yaşayıp onlarla konuştuklarını anlatan McCarthy, ''Ermeniler misyonerlere ne
dedilerse misyonerler bunlara inanmışlardır. Bunun sonucu olarak da Ermenilerden
duyduklarını rapor etmişlerdir. Ermeni diplomatları ve İngiliz propagandacıları
misyonerlerin onlara rapor ettiklerini tekrar etmişlerdir'' diye konuştu.
Prof. Dr. Mehmet Çelik ise Türkiye'nin Ermeni soykırımı iddialarına karşı
geçmişte bir takım hatalı politikalar izlediğini savundu.
''Türkiye'nin bunu siyasal bir proje olarak görmedi. Bilim adamları da
rakamların peşine düşüp kemik saymaya yöneldi'' diyen Çelik, şunları kaydetti:
''Hükümet ve siyasiler olarak 'gelin arşivlerimizi açıyoruz' deseniz de
kimse gelip arşivlerinize bakmaz. Hadise siyasidir. Maç 3-0 bitmiş. Kupa
veriliyor. Siz hadi yeniden maç yapalım diyorsunuz. Ermeniler artık biz yorulduk
gelin bu işe son verelim, barışalım dese de Amerika, Fransa, İsrail
bırakmayacaktır. Bu ülkeler rantlarından vazgeçmek istemeyecektir.''
Prof. Dr. Cihat Özönder de iddialar karşısında savunma durumundan çıkılması
gerektiğini söyledi.
Özönder, ''Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı yaptığı katliamlarda binlerce
kişinin öldürüldüğü ortaya konulmalıdır. Bunlar diplomatik ve hukuki yollarla
dile getirilmelidir'' dedi.
Prof. Dr. Nurşen Mazıcı sunumunda, Amerikan arşivlerindeki kaynaklar
üzerinde yaptığı çalışmadan örnekler verdi.
Mazıcı, söz konusu kaynaklardan Ermenilerin 1. Dünya Savaşı'ndan önce, savaş
sırasında ve sonrasında, Türklere karşı düşmanca bir tutumla hareket ederek, çok
sayıda insanın öldürülmesinden övgüyle bahsettiklerinin anlaşıldığını belirtti.
Emekli Büyükelçi, Tarihçi, Yazar Bilal Şimşir de ''Türk Diplomatlarına Karşı
Ermeni Terörü ve Avrupa'nın Tutumu'' konulu sunumunda, Avrupa ülkelerinin iki
yüzlü tutumu nedeniyle Türk diplomatlarına yönelik saldırıların faillerinin ya
yakalanmadığını ya da gerekli cezalara çarptırılmadığını söyledi.
Öldürülen diplomatların isimlerinin okudukları okullara verilerek
ölümsüzleştirilmelerinin sağlanması ve bu kişilerin yaşamlarının anlatıldığı
filmler çekilmesi önerilerinde bulunan Şimşir, ''Bazı ülkelere soykırım anıtları
dikiyorlar, biz bir tek taş dikmedik. Hiç değilse öldürülen diplomatlarımız için
bir anıt dikelim'' diye konuştu.
Pittsburgh Türk Amerikan Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Soran, Ermeni
soykırımı iddialarına karşı yurt dışında yapılabileceklerle ilgili görüşlerini
açıklarken, soykırım iddialarına karşı yurt dışındaki derneklerin ve
vatandaşların ortak hareket etmesinin önemine değindi.
''Parlamentolara Türk asıllı üyeler sokmamız gerekiyor'' diyen Soran, bu
konudaki çabalarını sürdüreceklerini bildirdi.
Türkiye'de yaşayan ya da yurt dışına göç eden Ermenilerin sürdürülecek
çalışmalara katılmasının önemine işaret eden Soran, Ermenistan'daki muhalefet
partileriyle de iletişim kurulabileceğini kaydetti.
Soran, Ermenistan'ın Türkiye'deki kimi eserlerle ilgili baskı oluşturmaya
çalıştığını belirterek, ''Bizler de Ermenistan'daki Türk eserlerinin açtırılması
için baskı oluşturmalıyız'' dedi.
Emekli Büyükelçi Nüzhet Kandemir de soykırım iddialarına karşı devlet
kurumlarının tam bir eşgüdüm içerisinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak,
Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir birimin bu konuda önemli işlevler
üstenebileceğini dile getirdi. 20.04.2007 - 19:32:00
 |  |
ZEKİ SEZER: ''GEÇMİŞTE YAŞANANLARI GERÇEK BOYUTLARIYLA ANLATABİLMEK KONUSUNDA KAPSAMLI BİR SEFERBERLİK GEREKİYOR'' | DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, ''Ermenilerin 1915'lerde yaşanan trajik olayları büyüterek, onlarca yıldan beri süregelen bir
kin ve intikam kaynağı haline getirdiklerini, olayları gerçek boyutlarıyla
anlatabilmek için kapsamlı seferberlik gerektiğini'' söyledi.
Türkiye Kültür Sanat ve Eğitim Vakfının (TÜKSEV) Uluslararası Ermeni
Sorunları Sempozyumu, Ankara Ticaret Odası (ATO) Konferans Salonunda yapıldı.
Sezer, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, Ermenilerle ilgili olarak
gündeme getirilen iddiaların tamamen yanlı, çoğunun da uydurma olduğunu belirtti.
''Türkiye'nin eski yaraların kaşınmaması düşüncesiyle uzun yıllar boyunca
sessiz kalmasının, uluslararası kamuoyunda, iddiaların haklı olduğu biçiminde
yanlış bir izlenimin doğmasına yol açtığını'' savunan Sezer, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Varılan bugünkü nokta, hem kendi halkımıza hem dünya kamuoyuna, o zaman
yaşananları gerçek boyutlarıyla anlatabilme konusunda çok daha etkili ve çok daha
yoğun çalışmalar yapmamız gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu, ne sadece
politikacıların, ne sadece tarihçilerin işidir. Bunun için ilgili herkesin ve her
kurumun, özellikle sivil inisiyatifin içinde bulunduğu kapsamlı bir seferberlik
gerekiyor. Elbette bu konuda en büyük sorumluluk ve koordinasyonu sağlama,
kaynakları ve unsurları harekete geçirme görevi hükümetlere düşer.''
Ermeni iddialarının hiçbir hukuksal ve gerçek siyasal dayanağı bulunmadığını
kaydeden Sezer, bu konuda gerçeklerin usanmadan anlatılması gerektiğini söyledi.
Sezer, ''Gerçekleri anlatmakta geç kalmış olmakla beraber yılmamalıyız'' dedi.
-AYGÜN'ÜN KONUŞMASI-
ATO Başkanı Sinan Aygün de Avrupa Birliğini (AB) oluşturan ülkelerin,
Türkiye'nin huzurunu kaçırmak için her türlü teröre destek verdiklerini söyledi.
''Avrupa için Ermeni meselesinin, Türkiye'yi hırpalayıp, köşeye
sıkıştırmanın en güçlü araçlarından biri olduğunu'' belirten Aygün, Avrupa
Parlamentosunda Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin olarak alınan bazı kararları
anımsattı.
Aygün, Türkiye'nin bu konudaki tepkilerinin ''sönük ve sınırlı kaldığını''
savunarak, şunları kaydetti.
''Ermeni soykırımı iddiaları masumane bir istekten çok öte amaçlar taşıyor.
ASALA terörü ile başlayan ve Türkiye'den toprak istemeye kadar uzanan bir sürecin
en önemli halkalarından biridir. Bu kararlarla kamuoyu oluşturuluyor, ileride
toprak talebi için zemin hazırlanıyor. Ermenilerin soykırım dayatmalarını uzun
vadede toprak talebinin takip edeceği kesindir.''
Aygün konuşmasının son bölümünde Avrupalıların Türkiye ve Türklere yönelik
ön yargılarının devam ettiğini belirterek, AB'nin dönem başkanı Almanya'nın
Başbakanı Angela Merkel'in AB'nin 50 yıl kutlamalarında Fransa Cumhurbaşkanı
Chirac'a, üzerinde Napolyon'un 1799'da Mısır'da Osmanlıları yenişini anlatan bir
kabartma bulunan kupa hediye ettiğine dikkati çekti.
Tarihi gerçeklerin çok farklı olduğunu belirten Aygün, hazırlattığı Cezzar
Ahmet Paşa'nın Napolyon'u yenilgiye uğrattığını resmeden bir yağlıboya tabloyu
göstererek, bu tabloyu, ''tarihi öğrenmesi için'' postayla Merkel'e göndereceğini
söyledi.
-DİĞER KONUŞMALAR-
TÜKSEV Başkanı Yusuf Dağ da konuşmasında tarihsel süreçte görüldüğü gibi
bugün de Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan
ülkeler bulunduğunu söyledi.
Ermenilerin 19. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı yönetiminde altın çağını
yaşadığını anlatan Dağ, 24 Nisan 1915'te Rus ve İngiliz kışkırtmaları sonucu
cephe gerisinde aleyhte faaliyette bulundukların anlattı. Dağ,isyan hareketine
karışan Ermenilerin can güvenliğini sağlamak amacıyla savaş bölgelerinden
alınarak emniyetli bölgelerde sevk ve iskana tabi tutulduğunu, emperyalist
güçlerin bu uygulamayı soykırım gibi göstermek istediklerini kaydetti.
Açılış konuşmalarının ardından yapılan ilk oturumda konuşan İşçi Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek, soykırım iddiaları karşısında Türkiye'nin bugüne
kadar izlediği politikaları bir kenara bırakarak, iddia sahipleri ve bunun
arkasındaki güçlere ''Siz kışkırttınız, üzerimize sürdünüz, sorumlusu sizsiniz''
teziyle karşılık vermesi gerektiğini söyledi.
Perinçek, iddiaların Ermeniler ve Ermeni diasporasına indirgenmesinin yanlış
olduğunu savunarak, iddiaların arkasında Türkiye'nin parçalanması politikası ve
ABD ile AB'nin bulunduğunu öne sürdü.
Perinçek, ''Soykırım kararları batıdan çıkmaktadır ve arkasında ABD vardır.
Türkiye, cephesini buralara dönmeledir'' dedi.
Prof. Dr Anıl Çeçen de soykırım suçunu tanımlayan uluslararası kriterlere
göre, Ermenilere yönelik böyle bir suçun kesinlikle gerçekleşmediğini ifade etti.
İddialara konu dönemin Türkiye'nin kurulmadığı, Osmanlı Devleti'nin varlığını
yitirdiği bir devletsizlik sürecinde yaşandığına işaret eden Çeçen, bu ortamda
taraflar arasında bir mücadele bulunduğunu, güçlü olanın bu mücadeleyi
kazandığını ve bunun sonunda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğunu anlattı.
Çeçen, soykırım iddialarının geçmişte kaybedilen savaşın intikamının
alınması gayretinden kaynaklandığını dile getirdi.
Oturumda Prof. Dr. Hamza Eroğlu, ''Milletlerarası sözleşmelere göre Ermeni
sorunu'', emekli büyükelçi Pulat Tacar da ''Uluslararası Adalet Divanının Bosna
Kararı açısından soykırımın hukuksal çerçevesi'' başlıklı tebliğleri sundular. 20.04.2007 - 12:50:00
 |  |
PROF. DR. ÖZDEMİR: ''ERMENİLER KORKUNÇ BİR SANAL BELLEK OLUŞTURMUŞ, OLANLARI BATI ALEMİNE DÜŞÜNDÜKLERİ GİBİ ANLATMIŞLARDIR'' | Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, ''Ermeniler korkunç bir sanal bellek oluşturmuş,
olanları Batı alemine düşündükleri gibi anlatmışlardır. Bu, medeniyetler
çatışmasının yeni bir şeklidir. Saldırılar top tüfekle değil, internet, müzik,
edebiyat alanında sürdürülmektedir'' dedi.
Özdemir, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nde (ESAM) verdiği
konferansta, ''Ermeni sorununa'' ilişkin aktardığı bilgilerin hiç birinin Türk
arşivine dayanmadığını, Cenevre, Birleşmiş Milletler ve İngiltere'nin
arşivlerinden yararlandığını bildirdi.
Birinci Dünya Savaşı'ndan önce, İttihat ve Terakkiciler ile Ermenilerin
işbirliği içinde olduğunu belirten Özdemir, ''Ermenilerin, İttihat Terakkicilerin
listesinden milletvekili bile seçildiklerini'' söyledi.
Hikmet Özdemir, 1915'te İttihat ve Terakkiciler ile Taşnak ve Hınçakların,
Osmanlı İmparatorluğu'na karşı aynı saflarda yer aldıklarını belirterek şunları
kaydetti:
''Birinci Dünya Savaşı'nda düşman kuvvetlerle Ermeniler doğrudan ve dolaylı
işbirliği içinde olmuştur. İmparatorluğa karşı Ermeni Gönüllü Birliği ve Ermeni
Fedailer oluşturulmuştur. Tamamen yabancı kaynaklardan edindiğim arşiv
bilgilerinde Ermeni Gönüllü Birliği Komutanı Adranik, birliğindeki savaşçıların
çoğunun Türkiye'den ve Muş vilayetlerinden gelen Ermeniler olduğunu, Rus General
Nazar Bekov'a iletmiştir. Ciddi bir Ermeni Askeri Birliği oluşturulmuş, bunlar
Kars ve Ardahan'da Müslümanlar katletmiştir.''
Özdemir, ''tehcirde acı çeken çocukların acısını yüreğinde hissettiğini,
Halep Yetimhanesi'ndeki dramı okurken, Çanakkale'deki askerlerin acısı gibi
yüreğinde hissettiğini'' belirterek ''Ancak savaşlarda ve ayaklanmalarda tehcir,
hükümetlerin güvenlik nedeniyle kullandıkları yöntemlerdir. Rusya, Birinci Dünya
Savaşı'nda, Amerika ve SSCB de İkinci Dünya Savaşı'nda bu yöntemi kullanmıştır.''
dedi.
Ermenilerin ''korkunç bir sanal bellek oluşturduğunu'' ifade eden Özdemir,
olanları Batı alemine ''düşündükleri gibi anlattıklarını'' kaydetti. Özdemir,
''Bu medeniyetler çatışmasının yeni bir şeklidir. Saldırılar top tüfekle değil,
internet, müzik, edebiyat alanında sürdürülmektedir'' dedi.
Hikmet Özdemir, Türkiye'nin buna uygun yöntemlerle mücadele etmediği
taktirde Ermeni sorununun çözülmesinde yol alamayacağı görüşünü dile getirdi.
(BİR-HİL-MÇ) 18.04.2007 - 21:55:00
 |  |
''ASILSIZ ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI'' KONFERANSI | Emekli Tümgeneral Erdinç Türe, Ermenilerin soykırıma uğramadıklarını, Osmanlı Devleti batıda savaşırken Ermenilerin doğuda
ihanet ettiğini vurguladı. Türe, ''Kurdukları çetelerle savaştık. Bunun neresi
soykırım'' dedi.
Türe, Tekirdağ'ın Çerkezköy ilcesinde Kaymakamlık tarafından düzenlenen,
''Asılsız Ermeni Soykırımı İddiaları'' konulu konferansa katıldı. Türe, Osmanlı
Devleti'nin batıda savaşırken, Ermenilerin doğuda ihanet ettiğini, çeteler
kurduğunu ve sivil insanları katlettiğini belirtti.
Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu'nun Ermenileri göçe zorladığını ifade
eden Türe, göç sırasında iklim değişikliği, yol şartları, hastalık ve yaşlılıktan
ölenlerin olduğunu bildirdi.
Almanların Yahudilere yaptığının soykırım, Türklerinkinin ise savaş olduğunu
belirten Türe, şunları kaydetti:
''Biz onlarla savaştık. Kars'tan kaldırılan 3. Ordu Ermenileri yendi. Fakat
bazı anlaşmalar sonrasında yine yenik sayıldık. 3. Ordu savaşı bırakıp tekrar
Kars'a geri döndü. Biz onlara göç zorunluluğu uyguladık ve kurdukları çetelerle
savaştık. Bunun neresi soykırım?''
Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili Türkiye'de yazılmış kitap sayısının
fazla olmadığını, fakat son zamanlarda yazılan kitap sayısında artış gözlendiğini
ifade eden Türe, dış ülkelerde bu konuyla ilgili olarak yayınlananların ise
yanlış ve yanlı, sipariş üzerine yayınlananlar olduğunu söyledi.
Avrupa'da Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili sipariş üzerine 1980 yılına
kadar 26 bin adet kitap yazıldığını dile getiren Türe, ''Ismarlama dememin sebebi
ise Türklerin Almanlarla birleşmesini engellemek için İngiliz gizli servisi bu
konuyla ilgili mavi bir kitap yayınlamıştır. Bu kitap özellikle Ermeniler
tarafından yazılmıştır'' dedi.
Şimdi bu kitapların Türklerin aleyhine kullanılmaya çalışıldığını belirten
Türe, bu propaganda ve saldırı karşısında savunma değil, gerçekleri ortaya
koymanın gerektiğini bildirdi.
Konferansın ardından Türe'ye Saray Kaymakamı ve Çerkezköy Kaymakam Vekili
Yaşar Karadeniz plaket verdi. 18.04.2007 - 15:27:00
 |  |
KORGENERAL MÜJDECİ: ''SOYKIRIM, ERMENİLERİN ASILSIZ İDDİALARIDIR'' | Emekli Korgeneral Yaşar Müjdeci, soykırımın Ermenilerin asılsız iddiaları olduğunu söyledi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Diyarbakır Şubesi ve Ulusal Kanal Diyarbakır
Temsilciliği işbirliğiyle ''1915 Olaylarının İç Yüzü ve Emperyalizmin Ermeni
Kartı'' konulu panel düzenlendi.
Müjdeci, panelde yaptığı konuşmada, memleketin başına örülmüş halkalar
bulunduğunu, bunlardan birinin de Ermeni meselesi olduğunu belirterek, Türkiye
gibi dünyanın hiçbir ülkesinde etrafı tehdit ve tehlikelerle örülü bir ülke
bulunmadığını, bunun Türkiye'nin jeopolitik konumundan kaynaklandığını kaydetti.
Ermeni meselesinin ortaya konulduğunu, bu kabul ettirildikten sonra Pontus
gibi diğer meselelerin ortaya çıkacağını söyleyen Müjdeci, ''Soykırıma itiraz
etmezsek bunu bize kabullendirmek zorunda kalırlar. Bunu çocuklarımıza onursuz
bir miras olarak bırakabiliriz. Soykırım, Ermenilerin asılsız iddialarıdır. Böyle
bir şey yoktur. Ermeniler, bu işin tarihçilere bırakılmasını istemiyorlar, bundan
korkuyorlar'' dedi.
-BARZANİ'NİN AÇIKLAMALARI-
Bir gazetecinin, panelin ardından ''IKYB lideri Mesut Barzani'nin
açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' diye sorması üzerine Müjdeci,
bölgede kuvvet komutanı iken Barzani'yi çok iyi tanıdığını, o zamanlar
Barzani'nin daha akıllı olduğunu, şimdi ise ABD'nin yetkisiyle kendi yörüngesi
dışında hareket etmeye başladığını söyledi.
ABD'nin Irak'ın kuzeyinde kukla bir devlet kurmak istediğini kaydeden
Müjdeci, şöyle konuştu:
''ABD, kukla Kürt devletini kurarak Kürtlerin kendilerinden vazgeçmesine
mani olmak istiyor. Türkiye'yi de aynı duruma getirmek istemektedirler. Suriye,
İran, Rusya, Çin ile görüşme, bizden başkasına gönül ve meyil verme oyunudur.
Aynı oyun Barzani ile Talabani'ye de oynanıyor yani izole ediliyor ve ABD'den
başka bir seçenek olmadığı fikri kendilerine empoze ediliyor. Bu çok
tehlikelidir. Yarın ABD çekip gidecektir. Hiç kimse kalmayacaktır. Komşu ülkeler
yine yan yana tarih ve coğrafyanın kendilerini mahkum ettiği birlikte yaşama
şekline yeniden dönecektir. Birbirlerini kırmamaları gerekiyor. ABD bizim
babamızın oğlu değildir. Bölgenin yabancısıdır. Bölgenin ana kaynaklarını
sömürdükten sonra çekip gidecektir. Bizler yine kalacağız. Zamanında sayın
Barzani'ye söylemiştim. Bu konularla ilgili sıkıntılar başladığı zaman
Türkiye'den başka kendilerine kucak açacak hiçbir devlet yoktur. Saddam'dan
kaçtıkları zaman Türkiye'ye sığındılar ve biz kucak açtık. Yine böyle olacaktır.
İşte o günler geldiğinde Barzani ve Talabani'nin Türkiye'ye bakacak yüzünün
olması lazım.''
''Sınır ötesi bir operasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine de
Müjdeci, sınır ötesi operasyonun Türkiye'nin hakkı olduğunu ve bunu her an
yapabileceğini belirtti. 12.04.2007 - 16:13:00
 |  |
BURSA TALAT PAŞA KOMİTESİ'NDEN İMZA KAMPANYASI | Bursa Talat Paşa Komitesi, Ermeni soykırımı iddialarına tepki amacıyla ''Yalanı Çiğne Vatanı Çiğnetme'' sloganıyla imza kampanyası başlattı.
Komite Başkanı Duran Sezgin, BursaRay Osmangazi İstasyonu önünde kampanyanın
başlaması dolayısıyla basın açıklaması yaptı.
Sezgin, ABD'nin ''Büyük Orta Doğu Projesi'' çerçevesinde Orta Doğu
ülkelerinin sınırlarının değiştirilmek istendiğini, bu arada Türkiye'nin de
bölünüp parçalanmasına çalışıldığını savundu.
''Bölünmüş Türkiye haritaları''nın açıkça Türk yetkililerin gözü önüne
serildiğine işaret eden Sezgin, Türk halkına ''dost'' ve ''müttefik'' olarak
tanıtılan ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere emperyalist güçlerin Fransa ve
İsviçre gibi ''Ermeni Soykırımı Yasası''nı kabul etmeye hazırlandıklarını, bunun
için de Ermeni Diasporası'nı kullandıklarını söyledi.
Bu ülkelerin amacının Türkiye'yi kuşatmak ve baskı altına almak, parçalanmış
ve güçsüz bir hale getirip yok etmek olduğunu kaydeden Sezgin, şöyle konuştu:
''Ermeni soykırımı ustalıkla oluşturulmuş uluslararası bir komplo ve
emperyalist bir yalandır. Ermeni tehciri yapılmasaydı 1. Dünya Savaşı aleyhimize
daha kötü şartlarda sonuçlanırdı. Kurtuluş Savaşı'nda, Atatürk ve silah
arkadaşları, savaştıkları düşmanların yanında işbirlikçi gerici asiler ile Ermeni
çetelerinin ittifakını bulacaktı. Açıklanan tarihi belgelerde görüldüğü gibi biz
Ermeni soykırımı yapmadık. Biz varoluş savaşında vatanımızı savunduk. Koşullar
tekrarlanırsa vatanımızı tekrar savunuruz.
ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu ile AB ülkelerini, Türkiye'ye olan
düşmanlığa son vermeye çağırıyoruz. Bu amaçla kampanyayı başlatıyoruz.''
Vatandaşları 14 Nisana kadar devam edecek kampanyaya katılmaya davet eden
Sezgin ve beraberindekiler, kampanyanın ilk gününde, Ermenistan'ın ilk Başbakanı
olan Ovanes Kaçaznuni'nin ''Ermeni Belgeleriyle Ermeni Soykırımı Yalanı'' adlı
kitabını sattılar. 12.04.2007 - 16:11:00
 |  |
TATAR: "SOYKIRIM İDDİASINDA BULUNANLAR, BİLİMSEL NETİCE ALINAMADIĞINI BİLDİKLERİNDEN SİYASİ MÜCADELE YÜRÜTÜYORLAR" | İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Taner Tatar, Ermeni soykırımı iddiasında bulunanların, bilimsel netice
alamadıklarını bildikleri için siyasi mücadele verdiklerini söyledi.
Taner Tatar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, soykırım iddialarının
bilimsel arenanın dışına taştığını, siyasi arenada uluslararası ilişkilerin bir
konusu haline geldiğine işaret etti.
Konunun artık bir güç dengesi ve ilişkilerine dönüştüğünü vurgulayan Tatar,
''Bu ilişkilerde Türkiye'nin yapacağı mücadele, her şeyden önce özellikle kendi
milletimizin bilinçlendirilmesiyle başlamalıdır. Bu bilinçlendirme sağlandığı
takdirde dışarının yaptığı siyasi manevralar başarısızlıkla sonuçlanacaktır''
dedi.
Soykırımla ilgili iddialarda bulunanların, her gün yeni bir iddiada
bulunmaktan yorulacaklarını dile getiren Tatar, şöyle konuştu:
''Biz bu iddialara cevap vermekten yorulmayacağız. Bu çabayı sonuna kadar
devam ettireceğiz. Tarihimiz bizim açımızdan aydınlıktır. Arşivlerimizin ortada
olması da bunu göstergesidir. Sakladığımız hiçbir şey yoktur. Gerçekleri önce
kendimize sonra da dünya anlatacağız. Bunun karşısında da duramayacaklardır. Bir
gün devletler arasındaki güç dengelerinde Türkiye lehine bozulmalar da olduğunda
ve siyasi ilişkilerimizde daha incelikli politikalar takip edildiğinde, denge
bizim lehimize değişecek. Soykırıma bizim tabi tutulduğumuz ortaya çıktığında biz
hak talep eder duruma geleceğiz.''
-SOYKIRIMLA İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI İSTEMİ-
Yrd. Doç. Dr. Tatar, sözde soykırımla ilgili meclis araştırması isteminde
bulunulmasıyla ilgili de şunları kaydetti:
''Bu bir meclis araştırması olamaz. Siyasi iddialara siyasi cevap verilemez.
Siyasi cevaplar, ancak diplomatik yollarla verilir. Bir de halihazırda Türk Tarih
Kurumu, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü çok ciddi araştırmalar
yapmaktadır. Bu istem yapılan araştırmaları iyi takip edememekten kaynaklanıyor.
Takip ediyorlarsa da meclisi de arkaya alarak bir güç oluşturmak istenebilir. Ama
bence bunun cevabını bu coğrafyada bilim adamları vermelidir, siyasiler değil.
Siyasilere düşen görev bilim adamlarının ortaya koyduklarını dış siyasi
ilişkilerinde kullanmak, karşı tarafı ikna etmektir.''
-''MESELENİN TARAFI TÜRKİYE VE ERMENİSTAN'DIR''-
Ermenistan ve Türkiye arasında ortak komisyon kurulması çalışmalarına
değinen Tatar, şöyle devam etti:
''İki ülke arasında orta komisyon kurma çabası, uzun yıllardır devam ediyor.
Hem bilimsel çevreler hem de milletvekilleri Ermenistanla ilişkiler çerçevesinde
Ermenilere bu teklifi götürüyorlar. Geçmişte bu teklife Ermenistan'da olumlu
cevap verenler oldu. Bunların bir kısmı Ermenistan'da siyasi hareketlerin kurbanı
oldular. Ermeni diasporası, böyle bir müşterek araştırmanın yapılmasına şiddetle
karşı çıkıyor. İleri sürdükleri bütün tezler yalanlanacak, bunun farkındalar.
Asli taraf Ermenilerle Türkler. Yani bu işin misyonerliğini yapan İngilizler,
Fransızlar, Almanlar, ABD'liler ve diğer ülkeler değil.''
-TEHCİRDE KAÇ ERMENİ ÖLDÜ?-
1915 yılındaki tehcirde 1,5 milyon kişinin öldüğünü iddia edenlerin olduğuna
dikkati çeken Tatar, bunun doğru olmadığını Ermenilerin de bildiğini belirterek,
şu bilgiyi verdi:
''Osmanlı Devleti'nde yaşayan Ermenilerin sayısı o zaman bir milyon 250
bindi. İngilizlerin kaynaklarında bu rakam bir milyon 50 bin olarak geçiyor. Bu
rakamın 500 bini sürgün edilmiş ki bu rakam abartılıdır. Osmanlı
istatistiklerinde 450 bindir bu rakam. Bunun 45 bini ölüyor. Bu 45 binin 8 bini
aşiretlerin saldırısıyla ölmüştür. Aşiretlerin saldırısından dolayı ihmali
görülen jandarmalar yargılanmıştır. Bunların bir kısmı hapis, bir kısmı da idamla
cezalandırılmışlardır. Gönül isterdi ki hiç ölü olmasın. Bunların çoğu
hastalıktan ölmüşlerdir.''
-GENİŞLETİLMİŞ ORTADOĞU PROJESİ-
Yrd. Doç. Dr. Tatar, Ermeni soykırımı iddialarının ABD Kongresine
getirilmesiyle ilgili olarak şunları söyledi:
''Hemen hemen her sene bu oyun tekrar edilmektedir. İlişkiler çerçevesinde
Türkiye'den bazı şeyler koparılmaya çalışılmaktadır. Bu defa iş ciddi. ABD, bu
defa söz konusu tasarıyı Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin desteğini
almak koşuluna bağlıyor. Türkiye bu desteği verdiğinde sözde soykırım tasarısını
geri çekecektir. Türkiye'nin bu desteği vermesi de mümkün değildir. Ama
Türkiye'nin ABD'nin halihazırda Irak'ta devam eden soykırımına hiçbir şekilde
ortak olması mümkün değildir. Eğer gerçekten dünyada bir soykırım aranıyorsa, şu
anda orada devam eden bir soykırım vardır. Her gün 100'den fazla insan
ölmektedir. Sözde soykırımın ABD Kongresinden geçme ihtimaline karşı bile Türkiye
buna taraf olamaz. Etkili bir politikayla Türkiye'nin elinde kozlar da vardır.
Bunlar kullanıldığı takdirde sözde soykırım reddedilir.''
Tatar, Malatya merkez ve ilçelerindeki yaklaşık 30 okulda soykırım
iddialarıyla ilgili konferanslar verdiğini de belirtti. 12.04.2007 - 16:10:00
 |  |
EVINCH: "TÜRKİYE ULUSLARARASI ADALET DİVANINA BAŞVURMALI" | ABD'de yaşayan Türk asıllı hukukçu Günay Evinch (Öğünç), Türkiye'nin, Ermeni iddialarıyla ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanına
başvurması gerektiğini söyledi.
Evinch, New York'ta Türk Öğrenci Birliği (ITTS) ile Türk Amerikan Mimarlar,
Mühendisler ve Bilimadamları Derneğince (MIM) Türkevinde düzenlenen "Ermeni
Bağımsızlık Hareketi ve Soykırım İddiası" konulu toplantıda bir sunuş yaptı.
Ermeni meselesinin hukuki bir mesele olduğunu söyleyen Evinch, bu konunun
çözümünde tarihçilerin uzman şahitler olarak önemli rol oynamaları gerektiğini
belirtti.
Evinch, Ermeni meselesinin çözümü için tüm arşivlerin açılması gerektiğini
vurgulayarak, "Ermenilerin arşivlerini açması gerek, çünkü iki komşu ülkenin
kaderi bir anlamda birliktedir" diye konuştu.
Ermeni ve Türk taraflarının komisyonlar kurup bütün tarihlerini beraber
incelemeleri gerektiğini belirten Evinch, bu komisyondan siyasetin değil, hukuk
ve tarihin galip çıkması gerektiğini ifade etti.
Ermeni ayaklanmalarıyla ilgili bilgi veren Evinch, 1820-1920 arasındaki
dönemde 40'tan fazla sayıda Ermeni ayaklanmasında 150 bin Osmanlının öldüğüne
dikkati çekti.
Evinch, tehcir kararının tamamen ulusal güvenlik durumu yüzünden alınan bir
tedbir olduğunu söyledi. Günay Evinch, Ermenilerin etnik, dini ya da ırksal
nedenlerden dolayı değil, "siyasi grup" olmaları yüzünden tehcir edildiğini
vurgulayarak, Osmanlı'ya karşı ayaklanan Ermenilerin "Osmanlı devletinin başka
bölgelerindeki topraklara gönderilmesi ne soykırım, ne de etnik temizliktir,
yalnızca çok geçmiş kalmış bir milli güvenlik tedbiridir. O boyutta, o şiddette
kim ayaklansa onlar da tehcir edilirdi" dedi.
|
| |