|
(8 Mart 2005)

SEZER'DEN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI ANKARA (A.A) - 07.03.2005 - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, demokrasinin evrensel nitelik kazanmasında kadın hakları konusunda verilen savaşımların büyük önemi bulunduğunu belirterek, ''Türkiye'nin çağdaşlık savını sürdürebilmesi için, kadınların hak ve özgürlüklerini kısıtlama ve baskı olmaksızın kullanabilmeleri ve kadının toplumsal statüsünü güçlendirilmesi temel önceliğimiz olarak algılanmalıdır'' dedi. Cumhurbaşkanı Sezer, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı. Sezer, kadın haklarındaki kazanımların, demokratikleşme sürecini hızlandırdığını, üretken ve yaratıcı güçleriyle kamusal alana, üretime, yönetime ve yaşamın tüm alanlarına katılma olanağına kavuşan kadınların, toplumsal gelişme ve çağdaşlaşma çabalarında etkin rol üstlendiklerini belirtti. İnsan hak ve özgürlüklerinde gelinen düzeye karşın, kadınların eğitim ve diğer toplumsal hizmetlere erişmekte zorlandıkları, çoğunlukla karar alma süreçlerinin dışında bırakıldıkları, ayrımcılık, baskı ve şiddet içeren uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarının bilinen bir gerçek olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Sezer, farklı gelenek, görenek ve değer yargılarının da bu olumsuzlukların yaşanmasında etkili olduğunu kaydetti. Sezer, kadınların ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal yaşamda hak ettiği yeri bulması ve Birleşmiş Milletler Yeni Binyılın Kalkınma Hedefleri arasında da yer alan cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının, devletlerin yanı sıra uluslararası örgütlerin ve bireylerin de çabasını gerektirdiğine dikkati çekti.
ARINÇ: ''TÜRK KADINI MODERN TÜRKİYE'NİN SİMGESİ OLMUŞTUR''
ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - TBMM Başkanı Bülent Arınç, Türk kadınının, eğitimden, sağlığa, yasama, yürütme ve yargıdan iş dünyasına kadar her alanda üstlendikleri görevleri başarıyla yerine getirerek modern Türkiye'nin simgesi ve Cumhuriyetin en büyük teminatı olduğunu bildirdi. Arınç, ''8 Mart Dünya Kadınlar Günü'' dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. TBMM Başkanı Bülent Arınç, mesajında, Dünya Kadınlar Günü'nün, kadınların, eşitlik, bağımsızlık, özgürlük, politik haksızlıkların ortadan kaldırılması, daha iyi yaşama ve çalışma koşullarını iyileştirme yolunda verdikleri mücadelenin simgesi olduğunu belirtti.
ERDOĞAN: ''TÜRKİYE'DE KURUMLAŞMIŞ CİNSİYET AYRIMCILIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de kurumlaşmış bir cinsiyet ayrımcılığından söz edilemeyeceğini belirterek, ''Dünya kadınlarıyla birlikte bizim kadınlarımızın da karşı karşıya bulunduğu problemler, esas itibariyle hukuki problemler, yasal problemler değil, ekonomik ve kültürel şartlardan kaynaklanan problemlerdir'' dedi. Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak başladı. Toplumsal ve kültürel yapı ile bağlantılı olarak, kadınlarımızın yaşadığı problemleri görmezlikten gelmenin mümkün olmayacağını belirten Erdoğan, bugün kadınların maruz kaldığı şiddet, taciz, hor görülme gibi tutumların, Türkiye'nin yaşadığı uzun geçiş süreciyle yakından alakalı olduğunu ifade etti. Erdoğan, ''Toplumsal dokuyu ve toplumsal değerleri hesaba katmayan sosyal politikaların başarı şansı, yok denecek kadar azdır. O sebeple, kadın politikalarının aile politikalarıyla birlikteliği asla ihmal edilmemelidir. Muhafazakar-demokrat bir siyasi çizgide yer alan AK Parti, kadını da erkeği de aileden bağımsız olarak ele almamaktadır. Bu, bireyin ve bireysel hakların inkarı anlamına gelmez. Aksine, bireysel gelişmenin sağlıklı bir toplumsal dokuyla yakından ilişkili olduğu fikrine dayanır'' diye konuştu.
BAYKAL: ''GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİN TAVRI TÜRK ERKEKLERİNİ YARALAMIŞTIR'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İstanbul'da kadınlara yönelik olarak yaşanan olayların bütün Türk erkeklerini yaraladığını bildirerek, ''Güvenlik güçlerimizin kötü muamele yaptığı kadınlarımızdan ben, o muameleyi yapan güvenlik güçleri ile birlikte erkek olmanın utancı, ezikliği içinde özür diliyorum'' dedi. Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak başladı. Konuşmasında Dünya Kadınlar Günü kutlamaları nedeniyle İstanbul'da yaşanan olayların herkesi ciddi şekilde rencide ettiğini, yaraladığını bildiren Baykal, kendisinin de büyük üzüntü duyduğunu ifade etti. Kadınlara şükranların sadece kürsülerden sunulmasının yetmeyeceğini belirten Baykal, ''Gönül istiyor ki bu şükranı, meydanlarda Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak için toplanan, biraraya gelmiş kadınlarımıza devletin tutumunda da kendisini göstermesidir'' dedi. Baykal, ''Güvenlik güçlerimiz bilmelidir ki copladığı insanlar kendi analarıdır, kardeşleri, kızları, bacılarıdır. Bir kadına bir erkeğin eli nasıl varır, tekme atar, yumruk vurur bunu anlamak mümkün değildir'' diye konuştu. Daha atılacak çok adım, katedilecek çok yol bulunduğunu bildiren Baykal, kadınların hoş sözlerle avutulamayacağını, somut işler yapılması gerektiğini ifade etti.
GÜL: ''KADIN HAKLARINA SAYGILI TÜRKİYE ORTAK HEDEFİMİZ'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ortak hedef ve arzularının ''Kadın haklarına, tüm insanların haklarına saygılı, çağdaş, özgür, güvenilir ve mutlu Türkiye'' olduğunu söyledi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen etkinliğe eşi Hayrünisa Gül ile birlikte katılan Abdullah Gül, kadın hakları konusunda uluslararası alanda toplumsal bilincin artmasının memnuniyet verici olduğunu belirtti. Türkiye'nin birçok ülkeden önce kadın hakları konusunda adım attığını, kadınlara 1934 yılında seçme ve seçilme haklarının verildiğini hatırlatan Gül, gelecek dönemlerde Meclis'te daha fazla kadın milletvekili görmeyi arzuladıklarını kaydetti. Kadın hakları konusunun AB ile uyum sürecinin de bir parçası olduğuna işaret eden Gül, Anayasada yapılan değişiklikle kadın ve erkekler arasında eşitliğin sağlanmasının devletin yükümlülüğü olarak belirtildiğini hatırlattı.
ALMAN POLİTİKACILARDAN TÖRE CİNAYETLERİNE KARŞI MÜCADELE ÇAĞRISI BERLİN (A.A) - 07.03.2005 - Alman politikacılar, yarın kutlanacak Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle ''töre cinayetlerine'' karşı mücadele çağrısında bulundu. Sosyal Demokrat Parti (SPD) insan hakları uzmanı Rudolf Bindig, sadece Berlin'de geçen 4 ayda 6 kadının, ailelerinin ''namus kurallarına'' uymadıkları için öldürüldüklerine işaret ederek, ''Almanya'da diğer kültürlerden gelen ve bu kültürlerin değer sistemlerinden dolayı acı çeken kadınlar da kendilerini güvende hissedebilmeli'' dedi. SPD başkanlık divanının açıklamasında, erkeklerle kadınların aile içinde aynı ölçüde sorumlu olmalarının istendiği ifade edilirken, Kadınlar Birliği tarafından yapılan açıklamada ise Almanya'da kadın-erkek eşitliğine karşı çıkan kökten dinci eğilimlerin arttığı uyarısında bulunuldu.
ERKEK EGEMEN SİSTEM KADIN HAKLARININ KULLANILMASINA ENGEL ANKARA (A.A) - 07.03.2005 - Memur-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Necla Güler, kadın özgürlüğünü sınırlandıran yasalar nedeniyle kadının iş gücüne katılım oranının düşük olduğunu savundu. Güler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, kadın erkek eşitsizliğinin en önemli sebeplerinden biri olan erkek egemen sistemin, kültürel yapı ve geleneklerin, kadının birçok alanda haklarını kullanmasına engel olduğunu ifade etti. Kadın özgürlüğünü sınırlandıran yasalar nedeniyle kadının iş gücüne katılım oranının düşük olduğunu savunan Güler, kadınların iş hayatına katılmaları yolunda engel oluşturan geleneksel rollerin ve sosyal kısıtlamaların kaldırılması için çalışmaların genişletilmesini istedi. Güler, ''kılık-kıyafetle ilgili yasal düzenlemelerin bir an önce yapılarak bu ayıba bir son verilmesi'' gerektiğini iddia etti.
TÜRKİYE'DE OKUMA YAZMA BİLMEYEN KADIN SAYISI 4 MİLYON ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Dünya Kadınlar Günü'nde bazı veriler, Türk kadınının yaşamda sahip olduğu önemli yer ile bazı sorunlarının hala devam ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye'de 1975-2000 döneminde üniversite mezunu kadın sayısı 56 binlerden 910 bine kadar yükseldi. Ancak 2000 yılı itibariyle okuma yazma bilmeyen kadın sayısı hala 4 milyon 625 bini buluyor. Kadınlarda toplam doğurganlık da geriliyor. 1990-2003 döneminde çocuk sayısı 3'ten 2.57'ye gerilemiş durumda. Gebeliği önleyici yöntemlerin kullanılması açısından da artış görülüyor. 1998 yılında kadınların yüzde 63.9'u gebeliği önleyici yöntem kullanırken, bu oran 2003 yılında yüzde 71'e çıktı. Bu arada, DİE'nin projeksiyonlarına göre, bu yıl ortasında kadın nüfusunun 36 milyon 101 bini bulacağı, erkek nüfusunun ise 36 milyon 743 bin kişi olacağı tahmin ediliyor. 2000 yılı sayımında nüfusun 33.4 milyonluk bölümünü oluşturan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 39.6 seviyesinde kalırken, 9.4 milyon kadın çalışıyor.
KADINLAR İŞ DÜNYASINDA ZİRVEYİ ZORLUYOR İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - Türkiye'de kadınlar, karşılaştıkları pek çok soruna rağmen, başarılarıyla iş dünyasında zirveyi zorluyorlar. Toplam işgücü içinde yer alan 2-3 milyon kadının sadece binde 7'sini oluşturan girişimciler, başarıdan başarıya koşuyor. Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) verilerine göre Türkiye, tüm OECD ve Avrupa ülkeleri arasında kadın girişimci oranının en düşük olduğu ülke konumunda bulunuyor. Türkiye'de işgücüne katılan 2-3 milyon kadının sadece yüzde 0.7'si girişimci konumunda yer alıyor. Toplam işverenlerin yüzde 12.5'i, kendi hesabına çalışanların da yüzde 10.8'i kadınlardan oluşuyor. Ernst&Young'ın Türkiye'de yaptığı bir araştırmada, kadınların çalışma arkadaşı olarak benimsendiği, ancak yönetici olarak çok fazla kabul görmediği ortaya çıkıyor.
AĞAR: ''KÖSTEĞE DAYALI POLİTİKALARDAN EN FAZLA KADINLAR ETKİLENİYOR'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, ''üreticiye yönelik destek yerine kösteğe dayalı politikalardan en fazla kadınların etkilendiğini'' bildirdi. Ağar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, Türkiye'de kadının sosyal ve ekonomik şartlarının son derece kötü olduğunu gözlemlediklerini ifade etti. Yüksek öğrenim görmüş, bağımsız gelir elde eden az sayıdaki kadın dışındaki büyük çoğunluğun zor bir hayat sürdürdüğünü belirten Ağar, özellikle kırsal alanda emeğin büyük çoğunluğunu kadınların teşkil ettiğini ve karın tokluğuna bir çalışma hayatına mahkum edildiklerini kaydetti.
KADIN GİRİŞİMCİLER ATA'NIN HUZURUNA ÇIKTI ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Meltem Kurtsan başkanlığındaki Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) üyeleri, Anıtkabir'i ziyaret etti. Kurtsan ve beraberindekiler, Atatürk'ün mozolesine çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu. Daha sonra Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Kurtsan, deftere şunları yazdı: ''Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Atatürk, 8 Mart Kadınlar Günü vesilesiyle huzurundayız. Türk kadını olarak bize açtığın bu fırsat eşitliği yolunda ilerlemekteyiz. İş dünyasını yapılandırmada etkin kadın girişimciler yaratma vizyonu ile 12 Eylül 2002'de kurulan derneğimiz, gün geçtikçe büyüyor ve başarılı çalışmalara imza atıyor. Türk kadınının ülke ekonomisine katkısını her gün daha fazla artırarak Türkiye'yi çağdaş ülkeler arasında önemli bir yer alması için çalışmaya devam edeceğimize huzurunda söz veriyoruz.''
TÜRK KADINININ SEYİR DEFTERİ ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Türk kadını, Osmanlı'dan günümüze çeşitli zorluklar ve engellerle dolu bir seyir izleyerek geldi. DİE'nin internet sitesindeki ''Türkiye'de Kadın Bilgi Ağı'' bölümünde, Türk kadınının geçen yüzyılın ortalarından bugüne sosyal ve siyasal yaşamdaki kazanımlarına yer verildi. Buna göre, Türk kadınları ilk kez, 1843 tarihinde Tıbbiye mektebi bünyesinde aldıkları ebelik eğitimi ile sosyal yaşamda yerlerini almaya başladı. 1847 yılında kız ve erkek çocuklara eşit miras hakkı tanıyan İrade-i Seniye'nin yayımlanmasının ardından 1856 yılında Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı. 1858 yılında yayınlanan ''Arazi Kanunnamesi''nde mirasın kız ve erkekler arasında eşit olarak paylaştırılacağı hükmü yer alırken, kadınlar miras yoluyla mülkiyet hakkını kazandı. Aynı yıl Kız Rüştiyeleri açıldı. Kadınlar ilk dergilerine 1869 yılında kavuştu. Kadınlar için ilk sürekli yayın olarak nitelenen haftalık ''Terakk-i Muhadderat'' dergisi yayımlanmaya başlandı. Kızların eğitimine ilk kez yasal zorunluluk getiren ''Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'' ise 1869 yılında yayımlandı. Bundan bir yıl sonra da kız öğretmen okulu ''Dar-ül Muallimat'' açıldı. Evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması, evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması ve zorla evlendirmelerin geçersiz sayılmasını düzenleyen Hukuk-ı Aile Kararnamesi 1871'de çıkarıldı. 1876'da ise ilk anayasa olan Kanun-i Esasi ile kız ve erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi. Giderek sosyal yaşamda daha çok yer almaya başlayan kadınlar, iş hayatına ilk olarak 1897 yılında ''ücretli işçi'' olarak atıldı. Kadınların devlet memuru olmak içinse bu tarihten itibaren 16 yıl beklemeleri gerekti. Kadınlar ilk kez 1913 yılında devlet memuru olarak çalışmaya başladı. Bunun ardından bir yıl sonra kadınlar, tüccar ve esnaf olarak da iş hayatına girişti. Kızlar için ilk yüksek öğretim kurumu, 1914 yılında ''İnas Darülfünunu'' adı altında açıldı. Kadınlar bilim dünyasıyla ilk kez 1922 yılında tanıştı. Bu tarihte 7 cesur kız öğrenci, Tıp Fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı. Kadınlar siyasi hayatta da var olma mücadelesine ilk kez 1923 yılında başladı. Kadınlar ilk kadın partisi ''Kadınlar Halk Fırkası''nı, Nezihe Muhittin'in başkanlığında 1923 yılında kurmak istedi. Ancak partinin kuruluşuna, kadınlara oy hakkı tanımayan 1909 tarihli Seçim Kanunu gereğince valilikçe izin verilmediği için parti girişimi dernekleşme ile sonuçlandı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte kadınların kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 3 Mart 1924'te çıkarılmasıyla tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanırken, kızlar da erkeklerle eşit haklarla eğitim görmeye başladı. Erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemelerin kaldırıldığı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanıyan Türk Medeni Kanunu, 17 Şubat 1926'da kabul edildi. Kadınlara siyasetin kapısını aralayan Belediye Yasası, 1930 yılında çıkarıldı. Böylece artık kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazandı. Kadınların en önemli sorunlarından olan doğum izni, ilk kez 1930 yılında düzenlendi. Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü 1933 yılında kuruldu. Kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyaç meclisine seçilme hakları ise 1933 yılında Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak verildi. Kadınlara siyasetin kapısı 1934'te yapılan Anayasa değişikliği ile seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla tam olarak açıldı ve ilk kadın milletvekilleri TBMM'de yerlerini aldı. 8 Şubat 1935'de TBMM 5. Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili, ilk kez Meclis'e girdi. 1936'da yürürlüğe giren İş Kanunu ile kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi. Bir yıl sonra da kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması, ILO sözleşmesi ile yasaklandı. Kadınlara doğum yardımı (analık yardımı) ilk kez 1945 yılında 4772 sayılı yasa ile düzenlendi. Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi ise 1949 yılında çıkarılan yasa ile gerçekleşti. 1950 yılında ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan Mersin'den seçildi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde ana çocuk sağlığı hizmetleri verilmesine 1952 yılında başlanırken, gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımının serbest bırakılmasını ve tıbbi zorunluluk halinde kürtaj hakkı tanınmasını düzenleyen ''Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'' 1965 yılında çıkarıldı. Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan ILO sözleşmesi 1966 yılında onaylandı. İlk kadın bakan Türkan Akyol, 1971 yılında göreve atandı. Yasal değişiklikle, 10 haftaya kadar olan gebeliklerin kürtajla sona erdirilmesi ve gönüllü cerrahi sterilizasyon yöntemlerine izin verilirken, kürtaj için evli kadınlara kocadan izin alma koşulu getirildi. Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini 1985 yılında imzaladı. Sözleşme bir yıl sonra yürürlüğe girdi. 1985 yılında ''5. Beş Yıllık Kalkınma Planı''nda kadın konusu, ilk kez bir sektör olarak yer aldı ve bu konuda politikalar belirlendi. İlk ''Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'', 1989 yılında İstanbul Üniversitesi'nde kuruldu. Bugün üniversiteler bünyesinde kurulan bu merkezlerin sayısı 13'e ulaştı. 1989 yılında kadınlara da kaymakamlık yolu açıldı. İçişleri Bakanlığı, kaymakamlık sınavlarına kadınların da alınacağını açıkladı. Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un 159. maddesi, Anayasa Mahkemesi'nce 1990 tarihinde iptal edildi. Tecavüz mağdurunun hayat kadını olması halinde cezanın indirilmesini öngören Türk Ceza Kanunu'nun 438. maddesi, TBMM tarafından 1990 yılında yürürlükten kaldırıldı. İlk Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi, 14 Nisan 1990 yılında açıldı. Şiddete uğrayan kadınlara ve çocuklara destek hizmeti vermek üzere ilk kadın konukevleri, SHÇEK Genel Müdürlüğü bünyesinde 1990 yılında açılmaya başlandı. 2000 yılı itibariyle bu sayı, yediye yükselirken kapasiteleri 170'e ulaştı. 1990 yılında KHK ile ''Kadının statüsü ve Sorunları Başkanlığı'' kuruldu. Yerel yönetimler özellikle şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmet vermeye başlarken, Türkiye'de ilk kadın sığınma evi, Bakırköy Belediyesi tarafından 1990 yılında açıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kadın vali Lale Aytaman, 1991 yılında Muğla'ya atandı. 1993'te İstanbul Üniversitesi'nde ilk Kadın Araştırmaları Ana Bilim Dalı açıldı ve yüksek lisans programı vermeye başladı. Aynı yıl Kadın Dayanışma Vakfı, Altındağ Belediyesinin desteğiyle kadın danışma merkezi ve kadın sığınma evini açtı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Başbakan koltuğuna ilk kez bir kadın oturdu. Türkiye'nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller, 25 Haziran 1993 tarihinde hükümeti kurdu. Aynı yıl, Halk Bankası, kadınları girişimciliğe özendirmek amacıyla kadınlara özel, düşük faizli kredi uygulaması başlattı. 1994 yılında, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü bünyesinde, şiddete uğrayan kadınlara hukuki ve psikolojik danışmanlık, girişimcilik ve el emeğinin değerlendirilmesi konularında hizmet vermek amacıyla Bilgi Başvuru Bankası (3B) kuruldu. Açtığı kadın danışma merkezi ile şiddete uğrayan kadınlara danışmanlık hizmeti veren ''Mor Çatı'' Kadın Sığınağı Vakfı, 1995 yılında kadın sığınağını açtı. Türkiye, 1995 yılında Türkiye Pekin'de yapılan ve 189 ülkenin katıldığı 4. Dünya Kadın Konferansı'na katılarak taahhütleri çekincesiz olarak kabul etti. 1996 yılında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nce, 4. Dünya Kadın Konferansı'nda kabul edilen eylem planı ve taahhütler çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, gönüllü kadın kuruluşları, siyasal partiler, sendikalar, meslek örgütleri ve basının katılımı sağlanarak ulusal eylem planı hazırlandı. 1997 yılında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 13 il valiliği bünyesinde ''Kadının Statüsü Birimleri'' kuruldu. Kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almakla birlikte, kendi soyadını da kullanabilmesi, 1997 yılında Medeni Kanun'da yapılan değişiklikle sağlandı. Zorunlu temel eğitimi beş yıldan sekiz yıla çıkaran kanun, 1997 yılında yürürlüğe girdi. Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen ''Ailenin Korunmasına Dair Kanun'', 1998'de yürürlüğe girdi. Ankara Barosu Kadın Hukuku Komisyonu tarafından Ankara Adliyesi içinde şiddete uğrayan kadınlara hukuki danışmanlık ve psikolojik destek hizmetleri vermek üzere 1998 yılında Kadın Danışma Merkezi kuruldu. Barolar bünyesindeki Kadın Hakları/Hukuku Komisyonları arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla ''Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonları Ağı (TÜBAKKOM)'' kuruldu.
AKŞİT: ''ÇALIŞMALARIMIZ CUMHURİYETİN SONSUZA KADAR YAŞAMASININ TEMİNATI'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Devlet Bakanı Güldal Akşit, kadın hakları başta olmak üzere yürütmekte oldukları çalışmalarının, cumhuriyetin sonsuza kadar teminatı olacağını ifade etti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Bakan Akşit, kadın örgütleri temsilcileriyle Anıtkabir'i ziyaret etti. Akşit ve beraberindekiler Atatürk'ün kabrine çelenk bıraktı ve saygı duruşunda bulundu. Güldal Akşit, daha sonra Anıtkabir özel defterine şunları yazdı: ''Toplumun aydınlık yüzü olan modernleşmenin ve gelişmenin sembolü kadınlarınızın; yaşamlarının her alanında karşılaştıkları sorunları çözmeye, insanca yaşam sürmelerine katkıda bulunmaya, toplumsal üretime aktif olarak katılmalarına ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarına yönelik olarak, başta eğitim olmak üzere pek çok alanda hükümet olarak yoğun çaba sarf etmekteyiz. Göstermiş olduğun aydınlık yolda yürüyen Türk kadınları, sizi hakkıyla temsil etme, kendisine verilen hakları daha da ileriye götürme azim ve kararlılığı içindedir.''
DİNÇER: ''ÇAĞDAŞLIĞIN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ KADINLARDIR'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - TBMM Başkanvekili Ali Dinçer, bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli göstergesinin kadınlar olduğunu söyledi. Dinçer, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, 1926 yılında hazırlanan Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ile Türkiye'deki kadınların daha çağdaş, eşitlikçi, özgürlükçü, ve aydınlanmacı haklara sahip olduğunu vurgulayan Dinçer, şunları kaydetti: ''Bir ülkenin çağdaşlığının ve gelişmişliğinin en önemli göstergesi kadınlardır. Toplumsal ve siyasal yaşamda sahip oldukları hakları en iyi biçimde kullanan kadınların, ülkenin gelişmesine ve çağdaşlaşmasına en büyük katkıda bulunacağına inanıyorum. Bu anlamlı günde omuz omuza olduğumuzu belirtir, en derin saygılarımı sunarım.''
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Bazı sendikalar ve partiler, yayınladıkları mesajlarla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı. Türk Harb-İş Genel Başkanı Osman Çimen, Türkiye'de kadın işgücünün sadece yüzde 25'ine istihdam imkanı sağlandığını belirterek, bu oranın AB üyesi ülkelerde Türkiye'nin en az iki katı olduğunu kaydetti. Tes-İş Yönetim Kurulu'nun açıklamasında, Türkiye'de kadını zayıf ve ikinci sınıf sayan çağdışı anlayışın, karşısında Mustafa Kemal Atatürk'ü gördüğü belirtildi. Kadınların erkeklerle eşit olduğunu ve onlar olmaksızın çağdaş bir Türkiye'nin kurulamayacağını çok iyi bilen Atatürk'ün, Türk kadınına çağdaş haklarını verdiği kaydedildi. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da, kamu kesiminde kadınların, hele annelerin pek de saygın bir konumda olduklarının söylenemeyeceğini savundu. Gündoğdu, ''Cinsel taciz, düşük ücret, kılık kıyafet ayrımcılığı, doğum izinlerinin gerek doğum öncesi gerek doğum sonrası çok kısa oluşu gibi yığınla sorun, kadınların yaşadığı sorunlar olarak varlığını sürdürmektedir'' dedi. İP Merkez Kadın Bürosu'nun açıklamasında da, ''Yaşadığımız sorunlardan ve nedenlerinden hareketle, bugün tarihsel görevimizi vatan ve Cumhuriyet için yeniden Anadolu kadınları olmak, yeniden müdafaa-i hukuk olarak belirliyoruz'' denildi. Kapatılan DEP'in eski milletvekili Leyla Zana da yayınladığı mesajda, kadın sorununun özünde erkek sorunu olduğunu belirterek, ''Kadın özgürleşmeden erkek, her iki cins özgürleşmeden toplum da özgürleşemez'' dedi.
TÜRK KADININI GÜÇLENDİRME PROJESİ KAPSAMINDA 1594 KİŞİYE KREDİ ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Türk Kadınını Güçlendirme Projesi kapsamında 1594 kişiye 1 milyon 26 bin 451 YTL (1 trilyon 26 milyar 451 milyon lira) kredi verildiği bildirildi. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Başkanı AK Parti Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, yoksulların, işsizlerin, ekonomik ve sosyal ezilmişlerin büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu belirtti. Temmuz 2003'te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyi başlattığını anımsatan Akgül, açıklamasında şunlara yer verdi: ''Diyarbakır'da başarıyla uygulanan mikro kredi projesinde 1594 kişiye 1 milyon 26 bin 451 YTL kredi verilmiştir. Verilen mikro kredilerle kadınlarımız, tarım, hayvancılık, balıkçılık, gıda üretimi, manav, kuaför, dikiş, nakış, el işi gibi birçok alanda kendi işlerini kurmuş ve büyük başarı göstererek kredilerini yüzde 100 oranında geri ödemişlerdir.''
AB'DEN KADINLARIN AYRIMCILIĞA UĞRAMASINA KARŞI MERKEZ KURMA PLANI STRASBOURG (A.A) - 08.03.2005 - Avrupa Komisyonu, 25 üyeli AB'de kadınlarla erkekler arasında yapılan ayrımcılığı gözlemek için bir merkez kurmayı planlıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde açıklanan plana göre, kurulacak AB Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü'nün, politika belirleyenlere araştırma sunacağı ve eşitlik ilkesinin, komisyon tarafından taslak halinde hazırlanan yasada yansıtılması için çalışacağı belirtildi. Avrupa Komisyonu yetkilileri, ''kadınlarla erkekler arasındaki ayrımcılığın, kısa dönemde iş piyasasını sınırlayarak ve uzun dönemde kadınların çocuk sahibi olma konusunda heveslerini kırarak, birliğin durgun ekonomisini canlandırma çabalarını baltaladığını'' düşünüyor. AB İstihdam, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Komisyonu üyesi Vladimir Spidla, Avrupa Parlamentosu'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, ''İş piyasasında kadın erkek eşitliği hedefine sıkı sıkıya tutunmalıyız. Kadınlarla erkeklerin maaşlarındaki farklılık hala çok büyük'' dedi.
BIÇAK: ''AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ HEDEFLERİMİZ ARASINDA'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak, kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve ayrımcılığın önlenmesinin İnsan Hakları Başkanlığı'nın öncelikli hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bıçak, ''8 Mart Dünya Kadınlar Günü'' dolayısıyla yayımlandığı mesajda, herkesin haklarda, fırsatlarda ve sorumlulukta eşit olmasının sağlanması ve her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının İnsan Hakları Başkanlığı'nın temel önceliklerinden olduğunu ifade etti. Bıçak, kadın sorunlarının gözden geçirilmesi, çözüm yollarının araştırılması, eşitliğe ve ayrımcılık yasağına dikkat çekilmesi bakımından önemli bir anlamı bulunduğunu belirttiği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı.
''ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARI ANMA ANITI'' AÇILDI İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - Uluslararası Af Örgütü ve Kadıköy Belediyesi tarafından Kadıköy'deki Kadınlar Birliği Parkı'nda, ''Şiddete maruz kalan kadınları anma anıtı'' açıldı. Açılışta konuşan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Kadın Koordinatörü İlkay Bahçetepe, anıtta dünyanın çeşitli ülkelerinde şiddete maruz kalan kadınların isimlerinin bulunduğunu söyledi. Bahçetepe, şunları kaydetti: ''Alicia, Esperanza, Kavira, Sibongile, Kheda, Elmas, Güldünya, devletin, aile fertlerinin, çetelerin, askerler ve silahlı grupların ellerinde şiddet gören, yaralanan veya ölen yüzbinlerce kadından birkaç tanesi. Ama hala dünyanın dört bir yanında her 3 kadından 1'i, fiziksel ya da duygusal şiddet kurbanı olmaya devam ediyor. Bu anıtın önünden geçen, bu öyküleri okuyan herkesi, seslerini sesimize katmaya davet ediyor, şiddete uğrayan, yaralanan ve ölen kadınların önünde saygıyla eğiliyoruz.''
FELAKET BÖLGELERİNDE KADINLAR DAHA ÇOK TEHDİT ALTINDA BANGKOK (A.A) - 08.03.2005 - Güney Asya'da 26 Aralık'ta meydana gelen deprem ve tsunami felaketine maruz kalan bölgelerdeki kadınların güvenlikleri ve temel haklarının daha çok tehdit altında olduğu bildirildi. Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Bangkok'ta düzenlenen BM toplantısına katılan uzmanlar, ''Felaket bölgelerinde bulunan ülkelerdeki kadın haklarının ihlali konusunda derin kaygı duyduklarını'' belirtti. Uzmanlar, bu bölgelerde kurtarma çalışmalarına katılan görevlilerin, fuhşa sürüklenme gibi çeşitli tehlikeler altında bulunan kadınlara özel bir dikkat sarf etmeleri gerektiği uyarısında bulundu. Tsunami felaketine uğrayan bölgelerdeki kadınların, tehlikeli şartlarda doğum yapma, cinsel taciz ve tecavüz vakalarının artışı gibi riskler altında bulunduğunu kaydetti.
''KADINLARI GERİDE KALAN DEVLETLER ASLA İLERLEYEMEZ'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, resmi nikahın önemine değinerek, ''Kadınları geride kalan devletler asla ilerleyemez'' dedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde panel düzenlendi. Panelde konuşan emekli Anayasa Mahkemesi Başkanı Özden konuşmasına Kadınlar Günü'nü kutlayarak başladı. Kadınları tanrıdan sonraki ikinci yaratıcı olarak nitelendiren Özden, kadınların kafasının dışından çok içine önem verdiklerini anlattı. Kuranıkerim'de türbanla ilgili tek kelime bulunmadığını, gereksiz örtülerin savunulmasını asla kabul edemeyeceklerini belirten Özden, ''Annelerimizin bağladığı temiz ve geleneksel örtüler sıkmabaş şeklinde örtülüyor. Baş örtüsünü siyasal amaç yaparak kendini tutsak duruma düşüren kadınlarımızın uyanmasını istiyoruz'' diye konuştu.
BEŞERLER: ''KADINLARIMIZIN SORUNLARI HALA ÇÖZÜLEMEDİ'' İZMİR (A.A) - 08.03.2005 - ANAP Genel Başkan Yardımcısı Gülgün Beşerler, ''Kadınlarımızın siyasette var olabilmelerinin olmazsa olmaz koşulu kotadır. Bununla ilgili düzenleme, Anayasa ve siyasi partilerin tüzüklerinde ivedilikle geçirilmeli'' dedi. Beşerler, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İzmir'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de kadınların sorunlarının halen çözülemediğini savundu. ''Kadın erkek eşitsizliği, çağdaş bir ülke olabilmenin önündeki en vahim pürüzdür'' diyen Beşerler, hükümetin pozitif ayrımcılıkla ilgili anayasal düzenlemelere gitmediğini savundu.
VALİ GÜLER: ''TOPLUMDA HALA KADINLARA KARŞI ÖNYARGI EGEMEN'' İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - İstanbul Valisi Muammer Güler, ''Toplumumuzun büyük kesiminde hala kadınlara karşı belirli önyargıların egemen olması, kadının aile içi şiddete ve töre cinayetlerine maruz kalması, insan hakları açısından kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar arasında yer almaktadır'' dedi. Vali Güler ve eşi Neval Güler, İstanbul Valiliği'nde ''Dünya Kadınlar Günü'' dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Törende konuşan Muammer Güler, Cumhuriyet aydınlarının kadının kurtuluşu ile toplumun kurtuluşu arasındaki paralelliğe dikkati çektiklerini kaydederek, son yıllarda bu gelişmelerin daha da hız kazandığını vurguladı. Güler, AB'ye uyum sürecinde kadınlara yönelik çıkarılan yasal düzenlemeleri anlatarak, yeni TCK'nın kadın-erkek eşitliğinde önemli bir adım olduğunu bildirdi.
ÖZGÜL: ''ÇETOM'LAR SAYESİNDE 100 BİN KADINA ULAŞILDI'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - GAP İdaresi Başkanı Muammer Yaşar Özgül, GAP Bölgesinde değişik alanlarda kurslar veren Çok Amaçlı Toplum Odak Merkezleri (ÇETOM) sayesinde, bugüne kadar 100 bin kadına ulaşıldığını bildirdi. Özgül, ÇETOM'lar ile bölge kadının 'dört duvar arasından ve evden çıkartılıp' topluma kazandırıldığını söyledi. Özgül, ''ÇETOM'ların yürütme kurulları var. Bu kurullar oradaki kadınlardan oluşuyor. Bu kurullar neye ihtiyaç varsa onu belirliyorlar. Bu konular ana ve çocuk sağlığı konuları, okuma-yazma kursları, el becerilerin geliştirmeye yönelik kurslar, işletmecilik, girişimcilik kursları, girişimcilik kursu alıp kendi işyerini açan kadınlar var'' dedi.
ANKARALI KADINLAR ''RENKLİ'' GÖSTERİLER YAPTI ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Özgür-Der üyesi ve Kadın Platformu Sözcüsü Burçin Çeliker, kadının dişiliğinin ön plana çıkarıldığını, ucuz işçi olarak kullanıldığını ve bir sömürü aracı haline getirildiğini bildirdi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, çeşitli kadın örgütlerinin, Yüksel Caddesi'nde yaptıkları gösterilerle kutlandı. Öğle saatlerinde İnsan Hakları Heykeli önünde toplanmaya başlayan çeşitli örgütlere mensup kadınlar şarkılar söyledi, halay çekti, aşure ve çiçek dağıttı. Grup adına ilk açıklamayı yapan Kadın Platformu Sözcüsü Burçin Çeliker, kadının maruz kaldığı şiddeti kınadıklarını bildirdi. Gündemdeki sorunların sadece kadınların değil, erkeklerin de içinde bulunduğu tüm insanlığın olduğunu ifade eden Çeliker, ''Toplumu doğuran, insanların yarısı olan, çocuklara ilk eğitimi veren kadınlar, etkisiz nesne haline getiriliyor'' dedi.
SEMRA SEZER: ''KADINLARINI ÜRETİME KATMAYAN ÜLKELERİN GELİŞMİŞLİĞİNDEN SÖZ EDEMEYİZ'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in eşi Semra Sezer, kadınların durumunda her yönden gelişme sağlanmadıkça, Türkiye'nin çağdaş ülkeler düzeyine yükselmesinin olanaklı olmadığını söyledi. ''Kadın Emeği Platformu''nun tanıtım toplantısı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in eşi Semra Sezer'in himayesinde gerçekleştirildi. Toplumun tüm bireylerinin üretici gücünden yararlanmayan, kadınlarını üretime ve yönetime katmayan ülkelerin gelişmişliğinden ve geleceğinden söz edilemeyeceğini ifade eden Sezer, demokratik toplumların başarılarının arkasında yatan en önemli nedenlerden birinin, kadınların toplumsal ve ekonomik yaşama katkıları olduğunu vurguladı. Sezer, geri kalmış ülkelerde birçok haktan yoksun bırakılan kadınlara, kamusal yaşamda erkeklerle eşit koşullarda olanak sağlanmadığının bilindiğini dile getirerek, ''Kadınlara eşit hak ve yükümlülüklerin verildiği toplumlarda büyük gelişmeler gözlenmiştir. Bunun en güzel örneklerinden biri, Yüce Atatürk'ün kurduğu, laik, demokratik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'dir'' dedi.
AKŞİT: ''DİLİYORUM Kİ BAŞ MÜZAKERECİ KADIN OLUR'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Devlet Bakanı Güldal Akşit, Türkiye'nin AB sürecini yönetecek başmüzakerecinin ''kadın olması dileğinde'' bulunurken, ''Ama halen erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Bunu unutmamak gerekir'' dedi. Kadınların geniş bir alanda hizmet verdiklerinin bilinmediğini ve bunların kamuoyunda duyurulmadıklarını belirten Akşit, daha etkin politikalar uygulayarak, Türkiye'de kadınların olması gereken noktaya daha iyi taşınması için çalışmalarına sivil toplum örgütleri ile devam edeceğini bildirdi. Sivil toplum hareketi önemine işaret eden Akşit, ''Ben ve milletvekili arkadaşlarım; devletin yasama ve yürütme görevlerini üstlendik götürüyoruz ama gerçek hayatta sizler varsınız. Bizler düzenlemeleri yapıyoruz ama hayata geçiren sizlersiniz. Yeriniz ve konumunuz çok önemli'' diye konuştu.
ŞAHİN: ''GÖSTERİLERE MÜDAHALEDE ÖLÇÜ KAÇIRILDI'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, İstanbul'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan gösterilere polisin müdahalesinde, ''ölçünün kaçırıldığını'' söyledi. TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şahin, ''polisin göstericilerin dağılmasını beklemesi, uyarılara rağmen dağılmamaları durumunda ölçüye kaçırmayacak şekilde dağıtılması gerektiğini'' kaydetti. ''Sanıyorum, İstanbul'daki gösterilere müdahalede biraz ölçünün kaçırıldığı anlaşılıyor'' diyen Şahin, buna benzer görüntüleri batı ülkelerinde, AB üyesi ülkelerde de gördüklerini, bunu, kendilerinin de yadırgadığını ifade ederek, İstanbul'daki gösterinin dağıtılmasında da yadırganan bazı görüntüler olduğunu belirtti. Şahin, ''Bizi şiddetle eleştirenler, kendilerinde meydana gelen bu olayları da göz ardı etmemelidir. Amaç, hataları en aza indirmek olmalı. Bunu büyütmeye gerek olmadığını düşünüyorum'' dedi.
BORRELL: ''ERKEKLERİN DAVRANIŞLARI DEĞİŞMELİ'' STRASBOURG (A.A) - 08.03.2005 - Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell, kadın-erkek eşitliğine ulaşmak için erkeklerin davranışlarının değişmesi gerektiğini söyledi. Borrell, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ''Kadın ve erkek arasındaki eşitlik, erkeklerin davranışları kökten değişmediği sürece gerçek olamaz. Kadınların eşitsizliği kadınların sorunu değil ama kadınlar için bir sorundur'' dedi. Her gün binlerce kadının ayrımcılık kurbanı olduğunu belirten Borrell, ''Kadınlar hala psikolojik, fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalıyor'' diye konuştu. Borrell, AB üyesi ülkelere, kadınlara eşit maaş verilmesi ve yaşamlarını kolaylaştıracak avantajların sağlanması çağrısında bulundu.
KADIKÖY'DE POLİSİN TUTUMU PROTESTO EDİLDİ İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Kadıköy'de düzenlenen etkinlikte, polisin Beyazıt ve Saraçhane'de gösteri yapan gruplara müdahalesi protesto edildi. Kadıköy İskele Meydanı'nda toplanan çeşitli STK üyeleri adına bir basın açıklaması yapan Sema Gün, Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak için 6 Mart'ta Beyazıt ve Saraçhane'de toplanan gruplara polisin hiçbir uyarı yapmadan müdahale ettiğini ve kendisinin de aralarında bulunduğu birçok kişinin yaralandığını öne sürdü. Gün, ''Tüm bu saldırılar, bu tarihsel günleri özüne uygun kutlamamıza ve dayanışma içinde olmamıza engel olamayacaktır'' dedi. Polisin müdahalesi sonucu yaralandıklarını öne süren kadınların da aralarında bulunduğu grup, yapılan basın açıklamasından sonra dağıldı.
KANADOĞLU: ''HAKLARI ERKEKTEN BEKLEYEREK SONUÇ ALAMAZSINIZ'' İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, kadınların siyasete girmesi gerektiğini belirterek, ''Hakları egemen olduğunu söylediğiniz erkekten bekleyerek herhangi bir sonuç alamazsınız. Siyasete girin ve siyaset yoluyla iradenizi egemen erkek topluluğuna kabul ettirecek durumu sağlayın'' dedi. İstanbul Barosu tarafından The Marmara Oteli'nde düzenlenen ''Laik Hukuk ve Kadın Hakları'' konulu panelde konuşan Kanadoğlu, çağdaş ve uygar Türk kadını Türk siyasetine ağırlığını ve damgasını vurduğu anda, Türkiye'de siyasetin yolsuzluklardan, çirkinliklerden, dinin istismarından kurtulacağını söyledi. Erkeklerin de birleşmesi gerektiğini vurgulayan Kanadoğlu, ''Sizin topluluğunuzu gördüğüm zaman biz erkeklerin ne kadar örgütsüz, dağınık olduğunu anlıyorum'' diye konuştu.
1.3 MİLYAR YOKSULUN YÜZDE 70'İ KADIN BRÜKSEL (A.A) - 08.03.2005 - Çalışan kadınların oranının artmasına karşın dünyada yoksulluk içinde yaşayan insanların yüzde 70'inin kadın olduğu bildirildi. Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu (CISL), Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı açıklamada, 2003'te dünyada bir işte çalışan 2.8 milyar insanın 1.1 milyarının (yüzde 39'u) kadın olduğu belirtilerek, bunun şimdiye kadarki en yüksek oran olduğu kaydedildi. Bu gelişimin memnuniyet verici olduğunu belirten CISL, ancak kadınların iş dünyasında sayıları giderek artan engele maruz kaldığını ve en iyi iş ve mevkilerin ''ezici bir çoğunlukla'' erkeklere verildiğini vurguladı.
İHSANOĞLU: ''KALICI BARIŞ KADINLARIN KATKILARININ TAKDİR EDİLMESİNE BAĞLI'' İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, kalıcı barış, refah ve kalkınma sağlanması çabalarının başarısının, insanların yarısını oluşturan kadınların rol, statü ve katkılarının tanınarak takdir edilmesine bağlı olduğunu bildirdi. İhsanoğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamayla tüm dünya kadınlarını ve İKÖ üyesi ülkelerin kadın vatandaşlarını kutladı. Kadınların kendi milletleri ve insanlık için elde ettikleri başarıları öven İhsanoğlu, şunları kaydetti: ''Kalıcı barış, refah ve kalkınma sağlanması çabalarının başarısı, insanlığın yarısını oluşturan kadınların rol, statü ve katkılarının tanınarak takdir edilmesine bağlıdır. İslam dünyasında sosyal ve ekonomik gelişme ve reform çabaları, kadınların hayatlarını iyileştirici plan ve programlar olmadan eksik kalacaktır.
BABACAN: ''DAHA FAZLA KADIN GİRİŞİMCİ SAHNEDE YER ALMALI'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - Devlet Bakanı Ali Babacan, özel sektörün mutlaka daha etkin olması gerektiğini, artık kamunun eliyle, harcamalarıyla büyüme, enflasyon ve parasal genişleme ile büyüme devrinin bittiğini belirterek, ''özellikle, çok daha fazla sayıda kadın girişimcimizin sahnede yer alması gerekiyor'' dedi.
''ŞİDDET ŞEHİDİ KADINLAR'' SERGİSİ AÇILDI İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - ''Dünya Kadınlar Günü'' nedeniyle Şefkat-Der tarafından ''Şiddet Şehidi Kadınlar'' adı altında sergi açıldı. Beyoğlu'ndaki Şefkat-Der Genel Merkezi'nde düzenlenen serginin açılışında konuşan dernek başkanı Hayrettin Bulan, Türkiye'de 2004 yılında şiddete maruz kalarak ölen kadın sayısının 575 olduğunu söyledi. Bulan, cinayetlerin 375'inin aile içinde gerçekleştiğini kaydederek, ''Aile içinde cinayetleri en çok işleyenler kocalar ya da eski eşler olmuştur. Karşılıksız sevgiye tutularak işlenen cinayetlerin sayısı 50'yi geçmiştir'' dedi.
KARAYALÇIN: ''POLİSİN İSTANBUL'DA GÖSTERİLERDEKİ TAVRINI KINIYORUM'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla polisin İstanbul'da yapılan gösterilerdeki tavrını kınadığını bildirdi. Karayalçın, partisinin kadın kollarının Anadolu Kulübü'nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada, kadınlar gününü kutladı. Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in polisin tavrına ilişkin değerlendirmesini yanlış bulduğunu dile getiren Karayalçın, yasa dışı eylemleri onaylamadığını, bunları önlemenin polisin görevi olduğunu, ancak İstanbul'daki eylemde polisin tavrının yasa dışı eylemi önlemekten ziyade ''nefretin ifadesi'' şeklinde görüldüğünü kaydetti.
''GÜVENLİK GÜÇLERİNİN ELLERİNİ KONTROL EDEN HÜKÜMETTİR'' ANKARA (A.A) - 08.03.2005 - CHP İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul'da yapılan gösteri sırasında polisin sert müdahalesini eleştirerek, ''Güvenlik güçlerinin cop indiren ellerini kontrol eden hükümettir'' dedi. Bugünkü hükümetin kadınların sorunlarını çözmekten çok uzak olduğunu iddia eden Okuducu, CHP olarak pozitif ayrımcılığı sağlamaya yönelik bir yasa teklifi vereceklerini belirterek, ''Umarım biber gazı sıkmış olmanın utancını, eşitlik sağlayıcı bir yasayla ortadan kaldırmış oluruz'' diye konuştu.
''DÜNYA KADIN YÜRÜYÜŞÜ'' TAKSİM'DE YAPILDI İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen ''Dünya Kadın Yürüyüşü'', Taksim'de yapıldı. Galatasaray Lisesi'nin önünde toplanan ''İmeceli Kadınlar'', DİSK, KESK, Halkevleri, İHD, Gökkuşağı ve Pir Sultan Abdal Derneği'nin de aralarında bulunduğu 22 sivil toplum kuruluşuna üye yaklaşık 300 kadın, pankart ve dövizler açarak Taksim Meydanı'na yürümek istedi. Çevrede geniş güvenlik önlemi alan ve izinsiz olduğu gerekçesiyle grubun yürümesini istemeyen güvenlik güçleri ile grup temsilcileri arasında yapılan görüşmenin ardından yürüyüşe izin verildi. ''Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Ağı'' yazılı bir pankart ile ''Şiddet kaderimiz değil'' ve ''Cinsel, sınıfsal, ulusal sömürüye son'' yazılı dövizler açan grup, ''Değiştirmek için yürüyoruz'', ''Yaşasın 8 Mart'' ve ''Yaşasın kadın dayanışması'' şeklinde sloganlar atarak Taksim Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti.
SAYLAN, KADIN GÖSTERİCİLERE YÖNELİK ŞİDDETİ KINADI İSTANBUL (A.A) - 08.03.2005 - Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kendilerini ifade etmek isteyen kadınların coplandığını, yerlerde sürüklendiğini belirterek, ''Biz kadınlar, hak etmediğimiz bu şiddeti kınıyoruz'' dedi. Dernek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Yıldız Teknik Üniversitesi'nde ''Soyal Güvenlik Reformu ve Kadının Değişen Yaşamı'' konulu panel düzenledi. Saylan burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni imzaladığını ancak uygulamanın ''doğru dürüst'' olmadığını söyledi. Türkiye'de 6 milyon kadının okuma-yazma bilmediğini, 1 milyona yakın kız çocuğunun zorunlu ilköğretime katılamadığını, kızların berdel ve kuma, namus cinayetlerine kurban gittiğini anlatan Saylan, ''Bu, bütünüyle bizi yönetenlerin, yönlendirenlerin, bizim tepemizde boza pişirenlerin suçudur'' dedi. Beyazıt Meydanı'ndaki gösteride kadınlara uygulanan şiddete de değinen Saylan, şöyle konuştu: ''Bizler, sadece 1 gün dahi olsa 8 Mart'ı kutlarken, hiç olmazsa 1 hafta içinde sokaklarda kendimizi ifade etmek isterken, haklarımızın bilincinde olduğumuzu anlatmaya çalışırken, sere serpe o sokakların bizim de olduğunu, bizim de bu ülkenin yurttaşı olduğumuzu söylemek isterken, bir yandan coplanıyoruz, yerlerde sürükleniyoruz, üzerimize biber gazı dökülüyor. Belki ülkemiz kapalı dört duvar arasında olsaydı, 'kol kırılır yen içinde kalır', 'ayıptır, yapmayın etmeyin' derdik. Ama dünyadaki her şey o kadar herkesin önünde oluyor ki, kaç gündür bütün dünya televizyonları Türkiye Cumhuriyeti'nde kadınların devlet görevlileri tarafından nasıl coplandığını, sürüklendiğini, tekmelendiğini ve tutuklandığını haber olarak veriyor. Biz kadınlar, hak etmediğimiz bu şiddeti kınıyoruz.''
|